Yankee Go Home!
Makaleler / 27 Aralık 2018 Perşembe Saat 07:45
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
ABD Suriye’den askerlerini çekme kararı aldı.

ABD Suriye’den askerlerini çekme kararı aldı. ABD Başkanı Donald Trump’ın söz konusu açıklaması ve kararı kimileri tarafından beklenmedik, süpriz bir durum olarak değerlendiriliyor.

Kuşkusuz herkes durduğu yerden, baktığı açıdan hareketle olay ve olguları değerlendirir, değerlendiriyor.

Bu açıklama ve kararı beklenmedik olarak değerlendirenler arasında olayı objektif bir bakış açısıyla ele alıp yorumlayanlar da vardır, ancak diğer kesim, ki çoğunluğu ifade eder, bu yorumlarında aslında hayal kırıklıklarını dile getiriyorlar.

Bizim böyle ele alamayacağımız, bir emperyalist gücün topraklarımızdan gitmesinden ancak memnuniyet duyacağımız kesindir.

Kendi durduğumuz yerden olayı değerlendirmeden ve tutumumuzu ortaya koymadan önce bu kararı kimi yönleriyle irdelemekte yarar vardır diye düşünüyorum.

Öncelikle sorulması gereken soru; gerçekten de bu kararın politik bir manevra olup olmadığıdır.

Kapitalist modernist sistemin yapısal sorunları nedeniyle kaosu yaşadığı ve bunu 3. Dünya Savaşıyla aşmaya çalıştığı bir süreçte ABD’nin Suriye’den çekilmesi, Ortadoğu’dan da çekilme anlamına gelir.

2 Ağustos 1990’da Birinci Körfez Savaşı (Çöl Fırtınası Harekatı) ile Ortadoğu’ya müdahale eden ve o süreçten beridir bu hamle ve müdahalelerini çeşitli biçimlerde sürdüren ABD, bölgede kendi ekonomik, siyasi, askeri ve diplomatik çıkarlarını esas alarak çeşitli ortaklıklar, ilişkiler ve çelişkiler yaratmıştır.

Hatta denilebilir ki kendi dünya hegemonyasını Ortadoğu’da geliştirdiği politikalara dayandırmaktadır. Bu anlamda Ortadoğu’ya yönelik çeşitli projeler, müdahaleler ve politikalar geliştirmiş, geliştirmektedir.

Tüm bunlar ortadayken ABD’nin Ortadoğu’dan çekileceğini, söz konusu politika ve müdahalelerinden vazgeçeceğini sanmak saflık olur.

Bu açıdan ABD’nin almış olduğu kararın taktik, politik bir manevrayı içerdiği açıktır.

Bu politik manevrada birkaç amaç güdüyor olabilir.

Öncelikle başta Suriye’de olmak üzere, Ortadoğu’da başka güçler de bulunmaktadır ve Rusya ve İran’ın başını çektiği cephe ile ABD arasında çıkar çelişkisi vardır.

Doğrudan Rusya’yı hedefleyemediği için ABD, 5 Kasım’da İran’a karşı ambargo kararını açıkladı ve bu şekilde başta bölgedeki güçler olmak üzere dünya genelinde güçleri kendi cephesine çekmek için açık bir şantaj ve tutum ortaya koydu.

Böylesi bir durumda Suriye’den askerlerini çekeceğini açıklaması ABD’nin Rusya ve İran cephesine karşı bir hamlesi olarak ele alınabilir. Çünkü Suriye’de Rusya ve İran’ın varlığı karşısında içinde bulunduğu zayıf konumu bu politik, taktik manevra ile güçlendirmek istiyor olabilir.

Bunu da rejim ve İran-Rusya cephesinden ciddi rahatsızlık duyan kesimleri kendisine muhtaç hale getirmek, bağımlı hale getirerek kalmasında ısrar etmelerini sağlamak amacıyla yapıyor olabilir. Özellikle de Kuzeydoğu Suriye’de yaşayan başta Kürtler olmak üzere diğer halkları Türkiye tehdidiyle korkutup kendisine bağlamak, uydu bir güç haline getirmek için böyle bir açıklama yapabilir.

Öte yandan Suriye, Irak ve İran fay hattında ABD’nin kendisini güçlü bir şekilde ortaya koyabileceği yer Irak’tır. Suriye’de birkaç yıldır yürüttüğü savaşı bölgesel ve uluslararası kimi güçlere (Türkiye, Suudi Arabistan, BEA, Fransa, İngiltere, İsrail vb.) ihale ederek Irak’a yoğunlaşmayı, burada hakimiyetini güçlendirmeyi ve bir bütün olarak burayı denetimine almayı da amaçlayabilir. Bu şekilde İran ve Suriye arasına çelikten bir bariyer kurarak İran’ı kuşatmayı düşünebilir.

Diğer taraftan Rusya-İran cephesini politik olarak sıkıştırıp hatalar yapmaya zorlamak ve Suriye savaşının yol açtığı yıkımı Suriye, Rusya ve İran’a yüklemeyi de hedefleyebilir. Bu şekilde bölge halkları nezdinde kendisine karşı var olan olumsuz algıları yumuşatmayı, kendisini bir kurtarıcı olarak sunup Ortadoğu politikalarına meşruiyet sağlamayı amaçlayabilir.

Kuşkusuz bu konuda çeşitli senaryo ve tahminlerde bulunmak mümkündür. Ancak ABD’nin başta Suriye olmak üzere Ortadoğu’dan çekilmeyeceği, kimi taktik çekilmeler olsa da bölgede kalmaya devam edeceği açıktır.  

Çünkü Ortadoğu’dan çekilen bir güç dünya hegemonyasını da kaybeden bir güçtür. Bütün bunlar ABD gerçeğiyle bağdaşmayan adımlardır. Dünya siyaset sahnesinde liderlik iddiasıyla hareket eden ABD’nin emperyalist, hegemon amaçlarından vazgeçip köşesine çekileceği düşünülemez.

Aksine ABD’nin yeni saldırılar yapacağını beklemek ve nerede, nasıl bir saldırı yapacağını düşünmek gerekiyor.

ABD’nin açıkladığı çekilme kararını bu açıdan değerlendirmek ve ele almak gerekir.

Amacında özgürlük, demokrasi, eşitlik ve bağımsızlık olanlar açısından ABD’nin Suriye’den çekilme kararı her ne kadar politik, taktik bir manevrayı içeriyorsa da olumlu bir gelişme olarak görülmelidir.

Buna karşı tutumumuz, durduğumuz yer açıktır; yalnız ABD’nin çekilmesi yetmez, topraklarımıza zorla giren, işgal eden, kendi emperyalist çıkarları uğruna yıllardır bölgemizin kan gölüne dönmesine yol açan tüm dış güçlerin, devletlerin de çıkması gerekir.

Başta Suriye’de yaşayan halklar ve devrimci güçler olmak üzere tüm Ortadoğu halkları ve özgürlükçü güçlerinin talebi bu olmalı, ABD’nin geri çekilme kararını diğer güçlere de dayatarak bunu genel bir karar haline getirmek için seferber olunmalıdır.

Suriye’nin kaderine, geleceğini ancak Suriye halkları karar verebilir. Özgürlükçü, bağımsızlıkçı, sosyalist tutum bunu istemeyi gerektirir.

Kuşkusuz bu emperyalist, işgalci güçler Suriye halklarının talebi doğrultusunda gelmedikleri gibi onların git demesiyle de gitmeyecektir. Ancak eğer başta Kuzey Suriye’deki Kürt, Arap, Asuri, Süryani, Ermeni vb. halklar olmak üzere tüm Suriye toplumu güçlü bir yurtsever tutum ortaya koyar ve güçlü bir ittifakı yakalayabilirlerse söz konusu talepleri uluslararası alanda daha fazla etkili olacaktır.

ABD’nin bu açıklama ve kararla amacı ne olursa olsun özgürlükçü güçler ortaya çıkan mevcut durumu iyi değerlendirip güçlü bir çıkış yapabilirler.

Bu işgalci, emperyalist, sömürgeci güçler kendi çıkarları için geldiler ve tüm bölgeyi tahrip etmektedirler.  

Bunların bölgeden gitmeleri veya yürütülecek mücadeleyle gitmek zorunda bırakılmaları halinde halklar lehine, özgürlükçü, alternatif bir seçeneğin yaşam bulma olasılığı daha da güçlenecektir.

Şimdi eğer ABD giderse Türkiye Rojava Devrimi’ne saldırır, çeteler ile birlikte topraklarımızı işgal eder, rejim ve Rusya bizi teslim almaya çalışır, tekrardan BAAS rejimi tüm Suriye’de eskisi gibi hakim olur diyenler çıkıyor.

Buna katılmıyoruz!

Rojava devrimi halkların ve yüzyılın devrimidir.

Rojava Devrimi ABD’ye veya başka bir dış güce dayanarak geliştirilen bir devrim değildir ki onların gitmesiyle tasfiye olsun.

Rojava devrimi kadınlara, gençlere, halklara, inançlara, kültürlere dayanan, gücünü halktan alan ve halk için olan bir devrimdir.

Bugüne kadar nasıl ki Rojava Devrimi’ni halklar korudu, geliştirdi, bundan sonra da halklar koruyup geliştirecektir!

Türkiye saldırabilir, ona bağlı çeteler topraklarımızı işgal etmeye çalışabilir, rejim ve Rusya kirli politikalarla devrimimizi kendisine bağlamayı ve kazanımlarımıza el koymayı isteyebilir. Bu onların gerçekliğini ifade ediyor.

Bir de buna karşı halkların, devrimcilerin, özgürlük ve bağımsızlık uğruna mücadele edenlerin tarihsel gerçekliği vardır; o da Direniştir!

Halklarımız kendine güvenmeli, kendi imkanları ve gücüyle mücadele edip kazanmayı esas almalı, umudu ve çözümü kendisinde arayıp geliştirmeli, kimden gelirse gelsin gelişecek tüm saldırılara karşı Devrimci Halk Savaşı’yla 7’den 70’e kadın, erkek demeden direniş saflarındaki yerini almalıdır.

Böyle bir halkı kimse yenemez!

Yeni ve demokratik Suriye ancak bu şekilde kurulabilir.

Sonuç olarak; ABD, Türkiye ve çeteleri ile Rusya, İran gibi işgalci güçlere vereceğimiz cevap; 1968 gençlik kuşağının emperyalisteler verdiği cevap ile aynıdır: Yankee Go Home!

 

Alîşêr PÎRAN

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

TAGS(ETIKETLER): ABD  Suriye  go  home  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR

ARAMA