Türkiye, Cumhuriyet gidiyor: Osmanlı-Saray-Devlet rejimi geliyor!
Okuyucudan / 20 Kasım 2016 Pazar Saat 10:42
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
AKP-Erdoğan iktidarının dinci, faşist yüzüne başkanlık sistemi tartışmaları-ile dahil ve destek olan MHP’nin deyim yerindeyse-AKP ve MHP ittifakının doğumunu gerçekleştirdikleri de ortaya çıktı. Bu uzlaşmaz iki çelişkili yapı, Kürtçülük fobisinde uzlaştı, devlet adamı adı altında Erdoğan ve Devlet Bahçeli flört etmekte, faşist ve dinci bileşiminde doğan çocuğun adı yeni Osmanlı

AKP-Erdoğan iktidarı, darbe sonrası Neo-Osmanlı rengini daha net ortaya koyarken açıkça kendi rejimini de yapılandırıyor. AKP-Erdoğan iktidarının dinci, faşist yüzüne başkanlık sistemi tartışmaları-ile dahil ve destek olan MHP’nin deyim yerindeyse-AKP ve MHP ittifakının doğumunu gerçekleştirdikleri de ortaya çıktı. Bu uzlaşmaz iki çelişkili yapı, Kürtçülük fobisinde uzlaştı, devlet adamı adı altında Erdoğan ve Devlet Bahçeli flört etmekte, faşist ve dinci bileşiminde doğan çocuğun adı yeni Osmanlı torunu olmaktadır.  Osmanlı torunu sentezini cemaatçi yapılarda oluşturdu, kavim ruh ikizleri her sözde ve her eylemde devlet adamı olup söz birliği ile tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek adamlıkta uzlaştılar. Her ikisinin de esas korkusu gelişen Kürt hareketinin karabasanları ile uyanmalarıydı. Devletin ve milletin düşmanı Kürtlük oldu. Kürtlük bitirilmeden saray rahat uykuya dalamayacak karabasan gibi Kürtlük, Erdoğan’ın en büyük korkusuna dönüştü. Saray iktidarı özgürlüklerden korkan kardeşi kendisine düşman bilen Osmanlı ruhu ile donatıldığı için kardeşinde korkan hasta adam Kürde düşman oldu.

Kürtlük ve Türklük bin yıldır aynı toprakların ortak kaderini paylaşan bir bütünün iki parçalarıydı. Saray devleti iktidar olgusunda tekliği seçtiği için Kürde bu masadan yer verilmiyordu. Masayı devirmekle övünen Erdoğan bu masanın aslında hiçbir zaman tarafı olmadı özgürlükler halk çıkarına olunca iktidarın alanı daraldığında bu süreci oyalama tasfiye etmekle meşgul oldu. Kürt’ten Erdoğan’a kardeş olunmazdı, içerden ve dışarıdan Kürtlük var oldukça özgürlük arayışları büyüyecek ve saray devletinin önüne engel olacaktı. Kürtlükle içeriden ve dışarıdan bitirmek üzerinde savaş ilan etti. 

Darbe girişimi AKP için fırsat kapısı oldu, hayallerine ulaşmak için 15 Temmuz darbe hikâyesi sonrası yeni kapı ruhu adına birleşen dinci ve faşist yapılar Osmanlı saray rejimini de onayladılar. Erdoğan artık eski Erdoğan değil yeni ulu önder yâda padişahlar gibi darbecilerin önüne geçen fatih olmuştu!

Osmanlı saray devleti içten ve dıştan önünde temel engel olan Kürt halk kazanımlarını kaldırmak için önce gözüne mecliste diken gibi batan HDP yapısını ve kitlesini hedefledi. Saray devletinin meclisinde başka renklere yer yoktu, renkler ve muhaliflere müsamaha gösterilemezdi! Tekli zihniyet, tekli söz birliğini oluşturmak için mecliste halkın seçilmişlerini topladı, tutukladı. “Halk iradesiymiş” bu söz Erdoğan için demokrasi muammasıdır. Anlamı yoktur zahir! Özde olması gereken tek diktatörlüktür.  Şimdi yaptığı eyleme hukuksal kılıflar uydurmakla meşgul. Bir tarafta seçilmişler gözaltına alınıp tutuklanırken, diğer taraftan başkanlık tartışmaları meclisin gündemine getiriliyor. Bir taşla iki kuş vurmak bu olsa gerek. Gündem başka, eylem başka fikir başka, başka hareket ediyor.

 AKP Osmanlı saray rejiminin yeni rengi Tayip Erdoğan Padişah hükmünü çoktan vermiş. Demokrasiyi ve laikliği yeniden yorumlayacak ve İslami devlet yapılanmasını dolar “Yeşili kuşağı” kıvamında geliştirecek.

Atatürkçülerin Başı Sağ Olsun, Cumhuriyet Ölüyor Millet-Devlet Adı Altında Yeni Osmanlı Doğuyor

Aslında bunu önce algıdan dizi filmlerinde yarattılar Muhteşem Yüzyıl’dan tutalım TRT’nin Osmanlı dizileri ile algı yaratma, fetih anlayışını tekrar canlandırma hareketiydi. Erdoğan’a göre Cumhuriyetçilik küçülen kendi sınırlarına çekilen dar bir yapıydı. Osmanlı fetihlerin alanı ve anlayışıdır. Dolayısıyla Osmanlı yeniden canlanmalıydı bunu da önce algıdan filmlerde renklendirildi. Yeni Osmanlı paradigması oluşturuldu. Bu tam anlamı ile ideolojik rejim değiştirme anlayışında gelmektedir. Cumhuriyetçiler, Türkiye Cumhuriyeti elden gidiyor gözünüz aydın, temel idealleriniz yok ediliyor farkında mısınız bilmem bir bir Atatürk’ün temel ilkeleri yok farz edilip, siliniyor, Osmanlı tokadı ensenize oturuyor.

 

Kürtler Açısından Değişen Hiçbir Şey Olmayacak!

Türkiye MHP-AKP ortaklığında Başkanlık sistemi tartışmaları adı altında paradigmasal değişime kulaç atarken itiraflarda tek tek geliyor bu işin böyle olacağına dair. Peki Bakurê Kürdistan’a bakalım; Kürtler açısında değişen çok şey olmayacak. Talancı Türk faşist yapılarının her çağda Kürtlere karşı politikaları aynıydı özde hep kürtlükle savaşan yapılar olmuşlardır. Bundandır ki Kürt halkının özgürlüklerini gasp eden Osmanlı, yâda Cumhuriyetçi rejim olsun her ikisi de Kürt halkını ezelden beri kabul etmeyen yapılardır. Buna karşı Kürt halkının haklı direnişini sürdürecektir elbette. Bunun farkında olan Erdoğan bu savaşı Kürtlük ve Türklük meselesine taşırma gayreti içerisinde.

Yeni Osmanlı rejimi sadece Kürtlerin kazanımlarına saldırmıyor.  Türk halkının tarihsel ideallerine de saldırıyor. Susturulan sadece Kürtler değil tüm demokratik diller susturuldu. Muhalefet olmamalı laiklik ve demokrasi yeniden yorumlanacak dinci faşist bir yapıya geçilecek. Bunun önünde olan en ufak engellerde kaldırılması için top yekûn yaş ve kuru demeden birlikte yakılmaktadır.

CHP Yeni Kapı Adı Altında AKP ile Osmanlı-Saray-Erdoğan Rejiminde Uzlaştı!

Türkiye’den değişen temelden ideolojik rejim anlayışıdır. Laikçi ve hukuk devleti olarak kendini tanımlayan Türkiye, Türkiye’nin rengi olan Atatürk ilkeleri ölüyor. Yeni renk İslami devlet yapılanması ve Erdoğan fetih anlayışı-yada anlayışsızlığı yaratılıyor. MHP buna çoktandır hazırlandı. CHP’de AKP iktidar oyunlarından tırstı Yeni Kapı adına birleşirken, AKP ile uzlaşmadığı hangi demokratik anlayışı kaldı. Dokunulmazlığın kalkmasında ortaklaşmadı mı? OHAL karar hükmünde birleşmedi mi?  Şimdi tırsmış CHP muhalefet olduğunu iddia ede bilir mi? Yeni Kapı ruhu, darbeyi savmadı Erdoğan’ı padişah olarak ilan etti!

Darbe girişimi hikâyesinden sonra Türkiye demokratik yapıları baş aşağı giderken Erdoğan rejiminin kolu devletin her tarafını ahtapot gibi sarmaya başladı. Sözde paralel devlet yapıları tasfiye edilirken özde ise AKP saray devleti her tarafa kendi muhtar kadrosunu yerleştirmeye başladı. Hiçbir muhalefette buna dur deme gibi bir cesaretin içinde değildir.

 Bu yapının karşısında durabilecek tek güç yüreği ile kendini ortaya koyan Kürt hareketi olmaktadır. Erdoğan’ın yeni rejim yapılanması önünde tek engel Kürt demokratik yapılarıdır. Bundandır ki Tayyip Erdoğan içte ve dışta Kürtlere karşı savaş açtı, nerede bir Kürt kazanımı varsa oraya saldırmak ve gasp etme arayışları içine girdi.

Tankları şehrin içine oturtup tek, tek Kürt halkını hedef alırken, Türkiye halkları bu savaşı görmezden gelip alışmış bir şekilde “bir şey olmaz doğudan zaten hep var savaş” diyerek sustu. Türk halkı alıştırılmış bu savaşa, savaşta kan vermeye, savaşta ölenlerin kim olduğunu bile sorgulamadan Kürt halkı katledilirken Türkiye bu savaşın, kan revanın karşısında sustu. HDP’nin seçilmişleri Meclisten alındı, belediyelere kayyum atandı ve belediye eşbaşkanları gözaltına alındı buna ses çıkaran yok.

Türkiye halkları bunu görmezden gelip tepki vermiyor. İttifak Kürdü bitirmek üzerinde olduğu için tüm muhalif sesler sustu.  AKP devleti bayrağı altında “Yeni Kapı ruhu” diyerek AKP devleti temize çıkarılırken OHAL yasaları adı altında darbe içinde darbelere gidildi.  Darbe senaryosu dillerden düşmezken, AKP darbe girişimini fırsata çevirip kendi kadrosunu her tarafa yerleştirdi.

Kürt halkının kazanımlarını tümden yok etmeyi hedefleyen anlayışla halkın seçilmişleri olan HDP’ye saldırmakla Kürt ve Türk savaşını farklı boyutlara tırmandırmaktalar. Açıkça Fırat Kalkanı Operasyonu ile meydan okurken Kürdistan’ın dört bir tarafına savaş ilan edildi. Bu savaşta kayıp eden Türkiye halkları olacaktır. Bir tarafını kan diğer tarafını yoksulluk saracaktır. Gelişen Türkiye görüntüsü saray ihtişamı ile sınırlı kalacaktır. İnşa edilen sarayın gösterişli faturasını halklara çıkaracaktır. Aleviler, solcular bu savaşta hedef durumundadır. Dinci ve faşist yapıya kapı aralamak kendi sonunuzu getirmek olacaktır.

Unutulmasın ki göbekleri birlikte kesilen AKP-Erdoğan rejiminin Cemaat ile bir şekliyle eninde sonunda uzlaşacağı aşikar. İdealleri, beraber yürüdükleri yol özde aynıdır! Evet Erdoğan’da asıl hedefinin İslami devlet arayışı içinde olduğunun altını her defasında çizmektedir.  Erdoğan, Gülen cemaatine “yeter ki biraz sabırlı olun istediğinizi ben getireceğim” demektedir.  Bitirilmek istenen Cemaat değil, Kürt halkı ve özgürlük istemidir.

Bu oyunun diğer adı Osmanlı oyunudur. Sağ gösterip solu vurmaktır. Bu oyunda en büyük tokadı cumhuriyetçi, demokratik Türk toplulukları yedi AKP’nin yeni yapılanmasına zaman kazandırdı. Susturulan basında tüm özgürlükçü demokratik yapılar hedeflendi. Sadece Kürt basınına yönelmediler, muhalif ve olası muhalif tüm kalemleri kırmaya çalıştılar. AKP-Erdoğan rejimi, Kürt düşmanlığı yapalım derken Türkçülüğü de öldürmektedir, Osmanlıya can suyu vermektedir.

Üçüncü Dünya Savaşlarının Meydanı Türkiye!  

Türk devleti geri dönüşü olmayan bir savaşın içine çekildi. Üçüncü dünya savaşlarının yeni meydanı Türkiye olacaktır. Ve bu savaşın ömrü öyle birkaç yıllık değil yanı başınızda olan Suriye gerçeğini görmezden gelinmemeli kayıp eden rejimler oldu buradan kazananlar yine halklar olacaktır.

Devlet terörü ile yıkılan Kürt kentleri olacaktır. Ancak Kürtler için kentlerinin yıkılması ilk defa yaşadıkları bir zülüm değildir, Kürt halkı binyıllardır bu zulmü yaşıyor ve şu anda savaşa en hazırlıklı halk Kürt halkıdır. Kürt halkı, kiminle savaştığının farkında ya Türk halkı bu savaşın kime hizmet ettiğinin farkında mıdır?  Farkında olsa Erdoğan-AKP’nin ekmeğine bu kadar yağ süremez!

Kürt Halkı Koyun Postundaki Kurdu Tanıyor, Erdoğan-AKP’yi Kendisine Çoban Yapmayacak!

Özyönetim direnişleri sonrası Türkiye’de iç savaş derinleştirildi. Her geçen gün Milliyetçi, İslamcı anlayışla otoriter rejim rengini savaşın rengiyle belirledi. Kürt halkı eski kuzu değildir, koyun postundaki kurdu tanıyor, kendisini nasıl koruyacağını biliyor. Ve Erdoğan-AKP rejimini kendisine asla ve kat-a çoban yapmayacaktır!   

Özgürlük öyle bir tutkudur ki en büyük düşmanınla karşılaşmak ve o düşmanı yenmektir. Kahramanlar yüreği büyük olanlarda açığa çıkar. Tarihten bu güne çok diktatör geldi ama efsane yazan kahramanlar özgür iradesi ile açığa çıkan halk gerçekliğinde yaratıldı. Kürt halkı da düşmanın farkındadır. Onurundan başka her şeyini kayıp etmeye hazır bir halkın önünde Erdoğna-AKP rejimi ancak diz çöker. Erdoğan’dan da lideri bırakalım çoban bile çıkmaz ve olsa olsa ancak diktatör bozuntusu olur. Erdoğan’a, AKP’ye ve tüm OHAL uygulamalarına rağmen Kürt halkının kazanımları gün be gün büyümeye devam edecektir.

Zin Maraş

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): Turkiye  Cumhuriyet  gidiyor  Osmanli-Saray-Devlet  rejimi  geliyor    

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.