Maxmur halkı ne katliamcılara ne de yerel işbirlikçilerine diz çökmeyecek
Okuyucudan / 06 Ekim 2016 Perşembe Saat 07:29
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sistem ve sisteme bağlı uşaklar bir yerin özgürlüğünü yıkıp egemenlikleri altına almak için; siyasi, ekonomik, toplumsal ve bir çok zor ve baskı mekanizmalarını kullanırlar. Egemenler ve yerel işbirlikçi uşakları her kesin kendilerine koşulsuz şartsız ve amasız biat ve itaat etmelerini isterler. İtaat etmeyi kabul etmeyip özgürlüğünü savunan kesimler ise egemen beyler ve uşaklarının öfkesine maruz kalırlar

Bir yeri veya halkı kendi egemenliği altına almak ve kendi bayrağını özgür yerlerde dalgalandırmak için tarihten nice şehir, oluşum, halk ve topluluk yıkılmış ve silinmiştir. Ki biz şuan bazı halk ve şehirlerin adını hatırlamaktayız ve bilmekteyiz. Arkeoloji bilimi bu konuda tarihte egemen beylerin öfkesine maruz kalan yerleri gün yüzüne çıkarmakla uğraşmaktadır. Egemenler her koşula göre en sonuç alıcı yöntemi uygulamaktaydılar. Tarihte çoğunlukla, büyük savaş, soykırım, büyük göçler ve yıkık şehirler olmuştur. Egemenler saldırdıkları devletlerin şehirlerini viraneye çevirmekteydiler. Tarihin ilerlemesiyle birlikte bu kaybı yüksek olan yöntemin yerine, hedef bölgenin içten tasfiyesini amaçlayan yeni yöntemler geliştirildi. Bir bölge veya şehir veya halkın üzerine giden tüm yolları kesip, ekonomik, siyasi ve toplumsal bağlarını koparırsan eğer o halk fazla direnemez ve kısa bir sürede ya teslim olup biat anlaşması imzalardı ya da kendi içinde açlık ve yokluktan dolayı tükenip giderlerdi. Bu duruma gelen bir halka veya bölgeye son darbeyi de yine egemen güçler vurmaktaydı. Bunlara karşı halklarında kendini savunma mekanizmaları geliştirmesi kaçınılmaz oldu. Ama büyük ordu, imparatorluk ve devletlerle çatışmakta kolay değildi.

Tarihte bu duruma maruz kalan Bağdat şehrini örnek verebiliriz. MS 1200’lü yılların ortasında Abbasi İmparatorluğunun başkenti olan ve dünyanın en büyük şehri durumunda olan şehir Moğolların saldırısına maruz kalmış ve bu saldırı sonucunda 200 binden fazla insan öldürülmüş, Abbasi İmparatorluğu yıkılmış ve İslam Halifeliği durdurulmuş (sonradan Memlükler halifeliği devralır) ve o muhteşem şehir yerle bir edilir. Ayrıca tarihte birçok Kürt şehri de bu duruma maruz kalmış. Örneğin Serêkanî şehri tarihte 7 kere yıkılmış ve tekrardan kurulmuştur. Ve ayrıca adını virane olmaktan alan Wêranşar (Viranşehir) de aynı duruma maruz kalmış. Cizîr şehri de Osmanlı zamanında, Botan Beyliği İsyanı zamanında yıkılmış ve katliamlara maruz kalmış. 1900’lü yıllarda Dêrsim şehri bu duruma maruz kalmış ve katliamlarla direnci kırılmaya çalışılmış, bunun sonucunda da 70 binden fazla insan katledilmiş ve on binlerce yurttaş yerinden yurdundan sürülmüş.

Özellikle Kürt halkındaki direniş geleneği tarih boyunca devam etmiş ve günümüzde de halen devam etmektedir. Bu direniş geleneğine en büyük örneği Bakurê Kürdistan’da gelişen şehir direnişlerini gösterebiliriz. Başta Sûr, Cizîr ve Nîsêbîn gibi şehirlerde devletin inkarcı ve imhacı uygulamalarına hayır denilmiş. Ve yüz günden fazla süren direnişlerle tarihe geçmiştirler. Sûr direnişi tarihteki en uzun süren halk direnişi olarak yerini aldı.

Rojava Devrimi’yle birlikte işgalci ve işbirlikçi kesimler Rojava Devrimi’ni bastırmak için her türlü ahlaksız uygulamalara girişmekten geri kalmadılar. Ama işbirlikçi ajan kesimler düşmandan daha acımasızca daha pervasızca saldırılar geliştirdiler. Hem içerden halkı galeyana getirip, kışkırtmak, halkı göçe yöneltmek, hem de dışardan Rojava ve Kürt karşıtı toplantı ve forumlara katılmak, düşmana maddi ve manevi destek sağlamak ve Rojava-Başûr sınırına hendekler kazmakla Kürtlüklerini ve tüm ulusal değerlerini düşmana peşkeş çektiler. İşbirlikçi Kürtlerin bu uygulaması tarihteki uygulamaların günümüzdeki sürümü devamı niteliğindedir. Ve bunu yapan ise PDK ve ona bağlı olan ENKS’dir.

Maxmur Kampı veya Şehîd Rustem Cûdî kampında yaşamını idame ettirenler 1990’larda Bakurê Kürdistan’da TC tarafından geliştirilen topyekün imha operasyonları sonucunda köyleri yakılmış, yakınlarını kaybetmiş ve göçe maruz kalmışlardır. Boğazına kadar düşmanla işbirliğine batmış olan PDK’nin -hatırlayanlar bilir- Bakurê Kürdistan’dan düşmanın imha saldırılarından canını son anda kurtaran binlerce Kürt kardeşine pek kardeşçe yaklaştığı söylenemez.

BM’nin mültecilik statüsünde olmasına rağmen PDK her türlü yönelimi Maxmur sakinlerine uyguladı. Adam kaçırma, katletme, hapsetme, Türkiye’ye satma ve daha nice uygulama. PDK’nin düşmanca politikalarından dolayı Maxmur sakinleri çok sayıda yerleşim yeri değiştirmek zorunda kaldı. Bazı kamplarda bir kaç ay kaldı, bazı kamplarda yaklaşık bir yıl ve en sonunda da 18 yıldır Maxmur Kampı’nda kalmaktadırlar. PDK’nin düşmanca politikaları bazen azalsa da hiç bitmedi. Maxmur halkına her zaman keyfi sorunlar çıkartmalar devam etti.

Maxmur Kampı sakinleri, siyasi mülteci statüsünde oldukları için PDK bu statüyü bitirmek için her türlü uygulamayı yaptı. Maxmur Kampı sakinlerine ayrımcılık, keyfi uygulamalar, gidiş-geliş yasağı, işe almama, işten çıkarma, güvenliği almama, hizmet vermeme, hukuki işlerde mağdur etme ve nice uygulamalar yaşandı. Bir Maxmurlu için kamptan başka bir yere gitmek örneğin Hewlêr, Silêmanî veya Dihok’a gitmek her zaman bir işkence haline getirildi. Evrak veya kimliklerin tamam olmasına rağmen kontrol noktalarında her zaman ayrımcılık yapıldı. Bir Maxmurlu için Hewlêr’e gitmek Çin’e gitmekten daha zor bir duruma getirildi. Halbuki Maxmur Kampı sivil bir kamptır. Ama her zaman keyfi uygulama ve yasaklara maruz bırakıldı.

PDK güçleri Maxmur Kampı’na yine Hewlêr’e girişi yasakladı ve bir çok şirket ve işyerinde çalışan Maxmurlu, Genel Asayiş Müdürlüğünün talimatıyla işten çıkarıldı. Maxmur halkı ekonomik açıdan fazla imkanlara sahip değil o yüzden ekonomik açıdan Başurê Kürdistan şehirlerinde çalışarak geçimlerini sağlamaktalar. Ancak son dönemde PDK-Mesut Barzani tarafından konulan ambargo nedeniyle tüm Maxmurlular işlerinden edilmişlerdir. PDK tarafından başlatılan uygulamanın düşman hukukunda ancak yaşanacağı ortada. Maxmur halkına yapılan bu uygulama ulusal birliğe vurulan bir darbedir. Maxmur halkına yapılan bu tür uygulamalar tüm Kürt halkına yapılmıştır. PDK bu tür uygulamalarla Maxmur halkına kendince diz çöktürüp boyun eğdirmek istiyor ancak Maxmur halkı ne TC zülmune boyun eğdi ne de onun işbirlikçisi PDK’ye boyun eğer… Unutulmamalı ki Maxmur halkı onuru için her şeyini bıraktı ve davasının peşine düştü PDK bu tür uygulamalarla ancak gerçek yüzünü ve amacını tüm dünyaya göstermiş oluyor yalnızca…

Gabar Roj

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): Maxmur  halki  ne  katliamcilara  ne  de  yerel  isbirlikcilerine  diz  cokmeyecek  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.