Azgınlaşan faşizm karşısında CHP nerede duruyor?
Makaleler / 26 Kasım 2016 Cumartesi Saat 09:06
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
CHP, Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar için araştırma kararı almak zorunda kaldı. Konuyla ilgili İlhan Cihaner ve Aykut Erdoğdu’yu görevlendirdi. Yapılan araştırma bir rapor haline getirildi. Bu rapor henüz açıklanmış değil. Fakat yansıdığı kadarıyla hazırlanan raporda Hazinedar ağır bir şekilde eleştiriliyor ve partiden ihracı talep ediliyor. CHP için yeni bir vizyon olarak tabandan beğenilen Böke hakkında kamuoyuna manipüle edici bilgiler neden sızdırılmaktadır

Genel başkanlık koltuğuna tartışmalı bir biçimde oturan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sonraki dönemde bunu giderecek bir uygulamanın sahibi olamadı. Her daim bu durumun sancılarını çekti. Parti içi çelişkiler-gruplar, dengeler enerjisinin önemli kısmını yuttu. Tüm uğraşlarına rağmen köklü bir çözüm yaratamadı. Çünkü bu süreç boyunca uğraşlarını ve duruşunu ilkelere göre değil, hep dengelere göre ayarladı. Ülkenin hayati sorunları söz konusu olunca ilkesel bir duruş yerine, hep dengelere göre tutum takındı, uygulamalara gitti. “Ulusalcılar ne der, şu grup-bu grup nasıl karşılar” kaygısı her daim Kılıçdaroğlu’nun elini-kolunu bağladı, iradi olarak onu zaafa uğrattı. Etkili, ülke gündemini belirleyen, topluma yön veren karizmatik bir lider haline gelmesini önledi.

CHP genel başkanlığında güçlü özgürlük söylemi ve demokratikleşme vaadi ile kendini çevresine kabul ettiren bir lider profili gelişmeyince, basit yöntemlerin devreye konulması kaçınılmaz oldu. Böylelikle grupları, odakları dikkate alarak politika belirleme, sorgulayan-eleştiren güçlü tipolojilerin yetkili organlara gelmesini engelleme temel uygulama halini aldı. Bundan dolayı Kılıçdaroğlu liderliğinde bir farklılık yaratamadı. Klasik CHP’liliği sürdürdü. Liderliğini demokratik bir parti işleyişi ve ülkeyi demokratikleştirecek programa dayandırmadı. Gruplara taviz verme, onları kızdırmama ve çevresinde güçlü çalışma arkadaşları bırakmama üzerine kurdu.

15 Temmuz sonrası uygulanan faşizan politikalara karşı güçlü bir duruş sergilememesi ve sürekli yalpalaması bu durumun kaçınılmaz sonucu oldu. Kılıçdaroğlu partide otoritesini oturtabilmek için son MYK listesini ağırlıklı olarak basiretsiz insanlardan oluşturdu. Ülke sorunları ve gündemiyle alakası olmayan, ihtiyaçlara cevap olacak yetenekten yoksun insanları salt kendisine sorun çıkarmayacak diye yönetime aldı. Yönetime aldığı bu kişiler ülke sorunlarına karşı, kişisel kaygıları aşamadılar. Hal böyle olunca MYK doğru düzgün bir karar çıkaramaz hale geldi. Her kurumu ile çözülmekte olan devlet ve 15 Temmuz’dan sonra son derece zayıflamış AKP hükümetine rağmen CHP toplumu tatmin edecek, içte ve dışta umut yaratacak bir muhalefet geliştiremedi. Ülke sorunlarını ve çözüm önerilerini gündemleştiremedi. Faşizmin azgınlaşan saldırılarına karşı seyirci durumuna düştü. Çünkü Kılıçdaroğlu yönetimde sorun çıkaranlardan kurtulayım derken iş yapacak insan bırakmamıştır.

Tekin Bingöl’ün Kardeşi Melih Gökçek’in En Büyük Ortaklarından!

Yönetime aldıklarından birçoğu bir şey söylersem-yaparsam zarar görürüm korkusu-kaygısı yaşamaktadır. Kimileri ise açık ve aleni bir tarzda çıkar peşindedir. Örneğin Örgütlemeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl’ün kardeşi Melih Gökçek ile en büyük ortak yatırım ve ortak işlerin altına imza atanların başında geliyor. Bu ülkenin ve AKP’nin rezillik sembolü haline gelen Melih Gökçek ile iş yapan, ondan ihale alan, onun akıllara durgunluk veren bin-bir fırıldaklığına suç ortaklığı yapan kişi örgütlenmeden sorumlu genel başkan yardımcısının kardeşi olursa, CHP’de kim nasıl ve hangi güçle muhalefetin gelişmesini bekleyebilir?

CHP’nin bilhassa ‘eski kadroları’ AKP’nin ülkeyi sürüklediği felaketin farkındadır. Ancak bir kısmı ifade edilen nedenlerle, bir kısmı da “terörle mücadele” görüntüsüne karşı durmamak adı altında ses çıkarmamaktadır. Buna rağmen herkesin ortaklaştığı nokta Kılıçdaroğlu’nun pasif kaldığıdır. Yenikapı mitingi ve Saray buluşmasındaki manzaradan her CHP’li mutlaka rahatsızdır. Kılıçdaroğlu ve çevresindekilerin politika üretememesi ve basiretsizlikleri bu duruma yol açmıştır. Fakat bu tepkilerin örgütlü bir çıkışa dönüşmesini engelleyen ise delegelerin durumudur.

CHP, Tabanın Vizyon Sahibi Olarak Benimsediği Böke’yi Gözden Düşürmeye Çalışıyor

CHP delegesinin %60’a yakınının Alevi olduğu bilinmektedir. Geçmişte inançlarından dolayı Baykal’ın zulmünü gören bu delegeler mevcut durumun değişmesine pek sıcak bakmıyorlar. Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliğine olan yaklaşımı da bu konuda çıkışı engelleyen temel faktördür. Buna rağmen CHP’deki bazı gruplar Selin Sayek Böke’yi desteklemektedirler. Duruşu, verdiği mesajlar ve muhalefet tarzı olarak yeni bir vizyonun temsilcisi olarak görmektedirler. Fakat Selin Sayek Böke’nin ailesinin inançlarına yönelik farklı ve manipüle edici bilgiler maalesef CHP yönetimi tarafından sık sık kamuoyuna sızdırılmaktadır. Böylece Böke'nin önünde olası herhangi bir gelişmenin açığa çıkması engellenmektedir.

Beşiktaş Belediye Başkanı Hazinedar Hakkında İhraç Raporu Yakında!

CHP’deki diğer önemli bir sıkıntıda Beşiktaş Belediyesinde yaşananlardır. Hakkında yoğun iddialar üzerine CHP, Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar için araştırma kararı almak zorunda kaldı. Konuyla ilgili İlhan Cihaner ve Aykut Erdoğdu’yu görevlendirdi. Yapılan araştırma bir rapor haline getirildi. Bu rapor henüz açıklanmış değil. Fakat yansıdığı kadarıyla hazırlanan raporda Hazinedar ağır bir şekilde eleştiriliyor ve partiden ihracı talep ediliyor. Hazinedar ise kendisini eleştiren ve raporun yazımına katkıda bulunan belediye meclis üyelerini çete olmakla itham ediyor. Bu konuda Melih Gökçek’ten geri kalmayan yöntemlere başvurduğu belirtiliyor. Çevresindekilerin göreceği şekilde “Baykal’ın kasetinden Kılıçdaroğlu’nun haberi vardı” başlıklı yazının yer aldığı bilgisayarını açık tutuyor. Yanına gelip-giden birçok kişinin bunu görmesini sağlıyor. Böylece bu kişiler üzerinde Kılıçdaroğlu’na mesaj veriyor. O yüzden Kılıçdaroğlu, Hazinedara dokunamıyor, yâda en azında çevresine böyle bir algı oluşuyor. 

CHP içinde özellikle muhalif tutumlarından kaynaklı ulusalcıların sayısı son 2 yönetimde epey düşürüldü ve nicel olarak sayıca fazla olmadığı biliniyor. Fakat örgütlü olmaları, ulusal değerler vb argümanları iyi kullanmaları onların etkinliğini artırmaktadır. “Cumhuriyet değerleri ve vatanın- milletin bekası” söylemini çok etkili kullanıyorlar. Bu yolla parti içindeki demokratları baskı altına alıp-susturabiliyorlar. Kılıçdaroğlu’nun yalpalayan tarzı da onların her türden değişimin önünü kapatan, statüko savunucu tutumlarına zemin sunmaktadır.

Hali-hazırda CHP, Cemaat yapılanmanın tasfiye sürecinde Erdoğan-AKP’ye verdiği desteği sürdürmektedir. Çünkü bu yapılanmanın tasfiyesinin ulusalcı kesimi güçlendireceğine inanmaktadır. Cemaat ve dini kesimlerle uğraşmasının uzun vadede AKP’yi muhafazakârlar nezdinde tecrit edeceğini, zayıflatacağını hesaplamaktadır. Cemaatle mücadelede AKP’yi desteklemenin esas nedeni budur. Ayrıca AKP’ye göz kırparak, saldırıların kendi tabanına yönelmesini, bu keskin mücadelede tabanın zarar görmesini önlemek de istemektedir.

CHP cenahında en çok merak edilen konu en başında yeşil ışık yaktıkları Erdoğan’ın ‘Tek adam rejimi’ne karşı duruşlarının ne kadar sağlam olacağıdır.

Dilgeş Yerlikaya

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html

     

Parveke

TAGS(ETIKETLER): Azginlasan  fasizm  karsisinda  CHP  nerede  duruyor  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.