Zorbalar-diktalar yıkılacak, Ortadoğu Kürtlerle demokratikleşecek
Okuyucudan / 11 Kasım 2016 Cuma Saat 04:53
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Türkiye işçi sınıfı, emekçi halkı tarihinin en kötü dönemini yaşıyor. Türkiye'nin zenginlikleri, kaynakları bir avuç yerli sermaye ve onların destekçileri olan global sermaye güçlerine akıyor. Vatan ve millet naraları esasen geleneksel iktidar güçlerinin onlarca yıldır çevirdikleri bu entrika ve kirli rant ilişki ve çıkar menfaat ağının üstünü kapatmak içindir

Kürtlerin onlarca yıldır yürüttükleri mücadele demokrasiyi inşa etme mücadelesidir. Devlet ise Kürtlerin ayrılmak istediğini düşünüyor. Kürtler, özgür ve eşit koşullarda demokratik birliği esas alıyor. Kürtler ayrılmayı düşünselerdi herhalde herkes gibi 1. Dünya Savaşı koşularında bunu yapma imkanına sahiplerdi ve ayrıca unutulmasın ki 90’larda Kürt Özgürlük Hareketi’nin başlatmış olduğu mücadele ve iç savaş, dönemin TC hükümeti ve oligarşisini ‘Kürdistan’ı ver kurtul’ düzeyine çekmişti fakat PKK paradigmasal dönüşüme adım atarak ayrılmayı değil Türkiye’yi de demokratikleştirmeyi tercih etti.

Kürtler ayrılmayı değil, “Cumhuriyetle kardeşçe yaşamaya devam edebiliriz” düşüncesiyle Türklerle beraber omuz omuza her cephede savaştı, öldü, büyük bedel verdi. Herkes, Türkiye'nin temelinde Kürtlerin de taşı, toprağı, harçları, ve çimentoları olduğunu bilmek durumunda.

Türkiye işçi sınıfı, emekçi halkı tarihinin en kötü dönemini yaşıyor. Türkiye'nin zenginlikleri, kaynakları  bir avuç yerli sermaye ve onların destekçileri olan global sermaye güçlerine akıyor. Vatan ve millet naraları esasen geleneksel iktidar güçlerinin onlarca yıldır çevirdikleri bu entrika ve kirli rant ilişki ve çıkar menfaat ağının üstünü kapatmak içindir. Türkiye'de adından sıkça söz ettikleri ve dillerinden hiç  düşürmedikleri Türk Milletinin en büyük sınıf düşmanları millet kavramını dillerinden hiç eksik etmeyen iktidar çevreleridirler. Onlarca yıldır bütün hükümetler milliyetçiliği alabildiğince kullanmışlar, Türk  halkını sistemin yedeğine almışlardır. Türkiye'de sınıfsal çelişkilerin üstü böylece kapatılmış, halkın sisteme karşı mücadele etmesinin önüne geçilmiştir.

Kapitalizmin kullanabileceği en büyük sermaye, milliyetçilik ve sahte vatanseverlikle toplumda demokrasi bilincinin gelişmesini önlemedir. Sınıfsal yönü gelişmeyen toplumlar kapitalist sistem içinde  bile en küçük sosyal ve ekonomik hak bilincine ulaşamaz. Daha kötüsü en küçük bir hak alma bilinci  olmayan toplumlar her şeyi hükümetten bekler ve zamanla dilenci kültürüne sahip olur. Türkiye'de toplum kendisine verileni alıyor ama bu benim hakkımdır diyemiyor, susuyor. Hak alma ve demokrasi bilinci gelişmemiş toplumlar her şeyin sahibi devlettir der.

Demokrasi bilincine sahip olan toplumlar her şeyin sahibi halktır ve devleti de halka hizmet etmesi gereken bir siyasi mekanizma olarak görür. Soma, Ermenek, Zonguldak ve daha birçok yerde her gün meydana gelen iş kazalarında mevcut AKP-Erdoğan iktidarı aslında Türk halkına değil, sermaye güçlerine hizmet ettikleri ve rant elde edip nasıl ceplerini doldurdukları biliniyor. Türkiye'de mevcut siyaset büyük bir kirlenme yaşamıştır. Bu büyük kirlenme içinde hiç kimsenin temiz kalmasına imkan yok! Bir ülkenin dış politikada güçlü olması içte kendi işçisi ve halkıyla barışık olması ve demokrasiye sahip olmasıyla olur.

Osmanlıcılık Oyunlarıyla Barış Değil, Savaş Olur ve Oluyor

Savaşlar ülkeleri geliştirmez, geriletir, küçültür. Ülkeleri demokrasi ve barış geliştirir. Barış ve demokrasi ülke sorunlarını çözmekle ve halka hizmet etmekle olur. Halka hizmet etmeyen ve halkın sorunlarını çözemeyen bir iktidar ülkede demokrasiyi ve barışı geliştiremez. Önce kendi halkınla barışık olacaksın. Kürtlerle barışık olmayan bir hükümet dış politikada da sağlıklı, istikrarlı ve barışık olmaz. Kendi halkı ve işçi sınıfıyla kavgalı olan bir hükümet dünyayla da barışık olmaz, kendi kendisiyle barışık olmayıp çevresiyle kavgalı olan bireyler gibi. Bundan dolayı Kürtlerin taleplerine kulak verilmeli, Kürtlerin uzattıkları barış eli tutulmalı ve Türkiye bu bataklıktan kurtulmalıdır.

AKP-Erdoğan iktidarı ve ardındaki karanlık güçler,  Kürtlerle savaşa devam ettikçe, Kürt varlığını inkar ettikçe demokrasiyi geliştiremez, daha çok kirlenir battıkça batar. Evet batarlar. Unutmamak gerekiyor ki Kürt Özgürlük Hareketi, ‘Bitti-bitecek, bu bahar, kışı göremeyecekler’ diyen onlarca hükümeti geride bırakmış, bugüne kadar büyüyerek gelmiştir. Kürtlerin yürüttükleri mücadele barış ve demokrasi mücadelesidir ve başta Türkiye olmak üzere Ortadoğu'ya demokrasiyi Kürt halkının haklı mücadelesi getirecektir...

Kimse, Kürtlerin mücadelesinden korkmamalı, tam tersi destek verip Türkiye'yi aydınlık yarınlara taşımalıdırlar... Türkiye ve Ortadoğu Kürtlerle beraber özgürlüğe kavuşacak, bütün diktatörler ve zorbalar yıkılarak, yeni yaşam Kürtlerle gelecek...

Kemal Söbe

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html

 

Parveke
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.