DARBE Mİ, YENİ HEGEMONYA İNŞASI MI?
Makaleler / 20 Temmuz 2016 Çarşamba Saat 11:15
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
15 Temmuz 2016 akşamında Türkiye'de gerçekleşen Ordunun içerisinde örgütlenmiş bir grup askerin hükümete karşı gerçekleştirdiği bir darbe midir yoksa hükümetin ve özellikle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'de istediği başkanlık sistemini gerçekleştirmek için planladığı kanlı bir darbe senaryosu mudur tartışmaları yapıladursun, bu girişimin öncesi ve sonrasında olup bitenlere objektif açıdan bakmak bizim için daha doğru bir çıkarsama yolu olacaktır

15 Temmuz 2016 akşamında Türkiye'de gerçekleşen Ordunun içerisinde örgütlenmiş bir grup askerin hükümete karşı gerçekleştirdiği bir darbe midir yoksa hükümetin ve özellikle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'de istediği başkanlık sistemini gerçekleştirmek için planladığı kanlı bir darbe senaryosu mudur tartışmaları yapıladursun, bu girişimin öncesi ve sonrasında olup bitenlere objektif açıdan bakmak bizim için daha doğru bir çıkarsama yolu olacaktır.

Üç gündür bu sözde darbe girişiminin sonuçlarıyla uğraşırken bir de nedenlerini anlamaya çalışıyoruz. Hükümetin ve cumhurbaşkanının temel iddiası “ordu içerisinde örgütlenmiş bir grup paralelci”nin işi olduğu yönündedir. Paralel yapının başı olarak anılan Fettullah Gülen'in bir kısım emekli ABD askerinin danışmanlığıyla bu işi gerçekleştirdiği hükümet çevrelerince iddia edilmektedir. Diğer yandan hükümete muhalif birçok kesim ve çevrenin temel iddiası da “bir darbenin böyle yapılamayacağı ve bu darbe girişiminin aslında hükümet tarafından planlanmış bir oyun olduğu, akabinde hükümete muhalif kişi ve çevrelerin devlet içindeki tüm alanlardan temizleneceği ve bunun içinde başlatılan cadı avının somut örnek olduğu” yönündedir. Bu iddialar sürdürüledursun darbeyi gerçekleştirenlere karşı girişilen darbe de başarılı olmuştur.

Darbeyi planlayıp gerçekleştirdiği iddia edilen ve gözaltına alınıp derdest edilen general ve yetkili muvazzaf asker sayısı nerdeyse ordunun komuta kademesinin yarısından fazlasını oluşturmaktadır. Bu durum bile birçok veriyi ortaya koymaktadır. Zamanında hükümetin ve paralelcilerin ittifakı sonucu gerçekleşen Ergenekon ve Balyoz operasyonlarında muhalif birçok kişi ve kesimin tasfiye edilmek istendiğini biliyoruz.

Yine KCK dosyasıyla birçok muhalif Kürt siyasetçisinin de derdest edildiği hala hafızalarda tazedir. Bu operasyonların amacı her zaman olduğu gibi mevcut hükümete karşı direnç gösteren tüm muhalefet odaklarının tasfiye edilmesiydi. Yine bu yolla muhalefeti dizayn edip devleti ve özü itibarıyla iktidarı kendi tekeline almaktı. Buna Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, “kendi hegemonyalarını inşa ediyorlar” biçiminde tanım getirdi. Yani her zaman bu tür operasyonlar siyasi amaçlarla yapılmaktadır ve amacı da siyaset dizaynıdır. Şimdi de yapılan ya da gerçekleşen budur.

17-25 Aralık tarihlerinde Erdoğan'a karşı gerçekleştirilen hukuk kisvesine büründürülmüş operasyonlar o zamana dek sürdürülen Erdoğan-Gülen ittifakını bitirmiştir. Ardından Fettullah Gülen'i terörist ilan edip Türkiye'deki tüm örgütlü yapısını bitirmek için Tayyip Erdoğan bütün devlet gücünü arkasına alarak her türlü girişimde bulunmuştur. Daha önce “Muhterem Fettullah Gülen Hoca Efendi” artık “terör elebaşısı” olarak yeni dönemin en kötü figürü haline getirilmiştir. Şimdi de mevcut darbe planının baş aktörü olarak anılmaktadır.

Bu darbe teşebbüsünde bulunan ordu mensuplarının yaygın tutuklanma ve gözaltılarından ulaşabildiğimiz sonuç bunun Fettullahçı bir organizasyonun ötesinde, onu da aşan bir durum olduğuna işaret ediyor. Aksi takdirde ordu gücünün bu denli büyük bir bölümünü yönlendirebilen ve geri kalanının da çok küçük bir kısmı hariç nerdeyse tümünü rehin alabilmiş bir yapının başarılı olmamasının izahı zordur. Bu darbe girişiminin başarısızlığını darbecilerin beceriksizliğiyle ya da halkın bir kısmının sokaklara çıkmasıyla akamete uğradığı biçiminde izah edilmesi ise mümkün değildir. Bu darbe teşebüssünün henüz anlaşılmaya muhtaç birçok yönü bulunmaktadır.

Mevcut durum itibariyle bu başarısız darbe girişiminden yeni bir devlet ve iktidar inşası için Tayyip Erdoğan ve şurekası yoğun bir mesai harcamaktadır. Şu açıktır ki sözde darbe girişimine karşı darbe yapan Erdoğan ve damatgiller bu darbelerini sonuçlandırmak isteyeceklerdir. Bunun için de ne gerekiyorsa, kanlı ya da kansız her şeyi yapacaklarından kimsenin şüphesi olmasın. Bu yolla sözde yeni Türkiye'nin “yeni Atatürk'ü” olarak Tayyip Erdoğan bütün hayatını bu yola adamış bulunmaktadır. İki darbeci klikten hangisi kazanırsa kazansın esas kaybedecek olan özgürlük ve demokrasi umududur. Esas kriz ve kaos şimdi başlıyor. Buna karşı Türkiye'nin tüm demokratik güçleri bir an önce gafletten uyanmalı ve mevcut Tayyip Erdoğan hegemonyasına karşı direnişe geçmelidir. Direniş tek zafer yoludur.

Nihat Kazanhan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info - www.navendalekolin.com

Parveke

TAGS(ETIKETLER): DARBE  MI  YENI  HEGEMONYA  INSASI  MI  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.