KÜRTFOBİK TAYYİP’İN OSMANLI RÜYASI SURİYE’DE BİTECEK!
Serbest Yazılar / 06 Eylül 2016 Salı Saat 12:25
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bugün Erdoğan içerde ve dışarda karşı karşıya kaldığı askeri-siyasi ve politik beceriksizliğinin bedelini Kürtlere ödetmeye çalışmaktadır, yaşanan gerçeklik tam da budur. Fakat Erdoğan şunu hiçbir zaman unutmamalıdır, “Osmanlı Rüyası” Kürdistan’a kadardır, bu rüya Kürdistan’da kabusa döner.Erdoğan’ın o çok övündüğü Osmanlı padişahları hiçbir zaman Kürdistan’da hakimiyet kuramamışlardır ve Osmanlı padişahlarının iyi bildiği bir sözdür, ‘Kürdistan’a sefer olur ama zafer olmaz

Kürt düşmanlığı ile dünyada nam salan Türk Cumhurbaşkanı R.Tayip Erdoğan Cerablus’u işgal ederek, bu düşmanlığını ele güne bir kez daha gösterdi. Artık herkes Erdoğan’ın en büyük Kürt düşmanı olduğunu biliyor. Öyle ki Erdoğan için Kürt hummasına tutulmuş bile denebilir. Kuzey Kürdistan’da tam bir işgal politikası sürdüren Erdoğan aylardır Kürt kentlerine en vahşi şekilde saldırıyor. Sur, Farqin, Hezex, Lice, Cizre ve Silopi’de insanlık dışı bir savaşı yürüten Erdoğan bu haliyle akıl tutulması denilen şeyin en güzel örneğini oluşturuyor.

Bir yandan ulus-devlet zihniyetini Kürt kanı dökerek ayakta tutmaya çalışan Erdoğan, diğer yandan Mercidabık Osmanlı-Memlük Savaşı’nın yıl dönümünde Cerablus’u işgal ederek kendince dünyaya bir mesaj vermeye çalışıyor. Biliyorsunuz, Erdoğan’ın en büyük hayali Kanlı Ak-Saray’ında padişah olmak! Bunun için kendine Beştepe’de halktan çaldığı paralarla bir saray yaptırdı. Her fırsatta bu sarayda padişahçılık oynayan Erdoğan, 1453 toplaşmaları ile İstanbul’u her gün yeniden fethetmeye çalışıyor. Elbette ki Erdoğan’ın ruh haline ilişkin çok şey söylenebilir, fakat bir gerçek var ki su götürmez, o da, Erdoğan’ın Osmanlı tarihinde sıkça rastlanan “deli padişahlar” dan yalnızca bir tanesinin pelür kopyası olabileceğine ilişkindir.

Geçtiğimiz yüzyılda halkların başına ne geldiyse bu kendini bilmez, sonsuz kudret hayalleriyle yaşayan padişah bozuntularından geldi, Franco’dan tutun, Musolloni’ye oradan Hitler’e geçtiğimiz yüz yıl ulus-devlet açmazının en acı sonuçlarının yaşandığı bir yüz yıl oldu. Yeni yüz yılın ilk çeyreğinde ise ulus-devlet anlayışının en güçlü temsilcilerinden Saddam’ın ipe gitmesi ile beraber Ortadoğu halkları açısından yeni bir süreç başladı. Başlayan süreç ulus-devlet zihniyeti ile yaşanamayacağını açığa çıkardı.

Irak’ın parçalanması ile beraber hegomonik güçlerin Ortadoğu için ortaya koyduğu hiçbir proje dikiş tutmadı. Ortadoğu, etnik yapıları ve inanç farklılıkları ile çok zengin bir toplumsal zemine sahiptir.  Bu zeminde ulus-devletçiliğin tekçiliğe dayanan hiçbir projesinin tutmayacağı Tahrir Meydanı’nda bir kez daha halklar tarafından kanıtlandı. Artık ulus-devletçiliğin sonu gelmiştir, artık halkların öz yönetimine dayalı, öz gücüne dayalı, öz ekonomisine dayalı bir sistemin oluşması gerekiyor. Ortadoğu’yu girdiği bu kanlı çıkmazdan çıkaracak olan bu yeni sistemdir. Ulus-devletin sonu demek olan bu sistem bugün Rojava’da bir bütün olarak kadınlar, gençler, toplumun ezilen ve ötekileştirilen bütün kesimleri tarafından en güçlü şekilde sahiplenilmiştir, bu sahiplenme ile Ortadoğu Devrimi’nin önü açılmıştır. Denebilir ki Ortadoğu Devrimi’nin düğümleri Suriye’de Kürt Özgürlük Hareketi’nin öncülüğünde çözülmüştür.

Bundan binlerce yıl önce nasıl ki insan kafalarından surlar ören katliamcı devletlerin karşında Kürtler durmuşsa, bugün yine kafa kesen katliamcı çete ve onların destekleyicisi devletlerin karşında Kürtler vardır. İşte burada Erdoğan tarihsel bir gerçeği daha gözden kaçırmaktadır, o da binlerce yıldır Kürtlerin Kürdistan topraklarında otonom yaşadığı gerçeğidir. Erdoğan’ın o çok övündüğü Osmanlı padişahları hiçbir zaman Kürdistan’da hakimiyet kuramamışlardır ve Osmanlı padişahlarının iyi bildiği bir sözdür, ‘Kürdistan’a sefer olur ama zafer olmaz!’

Bugün Erdoğan içerde ve dışarda karşı karşıya kaldığı askeri-siyasi ve politik beceriksizliğinin bedelini Kürtlere ödetmeye çalışmaktadır, yaşanan gerçeklik tam da budur. Fakat Erdoğan şunu hiçbir zaman unutmamalıdır, “Osmanlı Rüyası” Kürdistan’a kadardır, bu rüya Kürdistan’da kabusa döner.

Bu bin yıl halkların öz gücüne dayanarak demokratik özerklik temelinde, kazandığı bin yılın, başlangıcı olacaktır. Kaybeden ise ulus-devlet zihniyeti ile halkların iradesini tanımayan, halkları ezen, jenoside uğratan padişah bozuntuları olacaktır.  Kaybeden Erdoğan ve şürekâsı olacaktır!

Mizgîn Bermal

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info -www.navendalekolin.com -http://kursam.org/index.html

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): KURTFOBIK  TAYYIP  IN  OSMANLI  RUYASI  SURIYE  DE  BITECEK    

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.