Uluslararası Kürt düşmanlığı
Politik Analiz / 27 Aralık 2016 Salı Saat 11:46
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Başurê Kürdistan’daki resmi üslerinde bulunan askeri kuvvetlerinin dışında resmi ve sivil olarak çok sayıda yeni Türk askeri, özel harekât elemanı ile kontra çetelerini bölgeye yığıyor. AKP-Erdoğan rejimi’nin Medya Savunma Alanları için oluşturduğu bu planlama da gözden kaçırılmaması gereken en önemli durum Şengal’e karşı duyulan öfke ve korkudur. Şengal’i ikince Kandil yaptırmayacağız söylemi hem duyulan korkunun, hem de büyük öfkenin ifadesi

2 paylaşım savaşından sonra Ortadoğu’da yer altı -yer üstü kaynaklarının talanı ve bölge halkalarının sürekli bir-biriyle çatıştırılmasına dayalı bir sistem oluşturulmuştu. Oluşturulan sistemin özü, Arap-İsrail çelişkisi -çatışması, Kürdistan’ın dört parçaya bölünmesi, Kürt halkının inkâr-imhası ve bölge genelinde süreklileşen etnik-mezhep çelişki-çatışmalarına dayanıyordu. Ulus-devletçiliğin en katı, despotik ve ucube biçiminde dayanan bu sistem gelinen aşamada hem halkların mücadelesi karşısında tutunamamakta, hem de küresel gelişmelerle çelişmektedir. Irak ile başlayıp, Suriye ve Yemen’e yayılan 3. paylaşım- dünya savaşı niteliğindeki çatışma ve savaş aslında eskinin aşılan bu statükosunun yerine güç dengelerine göre yenisini hakim kılma çabasıdır.

Yüz yılın başında oluşturulan sistem önemli oranda İngiltere ve Fransa’nın eseriydi.  Her iki devlet güç dengesi ve çıkarları doğrultusunda bölgeyi kendilerine göre dizayn etmişlerdi. Fakat yüz yıl sonuna doğru bu sistem yürütülemez duruma gelerek sorun üreten bir merkeze donuştu. Yerel çelişki ve çatışmalar başka çelişki ve çatışmaları tetikleyerek küresel düzeyde etkilere yol açmaya başladılar.  Ayrıca küresel düzeydeki aktörlerin ve bu aktörlerin bölgedeki beklentilerinin değişmesi de bölgede yeniden bir düzenlemeyi zorunlu hale getirdi. ABD ve AB hem daha fazla bölgedeki kaynaklara sahip olmak isterken hem de Ukrayna’da başlayarak alternatif enerji hatları oluşturmaya giriştiler. Buna karşı Rusya ve bölgedeki müttefikleri İran, Suriye ise buna engel olmak ve eski pozisyonlarını korumayı esas aldılar. Irak, Ukrayna, Suriye ve Yemen’de her geçen gün derinleşen çatışmaların özünü bu durum oluşturmaktadır. Bu güçler bir biriyle açık, aleni ve cepheleri belli olan bir savaşa girmekten ziyade günlük taktik ve stratejik hamlelerle birbirlerinin alanlarını daraltmak ve bir-birlerini darbelemek istemektedirler. Bu durum salt Ortadoğu’da değil, Baltık denizi ve Doğu Ukrayna’da yaşanıyor.

İlişki, çelişki ve çatışmaların karmaşıklığı beraberinde son derece şaşırtıcı, her an değişkenlik arz eden, anlık ömre sahip ittifakları ve karşıtlaşmaları da getirmektedir. Bölgede kıyasıya süren savaşta tarafları daha fazla imkân, nüfuz elde etmek isteyen ve daha güvenli nakil yolarına kavuşturmaya çalışanlar ile elindeki imkânları bırakmak istemeyen, korumaya çalışanlar biçiminde tasnif etmek mümkündür. Bu tabloda en ilginç durum TC’nin aldığı pozisyondur. TC yayılımcı ve talancı bir karaktere sahip olsa da bu savaşta esas olarak aldığı pozisyon Kürtlerin kazanım elde etmelerini engelleme ve Kürt karşıtlığıdır.

Bölge yeniden düzenlenirken TC’nin temel uğraşı bu olmaktadır. Tayip Erdoğan devletin tüm imkanlarını dışta Kürtlerin kazanım elde etmelerini önlemek, içte ise Kürtleri bastırarak ucube bir başkanlık sistemi ile diktatörlüğünü kurumsallaştırmak için kullanıyor.

Bu uğurda devletin tüm imkânlarını harekete geçirerek başkan olmak istiyor. Başkan olmak ve faşizan diktatörlüğünü ucube bir hukuki dayanağa kavuşturmak istiyor.  Bu uğurda her türlü kirli politikaya başvuruyor. Bu amaç doğrultusunda içte her türlü muhalefeti ezmeye çalışıyor, yasak-baskılarla düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün kırıntılarını da ortadan kaldırıyor. Vatan-millet edebiyatı ile şovenizmi şahlandırmak istiyor. Dışta ise yayılımcı ve Kürt karşıtı bir politika izliyor. Suriye’de Kürtlerin güç kazanmasını önlemek için çeteler örgütlüyor, bunların yetmediği yerde ordusunu harekete geçiriyor. Irak’a girmek, Musul Kerkük hayalini gerçekleştirmek ve buradaki Kürtlerin kazanımlarını yok etmek için fırsat kolluyor. Irak ile Suriye’deki kaos ve yıkımı bölge geneline yaymak istiyor. Bunun için kirli ilişkiler geliştiriyor, provokasyonlara başvuruyor. Bölge genelini bir cehenneme çevirecek mezhep çatışmalarını tetikliyor.

Bu politikasını farklı güçler üzerinde Başurê Kürdistan’a da yansıtıyor. Kürdistan halkının buradaki kazanımlarını yok etmek yâda içeriğinde boşaltarak anlamsızlaştırmak istiyor.  Bu amaç doğrultusunda bölgede Türkmen cephesi vb. yapılar üzerinde çete ağını genişletmeye çalışıyor.

Bu çerçevede Suriye’de işgal hareketine girişti. Burada Kürtlerin kazanımlarını ortadan kaldırmak ve mezhepçi bir denklem kurmak -oluşturmak istemektedir.  Yürüttüğü Kürt karşıtı politika Halep ve Bab’ta  kendisinin ve çetelerin hezimeti ile sonuçlandı. Fakat Halep’te İdlib’e taşınan çeteleri önümüzdeki günlerde Şehba bölgesinde Kürtlere saldırtma ihtimali yüksektir. Şimdiden bu yönlü emareler görülmektedir.

AKP-Erdoğan rejimi, Medya Savunma Alanlarına dönük hava saldırıları devam etmektedir. Özelikle İstanbul-Beşiktaş’taki eylemlerden sonra saldırılar daha da yoğunlaşmış durumdadır. Fakat gerillanın gizliliği esas alan üslenmesi, 24 Temmuz’dan bu yana süren hava saldırıları gibi bunları da berhava etmiştir. Bu gerçekliği en iyi TC bilmektedir.  Bu nedenle yoğun hava saldırılarının yanı sıra Medya Savunma Alanlarına dönük kara operasyonunu da gündemleştirmektedir. Bu amaç doğrultusunda uzun süredir arayışlarını sürdürmektedir. İçte ve dışta bunu gerçekleştirecek ittifak ve diplomasi faaliyetlerinin yoğun olduğu gözlemlenmektedir.

ABD’yi, AB ve Rusya’yı ikna etmeye çalışmaktadır. İran ve Irak’ın desteğini bu olmasa bile tepkisiz kalmalarını sağlamaya çalışmaktadır. Tüm bunların yanı sıra yoğun bir çaba ile bu operasyona Kürdistanî kimi güçleri katmaya çalışmaktadır. Bu çerçevede taviz üstüne taviz vermekte, her türlü çirkefliği sergilemektedir. Hem Suriye gibi Irak’ta da yayılımcı-işgalci bir süreç başlatmak, Başika ve Başurê Kürdistan’daki işgalini daha geniş alanlara yaymak, hem de özgürlük hareketini darbelemek istiyor. Tüm koşullar aleyhine olmasına ve Irak hükümetinin savaş sebebi sayacağını söylemesine rağmen işgal çabalarını sürdürmektedir.

Bu çaba kapsamında Medya Savunma Alanlarına dönük olası operasyon çalışmasını sürdürüyor. Başurê Kürdistan’daki resmi üslerinde bulunan askeri kuvvetlerinin dışında resmi ve sivil olarak çok sayıda yeni Türk askeri, özel harekât elemanı ile kontra çetelerini bölgeye yığıyor.  AKP-Erdoğan rejimi’nin Medya Savunma Alanları için oluşturduğu bu planlama da gözden kaçırılmaması gereken en önemli durum Şengal’e karşı duyulan öfke ve korkudur. Şengal’i ikince Kandil yaptırmayacağız söylemi hem duyulan korkunun, hem de büyük öfkenin ifadesidir.

Bêwar Ardalan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html

 

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): Uluslararasi  Kurt  dusmanligi  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.