Kürt halkına dayatılan muhafazakarlık adı altında zihniyet darlığı
Okuyucudan / 15 Ekim 2016 Cumartesi Saat 02:02
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kürt halkı, Ortadoğu'nun yüz yıllık bu çıkmazının batı orijinli “ulus devlet” ve bu katı zihniyetin yarattığı sınırlardan kaynaklandığının bilincine ulaşmış durumdalar. Bu açıdan Kürtler, bütün geriletici, düşmanlaştırıcı, yok edici ve yaşamı cehenneme çeviren bütün geri zihniyetlere karşı savaş açmışlardır. Kürtler, en başta kendilerini yüz yıl boyunca baskı ve soykırım kıskacına almış olan bu gerici muhafazakar sisteme karşı kırk yıldır büyük bir mücadele yürütüyor

AKP’nin sık sık kendileri gibi düşünmeyenleri ‘münafık, din düşmanı, ateist, Marksist’ vb şeklinde yaftaladığına hemen hemen neredeyse her gün şahitlik ediyoruz tıpkı geçtiğimiz günlerde Türk Dışişleri Bakanı, “Kürt kardeşlerimi ateist ve Marksist yapıyorlar” şeklinde yaptığı talihsiz konuşma gibi. Kürtler, kendi katilleriyle ve kendilerine saldırı ve linç girişiminde bulunanlarla kardeş değiller. Kürtler, eşit ve demokratik ulus koşullarını kabul eden ve bu çerçevede yaşamayı ilke edinen herkesle kardeşçe yaşamayı değerli bulur bunun savunucusu ve uygulayıcısı olurlar. Kürtler ve Kürt Halk Önderliği bunu yıllardır dillendiriyor. Kürtler, Ortadoğu çapında böyle büyük bir kardeşlik projesiyle yaşamayı hedeflemiş durumda.

Kürtler, hiçbir zaman klasik milliyetçilik ve geleneksel ulus devlet sınırlarına önem vermemiş itibar etmemişlerdir. Kürt halkı, Ortadoğu'nun yüz yıllık bu çıkmazının batı orijinli “ulus devlet” ve bu katı zihniyetin yarattığı sınırlardan kaynaklandığının bilincine ulaşmış durumdalar. Bu açıdan Kürtler, bütün geriletici, düşmanlaştırıcı, yok edici ve yaşamı cehenneme çeviren bütün geri zihniyetlere karşı savaş açmışlardır. Kürtler, en başta kendilerini yüz yıl boyunca baskı ve soykırım kıskacına almış olan bu gerici muhafazakar sisteme karşı kırk yıldır büyük bir mücadele yürütüyor ve bu mücadelede de önemli ölçüde devrimci bilinç yaşamış, demokratik ve özgür bir halk haline gelmiştir. Kürtler, inanç sahibi bir toplumdur.

Kürdistan'da her inancı bulmak mümkündür ve hepsi de hem Kürtlerin, hem de Ortadoğu'nun inanç ve kültürel değerleri ve mozaiğidir. Sömürgeci sistemler yıllarca Kürtlerin inancını Kürtleri kendi egemenliklerinde tutmak ve soykırıma uğratmak için bir afyon olarak kullandılar. Sömürgeci sistem, Kürtlerin bilinçlenmesini, ulusal bilince sahip olmasını, kendi ulusal önderlik ve ulusal savunma gücüne sahip olmasını hiçbir zaman hazmedememiştir. Belediyelere kayyum atanması bu hazımsızlığın ve Kürtlerin iradesini kabul etmemenin en açık ispatı olarak ortada.  

Kürtleri bir ulus olarak kabul etmediklerinden dolayı Kürtlere ait ne varsa hepsini yok etmek istiyorlar. Sömürge sistemi Kürdistan'da her bakımdan ağır bir yenilgiye uğratıldı. Sömürge devleti bu yenilgiyi bir türlü kabullenemiyor. Halkın iradesiyle gelen iradeyi bundan dolayı etkisizleştirmek istiyorlar. Kürtler ne yapıyorlarsa kendi kimlik ve özgürlükleri için yapıyorlar. Kürtler hiçbir zaman her hangi bir zorlama ve baskı altında olmadan kendi özgürlük kavgalarını fedakarca yürütüyorlar. Öyle bir atmosfer yaratılmaya çalışılıyor ki sanki Kürtler bu mücadeleyi zor ve baskıyla yürütüyorlarmış gibi. Zor ve baskıyla, devlet terörüyle Kürdistan'da kalmak ve Kürdistan'ı ve Kürtleri asimilasyona uğratmak isteyenler devlettir.

Kürtler yüz yıllık bu asimilasyoncu ve sömürücü sisteme artık kahramanca dur diyorlar. Sandıkta yenilgi alan AKP ve geleneksel iktidar odakları, çeşitli hile ve entrikalarla Kürtlerin değerlerini, irade ve gücünü ortadan kaldırmak istiyor. Kürtler, mevcut muhafazakar sistemin etkisinden çıktı. Hiç imse Kürtlere dayatılan “muhafazakarlığı” yakıştırmamalıdır. Çünkü Türkiye'de ve Ortadoğu'da mevcut muhafazakarlık olarak dayatılanın halklara neler çektirdiğini, hayatı cehenneme çevirdiğini en iyi Kürtler biliyor.

Marksizm sanayinin gelişimi ve işçi sınıfının oluşmasıyla kendisini bilimsel olarak ortaya koymuş, özelde işçi sınıfı ve genelde de ezilen bütün halkların ve ulusların modern bilimsel kurtuluş ideolojisidir. Yani kapitalist yamyamların, kalemşörlerin iddia ettikleri gibi, Marksizm din düşmanlığı değildir, dinle ve inançla da bir sorunu yoktur. Ancak, Marksizm kapitalizmin toplumu kaderciliğe, kısmete razı olmaya ve sisteme kulluk yapacak şekilde afyon olarak kullanılan dine karşıdır. Çünkü yüzlerce yıldır dinler toplumu egemenlik altında tutmak için afyon olarak kullanılıyor. Dolayısıyla Marksizm gerçek dine karşı değildir, çünkü gerçek din devrimci bir öz taşır. Toplumu öbür dünyayla, öbür dünyadaki cennetle avutmak, kandırmak kapitalist haydutların hatta köleci ve feodal sistemlerin eskiden beri kullandıkları bir yöntemdir. Bu yöntem Kürdistan'da iflas ettiği için, RTE geçtiğimiz yıl Kürdistan'a eline Kuran alarak Kürtlerin karşısına utanmadan çıkmıştı. Hem “tek millet, tek dil, tek kimlik” de hem de Kürtlerin karşısına utanmadan ve yüzsüzce çık! Kürtler, din ve inancı AKP ve RTE'den öğrenecek değil. RTE ve AKP’nin dindarlığı tıpkı Muaviye'nin dindarlığına benziyor. Muaviye ve babası Ebu Süfyan da, toplumu öbür dünya ve öbür dünyadaki cennetle kandırırdı. İşte Türkiye'de yıllardır toplumu egemenlik altında tutan İslam aslında gerçek İslam değil, maskedir, Muaviye'nin sahte İslam’ıdır. Kürtler bu sahteliğin etkisinden kurtuldular. Hiçbir toplum özünde muhafazakar değildir toplumların ahlakî özü vardır. Türkiye ve Ortadoğu örneğinde olduğu gibi demokratik dönüşümü yaşayamayan toplumlar, uzun süre muhafazakar sistemin etkisinde kalırlar.

Kürtler, büyük bir mücadeleyle adı geçen muhafazakar sistemi kendi zihniyetlerinde söküp attılar. Artık hiçbir gerici güç Kürtleri kendi denetimlerine alamayacaklar, kayyumlarla da, Kürtler üzerinde etkili olamayacaklardır. Marksizm her toplum ve ülkenin kendine özgü yapısı içinde farklı isimlerle gelişim göstermiştir. Komünal sistem zaten toplumların daha önce yaşadıkları özyönetim olmaktadır. Yani aslında Karl Marks, komünizmi sonradan sıfırdan geliştirmedi. Marks, sanayileşmeyle beraber komünal sisteme ideolojik açıdan zenginlik kazandırdı, komünal sistemin günümüz koşullarında nasıl yaşanılacağının teorik ve ideolojik planlamasını yaptı. Yani Marks, dünya toplumunun daha önce yaşadığı politik, ahlaki toplum ideolojisini yani sosyalizme bilimsel yön kazandırdı.

Bugün Kürt halkı kendi öz yönetimlerini oluşturmak, politik ahlaki toplumunu örmek için Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan öncülüğünde dişini tırnağına takarak her türlü gericiliğe karşı mücadele veriyor ve vermeye de devam edecek.

Kemal Söbe

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html

Parveke

TAGS(ETIKETLER): Kurt  halkina  dayatilan  muhafazakarlik  adi  altinda  zihniyet  darligi  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.