Şu "dünya beşten büyüktür meselesi" ve Çollo
Okuyucudan / 24 Eylül 2016 Cumartesi Saat 11:15
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Çollo sanki çoban değil köyün ağası gibi adeta köylülere hükmediyor köylülerde katlanmak zorunda kalıyorlar... Köy içinden geçerken köylüler bakıyor Çollo ağzı burnu kırılmış, kan ter içinde geliyor. Koşuyorlar önüne soruyorlar “yahu ne oldu sen ne yaptın böyle?” Çollo, kasınarak diyor ki “kaymakamla kavga ettim”. Erdoğan'ın İsrail devlet başkanı Şimon Peres'e “One minute” demesi ve “Dünya beşten büyüktür” sözleri: "Çollo'nun Kaymakamla kavga ettim" demesinden öte bir anlam ifade etmiyor

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın senelerdir diline pelesenk ettiği ve her kamera karşısına geçerken elini kaldırarak beş parmak gösterip “Dünya beşten büyüktür Dünya beşten büyüktür” deyip durduğu, Birleşmiş Milletler ’in 5 daimi üyesini kastederek serzenişte bulunduğu şu beş büyük Birleşmiş Milletler’ in kurucularını incelemekte fayda vardır. Bu Birleşmiş Milletler’in 5 daimi üyesi kimlerdir?

Nasıl Birleşmiş Milletlerin 5 daimi üyesi oldular? Neden sadece 5 daimi üye var? Bu 5 daimi üyelerin sosyo-ekonomik ve askeri güçleri nelerdir? Kendi ülkeleri dışında etki alanları nerelerdir? Sorularına cevap arayacağız. Bu sorulara cevap ararken hem bu yapı hakkında biraz bilgi edinmiş olacağız hem de belki birileri Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kulağına dünyanın beşten büyük olmadığını dünyayı bu güçler sevk ve idare ettiğini, Bu adamların milyon km ötede gezegene gemi gönderdiğini, oradaki taşın toprağın analizini yaptığını, sen ise pusulalı seccade teknolojisine henüz geçmiş kalkıp bu adamlarla aşık atamayacağını, O beşlinin dünya genelinde sahip olduğu ve etki ettiği nüfus, toprak, teknoloji, askeri ve ekonomi alanını haritayı açıp bakacaksın sonra konuşacaksın diye fısıldar.

Birleşmiş Milletleri Kimler Ve Hangi Şartlarda Kurdu?

İkinci Dünya Savaşı'nın verdiği buhranı üzerinden atmakta güçlük çeken galip ve mağlup ülkeler artık savaşların 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kazanç değil kayıp olarak geri döndüğünün farkına vardılar. Bu sebeple gerek ekonomilerini düzene sokmak gerekse halkların psikolojilerinin düzelmesini sağlamak amacıyla dönemin en büyük iki devleti öncü bir antlaşma imzalamıştır. "Atlantik antlaşması" olarak bilinen bu antlaşma ile birleşik Krallık (İngiltere) ve Amerika Birleşik Devletleri artık topraklarını genişletmek istemediklerini ve dünyadaki tüm ulusların ve halkların kendi ülkesi sınırları içinde barış içinde yaşanmasını arzuladıklarını dile getirmiştir. Bu sebeple 9 Ağustos 1941'de Atlantik bildirisi bu iki ülke arasında imzalanmıştır. Atlantik bildirisi ile dünya barışı ve sükûnetini sağlama yolunda atılımlarda bulunan devletler ilk olarak müttefikleri yani Dünya Savaşlarının kazanan taraflarına "Birleşmiş unsurların savaş güçleri" "Birleşmiş ülkeler" şeklinde anmaya başlamıştır. 1943 yılında Moskova, Tahran ve Kahire'de yapılan müttefikler arası toplantılarda "SSCB (Rusya), ABD, Birleşik krallık (İngiltere), Çin ve Fransa temsilciliği ile ilk olarak "Birleşmiş Milletler" olma fikri ortaya atılmıştır. Ardından "San Franscisco " Konferansı adı verilen toplantıda çoğunluğu müttefiklerden oluşan 50 ülkenin temsilcisi bir araya gelerek 111 maddeden oluşan bir anlaşma imzalamıştır.

Dünya tarihinde çok önemli bir yeri olan bu anlaşmanın ana içeriği olarak "Birleşmiş Milletler’in kurulması yönünde olmuştur. 25 Nisan 1945'te San Franscisco konferansında bir araya gelmiş olan 50 ülke bu anlaşmayı 25 Haziran 1945'te oybirliği ile kabul etmiştir. Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üyesinin tamamının ve diğer üyelerin çoğunluğunun “evet” oyu ile anlaşma yürürlüğe girmiştir. Bugün itibari ile Birleşmiş Milletler ‘in 193 üyesi bulunmaktadır Türk devleti de bu 193 üyenin içerisinde yer almaktadır.

Birleşmiş Milletlerin kuruluş felsefesi olan ulusların ve halkların kendi kaderlerini tayin etme hakkı ve kendi ülkesi sınırları içerisinde barış içinde yaşanmasını, ekonomik refahlarını yükseltmelerini, barış demokrasi ve huzur içerisinde yaşamalarına gerçek anlamda katkı yapmışlar mıdır? O ayrı bir tartışma konusu fakat benim asıl anlatmaya çalıştığım konu Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın slogan haline getirdiği “Dünya beşten büyüktür” sözleri ne için sarf ettiğini, Erdoğan’ın haklılık payı var mı? Onu açıklamaya çalışacağım. Bir kere (BM) Birleşmiş Milletleri kuran beş daimi ülke ve bu ülkelerin müttefikleri İkinci Dünya Savaşı'nda galip gelen ülkelerdir. İkinci Dünya Savaşı'nda Türk devleti Almanya'nın yanında yer alarak kaybeden ülkeler listesindedir.

İkinci Dünya Savaşı'nda kaybeden ülkelerin İsimlerini tek tek saymayayım fakat Türk devleti kaybedenler listesinde olduğu için ve bu beş “süper devletle” mukayese edilmeyecek olmasından dolayı ancak: Ortadoğu, Afrika, Latin Amerika ve bir takım Asya ülkeleri İle mukayese edilebilir. Yani 193 normal üye ülke içerisinde yer almaktadır. Birleşmiş Milletler için: Bahreyn, Katar, Tanzanya, Afganistan, Sudan, Nikaragua, Nijerya, Angola, Irak, Suriye ve isimlerini sayamadığım yüzlerce ülke neyse Türk devleti de odur. Şimdi sanki dünyanın süper devletiymiş gibi oraya buraya meydan okumakla olmuyor bu işler. Bu sahte kabadayılık naraları hepsi iç kamuoyuna oynamanın ötesinde bir şey değildir. Davos'ta İsrail Cumhurbaşkanına "One minute" dedi başına gelmeyen kalmadı az daha darbe ile Tapa-Takla gidecekti. Kaldı ki daha sonra İsrail'e yalvararak elçi üzerine elçi göndererek Davos öncesi moda bin bir taviz vererek geri döndüğünü de gördük.

Türk devletinin Durumu

Türk devletinin 2015 yılı devlet istatistik kurumunun rakamlarına göre gayrisafi milli hasılası kişi başına 21.000 TL’dir. Buda 7 bin €uro'ya tekabül ediyor. Enerjide tamamen dışa bağlı, tarım, ilaç, sağlık araç ve gereçleri tamamen dışardan ithal edilmektedir. Elektrik ve elektronik cihazların %90'ı yine ithal edilmektedir. Motorlu taşıtların tümü ithal edilmektedir bazılarının da ucuz işçilikten dolayı bu firmaların Türk devletinde kurdukları fabrikalarında üretilmektedir. Kendi ürettiği tek bir tane uzay aracı, gemi, uçak, araba, kamyon, otobüs traktör hatta motosiklet bile yoktur. Hem askeri hem sivil anlamda araç ve gereçler hepsi ithal edilmektedir. Yine askeri tüm silahları mermisi topu tüfeği hatta askerin eğitimimi bile dışardan ithal edilmektedir. Yani anlayacağınız:  Tarlada çift süren traktörden konfeksiyonda elbise diken makinaya kadar bu “Dünya beşten büyük”tür dediği ülkelerden ithal edilmektedir.

Eğitimden bilime, tıptan teknolojiye kadar dışarıya nasıl bağımlı olduğunuda biliyoruz. Ekonomisi dünya sıralamasında 63. sırada, demokrasi, insan hakları, evrensel hukuk, düşünce özgürlüğü, basın yayın özgürlüğü, kadın hakları, çocuk hakları, hayvan hakları, azınlık haklarının korunup kullanması, ırkçılıkla mücadele, yargı bağımsızlığı, üniversitelerin özgürlüğü ve özgür bireyleri yetiştirme, eğitim sistemi buna bağlı olarak da üniversitelerin kalitesi konularında dünya ortalamasının çok çok altında bir ülkedir. Hele hele bu “Dünya beşten büyüktür” dediği ülkelerle hiç kıyaslanmayacak kadar aralarında bir uçurum vardır.

Erdoğan'ın “Dünya Beşten Büyüktür” Dediği Bu Ülkelerde Durum Nedir?

Bu “Dünya beşten büyüktür” dediği ülkeler görece Türk devlet yapılanmasına göre ve Avrupa Birliği'nin diğer ülkelerinin üniversiteleri ise bilim ve teknoloji, felsefe vb diğer bilim dallarında dünyanın en kaliteli üniversitelerdir. Bu ülkelerin gayrisafi milli hasılası kimilerinin Türkiye halklarınınkine nazaran üçe, kimilerinin ise 10'a katlayacak güçlü ekonomileri vardır. Bu ülkelerde düşünce özgürlüğü vardır. Bu ülkelerde insan hakları kadın hakları çocuk hakları eğitim hakkı üniversitelerin özgürlüğü yine üniversitelerin kalitesi basın özgürlüğü yargı bağımsızlığı ifade özgürlüğü ve birden fazla dilde anadilde eğitim verilmektedir. Bu ülkelerde yargının bağımsızlığı vardır. Bu ülkelerde yolsuzluk, hırsızlık, zorbalık, din sömürüsü yoktur. Bu ülkelerde yurtlarda çocuklara tecavüz yoktur varsa eğer istisnalar sorumlular yargılanır ve hak ettikleri cezaları verilir. Türkiye'deki gibi koruma altına alınmaz hırsızlar, yolsuzlar ve tecavüzcüler. Bu ülkelerde halk yöneticilerin yakasına yapışır hesap sorar ve bu ülkelerin yöneticileri de halka hesap vermesini bilirler. En ufak bir olumsuzlukta istifa edecek kadar şereflidirler. Bu ülkelerde halkın yakasına yapışmış malını çalan canını alan evlerini şehirlerini köylerini kasabalarını hak talep ettikleri için halktan aldığı paralarla satın aldığı tanklarla toplarla uçaklarla bombalamaz, halkın evlatlarını analarını babalarını kardeşlerini kız kardeşlerini diri diri bodrumlarda yakmaz, öldürdükleri halkın evlatlarını çırılçıplak soyup  sokaklarda teşhir etmez, halkın evlatlarının boyunlarına ip bağlayıp halkın parasıyla alınmış olan zırhlı araçların arkasına bağlanıp sokak sokak dolaştırılmaz. Bu ülkelerde halkın iradesine darbe vurup halkın seçtiği Vekiller, belediye başkanları, yerel yöneticileri, il ve ilçe yöneticileri görevden alınmaz. Bu ülkelerde sırf hükümetle aynı düşüncede olmayan hükümeti eleştiren siyasetçiler, gazeteciler, yazarlar, düşünürler, öğretim, görevlileri, hakimler, savcılar, polisler, subaylar, memurlar görevden alınmaz, hapishanelere tıkılmaz.

Şimdi Türk devletinde durum bu kadar vahimken hala Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kameraların karşısına geçip “Dünya beşten büyüktür” nakaratını tekrarlayıp durması bana köyümüze yakın bir köyde olmuş bir hadiseyi hatırlattı. Hikaye söyle:

Kışın bitmesine ramak kala köylüler bir çoban bulma telaşına düşmüşler. Derken sağdan soldan araştırıyorlar köyümüze bir çoban lazım Nisan ayından itibaren başlayıp ekim ayına kadar hayvanları otlatacak bir çoban. Derken bir çoban buluyorlar. Karlar nihayetinde eriyor ve hayvanlar artık dışarı çıkıp otlatılmaya başlanıyor. Çoban'ın adını hatırlayamadım şimdi ama kısacası köylüler ona "Çollo" diye hitap ediyorlar. Neyse Çollo işe başlıyor fakat Çollo öyle huysuz öyle ağzı bozuk öyle kabadayılık taslayan bir insan ki köylüler adeta illallah ediyor ama sürüyü bırakıp gider Çobansız kalırlar diye de bir şey diyemiyorlar. Artık Çollo sanki çoban değil köyün ağası gibi adeta köylülere hükmediyor köylülerde katlanmak zorunda kalıyorlar.

Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür” sözleri

Çollo'nun “Kaymakamla kavga ettim" demesinden öte bir anlam ifade etmiyor

Derken bir gün Çollo hayvanları otlatırken o gün de kaymakam ve sivil giyimli korumalarıyla beraber araziyi dolaşmaya çıkmışlar. Çollo'nun sürüsünün yanından geçerken koyunlar ürküyor ve kaçıyorlar. Buda uzaktan bakıyor koyunlar kaçışıyorlar Çollo açıyor ağzını yumuyor gözünü misali ağzına ne geldiyse söylüyor ve küfür etmeye başlıyor tabi ki Çollo zannediyor ki köylülerdir biliyor ki köylüler ona muhtaçtır bir şey demeyecekler kabadayılığı ve yaptığı küfürler yanında kâr kalacak. Ama yanılmıştır ve sert bir kayaya çarpmıştır. Küfürleri duyan kaymakamın korumaları koşup yakalıyorlar bir güzel dövüyorlar ağzını burnunu kırıp bırakıp gidiyorlar. Çollo bayılıp düşer aklı başına gelince kalkar köyün yolunu tutar. Köy içinden geçerken köylüler bakıyor Çollo ağzı burnu kırılmış, kan ter içinde geliyor. Koşuyorlar önüne soruyorlar “yahu ne oldu sen ne yaptın böyle?” Çollo, kasınarak diyor ki “kaymakamla kavga ettim”. Erdoğan'ın İsrail devlet başkanı Şimon Peres'e “One minute” demesi ve her gün tekrar ettiği “Dünya beşten büyüktür” sözleri: "Çollo'nun Kaymakamla kavga ettim" demesinden öte bir anlam ifade etmiyor.

Fecri Dost

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): Su  dunya  besten  buyuktur  meselesi  ve  Collo  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.