Göçmen Kadınların Zorlu Mücadelesi
Araştırmalar / 30 Temmuz 2018 Pazartesi Saat 07:29
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dünya da yaşanan savaş, açlık ve farklı nedenlerden dolayı zorunlu göçler gelişmektedir.

Dünya da yaşanan savaş, açlık ve farklı nedenlerden dolayı zorunlu göçler gelişmektedir. Kadın cinayetleri, tahrik indirimleri, çocuk yaşta evliliği meşrulaştırmaya yönelik resmi ağızların söylemleri, neredeyse ekonomik olumsuzlukları çalışan kadın sayısına bağlayıp “kadınları iş dünyasında erkeklerin yerini kapmakla suçlayan” anlayış, kılık-kıyafet üzerinden tacizin-tecavüzün “hak edildiğini” artık açık açık söylemekten çekinmeyen çarpık zihniyet ve daha onlarca olumsuzluk ortaya çıkmıştır.  Ortaya çıkan bu anlayış doğrultusunda bir de göçmen kadınların yaşamda karşılaştıkları sorunlar daha vahim bir hal almaktadır. Suriye başta olmak üzere göç akınlarının olduğu ülkelerde politikaları belirleyenlerin vekalet savaşına dahil olurken göçmen akını olabileceğini de hesap edip toplumu ve gerekli alt yapıyı hazırlaması gerekirdi. Ancak vekâlet savaşında koz olarak görülen göçmenlerin sayısı kontrolden çıkıp da göçmen akınlarına dönüşünce bu akınların yarattığı etkiler gün geçtikçe daha derinleşmekte ve içinden çıkılamaz bir hal almaktadır. En önemlisi ise göçmen kadınların yaşadıkları sorunları görmeyen ve kadınları bir meta olarak gören eril bir sistemle karşı karşıya oluşumuzdur. Göçmenlikte kadınların diğer mültecilere nazaran daha ağır koşullarla karşı karşıya kalmaları öncelikle onun cinsiyeti ile ilgilidir. Kadın mülteciler özel bir durum yaşar ve kadın olmaları sebebiyle pek çok cinsel, sosyal ve psikolojik sorunla karşılaşır. Bu sorunların başlıcaları cinsel ayrımcılık, cinsel taciz, önyargı sebepli zulüm, geleneklerin zarar verici uygulamaları, cinsel şiddet ve aile içi şiddettir. Göçmen kadınlar, kaçıştan önce; rejim güçleri tarafından taciz edilme, cinsel işkenceye uğrama, toplu tecavüz ve hamile bırakılma, silahlı taraflar tarafından kaçırılma ve rehin tutulma, insan ticaretinin nesnesi olma; sığınma ülkesinde iken rejim güçleri tarafından cinsel saldırıya uğrama, kız çocuklara cinsel tacizde bulunulması, aile içi şiddete maruz kalma, cinsel ilişkiye zorlanma, yasal statü beklerken cinsel tacizle karşılaşma sorunlarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Karşılaştığı sorunlarla tek başına mücadele etmesi gereken kadın, ulusal ve uluslararası örgütlerce de yalnızlaştırılmaktadır. Bugüne değin göçmen kadın sorunlarına odaklanan, sorunları daha oluşmadan engellemeyi hedefleyen ciddi bir topluluk veya toplantıdan söz etmek de mümkün görünmemektedir. Kadınlara yönelik şiddetin had safhada olması ve devletlerin çoğunun bu konuda duyarsız kalması, gerekli politikayı üretmekten aciz kalması, savaş ve şiddet olayları dünyadaki kadın mülteci sayısının fazla olmasının önemli bir nedenidir.  Verilene Verilere baktığımızda ise göçmen kadın sayısının erkeklerden fazla olduğunu görmekteyiz. Uluslararası göçmenlerin 2017 yılı itibariyle yüzde 48,4'ünün kadın olduğu, kadın göçmenlerin Afrika ve Asya dışında tüm bölgelerde erkeklerden fazla olduğu belirtildi.

Rakamlarla Kadın Mültecilerin Durumu

Mültecilerin genel olarak mülteci olmaktan kaynaklı yaşadığı sorunların yanı sıra mülteci kadınlar göç ettikleri ülkelerde daha özel sorunlar da yaşıyor.

Türkiye Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü’nün 2016 yılında yaptığı ‘Mültecilerin Sağlık Durumu’ araştırması verilerine göre; 
- Suriyeli kadın mültecilerin yüzde 18,4’ü hiç eğitim almamış. Bu oran da Suriyeli kadın mültecilerin yaklaşık beşte birine karşılık geliyor. Kadınların yüzde 16,1’i ilkokulu terk etmiş ve kadınların sadece yüzde 33’ü ilkokuldan mezun olmuş. 
- Suriyeli mülteci kadınların yüzde 8,4’ü hiç evlenmemiş, binde 7’si boşanmış ve yüzde 9’u eşlerini savaşta kaybetmiş. 
- Suriyeli mülteci kadınların yüzde 84,4 evde çalışıyor. Yüzde 4,9’u işçi olarak çalışıyor, yüzde 3,5’i ise işsiz. Çalışmaya katılan 300 kadının yüzde 81,3’ünün ilk evlilik yaşı 25 yaş ve altı. Kadınların yüzde 42,7’si 5 ve üzeri çocuğa sahip. Kadınların yüzde 11,3’ü ise istemli düşük yapmış. 
- Türkiye’de barınan Suriyeli kadınların, 2016 yılı sonuna kadar 184 bin 390 kez doğum yaptığı kaydediliyor.

Göç Yolunda Kadınlar Neler Yaşıyor?

Mülteciler için ülkelerinde zorlu koşullardan kurtulup yaşama yeniden tutunabilmek çoğu zaman uzun ve zorlu bir yolculuk gerektiriyor. Bu zorluklar kadın ve kız çocukları için özel durumlar barındırıyor. Göç etmek zorunda kalan kadınlar geçiş yollarında, gittikleri ülkelerde ve kaldıkları yerlerde bin bir sorunla karşı karşıya kalmaktadır.

 Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, göç sürecinde yaşanan bazı sorunları şöyle sıralıyor: 

- Mülteci kız çocukları ve kadınlar ülkelerinden kaçışları, öncesi ve esnasında, sığınma ülkesinde fiziksel ve cinsel saldırı ve istismara, 
- Eşlerinin istismarı ve terk etmesine, 
- Silahlı çatışmaya ve zorla askere alınmaya, 
- Cinsel sömürü ve fuhşa, 
- Toplu tecavüz ve hamile bırakılmaya, 
- Sınırdan geçişler sırasında çeteler ya da sınır görevlileri tarafından cinsel saldırıya, 
- Geri dönüşlerinden sonra fiziksel ve cinsel saldırı ve istismara, 
- İnsan tacirleri, köle ticareti yapanlar tarafından yakalanma tehlikesine, 
- Geri dönüşlerde bir çeşit ceza olarak cinsel tacize, 
- Yasal statüyü düzene sokmak için cinsel zorbalığa, 
- Kişi olarak tanınmamaya, 
- Karar alma süreçlerinin dışında bırakılmaya 
- Kaynaklara erişiminin engellenmesi gibi durumlara sıklıkla maruz kalabiliyor.

Bütün bunlara maruz kalan kadınlar toplumlar ve ülkeler tarafından görülmemekle birlikte kadın kimliğinden kaynaklı ikinci ve üçüncü kez düşürülmeye çalıştırılmaktadır. Kapitalist sistemin kadınları düşürme politikaları büyük bir hızla ilerlemekte ve derinleşmektedir. Ülkelere baktığımızda göçmen kadınların sistemin eliyle nasıl bir yaşama sürüklendiğine baktığımızda daha anlaşılır olacaktır.

Türkiye’de Göçmen Kadınlar Genelevlere gönderiliyor

Türkiye’de göçmen kadınlar sistemli bir şekilde düşürülerek yaşadıkları kamplarda taciz, tecavüz, para karşılığı evlendirme, kadın ticareti, yaşadıkları yerlere yakın olan genelevlere gönderilmekte. Suriye’de yaşanan savaştan kaçıp Türkiye’ye sığınan göçmen kadınlar yaşadıkları sorunlar karşısında çaresiz bırakılarak fuhuşa sürüklenmektedir. AFAD’a bağlı sığınmacı kampında kalan, Suriye’deki savaştan Türkiye’ye sığınan gerçek ismi Necma olan Türkiye’de ismini değiştirip Yıldız yapan 28 yaşındaki genç bir kadının anlattığına baktığımızda sistemin eliyle nasıl düşürüldüğü daha anlaşılır olacaktır. Necma 28 yaşında 8 yaşında bir erkek çocuk annesi.  Necma, çocuğunu iki yıldır göremediğini, çünkü onun savaşmak için Suriye’de kalan kocasının yanında olduğunu söylüyor. Suriye’ye bombalar düştüğünden beri Türkiye’de tutunmaya çalışıyor. Suriye, Şam’daki normal yaşamından Gaziantep’teki pavyona uzanan hikâyesini sanki kendisi yaşamamış gibi anlatmaya çalışıyor: “Savaş çıkınca buraya kaçtım. Kampta da kaldım sokakta da kaldım” diyor. Necma, Kendisine Gaziantep’in “görece pahalı bir yeri olan” İbrahimli ’mahallesinde ev tutulduğunu anlatıyor. Daha sonra Gaziantep’te bir pavyonda çalışmaya başladığını söylüyor. Burada özellikle borçlandırıldığını ve borçlarını ödeyene kadar çalışmak zorunda olduğunu her defasında dile getiriyor. Necma binlerce göçmen kadının özellikle bu yola düşürüldüğünü özellikle altını çiziyor.

Türkiye’de İmam nikâhı kılıfıyla kadın satılıyor

AFAD’ın son verilerine göre Türkiye’deki 22 geçici barınma merkezinde, yaklaşık 220 binin üzerinde sığınmacı yaşıyor. Bu insanların 107 bini kadınlardan oluşurken, 18 yaş üstü kadın sığınmacı sayısının 50 bini aştığı kaydediliyor. AFAD bu verileri kalmakla yetiniyor. Çünkü AFAD kamplarda yaşanan sorunları görmemezlikten gelmekte ve kadınları farklı farklı sorunlara itmektedir.  AFAD’a bağlı Gaziantep’teki Karkamış çadır kentin de 8 bin sığınmacı yaşamaktadır. Burada İmam nikâhı adı altında kadın satışı yapılmaktadır. Karkamış kampında “dayı başı” olarak da adlandırılabilecek 31 muhtar bulunuyor. Bu muhtarlar kadınlara iş bulup gönderiyor. Buradaki Kamp muhtarı şunları anlatıyor, “Kamptan Suriyeli bir kadın almak isteyenler oluyor. Önce tanışmak lazım… İdareden kâğıt alıp içeriye girebiliyorlar. Böylece kadına bakıyor, tanışıyorlar. Sonrasında isterlerse onunla evleniyorlar” diyor. İşin özüne bakıldığında ise bu kadınlar nikâh adı altında satıldığı anlaşılmaktadır. Muhtar, “Evlilik yaşı 15- 50 arasıdır. 5 bin TL karşılığında kadının kökünü alırsın. Daha da aşağı olur tabii. Pazarlığa açıktır. Babası para istemez. ‘Kızım kendini kurtardı’ diye düşünür. Bu para, aracılar arasında pay edilen bahşiş, rüşvettir. Kadına yüzük, bilezik gibi ziynet eşyaları takılır” diyor.

Türkiye’deki Yaşları 15 olan göçmen kadınlar pazarlanıyor

Türkiye’de 15 yaşındaki göçmen kadınları bile pazarlıyorlar. Bu yapılırken bile kadınların rızası var! Garibanları torpillerle, jestlerle kandırıyorlar. Para ve malla gözlerini boyuyorlar. Kamptan götürülen kadınların kimisi üç beş ay sonra geri bırakılıyor. Kendilerine verilen paralar ve takılar da geri alınıyor. Kimse buna ses çıkaramıyor. Özellikle kadınların pazarlanması devletin eliyle sistemli bir şekilde yürütülmektedir. Türkiye’de olduğu gibi Avrupa ülkelerinde göçmen kamplarında kalan kadınların yaşadıkları sorunlar aynıdır. Avrupa ülkelerinde göçmen kadınların sorunlarına ilişkin herhangi bir çalışma olmadığı ortadır.

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke

TAGS(ETIKETLER): gocmen  kadinlar  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.