Hitler’den Erdoğan’a ‘Ein Volk, ein Reich, ein Führer’ teranesi devam…
Okuyucudan / 23 Kasım 2016 Çarşamba Saat 12:28
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Diktatörlük makamının günümüzdeki savunucu olan Erdoğan tarihteki bütün diktatörlerden ilham alarak, örnek alıp geliştirerek uygulamaktadır. Erdoğan’a bakıldığında insan Hitler’i, Mussolini, Lucius Cornelius Sulla’yı, Franco’yu ve daha nice diktatörü görmektedir. Zaten Erdoğan’ın; “Tek devlet, tek millet, tek bayrak ve tek vatan” sözü Hitler’in; “Ein Volk, ein Reich, ein Führer” yani “Tek halk, tek imparatorluk, tek führer

Kürtler ve Kürdistan halkları tarihleri boyunca her zaman komşuları tarafından sömürülüp esir alınmak istenmiştir. Kürtlerin en temel haklarını yasaklayıp hiçselleştirmek istemişlerdir. Kürtlere reva görülen tek şey sömürü ve katliam olmuştur. Kürtlerin parsel parsel toprağını kendi aralarında bölüştüler. Kürtlerin kültürünü yasaklayıp yağmaladılar. Var olan bir halkı topyekûn yok sayıp sömürmeye çalıştılar. Tarih boyunca buna dayalı politikalar yürütüldü. Ama kültür, dil vb değerler sanıldığı gibi yasaklamakla bitirilemez. Halk farkında olmadan da bu olguları yaşatabilir. Ulusal ve kültürel değerler öyle kolay kolay bitirilemez. Kürtler tarihte defalarca en kötü uygulamalara maruz kalmalarına rağmen kültürlerini, dillerini ve ulusal değerlerini canlı tutmayı başardılar.  Bununla birlikte Kürtçe çok zengin bir dil olduğu için Türkçe, Arapça ve Farsçayı da kendi etkisi altına almayı başardı. Şimdi Türkçe, Arapça ve Farsça da olan birçok kelimeye baktığımızda kökeninin Kürtçe olduğunu görmekteyiz. Bunu Kürtler veya Türkler bilinçli bir şekilde yapmamışlar. Bunun olmasının nedeni Kürtçenin zenginliği ve kapsayıcılığıdır. Aslında Kürtçenin kullanışlılığı diğer dilleri etkisi altına almaya yetiyor. Hem fiziki hem de bilinç olarak bitirilmek istenen Kürtlere katliam ve asimilasyon politikaları yoğun bir şekilde uygulandı. Kürtler bu uygulama ve politikalardan çok çekmiştir.

Eski asimilasyon-sömürü politikaları günümüz hükümetlerine ilham veriyor!

Günümüzde bu modası geçmiş bazı uygulama ve politikalar eskisi gibi uygulanmamaktadır. Sömürgeciler bu uygulamaları modernleştirip tekrar sunmaktadır. Eskiden kılıç, tank ve tüfekle yaptığını şimdi bir televizyon ekranından, sosyal medyada daha rahat ve kayıp vermeden yapılabilmektedir. Kürdistan’ı parçalayıp bölen, böğrüne dikenli teller çeken, halkını yok sayıp ötekileştiren sistem, Kürtlere en küçük bir demokratik ve legal alanda siyaset yapabilme imkanı bırakmamıştır. Kuşkusuz her yeni hükümetin seçim vaadinde olduğu tek propaganda malzemesi eski hükümetlerin yaptığı yanlışları ve insan hakları ihlallerini tekrarlamayacağızdır. Ama bu da bir gerçektir ki eski hükümetler yeni hükümetler için daima ilham kaynağı olmuştur! Halkı sindirme politikalarını eski hükümetler başta acemice dener, yeni hükümetler ise bunu daha profesyonelce eskiden şevk alırcasına uygularlar.

Direnen halkları yaftalama son bulmuyor! Eskiden ‘asi’ bugün ‘terörist’

Orta Doğu coğrafyasında var olan kaos ortamında bir taraftan zalim, diktatör, despot kişilikler ön plana çıkmaktadır, bunlara karşı da direnen, devrimci, demokrat, örgütlü halk kitleleri vardır. Diktatörler Orta Doğu topraklarını kendilerine çıkar kazanma mekanı gibi görmektedir. Bunun için çalmakta, kırmakta, yakmaktadır. Bunlara karşı direnen kitleleri ise daha çok terörist, illegal, hukuk dışı, yasalara aykırı gibi deyimlerle etiketlendirmektedirler. Böylece kendine karşı direnenleri pasifize ve etkisizleştirmeye çalışırlar. Direnen halk ise özgürlüğü için nice şah, sultan, diktatörleri devirmiştir. Orta Doğu’da diktatörlük Erdoğan ve daha niceleri şahsında somutlaşmıştır. Buna karşı da direnen, devrimci ve demokratik halk gerçekliğini de Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın önderlik ettiği Özgürlük Hareketi-PKK yapmaktadır.

Hitler’den Erdoğan’a miras: ‘Tek-Tek-Tek” zihniyeti

Diktatörlük makamının günümüzdeki savunucu olan Erdoğan tarihteki bütün diktatörlerden ilham alarak, örnek alıp geliştirerek uygulamaktadır. Erdoğan’a bakıldığında insan Hitler’i, Mussolini, Lucius Cornelius Sulla’yı, Franco’yu ve daha nice diktatörü görmektedir. Zaten Erdoğan’ın; “Tek devlet, tek millet, tek bayrak ve tek vatan” sözü Hitler’in; “Ein Volk, ein Reich, ein Führer” yani “Tek halk, tek imparatorluk, tek führer” deyiminin günümüze uyarlamasıdır. Ayrıca Hitler’de tıpkı Erdoğan gibi seçim zamanında halka kömür ve makarna dağıtmış. Erdoğan tarihteki tüm diktatörlerin günümüz dünyasındaki savunucusudur. Bununla birlikte Kürt Özgürlük Hareketi PKK’ye bakıldığında da insan ilk devrimci akımları görmektedir; Spartaküs’ü, Zerdüşt’ü, Che’yi, Hallacı Mansur’u, Mani’yi, Rozaları, Clara Zetkinleri, Ho’yu görmekteyiz. Her birinden bir şeyler almış, kendinde somutlaştırmış ve şuan bunu pratikte uygulamaktadır. Spartaküs’ün ezilen yoksul halkı korumak için Vezüv dağına sığınması günümüzde PKK’nin dağlarda bir yaşam kurmasıyla aynı şeydir. Zerdüşt, Mani, Hallacı Mansur gibi filozofların ahlak ve erdem üzerine olan felsefelerinin günümüzde Kürt Özgürlük Hareketi içinde kendini en bariz bir şekilde yaşatmaktadır. Clara Zetkinlerin, Rozaların kadın özgürlüğü için yürüttükleri mücadele şimdi kadın ordulaşması, partileşmesi ve ortak kadın örgütü çatı-kadın yaşamının her alanının sistematik örgütlendirilmesi yapılanmasıyla kendini somutlaştırmıştır. Che, Ho’nun direniş-mücadele taktik ve yöntemleri günümüzde PKK içinde yaşatılmaktadır. Yani diyebiliriz ki Erdoğan tarihteki diktatörlük makamının temsilcisidir ve tarihteki tüm geçmiş diktatörlerin mirası (Korku imparatorluğu yaratma çabası, Hitler örneğindeki gibi kadınların kaç çocuk yapacaklarına ve hatta doğum şekillerine varana kadar kendisinin fetva vermesi gibi örnekler çoğaltılabilir) üzerinden kendisini yaşamaktadır. PKK’de tarihteki devrimci, demokrat, kadın özgürlüğü ve ahlak öncülerinin temsilcisidir.

Tarihten bu yana karşıt güçler bir savaşım içerisinde olmuşlardır. Egemen ve diktatör güçler çıkarları için her şeyi yok etmek ister. Buna karşı da devrimci güçler bir var olma ve onurunu koruma mücadelesini yürütür. Diktatörlüğün savunucu olan Erdoğan ile ahlaki değerlerin savunucusu olan PKK bu temelde bir savaş içerisinde.  Güncelde ise bu savaşım başka boyutlarda yaşanmaktadır. Diktatör Erdoğan, devletin bütün olanaklarını ve geçmişte yaşanan deneyimleri kullanarak Kürt özgürlük Hareketine saldırmaktadır. Kürt Özgürlük Hareketi de devrimci halk savaşını yeni boyutlara taşımış ve topyekûn inkar ve imha konseptine karşı topyekûn direnişle cevap vermiştir. Sur, Cizre, Nusaybin, Şırnak, Yüksekova’da ve daha nice yerlerde destanlar yazılmış ve devlet mekanizması felç edilmiştir.

Devrimci Halk Savaşında bozguna uğrayan devlet katliamlar yaptı ve kentleri yakıp yıktı. Hiçte adilce savaşmayan devlet güçleri savaşta insanlık suçlarına başvurdu. Binlerce yıllık tarihe sahip olan kentleri yakıp yıkıp TOKİ’ye havale etti. AKP ve Erdoğan Kürtleri tüm legal siyaset alanından uzaklaştırıp, hapishaneleri devrimci yurtsever Kürtlerle doldurmuştur. Türkiye zindanları gerçeği geçmişte kara bir lekeye sahiptir. Zindanları Nazilerin “Auschwitz” Yahudi toplanma kamplarını aratmayan Türk devleti yeni zindanlar inşa etmekte, zindanın var olan sayısı doluluk oranının kat be kat üzerinde. Zindanda işkence ve hak ihlalleri sıradan bir olay haline gelmiş. Günümüz Türkiye’sinde hem içerisi zindan, hem de dışarısı zindana dönüştürülmüştür. Dışarı ve içerisi arasında fazla bir fark kalmamıştır. Dışarıda OHAL ve yasaklamalar hayatı yaşanılmaz duruma getirirken artık bu ülkede özgür yaşamın ve demokratik legal alanın kapıları sonuna kadar kapatılmıştır.

Bunu kader saymak, buna boyun eğmek, buyruklarına eyvallah etmekle var olan durumu değiştiremeyiz. Buna karşı güçlü direniş devrimci halk savaşını yükseltmek insan olmanın en haklı görev ve sorumluluğudur. Bu Kürtlerin bazı haklar elde etmesinden ziyade insanlık onurunu koruma savaşımıdır. Nasıl ki Hitler’in hedefi sadece Yahudi halkı değilse Erdoğan’ın tek hedefi sadece Kürt halkı ve mücadelesi değildir. Diktatörler varlığından nefret duydukları tüm kesimleri hedeflerler.

Saltanatlar ve diktatörler nasıl gittiyse bu diktatörlükte baki değil ve kendinden önceki diktatörler gibi tarihin çöp tenekesine gidecektir. Baki kalan halkın iradesidir. Onun içinde Kürtler ve devrimci-demokrat kesimler direnmeli ve direnişle yaşamalılar. Direnmek yaşamaktır. Bu topraklarda direnmek yaşamak, yaşamakta direnmek olmalıdır.

Gabar Roj

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): Hitler  den  Erdogan  a  Ein  Volk  ein  Reich  ein  Fuhrer  teranesi  devam    

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.