HAKİKAT ÇIĞLIĞIDIR EYLEM ATAŞ
Basından Seçmeler / 29 Temmuz 2016 Cuma Saat 11:22
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“Kızım her gün insanları katleden tecavüzcü, işkenceci IŞİD çetelerini durdurmak için direnirken öldü. Siz bir bombanın yeni hedefi olmayasınız diye yaşamını yitirdi. Yavrumu, kızımı/kardeşimi yoldaşımızı istiyoruz. Onun vasiyeti olan doğduğu Çukurova topraklarına defnedilmesi en temel hakkımızdır. Şimdi bütün insanlığı Eylem’in sesi olmaya, onun bu topraklara defnedilmesine destek vermeye çağırıyoruz

Öyle zamanlar vardır ki dünün, bugünün, yarının ne olduğunu hissedemezsin, bilemezsin. Öyle bir insan düşünün ki hayatının her çağı acılarla, kayıplara, gözyaşıyla, geçmiş. Ama bu insanda diğerlerinde olmayan çok farklı bir güç, bir inanç var. Bu direniş gücü öyle bir şekilde kendini dışa vuruyor ki omuzları, başı dimdik; o heybetli duruşundan, özgürlük ve hakikate ulaşma sevdasından hiç birşey kaybetmemiş.

Biraz daha sorguluyoruz adaletin ve eşitliğin sembolü bir genç kadını, bu heybetli duruşun sahibini.

Eylem tıpkı yoldaşları gibiydi. Yoldaşlarının yıllardır dilinden düşüremediği  “Özgürlük!” sloganıyla büyümüştü. Eylem ’in her bir zerresinde yoldaşlarının umutları, özlemleri vardı. Aynı zamanda tıpkı yoldaşları gibi sisteme karşı öfkeliydi, bin yıllarca insanlığa kan kusturan egemenlere ve onların ideolojisi erkçi zihniyete. Tıpkı yoldaşları gibi fedakârdı, korkusuzdu. 5000 yıllık kölelik sisteminin suratında bir tokat gibi patladı. Talana ve katliama karşı direnişin sembolü oldu.

“Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim, bu bana ders oldu. Siz de bana diz çöktüremediniz, bu da size dert olsun” diyen Seyit Rıza gibi düşmanının karşısında diz çökmedi Eylem. Sistemin kirliliklerini, topluma dayatılan imhayı, barbarlığı kabul etmedi.

Nietzsche bir sözünde “Kendimizi yakmalıyız, kül etmeliyiz ki, küllerimizden yeniden doğabilelim.” der. Hevala Eylem’de somutlaşıyor kendini yeniden yaratma eylemi. Yalnız kendini değil, kendiyle beraber bir toplumu.

Tıpkı neolitiğin karşılıksız yaratan, var eden ana tanrıçaları gibi o da modern yüzyılımızın ana tanrıçaları arasında yerini alıyor. Ortak yaşam için mücadele edilerek yaşam hukuku ve kanunları oluşturuluyor, ana tanrıça kültürü ile uygarlığın yaratılışı ve sürdürülüşü gerçekleşiyordu. Amacı, din, dil, ırk, mesafe ayrılıklarını aşmak demokratik uygarlığı geliştirmek, insanlar arasında oluşturulan sınırları kaldırmak ve aynı zamanda toplumları kadının düşünüş ve yaşam rengiyle yaratarak, neolitik kültürün çağdaş temsilcileri olarak bu kültürü tarihin yıkıntıları arasından çıkarıp yeniden büyütmekti.

Eylem’in duruşu;  barışla yaşam bulan, özgür yaşam için, egemen zihniyetin, halklar mozaiğine yönelik saldırılarına karşı duruştur. O, yaşam felsefesiyle yaşam mozaiğinin, hayat bulmasının öncülüğünü yapanlardan biri oldu. İnsanlığa barışçıl bir yaşam armağan etmek için tereddütsüz hakikate yürüdü. Eşit, özgür ve barışçıl bir yaşamın, kadının sade ve arınmış özünde yattığı gerçekliğinden hareketle başladı eşsiz yürüyüşüne. O, kadın eksenli uygarlığın felsefesi ve kadın rengiyle yaratılan dünyanın sürdürücüsüydü.  Bu uygarlık halklar arası savaşa yer vermez. İnsan hakları ve iradesine saygı temelinde ortak yaşamı esas alır. Birbirine karışmış, birbirinin düğümü olmuş kavramları o berraklaştırıyordu.

Yabancılaşma ve çarpıtmanın kendisi devletli topluma geçişle başlamış ve günümüze dek had safhaya ulaşmıştır. Hiyerarşik ve sınıflaşmaya dönük bir zihniyet ilk zaferini kazanmıştır. Egemen zihniyet kendini ‘tanrısallaştırmış’, onun zulmüne karşı mücadele edenleri ise ‘şeytan’ ilan etmiştir. Tanrının yerdeki temsilcisi devlet de ona verilen güce, kuvvete dayanarak özgürlük savaşçılarını terörist, hain, bölücü ilan etme hakkını kendinde görüyor. İnsanın varlığında ana tanrıçanın yaratıcılığını ve emeğini inkar eden zihniyet, toplumun yaratıcı gücü olarak egemen erkek zihniyetini hakikatin yaratıcısı olarak kabul etmiştir. Hakikat çarpıtıldıkça özel yabancılaşma da gerçekleşiyordu. Artık adil olan erkek zihniyetine göre olandı. Ve bir kez daha kutsal ana, sınırsız adaletini göstererek gerçekliğe haykırmakta: “Ben bölücü ve terörist değilim, bir tanrıçayım.” Kurnaz tanrı temsilcilerinin toplumsal hafızayı yok ederek, geçmişlerinden soyutlamalarına karşı Ahura Mazda’nın hakikat çığlığıdır Eylem. Akın karaya, karanın beyaza döndüğü böyle bir dönemde, insanlığa doğru yolu gösteren nebiler gibi yolumuzu aydınlatıyor…

Eylem, insanlığın şehitler kervanına katıldı. İnsanlığın böyle yüzlerce şehidi, yine özgür kadın şehidi vardır. Nitekim insanlık ekmek-su kadar bunlara muhtaçtır.

Eylem’in babası Mehmet Ataş’ın sözlerini sizlerle paylaşmak istiyorum:

“Kızım her gün insanları katleden tecavüzcü, işkenceci IŞİD çetelerini durdurmak için direnirken öldü. Siz bir bombanın yeni hedefi olmayasınız diye yaşamını yitirdi. Yavrumu, kızımı/kardeşimi yoldaşımızı istiyoruz. Onun vasiyeti olan doğduğu Çukurova topraklarına defnedilmesi en temel hakkımızdır. Şimdi bütün insanlığı Eylem’in sesi olmaya, onun bu topraklara defnedilmesine destek vermeye çağırıyoruz.”  Jiyan-Us/Hakan Aslan

 

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info - www.navendalekolin.com

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): HAKIKAT  CIGLIGIDIR  EYLEM  ATAS  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.