HESEKʒYE NEDEN SALDIRILDI?
Serbest Yazılar / 20 Temmuz 2016 Çarşamba Saat 10:20
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bilindiği gibi çeteler bir yeri kaybettikten sonra veya kaybedeceği zaman çok büyük kanlı eylemler gerçekleştirir. Örneğin DAİŞ Irak’ın Enbar vilayetinde bazı yerleşim yerlerini kaybettikten sonra Bağdat’ta tarihinin en büyük kanlı saldırısını gerçekleştirdi. Ve bu eylemde 250 insan hayatını kaybetti ve yüzlerce de insan yaralandı. Hesekê’de de çeteler şimdiye kadar çok büyük saldırılar gerçekleştirdi. Bunlardan en büyük saldırı Newroz’da gerçekleştirilen saldırıdır

Hesekê, Rojava Kürdistan’ın sınırdan uzak ve iç bölgelerde yer alan bir şehridir. Şehir il statüsündedir. Hesekê ilinin toplamda 3 ilçesi vardır. Bu ilçeler Qamişlo, Serêkaniyê ve Dêrik’tir. Hesekê, Qamişlo ilçesinin yaklaşık 100 km güneyinde yer alıyor. Ayrıca şehrin 12 tane beldesi, 1.061 tane köyü ve 1476 tane de mezrası vardır. Şehrin yüzölçümü 23.335 km2 dir. Nüfusu 2 milyon civarındadır. Hesekê, merkeze bağlı 6 tane belde vardır. Bunlar Til Temir, Til Berak, Hol, Şedadê, Erîşeh ve Merkedeh’tir. Hesekê ilinin çoğunluğu Kürtlerden oluşuyor. Kürtler ilin kuzeyinde ve orta bölgelerinde, Araplar da ilin güneyinde yer alır. Kürt ve Araplar dışında Asuri, Ermeni, Türkmen vb halklarda bu ilde yaşamaktadırlar. Şehrin merkezinde de halklar birlikte yaşamaktalar. Şehir merkezinin kuzeyinde Kürtler, güneyinde Araplar orta bölgesinde de Hristiyanlar çoğunlukta yaşamaktalar. Şehir merkezinde iki akarsu bulunmaktadır, Çağ Çağ ve Habur akarsularıdır. Ayrıca Habur, Kürtler ve Araplar arasındaki sınırı çizmektedir. Yani Habur nehrinin kuzeyinde Kürtler güneyinde ise Araplar yaşamaktadırlar. Şehir fazla eski değildir, Fransız işgali zamanında kurulmuştur. Tarihi 70 yıl civarındadır. Buradaki Kürtlerin çoğu Amûdê, Dirbêsiyê, Qamişlo ve köylerinden buraya gelip yerleşmişler. Araplar ise Dêrazor ve Reqa kırsalından şehre gelip yerleşmişler. Arap rejiminin ayrımcılık politikalarından dolayı Kürtler şehirde yabancı statüsünde yaşamış her şeyi belirleyen karar alan halk ise Araplar olmuşlardır. Hesekê bir sanayi, fabrika ve depolama merkezi gibi kurulmuştur. Qamişlo, Serêkaniyê ve Dêrik’ten gelen tarım ve petrol ürünleri Hesekê merkezinde stoklanır, işlenir ve Suriye’nin diğer şehirlerine gönderilir. Hesekê de Kürtlerin çoğu tanınmamaktaydı ve kimlikleri yoktu. Kendi vatanında kendi topraklarında ikinci sınıf ve yabancı muamelesi görmekteydiler. Kendi adıyla bir emlak ve mülk sahibi olamaz, okuyamaz veya evlenemez durumdaydılar. Hesekê merkezindeki Araplar ise sırf kuzeyden gelen ürünlerin bekçiliğini yapmaktaydılar. Şehrin çoğunluğunu Kürtler oluşturmaktadır, Hıristiyanlar en az halk durumundalar. Hesekê’deki Araplar Sünni ve milliyetçi Araplardır, Kürtleri sevmemekte ve onlara karşı her türlü kötülüğü yapmaktaydılar. Deyim yerindeyse buradaki Araplar rejimin tetikçiliğini yapmaktaydılar.

Rojava Devrimiyle Hesekê de devrimde yerini aldı. Bununla beraber Araplar da devrim karşısında yerini aldı. Bilindiği gibi Serêkaniyê direnişinde şehre saldıran çete grupların içinde “Ehrar El Xiwêran” diye bir çete grubu yer almaktaydı. Bu çete grubunun tamamı Hesekê’nin güneyinde yer alan Xiwêran Mahallesi’nde yaşayan Araplardan oluşmaktaydı. Bu çete grubu Cizîre’nin bir çok bölgesine saldırdı. Bu çete grubu birçok çete grubu gibi amaçları hırsızlık, ganimetti. Yoksa devrim, Suriye’nin geleceği, halkların birlikteliği bunların umurunda bile değildi. Rejimin çok bel bağladığı Araplar devrimden sonra çete gruplarının yanında yer aldılar. Rejim artık onları kontrol edemez duruma gelmişti ve artık Hesekê’nin güneyinde çeteler cirit atıyorlardı. Buradaki çete grupları rejime karşı değil Kürtlere karşı savaştılar. Buradaki çete grupları onlarca patlayıcı yüklü arabaları getirip Kürt mahallelerinde patlattılar. YPG/YPJ/Asayişe diş geçiremeyen çeteler sivilleri hedef alıyorlardı. Bir çok saldırı gerçekleştirildi ve bir çok saldırı da YPG/YPJ/Asayiş tarafından etkisiz hale getirildi. Bir çok masum sivili katlettiler. Sanki yıllardır onları tek adam diktatörlüğüyle yöneten BAAS rejimi değil Kürtlerdi!

Hesekê’nin güneyi geçtiğimiz yıl çete gruplarından temizlendi. Hesekê şehrinin güney ve doğu bölgesindeki kırsal da temizlendi. Şehir merkezinin yaklaşık 50 km güneyinde yer alan Şedadê ve 30 km doğusunda yer alan Hol kasabaları özgürleştirildi. Kuşkusuz çete grupları sadece Kürtlere değil tüm Suriye halklarına karşı büyük bir tehdittir. Hesekê şehrinin çeteler için önemi çok büyük çünkü Irak ve Suriye’yi birleştiren en önemli güzergahtır. Onun için çetelerin saldırıları gün geçtikçe artmaya devam etti.

Bilindiği gibi çeteler bir yeri kaybettikten sonra veya kaybedeceği zaman çok büyük kanlı eylemler gerçekleştirir. Örneğin DAİŞ Irak’ın Enbar vilayetinde bazı yerleşim yerlerini kaybettikten sonra Bağdat’ta tarihinin en büyük kanlı saldırısını gerçekleştirdi. Ve bu eylemde 250 insan hayatını kaybetti ve yüzlerce de insan yaralandı. Hesekê’de de çeteler şimdiye kadar çok büyük saldırılar gerçekleştirdi. Bunlardan en büyük saldırı Newroz’da gerçekleştirilen saldırıdır. Geçtiğimiz günlerde Ramazan Bayramı arifesinde DAİŞ Hesekê’nin Salihiyê Mahallesi’nde fırından ekmek almak isteyen kalabalığa saldırdı 20 kişi hayatını kaybetti ve onlarca kişi de yaralandı. Eğer ki saldırının zamanı ve mekanına bakacak olursak bunun Minbic’i Özgürleştirme Hamlesinden kopuk ele almamakta yarar var. Minbic Askeri Konseyi ve QSD güçleri Minbic ilçe merkezini çembere almışlar ve DAİŞ çeteleri Minbic’te çıkmaza düşmüşler. Ve gün geçtikçe daha çok kaybediyorlar onun için bunun acısının Hesekê’den çıkarmaya çalıştılar. Eğer ki insan bir yılanı bir köşeye sıkıştırınca yılanın saldırganlığı daha korkutucu olur ve körü körüne saldırır.

Bilindiği gibi QSD ve YPG’yi savaş meydanında yenemeyen çeteler en vahşiyane yöntemlerle sivilleri hedef alıyorlar. Bu yüzden kendisine moral ve motivasyon kazandırabilmek için, savaşçılarına “biz halen varız” mesajını verip savaştırmak için Hesekê saldırısını gerçekleştirdiler. Bunu Kobanê ve Girê Spî de kaybettikten sonrada yaptılar. Çeteler, Kobanê Katliamında da bunu yapmak istediler. Ama DAİŞ gün geçtikçe elindeki toprakları kaybetti ve kaybetmeye mahkumdur. İki üç yıl önce DAİŞ’ı kabul eden Araplar bile DAİŞ’ı artık kabul etmiyor ve bir an önce onlardan kurtulmak için YPG ve QSD’yi yardıma çağırıyorlar. DAİŞ zaten Kürtler tarafından kabul edilmedi, şimdi Arap, Süryani ve Türkmenler tarafından da tanındı. Kimse tarafından kabul edilmiyor ve istenmiyor. DAİŞ zorbalıkla halkı korkuta korkuta, sindire sindire yönetiyor.

DAİŞ ya da ISIS ya da IŞİD kendi değişiyle İslam Devleti ya da Irak ve Şam İslam Devleti “الدولة الاسلامية في العراق والشام” kendini İslami ilkeleri savunduğunu iddia etmektedir. Güya İslam’ı özünü yerine getirecekler. Ama bunların yaptığı İslam’ı karalamaktır. Eğer ki bugün bütün dünyada bir İslam fobi ve İslam=Terörizm, İslam =Barbarlık, İslam=İlkellik varsa bunun yegane sorumlusu DAİŞ ve onun gibi hareket edenlerdir. Bütün dünya İslam dinini savaş, kan ve ölüm dini olarak tanımaktadır peki sorumlusu kimlerdir. Sorumlusu İslam adına hareket edip ama tam aksine İslam’ı karalayanlardır. Bunu bir tek Gayr-i Müslimler değil Müslümanlarda biliyor. DAİŞ tarihi eserleri yıkmaktadır. Nebi Yunus Camisi gibi eski ve kutsal mabetleri patlatmaktadır. Kuran’ı Kerimi yakmaktadır. Türbeleri patlatmaktadır, kiliseleri yakıp yıkmaktadır. Onun için de DAİŞ İslam’da emredilen bütün iyi şeylerin tam tersini yapmaktadır. O yüzden Bayram Arifesinde Hesekê’de eve ekmek almaya giden sivil ve mazlum halkın Bayramına kan döktü. Ekmeğine kan sıçrattı. Hesekê halkının ve tüm Rojava halkının bayramını kan akıttı. Her sene barış, kardeşlik ve adalet dilekleri ve mesajlarıyla kutlanılan bayramlar bu sene yaslı bir bayram haline getirildi. Ama son çırpınışları nafile ne yaparsa yapsınlar, Minbic düştü ve daha çok Minbic düşecek ve çeteler ait oldukları yere gidecek…

Gabar Roj

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info - www.navendalekolin.com

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): HESEKE  YE  NEDEN  SALDIRILDI  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.