Gidiciliği kesinleşen AKP'nin son oyunu: ‘Anayasa Referandumu’
Okuyucudan / 18 Şubat 2017 Cumartesi Saat 13:22
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Çok tuhaf, hatta insan da bazen akıl tutulması ve mantığın iflas ettiği anlar oluyor ki, bu kadarına da pes doğrusu deyip, bu kadar inat etmek ne diye sormamak içten bile değil

Kürdistan'ı işgal ederek, Kürdü inkar edip, dilini yasak ederek ellerine ne geçtiğine dair, derin düşüncelere kapılarak  (laftan anlamayanlara) artık hiç bir söz bile sarf etmenin hiç gereği olmadığını söylenip duruyorsun. Bir süre sonra tekrar düşünüyorsun! hani belki daha sonra  "anlarlar" diye bu defa beynini çok zorluyorsun, his ve duygularınla hassasiyetle davranıyorsun, adeta kelimelerden yağ çıkartarak sade bir şekilde sayfalarca yazı yazıyorsun, sonra  tüm dediklerimizin, söylediklerimizin, yazıp çizdiklerimizin, bir bütünüyle anlaşılır diye beklemeye giriyorsun.

Ve daha sonra-sonra diyerek geçen zaman diliminde asıl değişmesi gerekenler değişmediğini görüyorsun, fakat kendin çok değiştiğini farkına vararak, asırlardır bizler nasıl bu şartlar altında yaşadığımıza anlam veremeyerek, yine düşünce deryaların dalgalarına kapılıp gidiyorsun.

Yani bir nevi Digotin: "Pîrê nemre bihar tê" meselesi gibi. Nafile.

Asırlardır "genetik" yapıları itibari ile her ne kadar değişime uğramamış oldukları görünse de, özünde değişimlerini göstermemeye çalışıyor olsalar da, Türkiye artık eski Türkiye olmayacağını herkes çok iyi görüyor ve mutlak değişime uğrayacağına da kanaat getiriyor.

Hani her defasında kamaralar karşısında, miting alanlarında halka nutuk atıp yol ve köprülerden söz ediyorlar ya; işte özünde köprü altında nice sular geçtiği herkes tarafından da çok iyi görünüyor.

Bunun açık bir ispatı olan:

Artık yazboz tahtasına dönüşen "KHK" yasaları oluşturarak, aslında içine girmiş oldukları girdaptan bir çıkış yolunu bulma arayışları ve panik bir ruh haline kapıldıkları rahatlıkla görülmektedir.

Şimdi çıkara dayalı bir fraksiyon içerisinde biat etme anlayışı hakim olan bir teşkilatın ömrü uzun değildir. Ve bu çıkar-rantçı teşkilatta yer alanların arasında da öyle sanıldığı gibi davalarına sadık ve itibarlıda değillerdir. Çünkü çıkarlar, bir süreye kadar var olabilir, zamanla çıkarlar farklı fraksiyonların frenkansları ters düşüp birbirine karıştığında, işler artık eskisi yürümez hale geldiğinde, teşkilat içerisinde bir telaş kaplar, dağılma korkusu ile herkes kendisine göre kaçış bir yol bulmaya çalışır.

Dolayısıyla,  AKP için zaman daralıp sürüp giderken, şu hususa dikkat etmek gerekiyor: Hani madem "gidici olanlara" boş yere tutunarak kendilerinden bugüne kadar Hayır gelmez medetlerine takılıp kalmak ne diye? 

Zihniyetleri her ne kadar birçok kuralları tanımama olgusu olsa da, felsefenin kuralını değiştiremezler. Değişimi değiştiren değişim kuralı, benim ben deyip nara atan değişmezcileri öyle güzel değiştiriyor ki, bilesiniz!

Asırlar önceki ham hayallerine kapılarak Türkiye'yi uçurumun eşiğine getirdiler. Kah Avrupalıyız deyip hava atacaksın, kah Asyalıyız deyip şantaja kalkacaksın. Zaten kendi özüne güven duyulmayan yönetim ve yöneticilerin siyasette kalma ömürleri uzun değildir.

Bu hususta düşündürücü iki husus var: Biri Kürdün geçen bir asır zaman dilimi içerisinde (dönem-dönem duraklamalar yaşanmış olsa da) hep kendilerini değişime uğratma konusunda çaba göstermişlerdir. Diğer taraftan kendilerini Kürdün inkarı üzerinden yaşatarak, adeta Kürdistan ve Anadolu coğrafyasına palazlandırıp "değişmemekte ayak direterek"  bağnazcılık kafatasçılıkla hep böyle kalacaklarını sanan zihniyet sahipleri, emin olun ki yanılıp çok büyük kaybedecekler.

Bu yüzden Anadolu halkları AKP'nin ham hayal "vaat ve nutuklarına" fazla kanmamaları, girmiş oldukları gaflet uykusundan biran evvel uyanmaları, Türkiye'ye çok büyük kaybettiren AKP'nin, bugüne kadar kimlerle ne diye ittifak kurup kirli işlere bulaştığını "tek-tek" sorgulamalıdır.

DAİŞ çetelerine direk olarak her türlü destek vererek Suriye ve Rojava'da masum insanların katletmesinde rol alıp bizzat yer aldı. Koskoca bir ülkenin yıkımına sebep oldu. Ve şimdi de dünde yaptıkları yanlış politikaları yüzünden büyük hatalarını (tükürdüğünü yalayarak) telafi etme çabası içerisine girmiş olanlarla memleket yönetilemez.

Şimdi çok iyi anlaşılıyor artık:

AKP Kürdistan ve Türkiye'ye 15 yıl içerisinde telafisi mümkün olmayan tahribatları gerçekleştirdi. Ve bu şekilde Türkiye'ye çok büyük kaybettir(iyor)di. Halklar bu hakikati dile getirip AKP ve Saray'a karşı asla sessiz kalmamalı ve tepkilerini göstererek hesap sormaları gerekiyor.

Şunu açık bir dille ifade edelim!

Kürt sorunu yaratan Kürtler değildir. Kürdistan'ı işgal eden, Kürdü inkar edip sömürgeleştiren işgalci güçlerin sorunudur. Ve bu sorun -ki en doğal olan evrensel haklarına kavuşmayan Kürtler amaçlarına ulaşana kadar ister kıyamete kadar sürse de özgürlük mücadelesinden asla vazgeçmeyecektir.

Kürde yaşam hakkı tanımayarak işkence edip zindanlara tıkatarak yıllarca, zalimce özgür Tutsaklar üzerinde her türlü insanlık dışı uygulamaları reva göreceksin.

"Kadın, çoluk çocuk demeden" masum insanları katledeceksin.

Özgürlükçü, demokrasi yanlısı olanları ihanetle suçlayıp tartaklayarak hapse atacaksın.

Kendilerine muhalif gördükleri olanları hemen yaka-paça alıp tutuklayacaksın.

Yandaşların da iş başına getirip, emekçilere yol gösterip işten atacaksın.

Sonra uyduruk "15 Temmuz Fetullahçı askeri darbe girişimi" mana edip "tekçi, diktatöryal rejimi" sağlamak için meşruiyeti kalmamış Mecliste "KHK" lerle yasaları çıkartarak uyduruk bir anayasa ile "Türki başkanlık sistemini" getireceksin.

Anadolu ve Kürdistanlı halklarda tüm olup bitene karşı seyirci kalsın, istiyorsunuz. Ne  ala değil mi?

***

Yürütülen yanlış iç ve dış politikalar yüzünden, pahalılaşan ve çekilemez hale getirtilen hayattan tat alamayan insanlara cinnet geçirteceksin, intihar etmelerine sebep olacaksın, üstelik hiç bir şey olmamış gibi nutuklarınızı atmaya devam edeceksiniz öyle mi?

Ekonomi (DAİŞ petrol boru yol hatları kesilerek) dibe vurmuş. 

Dolar-Euro çıldırmış! Türk Lirası değer kaybetmiş sanki AKP'nin umurunda mı?

İç ve dışta güven duyulmamış bir konuma gelmiş AKP tüm Türkiye kaybettirmeye devam ediyor.  Fabrikalar, AVM'Ler, holdingler iflas edip kapanıyor. Turizm sektörü büyük bir darbe aldı, kumdan kalelerini yıkmakla meşgul olan esnaflarda kan ağlıyor.

Oysa:

Son 15 yıla yakın zaman içerisinde "Türkiye'yi değiştireceğiz"  iddiasıyla iktidara "gelenlerin"  (yol-köprü) inşa icraatları ile köy, ilçe, illerde parsel-parsel arazileri kimlere hangi güçlere (ne karşılığında?) peşkeş ettiklerini, "Kentsel dönüşüm" adı altında (beton kafa ile) tüm Kürdistan ve Türkiye'yi betonarme ormanına dönüştürmek için, inanılmaz doğa tahribatı oluşturmalarına karşın, halkların bugüne kadar sessiz kalmış olmaları doğrusu kaygı verici olduğu kadar da düşündürücüdür!

Mevcut Türkiye'yi (sözde) yöneten Hükümetin yaptıkları icraatları sadece çalıp çırpmaktır, söylediklerini inkar eden zihniyettir, yalancıdır, yalakacıdır, onur kırıcıdır, ahlaksızdır, sadece çıkarlarını düşünerek doğayı yakıp yıkarak rantçı ve talancıdır, virancıdır, diri diri insanları yakan katliamcıdır.

Türkiye'de dünyanın en büyük yol ve köprülerini yapsalar ne yazar?

Yaptıkları otoban yollarında "yollarını nasıl bulduklarını" kim ne kadar biliyor? Yaptıkları (çürük asfaltlı) yollarda her gün katliam gibi trafik kazalarda insanların hayatlarını kaybetmeye sebep oluyorlar, var olan köprülerin altına her gün "dinamit" yerleştirip halklar arasında uçurumların oluşturmasına sebep olmaktan başka ne yapıyorlar?

Tüm bu olup bitenler hakkında halkları bilgilendirmek, aydınlatmak ve gerçekleri sunmak konusunda, olabilir ki bugüne dek yazılanlar, söylenilenler, konuşulanlar, çizilenler yeterli derecede olmamış ve anlaşılır ölçüde yansıtılamamış, belki istenilen düzeye erişememişliği olmuş olsa da, özünde halkın pek çok nokta ve konularda artık gerçeklikleri çok iyi görüyor ve çok da yolları kat ettikleri gerçekliği de göz ardı da etmemek gerekiyor.

Peki, yeterli mi? Kuşkusuz yeterli değildir, çünkü halkın önüne zorla "tekçi diktatöryal bir anayasa"yı (binbir hile-hurdayla) düzenlemeye çalıştıkları uyduruk bir referandumla istedikleri (gerici-tekçi) düzeni kurmak istemeleri, aslında halkların göstereceği Hayır oyu ile kesin ve netice alacak tepkilerini göstermeleri gerekiyor!

Gerekiyor çünkü "dün-dündü" ama bugün dünkü gibi olamayacağını  (Kürtler, Türkler, Ermeniler, Asuriler, Lazlar, Çerkezler, Araplar, Arnavutlar, Gürcüler, Boşnaklar, Bulgarlar, Rumlar, Azeriler velhasıl bilcümle millet) artık çok iyi biliyoruz ve görüyoruz diyorlar!

Türkiye ve Kürdistan'ı güçlü kılacak çoğulculuk realitesidir. Rengarenk güllerle bir mozaik bahçesidir. Özgürlük ve demokrasi diyarına dönüştürmekle Türkiye güçlenecektir. Aksi yönde her türlü tekçilik bağnazlık kafatasçılıkla hareket edildikçe Türkiye paramparça olmaya mahkum olacaktır.

Menaf Arslan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): Gidiciligi  kesinlesen  AKPnin  son  oyunu  Anayasa  Referandumu    

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.