Hewler Ve Bir Utopyanın Ölümü/1
Dizi Yazı / 12 Ocak 2018 Cuma Saat 09:39
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Düşman orduları tarafında kuşatıldığında, Napolyon ’Paris düşerse ben yaşayamam diyerek, hayatını, geleceğini bu şehrin geleceği ile özdeşleştirmişti

Faşist çete sürüleri Kobani’yi kuşattığında Kürdistan halkı yediden-yetmişe ayağa kalkarak eşine ender rastlanan bir direnişle şehri savunmuş, korumuştu. Benzer bir durum Stalingrad vb. örneklerde de yaşanmıştı. Bu nedenle şehirler barındırdıkları insan toplulukları, onların ilişki-çelişkileri, kimlik, kültür, inançları ve kavgalarıyla anlam kazanırlar. Kurulduktan sonra bu parametrelerle kimlik edinirler. Halkların özellikleri, kentlerin oluşum, gelişim ve mimarisine kazınırlar. Barış şehri, direniş şehri, ticaret şehri, liman şehri gibi tanımlar bunun sonucu gelişir. Özcesi şehirler halklardan, onların gelişmişlik düzeyinde ve yaşam tarzından bağımsız olamaz. Hem bunların sonucu, hemde etkileyeni olarak inşa edilirler. Kürdistan şehirleri, özelde ise Hewler bu gelişim diyalektiğinden bağımsız değildir. Bu şehir bağrındaki toplumun kültürel kodlarının, gelişmişlik düzeyinin yansıması, aynı zamanda mekânıdır. Bir gecikmiş milliyetçiliğin, mazlum bir halkın vatan özlemlerini sömürerek iktidarlaşmasının ve karikatür tarzda devletleşmesinin başkentine dönüşmesinin adıdır. Kürdistan haklının yüzlerce yıllık özgür bir vatan ütopyasının hem ilk kez ete-kemiğe bürünmesi, somutluk kazanması, hemde bu merkeze dayanarak gelişen bu yönlü tüm umutların dirhem-dirhem eriyip ölüme doğru yol aldığı şehirdir. Hewler geniş bir ovalık alan üzerinde kurulmuştur. Yazın 55-56 dereceleri bulan boğucu sıcakları, kışın keskin dondurucu ayaz takip etmektedir. Kar çok nadiren yağmaktadır. Kent ve çevresi sonbahar ve ilkbaharda bol yağmur almaktadır. Adeta ağaç ve ormandan arındırılmış şehrin çevresi tarım alanı olarak kullanılmaktadır. Şehir başlangıçta yatay tarzdaki yapılarla inşa edilmiş. Bu nedenle iki katlı villa tarzı bahçeli evlerle oldukça geniş bir alana yayılmıştır. Beli başlı yerler bir plan dahilinde inşa edilse de genel olarak şehre damgasını vuran gelişi-güzel inşa edilmiş yapılardır. Merkezdeki Sami Abdurrahman parkı gibi istisnalar dışında ağaçlı ve yeşil alanlar son derece sınırlıdır. Şehrin su sorunu çevredeki nehirlerde karşılanmaktadır. Hewlerin hemen alt tarafında Dıbega isimli alan petrol sahasıdır. Burada 40-45 civarında petrol kuyusu bulunmaktadır. Günlük olarak burada üretilen petrol doğru değerlendirilirse bir değil, bir kaç şehrin petrol ihtiyacını karşılayacak kapasitededir. Bu anlamda Petrol denizinde yüzen, dünyanın en ucuz elde edilen, en kaliteli doğal gazına sahip memlekete elektrik sorunu olması nasıl bir tablonun olduğunu da göstermektedir. Elektrik sorunu burada yaşayanlar için bir ıstıraptır. Bir kahır, bir hayatı çekilmez kılandır. Şehre günde ancak 8-10 saat elektrik verilmektedir. Özelikle yazın cehennem sıcağında elektriğin olmaması hayatı bir işkenceye çevirmektedir. İnsanlar 55,56 derece sıcakta kavrulmaktadır. Elektrik-klima olmaksızın hayat imkânsız hale gelmektedir. Bu nedenle zenginlerin oturduğu siteler kendilerine büyük jeneratörler alarak bu sorunun üstesinden gelmişler.  Yoksular ise kendi evine yetecek büyüklükteki jeneratörlerle sorunu çözme yoluna gitmişler. Bu yolla elde edilen elektrik ise çoğu zaman elektronik malzemelerin yanmasına, birçok cihazın çalışmamasına neden olmaktadır. Eğreti tarzda da olsa böyle elde edilen elektrik bunların dışında da birçok sorunu tetiklemektedir. Aynı anda her yerde çalışan jeneratörlerin yaratığı gürültü kirliliğini, çevreye yaydıkları koku ve ısı kenti yaşanamaz hale getirmektedir. Milyonu aşan nüfus Kürtler, Araplar, az sayıda da olsa Türkmen ve Asur’u- Süryanilerden oluşmaktadır. Şehirde Müslüman, Hırıstıyan, Ezidi vb. inanç grupları ile birçok cemaat ve tarikat varlığını sürdürmektedir. Hizmet sektöründe çalıştırılmak üzere kente getirilen Filipinli, Endonezyalı, Vietnamlı vb. Asya ülke vatandaşlarının çalışma ve yaşam koşuları yürek burkan tarzda olsa da varlıkları kente renk katmaktadır.

Hewler son 20 yılık süreçte şaşırtıcı ve çarpıcı bir değişim yaşamıştır. 20 yıl önceki resimlere-görüntülere bakan biri asla bu günkü Hewleri tanıyamaz. Şehir baştan-sona kadar değişime uğramıştır. 25-30 yıl önce Saddam generalleri, polis ve istiparat şeflerinin oturduğu ayrıcalıklı semtler ve mekânlar ortadan kaldırılmamış, el değiştirmişler. Baasçıların oluşturduğu elitin şatafatlı ve ayrıcalıklı yaşamın yerini Barzani ailesi ve onların hizmetkârları almıştır. Bu durum zincirleme bir tarzda her alana yansımıştır. Kentin kendisi, barındırdığı kimlikler, kültürler, duygu, düşünceler birçok yönüyle farklılaşmaya başlamıştır. Değişim yasası mutlak anlamda ileriye, iyi, güzel, olana doğru işleyen bir seyir izlemediği gibi, buradaki değişimde iyi olmamıştır. Katı olan her şey aşılır demişti bir yazar. Burada katı olanda-olmayanda aşılmaya başlamıştır. Kimi değerler içeriğinden boşalırken, bazı kavramlar anlamsızlaşmıştır. Molla Mustafa’nın yılara yayılan mücadelesi, yurtseverlik sembolü Leyla Qasım’ın, Ali Askeri ve binlerce isimsiz kahramanın canları, kanları ile içerik kazandırdıkları değerler solmuş, tanımlanamaz hale gelmiştir. Yurtseverlik, ülke, özgürlük gibi kavramlar çoktan tedavülden kalkmışlar. Nüfus oranı, mimari yapısı, yolları vb. ile kent tamamen değişime uğramıştır. Şehirde peş-peşe yükselen gökdelenler, kenti kuşatan beton yığını ucube villa kentler, geniş bulvarlar ve mantar gibi her yerde biten büyük alış-veriş merkezleri ile çakma bir Dubai ortaya çıkarak kentin eski kimliğini, ruhunu önemli oranda yok etmiştir. Geçmişin köy tarzı geliş güzel inşa edilmiş şehrin merkezi ortadan kaldırılırken, yerine geleceğe uzanacak plan, proje, mimari zarafet ve estetikten yoksun ucube yapılar silsilesi inşa edilmiştir. İktidarda olanın aklına geldiği gibi bina diktiği, şehir planı, estetik, mimarinin yerini yetkinin ve adamını bulmanın aldığı, iktidarda olanın ve onlara yakın durmanın yasa-kanun haline geldiği bu zeminde zamanla 1980’lerin İstanbul-Topkapı semtini andıran bir ucube ortaya çıkmıştır. Bu durumu daha çarpık kılan ise merkez ile çevre arasındaki karşıtlıktır. Merkezde gökdelen ve plazalar yükselirken, ışıl-ışıl ışık saçan şatafatlı vitrinler yayılırken, çevre halen tek katlı, dokunsan yıkılacak gibi durun eğreti mekânlar ve teneke evlerden oluşmaktadır. Yan-yana yükselen, iç-içe yer alan eğreti yapılar, teneke evler ile gökdelenler, plazalar ve milyon dolarlık evler aynı zamanda şehirdeki sosyal uçurumunda yansımasıdır.

Can Toprak

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

 

 

 


Parveke

TAGS(ETIKETLER): Hewler  Ve  Bir  Utopyanin  Olumu1  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.