Kriz Derinleşiyor
Serbest Yazılar / 17 Kasım 2016 Perşembe Saat 13:25
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Türkiye her sabah daha da derinleşmiş krizlerle güne başlıyor. Kürtlerin özgürlük taleplerine karşı yürütülen devlet terörünün yaratığı kaos ve krizi, Yezit’in başkanlık uğruna, her türden ahlaki kural, siyasi ilke, hukuki norm ve insani değerden yoksun saldırılarının tetiklediği krizler izlemektedir

Türkiye her sabah daha da derinleşmiş krizlerle güne başlıyor. Kürtlerin özgürlük taleplerine karşı yürütülen devlet terörünün yaratığı kaos ve krizi, Yezit’in başkanlık uğruna, her türden ahlaki kural, siyasi ilke, hukuki norm ve insani değerden yoksun saldırılarının tetiklediği krizler izlemektedir. Irak ve Suriye’de girişilen yayılımcı politika başarısızlığa uğradıkça, içteki kriz daha da derinleşmektedir. Bu durum ekonomiyi darbelemekte, siyasal ve sosyal bunalımları artırmaktadır. Tüm bunların bir birini tetiklemesi, beslemesi sonucunda ise Türkiye’ye, hızla olağan yöntemlerle yönetilemez, hale gelip-Suriyeleştirmektedir. Bu durumu aşmak için her gün daha da ağırlaştırılan faşist yasak ve baskılar ise sorunu derinleştirmekten öte bir sonuç yaratmamıştır. Mevcut durumda Ohal öncesinden daha derin bir kriz söz konusudur.  On binlerce insan tutuklanmasına rağmen toplumun farklı kesimlerine karşı geliştirilen operasyonlar dur-durak bilmiyor. Düşünen hain, muhalefet eden terörist ilan ediliyor. Her türden düşünce açıklama ve örgütlenme çabası polisin sınırsız şiddeti ile bastırılıyor. Değişik görüşteki siyasi muhaliflerin toplu tutuklamalarını, gazeteci, yazar, akademisyen ve grup-grup bürokrasideki tutuklanmalar takip ediyor.

Milyonların oyları ile seçilen vekiller, belediye başkanları yaka-paça gözaltına alınıp, sudan gerekçelerle tutuklanıyor. Böylece Türkiye tarihinin gözaltı ve tutuklama rekoru kırılıyor. Gözaltına alma, tutuklama, gazete, radyo, TV, internet kapatma ve haklarında herhangi bir mahkûmiyet kararı olmayan kişilerin mal varlığına el koymada sınır tanınmıyor. Devletin tüm kurumları ve imkânları kullanılarak sınırsız bir faşist terör estiriliyor. Bu noktada uluslararası normlar görmezlikten geliniyor, uluslararası camianın söylediklerine kulak kapatılıyor. Bu yönüyle adeta tarih tekerrür ediyor.

Çiller dönemindeki her türden düşünce ve örgütlenmeyi terör sayan, olağanüstü hal rejimi olağanlaştırılıp-sürekli hale getiriliyor. Sokaklardaki infazları, işkenceli sorgular ve vekillerin yerlerde sürüklendiği uygulamalar tamamlıyor. Çiler döneminde uluslararası denklem yapılanları destekliyor, onaylıyordu. Dönemin Kurmay başkanı Güreş bu durumu” İngiltere teröre karşı bize yeşil ışık yaktı” biçiminde ifade etmişti. Şimdi ise durum tam tersine işlemektedir. Böyle olunca her uygulama içte olduğu kadar dışta da tepki toplamakta, karşıt bir cephe oluşturmaktadır. Bundan dolayı da zulüm uygulamaları sömürgeci sistemi güçlendirmiyor, aksine her geçen gün zayıflatıyor, bağrındaki çelişkileri daha da derinleştirip-keskinleştiriyor ve çöküşün eşiğine getiriyor. Sistem olarak zaten sınırlı olan meşruiyetini yitirmesine neden oluyor. Tüm kurum ve kuruluşları ile işlevsizleşip-aşılıyor. Olağan işleyen, işlevini yerine getiren hiçbir kurumu kalmıyor. Halaç pamuğu gibi atılan ordu ve sivil bürokrasi hızla miadını dolduruyor, son darbeyi yiyeceği günü bekliyor. Anayasa -yasalar ve diğer tüm hukuki düzenlemeler anlamsızlaşıyor, hukuk kurumu olarak asma yaprağı olma işlevini bile yitiriyor. Siyaset, partiler, parlamento ve diğer kurumlar sorun çözme zemini olmaktan çıkıp avcı yâda av olma derekesine indirgeniyor.

Halk ve onun siyasi temsilcileri av haline getiriliyor. Siyaset yapmalarına ve sorunları çözmelerine faşist terörle izin verilmiyor. Faşist aygıta hükmeden Erdoğan-AKP ise sorun çözme bir yana kendi varlığı ile birçok sorunun kaynağına dönüşüyor. Bu nedenle var olan sorunlar her gün krizleri daha da derinleştiriyor. Derinleşen siyasi, ekonomik ve toplumsal krizler ise hızla önüne gelen her şeyi yutma, yok etme potansiyeline sahip bir kaosu tetikliyor.  Mevcut haliyle faşist rejimin tüm zorbalıklarına rağmen toplumu zapt-rapt altına alma ve istediği gibi yönetme şansı yoktur. Cin şişeden çıkmış, toplum yılar önce kendisine giydirilen deli gömleğini yırtmıştır. Yeniden bu gömleği topluma giydirmek imkânsızdır. Mevcut gidişat, ya kör döğüşün hakim olduğu ve asla halkların yararına olmayacak bir iç savaşa dönüşecektir. Buda yeni bir ırak, Suriye demektir.  Ya da yakın dönemde yaşananlar, geçmişte veya yakın tarihe ait çelişkiler, grup, parti vb. çıkarları bir yana bırakılarak, halkların ortak devrimci iradesi ile soruna el koyup ülke bu faşist güruhtan ve onların yaratığı kaostan kurtarılacaktır.

Can Toprak

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html

Parveke

TAGS(ETIKETLER): Kriz  Derinlesiyor  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.