SINIFLI TEKEL YAPIYA KARŞI ÖZ-EKONOMİ YAPISI (1)
Dizi Yazı / 27 Temmuz 2016 Çarşamba Saat 10:54
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bu güne kadar halkların lehine en fazla pratik içerisinde kendini örgütleyen sistem kapitalizm olmuştur. Bin yılların sömürgeci tekel ve sermeye birikimiyle bu güne gelen kapitalizm artık halklar nezdinde deşifre olmuştur. Son yüzyılımızda dahi yaşadığı kriz ve kaos geldiği düzeyi bizlere açıklamaktadır. Bin yıllardır merkez-çevre ilişkisi üzerinden ve kendini belli argümanlarla yaşamsal kılması sonunun bu düzeye gelmediğini ifade etmez

Bu güne kadar halkların lehine en fazla pratik içerisinde kendini örgütleyen sistem kapitalizm olmuştur. Bin yılların sömürgeci tekel ve sermeye birikimiyle bu güne gelen kapitalizm artık halklar nezdinde deşifre olmuştur. Son yüzyılımızda dahi yaşadığı kriz ve kaos geldiği düzeyi bizlere açıklamaktadır. Bin yıllardır merkez-çevre ilişkisi üzerinden ve kendini belli argümanlarla yaşamsal kılması sonunun bu düzeye gelmediğini ifade etmez.

Sömürgeci sistemler için her zaman bir mubah yol bulunabilir ancak dünyanın ve Ortadoğu’nun bizzat geldiği düzey belli oranda sorgulanmasını da kendisiyle getirmiştir. Toplumsallık ve demokratik sistemler dışında tüm bu yıkıcı, sömürgeci örgütlenme ve sistemler mutlaka bir yerden sonra deşifre olmak ve çözülmek durumundadır. Doğa dahi bu duruma müdahale biçiminde tepkisini ortaya koyarken toplumlar da bilinçle ve örgütlenmeyle tepkilerini ortaya koymaktadırlar. Toplumlar karakter olarak birbirine benzerler. Refleks ve tepkileri de aynı değerler üzerinden gelişir. Kapitalist sistemin özü nasıl ki her zaman kara dayandırıp ve hep kendini esas alarak yönelme, tüketme, sömürme üzerinden gelişiyorsa demokratik halklar diyalektiğinin de kendine özgü bir tepki ve gelişim seyri vardır. Daha kapsamlı ve ahlaki politik temelde gelişir, direnç gösterir, örgütlenir.

Bu gün kapitalist sistem hiçbir umut vaat etmemektedir. Bir avuç insan için her şeyin planlandığı ve geliştirildiği bir sistem olması itibariyle toplumların kendini içinde bulması zaten söz konusu olamaz. Daha yaşanılır bir dünya ve toplum sunmadığı gibi, her gün biraz daha hızla kötüye giden yaşam koşulları, aynı zamanda tüm yaşam olanağını da ortadan kaldırmaktadır. Demokratik toplumlar, sınıflı gelişimle birlikte at başı giden bir mücadele ve toplumsal örgütlenmeyle karşı duruşunu bu güne kadar getirmiştir. Her çağda ve her dönemde sömürgeci, tekel ve gaspçılığa karşı ciddi bir mücadele ile bu güne gelinmiştir. İnsanlık tarihi halkların direniş kültürünün bu güne gelişinin tarihidir. Ancak ekonomik yönelime karşı sistemli ve her dönem ve çağda; kendini ayakta tutacak ekonomik sistem kurmada alternatifler geliştirme de yetersiz kalınmıştır. Yaşam kültüründe ve kendi koşullarında geliştirdiği sistemle ayakta durabilirken toplum, bir diğer adımı olan tüm toplumları ve geniş biçimde yapısallaşacak bir ekonomik sistem de açığa çıkarma da zayıflıklar yaşanmıştır.

Halkların kendi ekonomik politikalarını bilinçli ve örgütlü geliştirmede zayıflıklar yaşanmıştır her zaman. Toplumsal ekonominin temel dayanakları her zaman daha güçlü olmasına rağmen örgütlenmede bir süreden sonra durgunluklar yaşanabilmiştir. Kapitalist tekel girişimciliği ise her zaman ve her mekânda bireysel çıkarın ve karın azamiye ulaşmasını hedefleyerek toplumları ekonomiden uzaklaştırmaya çalışmıştır. Güçler arasında bir çatışmada denilebilir buna. Ahlaki politik toplumun yani doğal ekonomi ile sömürgeci, çıkarcı tekel ve devlet ekonomizmi de diyebiliriz buna. Gerçek bir mücadele alanı olarak ele almak ve değerlendirmek gerekiyor. Eğer bu gün ulus-devletle halklar mengeneye alınmış ve her türlü yönelimi, saldırıyı yaşıyorsa devletlerin ekonomiyi örgütleme ve kendi hizmetlerine sunmasıyla gerçekleşmektedir. Devletler aşılacaksa ki devlette temelde bir tekel aracıdır aynı zamanda, o zaman demokratik toplum ekonomisini geliştirmek ve örgütlemek en temel politik mücadele olacaktır. Devlet sistemini ve devletleşmenin önünü alacak örgütlenme güçlü ekonomik örgütlenme gelişimi olacaktır. Her şeyi ekonomiye indirgemek değildir amacımız. Ancak liberal ve devletçi ekonomileri aşmanın en temel mücadelesi de güçlü ve kendine yetecek doğal bir ekonomi sistemini geliştirmek olacaktır. Günümüzde insanlar yani toplumların, toplulukların çoğu var olan devlet yapılarıyla hareket etmek istememektedirler. Ya da alternatifinin gelişmesi noktası üzerinden bir mücadelenin gerekli olduğundan hem fikirler.

Günümüz sınıflı yapısında devletler; ekonominin çok fazla yozlaştırılmasında ve özünden çıkarılmasında başat rol oynamaktadır. Bu nedenle de ekonominin yani halkın doğal ekonomisinin gelişmesi bir nevi devletlerinde sınırlanması anlamını taşır. Demokratik doğal ekonomi halk eliyle geliştikçe devletlerin aktivite sınırları da daralmış olacaktır. Eğer varsa bir ekonomik mücadele, halk ya da örgütlü birimleri, devletlerin liberal ve aynı zamanda merkezi karar ve uygulamasını da sınırlamış olacaktır. Bunun gelişmesi de toplulukların ve genel toplumun, içinde yer alan bireylerin bilinçli tercihi ve mücadelesiyle gelişecektir. Egemen sınıfın dışında kalan, tekel dışında örgütlenen tüm kesimler, kendi öz örgütlemeleriyle ekonomik düzenini ve ağını kurmayla varlıklarını koruyabilirler. 

Geldiğimiz toplumsal gelişim düzeyi ile kendi öz ekonomik örgütlemesini toplulukların geliştirmesi, çokta uzakta duran ya da hayali olan bir durum değildir. Halkların alternatif örgütlenmeleri tarihini okuduğumuzda hep önümüze çıkarlar. Bu günde örgütlü bir halk olan ve Ortadoğu da mücadelesiyle öncülük yapan halklar öz-örgütlenmesinin en somut biçimini ekonomi üzerinden geliştirebilirler. Gereken tek şey devletle işbirliği yapmamak ve kendi öz dinamiklerine ağırlık verme inancı ve çabası ve örgütlenmesidir.

 

Didar Baran

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info - www.navendalekolin.com

Parveke

TAGS(ETIKETLER): SINIFLI  TEKEL  YAPIYA  KARSI  OZ-EKONOMI  YAPISI  1  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.