Demokrasi kavramına giriş
Makaleler / 28 Ocak 2017 Cumartesi Saat 07:35
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kavram olarak demokrasi Yunanca halk yönetimi anlamına gelmektedir. Batı merkezli tarih anlayışının bir sonucu olarak evrensel tarihin Yunan – Grek uygarlığıyla başlatılmasından dolayı demokrasi gibi birçok kavramın kökenine bu uygarlığın oturtulduğunu görmekteyiz. Halk yönetimi olarak ifade edilen bu kavramın biçim olarak demokrasiyi temsi ettiğini ifade etmek mümkündür

Halk yönetimi olarak ifade edilen bu kavramın biçim olarak demokrasiyi temsi ettiğini ifade etmek mümkündür. Bunun yanında hem kavramın tarihsel bağlamını oluşturmak hem de içeriğini yeniden tanımlamak demokrasi kavramının gerçek kimliğine kavuşmasını sağlayabilecektir.

Geniş anlamıyla demokrasi “…devlet ve iktidarı tanımamış toplulukların kendilerini yönetmesi olarak tanımlanabilir.” Sayfa: 19 Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü -Kültürel Soykırım Kıskacındaki Kürtleri Savunmak- Abdullah ÖCALAN) Bu kavramsal açıklamada demokrasi, toplumların devlet olmadan kendilerini yönetmesi anlamına gelmektedir. Devlet ve iktidarın oluşmadığı, toplumun kendini oluşturduğu politika ve ahlak olgusuyla yönettiği bir düzlemi ifade etmektedir. Bu tanım kendi içinde hem kavramsal hem de tarihsel bağlamı içermektedir. Devlet ve iktidarın olmadığı bir yönetim sistemi kavramsal içeriği ifade ederken, devlet ve iktidarın henüz ortaya çıkmadığı dönemler de tarihsel bağlamı ifade etmektedir. Tarihsel oluş dönemi ise toplumsallaşmanın da tarihinin ana kaynağı olan Neolitik Tarım ve Köy Toplumuyla başlar.

Neolitik toplumla başlayan ve devletsizlikle anlama kavuşan demokrasinin en ideal tanımı toplumun varoluş halidir. Toplum öz ve ontolojik olarak kendisini demokrasi olarak inşa eder. Toplumun en temel varoluş özelikleri böylece demokrasinin de temel özellikleri olarak ifadeye kavuşur. Toplumsal varoluş hali olarak demokrasiyi iki temel boyutta tanımlayabiliriz. İlk temel boyut demokrasinin zihniyet hali olurken ikinci temel boyut ise bu zihniyet halinin kendisini somutlaştırdığı ve görünür kılığı yapısallığı yani politik sistemidir.

Demokrasinin zihniyet halini belirleyen temel olgu ise özgür toplum zihniyetidir. Bu da kaynağını demokrasinin en temel ontolojisi olan kadına dayalı toplumsallıktan alır. Böylece demokrasinin en temel kaynağı kadın toplumsallığına dayalı olmasıdır. Devletin ortaya çıkmasından sonra demokrasi tarihinin en temel handikabı kadını arka planda bırakarak demokrasiyi inşa edebileceğini sanmasıdır. Eğer bir sistemde kadın ve ona dayalı bir toplumsallık inşası yoksa istendiği kadar özgürlük, eşitlik, adalet densin sonuç devlet ve iktidara kurban olmaktan başka bir şey olmayacaktır. Demokrasi zihniyetinin bir diğer özelliği komünallik olmaktadır. Komünallik öz olarak toplumun kendisinin dayanışma, paylaşma, adalet ve eşitlik gibi temel toplumsal değerlere göre inşa edebilmesidir. Eğer bir yerde toplumsallık varsa orada komünallik vardır. Komünalliğin en somut kılındığı temel özelikler vicdan, ahlak ve politika olgularıdır. Böylece bu özelliklere dayalı olarak inşa edilen komünallik demokrasinin en temel zihniyet formu olur. Doğayla uyumlu yaşam olarak tarihi ve mekanıyla birlik halinde yaşamak demokratik zihniyetin ekoloji ilkesini ifade etmektedir. Demokrasinin bir diğer özelliği ise kendisini savunabilme gücüdür. Yani öz savunma. Kendi öz savunmasını kuramayan demokrasi yani toplum kendisini inşa edemeyeceği gibi yabancı iktidarlara da kurban olmaktan kurtulamaz. Böylece geniş anlamda demokrasiyi dört ana özellik etrafında tanımlamalıyız. Demokrasi, kadın toplumsallığı, komünalite, ekolojik yaşam ve öz savunmaya dayalı olarak toplumun kendini yönettiği sistemidir. Adalet, özgürlük, eşitlik, paylaşım, vicdan ve politika gibi demokrasinin temel değerleri ancak bu dört ana özelliğe dayalı olarak anlama kavuşabilir.  

Demokrasinin zihniyet hali yanında ikinci temel boyutu ve alanı yapısallığıdır. Her zihniyet hali kendisini yeryüzüne bir yapısallıkla indirir. Topluma ulaşmak ve böylece toplumsallaşmak ancak politik bir sistem inşasıyla gerçekleşebilir. Bu anlamıyla genel olarak politika ve politik alan demokrasinin sistemsel boyutunu oluşturmaktadır. Toplumun varlığını oluşturması ve geleceğe taşırması, temel hayati soranlarını çözebilmesi ve böylece kendisini geleceğe taşıyabilmesi politik faaliyeti ifade etmektedir. Bu faaliyet ise kurulan kurumsal yapılarla yerine getirilmektedir. Demokrasinin kurumsal boyutu da tıpkı zihniyet halinde olduğu gibi devletsizlik üzerine inşa edilmektedir. Devletsizlik ise yönetimin toplumun elinde olması, yönetimin ademi merkezi olması, hiyerarşi ve iktidar tarzı dikey ve katı merkezi yapıların oluşmaması anlamına gelmektedir. Böylece demokrasinin kurumsal boyutu toplumun kendi kendisini yönettiği, yerellere yani tabana dayalı, hiyerarşi ve iktidar üretmeyen yatay kurumsal ağla ortaya çıkmaktadır. Günümüzde bu kurumsallık kendisini Demokratik Konfederal Sistem ve sivil toplum kurumlarıyla ifade etmektedir. Demokrasi kavramını hem zihniyet hem de yapısal – kurumsal boyutuyla tarihsel ve kavramsal bağlamında böyle tanımlamak gerekmektedir. Tanımlanan bu hakiki demokrasiye Toplumsal (Komünal) Demokrasi demek te mümkündür.

Dar anlamada demokrasiyi ise devletlerin ortaya çıktığı dönemden itibaren kimlik kazanan özellikleriyle ifade etmek gerekmektedir. “İktidar ve devlet olgularının yoğunca yaşandığı toplumlarda iktidar ve devlet yönetimi dışında kalan özyönetimleri dar anlamda demokrasi kapsamında değerlendirmek mümkündür.” Sayfa: 19 Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü -Kültürel Soykırım Kıskacındaki Kürtleri Savunmak- Abdullah ÖCALAN)

Bu durumda değişen en temel faktör Toplumsal Demokrasi sistemi yanında bir de devlete dayalı bir düzenin gelişmiş olmasıdır. Bu düzlemde en önemli faktör iki sistemin de taban tabana bir birine zıt olması ve kesinlikle birbirlerini ortadan kaldırmak istemeleridir. Fakat fiziki olarak bu mümkün olmadığı için ortaya çıkan temel durum demokrasi olarak örgütlenen toplumun kendi özyönetimini inşa ederek kendisini yönetmesidir. Güçlü özyönetim inşası devlet ve iktidar düzenine karşı verilen en temel öz savunma mücadelesidir. Böylece özyönetimini kurmak ve devlete karşı savunmak dar anlamda demokrasinin en temel özelliği olur. Siyasal yollardan askeri öz savunmaya kadar geniş bir yelpazede verilen bu mücadelenin en temel amacı devlet ve dayandığı sistemi anlamsızlığını ortaya koyarak onu toplumsal düzlemden dışarı atarak aşmaktır. İçinde yaşadığımız beş bin yıllık dönem toplumların kendi özyönetimlerini kurarak devleti aşmaya çalıştığı demokrasi çağını temsil etmektedir.

Demokrasinin bu hakiki tanımı dışında bir de Yunan’dan başlayan ve günümüzde kapitalist sistem tarafından öne çıkarılan liberal olarak tanımlanan bir demokrasi tanımı da mevcuttur. Bu açıktır ki gerçek anlamda demokrasi olmayıp demokrasi istismarcılığıdır. Demokrasi adına toplumu kapitalist sistemin çarkları arasına almak isteyen bu sistemin ana özelliği toplumsallığa değil bireyciliğe dayandırılmasıdır. Özgürlük, eşitlik, farklılıklara saygı, adalet derken söylenen bireyin toplumdan koparılmasından başka bir şey değildir. Birey toplumdan koparsa eşit, özgür olur ve bu kopuşa saygı duymak olarak toplumsuz birey tanınırsa demokrasi gerçekleşir ve böylece adalet sağlanmış olur. Bireyi toplumsal gerçekliğinden koparan bu yaklaşım açıktır ki toplumu parçalamanın yolunu bireyciliği hortlatarak bulmuştur. Böylece parçalanan topum her türlü sömürü ve egemenliğe hazır hale getirilir. Bireycilik nesnelleştirilen toplumun anahtarı olur. Bu anlamıyla inşa edilen parlamenter sistemler, seçimle belirlenen parlamentolar, anayasa, temsiliyet, siyasi partiler bu düzenin kendisini demokrasi istismarıyla maskelemesinin en temel araçlarıdır.

“Kapitalist modernitenin geliştirdiği bu model, özünde sınıfsal çelişkileri yumuşatarak yönetmeyi amaçlamaktadır. Kapitalist modernite bir yandan ulus-devlet gibi devlet iktidarının en yoğun ve yaygın bir biçimini kendi dışındaki tüm toplumsal güçler üzerinde sürdürürken, diğer yandan sistemin baskı ve istismarı altındakileri sus payı kabilinden temsili parlamenter demokrasiye razı etmeye çalışmaktadır. Liberal demokrasi denilen olgu bu oluyor.” Sayfa: 19 Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü -Kültürel Soykırım Kıskacındaki Kürtleri Savunmak- Abdullah ÖCALAN)     

Sinan Şahin    

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html- http://kursam.net/index.html

Parveke

TAGS(ETIKETLER): Demokrasi  kavramina  giris  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.