YENİ ÖZEL SAVAŞ OYUNLARINA DİKKAT EDELİM
Makaleler / 25 Şubat 2019 Pazartesi Saat 07:02
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Olaylar geliştikçe nasıl dört başı mamur bir özel savaş sistemiyle kuşatılmış olduğumuz gerçeği çok daha iyi açığa çıkıyor.

Olaylar geliştikçe nasıl dört başı mamur bir özel savaş sistemiyle kuşatılmış olduğumuz gerçeği çok daha iyi açığa çıkıyor. Aslında İmralı’daki işkence ve ağır tecrit uygulamaları da bunun bir parçası oluyor. Parça olmaktan da öteye, İmralı işkence ve tecrit sistemi aslında Türkiye ve Kürdistan’da tüm topluma uygulanan yönetim sistemini belirliyor. Dolayısıyla İmralı’daki ağır tecrit ve işkence esas olarak tüm topluma uygulanıyor. İmralı’da ağırlaştırılarak sürdürülen rehine politikası genelde tüm toplum üzerinde yürütülüyor. Toplum, AKP-MHP faşizmi tarafından adeta rehin alınmış ve geleceği ipotek edilmiş bur durumu yaşıyor.

Çok iyi biliyoruz ki, özel savaş demek yalan, aldatma, hile ve oyun demektir. Dolayısıyla gerçeklerden korkanlar ve güçsüz olanlar özel savaşa başvururlar. Yüzlerindeki maske düşmesin ve yalanları ortaya çıkmasın diye sürekli psikolojik savaş uygularlar. Psikolojik savaş, yalan ve hilelerle gerçekleri saptırmak, karşıdakileri sürekli aldatmaya çalışmak demektir. Mayasında yalan, hile ve oyun olduğu için, özel savaş aslında zayıf ve tehlikeli bir savaş türüdür. Tehlikesi şuradan gelir: Eğer yerinde ve zamanında inandırıcı bir tarzda yalan söyleyemez veya hile yapamazsan, o zaman işler tersine döner ve sen yenilirsin. Yani kendini vurmuş olursun. Aynı şey, karşıtların yürüteceği mücadele açısından da geçerlidir. Eğer karşı taraf zamanlı ve güçlü davranarak yalan ve hileleri açığa çıkartırsa, işte o zaman da özel savaş sahibini vurur.

Kürdistan’da gerilla öncülüğünde gelişen özgürlük mücadelesi karşısında TC Devletinin giderek tümüyle bir özel savaş sistemi haline geldiği bilinmektedir. Aslında öncesinde özel savaş uygulamaları zayıf ve sınırlıydı, bazı özel çete örgütlenmeleri tarafından yürütülüyordu. Örneğin İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin “Teşkilatı Mahsusa”sı vardı. Kemalist hareket de bunun kalıntılarını benzer çete örgütlenmeleri biçiminde kullandı. TC Devleti 1952’de NATO’ya girdikten sonra aynı amaçla “Seferberlik Tetkik Kurulu” örgütlendi. Ordu içindeki “Özel Harp Dairesi” tarafından örgütlenip yürütülen bu yapı, daha sonra “Özel Kuvvetler Komutanlığı” olarak kendini örgütledi.

PKK’nin 15 Ağustos 1984 tarihinde gerilla savaşını başlattığı zamana kadar Türk özel savaş örgütlenmesi, esas olarak ayaklanmaya karşı koyma sistemine sahipti. 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinde ve Kıbrıs savaşında Özel Harp Dairesine bağlı kontrgerilla çete örgütlenmesi kullanılmıştı. Ancak 15 Ağustos 1984 tarihinde Kürdistan’da gerilla savaşı başlayınca, buna karşı söz konusu çete örgütlenmesi ve ayaklanmaya karşı koyma sistemi yeterli olmadı. Bunun sonucunda 1985 yılından itibaren “Gayri Nizami Harp” uygulamasını geliştirdiler ve 1987 Temmuz’unda Kürdistan’da “Olağanüstü Hal” ilan ederek bunu örgütlü bir sisteme kavuşturdular. Söz konusu OHAL rejimi tepeden tırnağa bir özel savaş uygulaması oldu ve Kürdistan’da başlatılan bu sistem giderek tüm Türkiye’nin gerçek yönetimi haline geldi. 15 Şubat 1999 komplosundan itibaren ise, söz konusu özel savaş uygulamalarını İmralı işkence ve tecrit sistemi belirler oldu.

İşte 12 Eylül 1980 faşist-askeri darbesi ve 15 Şubat 1999 uluslararası komplosu üzerinde yükselen günümüz AKP-MHP faşist diktatörlüğü, bu temelde şekillenmiş dört başı mamur bir özel savaş rejimidir. Her şeyini özel savaş teorisi ve taktiği temelinde yürütmekte ve böyle bir savaşa dayanarak ayakta kalmaya çalışmaktadır. Gerilla öncülüğündeki Kürdistan özgürlük mücadelesi karşısında ancak topyekûn özel savaş sistemiyle ömrünü uzatabilmektedir. Bu savaşın Türkiye’deki teorisyeni ve kuramcısı Ergenekoncuların başı olan İlker Başbuğ’dur. Söz konusu savaşın ideoloğu ve taktisyeni ise Türk faşizminin başı olan Devlet Bahçeli’dir. Daha önce bu görevi Alpaslan Türkeş yürütüyordu, ölünce aynı görev Devlet Bahçeli’ye yüklendi. Günümüz özel savaşının propagandacısı ve uygulayıcısı ise, yeşil gladyoyu ele geçirmeyi başaran Recep Tayyip Erdoğan’dır. Bugün bu üçlü, ittifak halinde özel savaş uygulamalarını zirveye taşımış durumdadır.

Günümüz Türkiye’sinde yapılanların tümü özel savaş kapsamındadır ve söylenenlerin yüzde doksan dokuzu da gerçek dışıdır. Yani Türkiye ve Kürdistan toplumlarını ve dış kamuoyunu aldatmaya yönelik söylenen yalanlardır. Tayyip Erdoğan ve AKP Yönetiminin medyaya bu kadar önem vermesi ve tümünü tekeline almaya çalışması bunun içindir. Öyle istemektedir ki, yalan ve demogojilerini açığa çıkartıp toplumu bilinçlendirecek hiçbir medya organı kalmasın! Bu nedenle, mevcut AKP-MHP Yönetiminin yaptıklarına ve söylediklerine hep kuşkuyla bakmak ve öncelikle irdeleyip test etmek gerekir. AKP-MHP Yönetiminin özel savaş kapsamındaki yalan, aldatma, hile ve oyunlarına karşı hep uyanık ve dikkatli olmak zorunludur.

Örneğin Kürdistan’daki yaptıkları ve söyledikleri hep özel savaş kapsamındadır. Yani yalan ve hileye dayalıdır. 30 Ekim 2014 tarihli MGK toplantısında kararlaştırılan “Çöktürme Eylem Planı”nda bunlar açıkça yazılıdır. Örneğin savaşta vurulan askerlerin ilanı özel savaşa hizmet edip etmemesine bağlıdır. Eğer ırkçı-şoven milliyetçiliği geliştirecekse ilan edilmekte ve cenaze töreni yapılmakta, yoksa habersiz törensiz gömülmektedir. Özel savaş medyası istediği sayıda gerillanın vurulduğunu yazabilmektedir. Bu konuda gerçeğe bağlılık diye bir derdi ve ölçüsü yoktur. Aslında her şeyde ölçü bu biçimdedir.

Örneğin 12 Ocak günü kardeşi İmralı’ya götürülerek Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüştürülmesi Leyla Güven’e açlık grevini hile ile bıraktırma amaçlıdır. Yine Leyla Güven’in cezaevinden bırakılması da benzer amaçlı olmuştur. Daha sonra da benzer yöntemlere başvurmaya çalışmış, ancak Tecridi Kıralım ve Faşizmi Yıkalım direnişçilerinin duyarlılığı nedeniyle boşa çıkartılmıştır. Fakat AKP-MHP faşizmi benzer özel savaş oyunlarından vazgeçmemiştir. Yeni yeni hile ve oyunlar icat ederek toplumu aldatmaya çalışmaktadır. Bunu herkesin bilmesi ve özel savaşın oyunlarına gelmemek için dikkatli olması gerekir.

Örneğin denmektedir ki, gerilla ailelerini çeşitli yollarla örgütleyerek, aileler aracılığıyla gerillaları kaçırtmaya çalışacaktır. Yine benzer yöntemlerle gençliğin gerillaya katılımını engellemek istemektedir. Zindan direnişçilerinin ailelerini hile ile yönlendirip açlık grevi direnişlerini kırmak isteyecektir. Bu konularda kendisine yardımcı olmaları için KDP ve YNK Yönetimlerini de zorlamaktadır. MİT marifetiyle yaygın bir ajanlaştırma faaliyeti yürütülmekte, geniş bir ajan-ihbarcı ağı örgütlemeye çalışmaktadır. Yalan ve hileye dayanan özel savaş uygulayıcıları belli ki her türlü yönteme başvurur. Bu bir gerçektir. Ancak tüm demokrat ve yurtsever güçlerin ve özellikle de devrimci ailelerinin de bu gerçeği bilerek dikkatli davranması ve hiçbir biçimde özel savaş rejiminin oyun ve hilelerine düşmemesi gerekir. Bu da devrimci ve yurtsever olmanın gereği ve gerçeğidir.

ATAKAN ÇETİN


Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.