Kim Kimi Affedecek! -2-
Dizi Yazı / 06 Nisan 2010 Salı Saat 15:30
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bugün Güney Afrika’da, beyazlar ve siyahlar arasında, Apartheid rejimi dönemi uygulamalarını savunan çok az sayıda insana rastlanması,

Bugün Güney Afrika’da, beyazlar ve siyahlar arasında, Apartheid rejimi dönemi uygulamalarını savunan çok az sayıda insana rastlanması, elbette diğer gelişmelerin yanında, bu komisyonun çalışmasıyla yakından bağlantılıdır. Onun için af olayına siyasal olmaktan çok toplumsal ve vicdani olarak bakmak önemlidir. Şimdiye kadar affı siyasal iktidarlar ya da yönetimler çıkarmıştır. Bu aflarla genelde ya bir şeyleri saklamak, oyalamak ya da gelecekte bela olabilecek bir şeylerden kurtulmak gibi bir amaç güdülmüştür.

Birçok ülkede af, devlet suçlarının örtbas edilmesi ve devletin açığa çıkan ceberut yüzünün yeniden şefkatli olarak gösterilmesini sağlamak için çıkarılmıştır. Yani toplum ve tarih karşısında af edilmesi gerekenler, kendilerine tanrısal aldatıcı bir af misyonu yüklemişlerdir. Ama bugünkü gelişmeler de gösteriyor ki, mızrak artık çuvala sığmıyor. Belki af, örgütsüz topluluklar için bir aldatma yolu olabilir, ama örgütlü-bilinçli toplulukların böylesi bir yanılgıya düşmesi artık mümkün görünmüyor. Bu anlamda af, çatışmalı ortamların durdurulması ve özgürlüğe dayalı barış, uzlaşı ve demokrasi kültürünün geliştirilmesinde oluşturulacak projeler bütünlüğünün bir parçası olarak koşullara göre özgünlüğü içinde ele alınıp değerlendirilebilir. Ama belirtilenin dışında geleneksel af yaklaşımını, toplumun demokratikleşme mücadelesinde bir yere koymak mümkün değildir. Yaşananlardan da görüldüğü gibi aksine bir işlev görüyorlar. Onun için Pinochet’ nin affı ile Ecevit ya da Rahşan afları veya Özal ‘salıvermesi’ arasında ciddi bir ayrım yoktur.

Affa bunun dışında bir yaklaşım ise Guetemala’da 1987 yılında çıkarılan ‘af’ da görüldü. Guatemala hükümeti 1987 yılında bir genel af ilan etti. Genel af sadece URNG’nin tüm üyelerinin teslim olması ve silahlarını bırakmalarını hedefliyordu.  URNG bunu kabul etmedi. Bu girişim karşısında URNG, ‘ülkede demokratik bir sistemin ve yerli haklarının anayasal güvenceye alınmaması durumunda hiçbir şekilde silah bırakmayacağını’ duyurdu. Bu af perspektifi, uzun bir dönem taraflar arası tüm görüşmelerde masaya ilk şart olarak getirildi. Bu perspektif URNG’ye ‘teslim olmayı ve silahları bırakmayı’ dayatıyordu.

 

Barışın Teminatı Hakikat Komisyonları

Güney Afrika’da Hakikat Komisyonlarının gündeme getirdiği af yaklaşımı, dünyada şimdiye kadar gündeme getirilen tüm af uygulamalarından farklı bir yaklaşımı açığa çıkardı. Güney Afrika Hakikat Komisyonu, ‘hakikate karşılık af’ şeklinde formüle edilebilecek bir uygulamayı gündeme getirmişti. Bu af türü bireysel başvuru temelinde bireylere uygulanmıştı. Bu formülasyonda, suçlunun affında mağdurların da istemi belirleyici durumdaydı. Yani belirleyici olan toplumdu. Türkiye’de de mevcut yaşanmışlıkların bir tamirini yapmak için bir af düşünülüyorsa bu ancak Güney Afrika’daki Hakikatleri Araştırma ve Uzlaşma modeliyle olabilir.

Bu çalışmaların esasını insan hakları ihlalleri oluşturmalıdır. Fakat sosyal bir varlık olarak insan toplumsuz ele alınamayacaksa, insan hakları ihlalleri de insanı sadece birey olarak ele almaya müsaade etmemektedir. Bundan dolayı insanı içinde yaşadığı toplumla birlikte ele almak ve topluluk hakları karşısında işlenen suçlara da bu çalışma kapsamında yer vermek bir zorunluluktur. Topluluk haklarıyla kastedilen ise; kişinin etnik kimliğinden kaynaklı sahip olduğu inanç, dil ve rengi ve siyasal grup olmaktan kaynaklı benimsediği ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel haklardır.

Benzer bir yaklaşımın tüm insanlığın ve canlıların içinde yaşadığı doğaya karşı da gösterilmesi gerekiyor. Çünkü doğayı kendi kişisel çıkarlarına kurban eden bir kesim yüzünden ekolojik denge hızla bozulmakta ve tüm canlıların yaşamı tehdit edilmektedir. Doğa tüm canlıların ve insanlığın ortak değeriyse, doğayı tahrip etmek ve canlı yaşamını tehdit eden sağlıksız ortama neden olmak da bir gasp ve katliam biçimidir. Bundan dolayı ekolojik dengenin bozulmasına etki eden tutum ve yaklaşımlar da hakikat komisyonları bünyesinde incelemeyi gerektiriyor.

Kişi, topluluk ve doğanın bütünü veya bir kısmı üzerinde baskı ve tahakküm kurmayı amaçlayan savaşlar ise hakikat komisyonlarının esas çalışma alanı olmalıdır.

Bütün bunları suç olarak tespit eden bir hakikat komisyonu, suçluları ismen ya da farklı biçimde kabulü temelinde bir uzlaşma ortamı yaratarak, barış ve demokratik toplumun gelişmesinin teminatı olabilir. 

Ali Gündoğdu

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org – www.lekolin.net – www.lekolin.info  

 

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.