ATEŞKES Mİ?
Politik Analiz / 13 Mart 2016 Pazar Saat 11:20
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
27 Şubat itibariyle Rusya ve ABD'nin anlaşmasıyla, Suriye'de ABD'ye bağlı sözde muhalif gruplar, Rusya ve Suriye Rejimi arasında bir ateşkes sağlandığı duyuruldu. DAİŞ, El-Nusra çeteleri ve BM tarafından terör örgütü olarak kabul edilen gruplar ateşkesin dışında tutuldu. Üçüncü bir güç olarak da Demokratik Suriye Güçleri de ateşkese uyacaklarını bildirdi

27 Şubat itibariyle Rusya ve ABD'nin anlaşmasıyla, Suriye'de ABD'ye bağlı sözde muhalif gruplar, Rusya ve Suriye Rejimi arasında bir ateşkes sağlandığı duyuruldu. DAİŞ, El-Nusra çeteleri ve BM tarafından terör örgütü olarak kabul edilen gruplar ateşkesin dışında tutuldu. Üçüncü bir güç olarak da Demokratik Suriye Güçleri de ateşkese uyacaklarını bildirdi. Bu Ateşkes 5 yıllık aralıksız bir iç savaş sürecinde Suriye halklarına bir nefes alma şansı tanırken, tüm dünya kamuoyunda bu ateşkes süreci ilgiyle izlenmektedir. Bu anlamda uluslararası medya, bilgilendirme konusunda devlet açıklamaları dışında başat rol oynamaktadır. Uluslararası medya' da Suriye'deki ateşkesi nasıl değerlendirildiğini bilmek ve takip etmek önem taşımaktadır.

Öncelikli olarak hatırlatmak gerekir ki bağımsız bir medya organı yoktur! Çoğu medya kuruluşu bir devlet ya da sermaye çevresi içindir. Kaba olarak medyayı ya Rusya, ya da ABD taraftarı olarak ikiye ayırabiliriz. Diplomasi alanında yaşanan çelişkiler medyaya da yansımaktadır. Genel olarak Batı ve ABD Medyası Rusya'nın Suriye Rejimine ve Esad'a verdiği desteği eleştiri konusu yaparken, Rus ve Çin Medyası ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin ''Suriye için B-planı da var. Ateşkes bozulursa Suriye parçalanabilir'' ifadeleri eleştiri konusu olarak işlendi. Bu konu hakkında Rus Medyasındaki hâkim görüş ise Kerry'nin sözlerinin blöf olduğudur. Hâkim görüş ABD baştan Suriye'yi parçalamaya çabaladığını fakat Rejimin yeniden güçlenmesiyle ve muhalif güçlerin bir araya gelememesi nedeniyle böyle bir uzlaşmaya vardığını savunmaktadır.

Fakat asıl önemli olan bu ayrışan noktalar değildir. Bunlar siyasetin bir parçasıdır böyle çelişkiler hep vardır ve medyaya yansır. Ancak ilgi çekici konular ise tüm medya organlarında (Rus ya da Batı) ortaya çıkan ortak görüşlerdir. Burada karşımıza çıkan üç önemli husus vardır.

Türk Yetkililerin Tehditleri ve Ciddiyetsizliği

Birincisi Türk Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan ve onun Başbakanı A. Davutoğlu'nun Rojava ve Suriye'yi tehdit eden açıklamasına yönelik ne Rus ne de Batı Medyasında bu tür açıklamaların yer bulmamasıdır. İkisinin açıklamaları ciddiye bile alınmamaktadır. Bu kendi siyasetleriyle Türkiye'yi uluslararası arenada ne kadar yalnızlığa götürdükleri ve kendilerini rezil ettiklerini bir kez daha göstermektedir. Açık bir savaş tehdidinin dile getirilmesi onu söyleyen şahsın ciddiyetsizliğinin ve çaresizliğinin göstergesidir.

Bu Kaotik Ortamda Ateşkes Sürer Mi?

İkincisi, ateşkesin başarıya ulaşacağına ilişkindir. Ateşkes olumlu olarak değerlendirilirken, aynı zamanda bozulma ihtimalleri üzerinden tartışmalar yaşanmaktadır. Sonuç olarak ateşkes bozulursa ya Halep ya da Şam'da olacağına ilişkindir. Belki de en doğru görüş budur. Halep Suriye'deki iç savaşın en önemli ve stratejik noktalarındandır. Hem ABD ve muhalif güçler, hem Rusya ve Suriye Rejimi hem de QSD güçleri Halep'te etkisini artırmaya çabalıyor. Aynı zamanda El-Nusra çetelerinin varlığı da Halep'te söz konusudur. Çeteler başta Kürtlere karşı saldırılarını sürdürerek, ateşkese dâhil olan muhalif grupların üzerinde de etkisini artırmaya çalışıyor. Aynı zamanda buna karşı Rejim güçlerinin ilerleme çabaları söz konusudur. Somut olarak Halep'te ateşkesin bozulma ihtimalinin yüksek olması, henüz birçok grubun orada bulunmasıyla birlikte “kozmopolitik” yapısından kaynaklanıyor. Bunun üzerine her gücün Halep'i kendi denetimi altına alma çabası eklendi mi ortaya kaotik bir ortam çıkmaktadır. Yine Şam’da benzeri bir durumla karşı karşıyayız. Birçok bölge Rejimin elinde olurken bazı bölgeler sözde muhalif olan Suudi Arabistan’ının desteklediği Riyad merkezli ‘’İslam Cephesi’’ adında çete grupları elindedir. Bu çete grubu ateşkese dâhil olmaktadır, fakat bu çete grubu ile Rejim güçleri arası çatışma yaşanması büyük bir olasılıktır.

‘Federal Bir Suriye’ Söylemini Duymayacağız!

Üçüncü nokta ise ateşkesin gerekli ama yetersiz olduğuna ilişkindir. Kısacası burada Suriye'nin gelecekte nasıl şekil alacağına ilişkin tartışmalar yürütülmektedir. Geçiş hükumetinin sağlanması burada tartışılan baş konulardandır. Esad'ın buradaki rolü Batı Medyasını da ayrıştıran noktalardan birini teşkil etmektedir. Kimisi Esad'ın tümden gitmesini isterken, kimisi bir geçiş hükumeti için kalmasını savunmaktadır. Ancak daha önemlisi ise Medya'da artık Kürtler olmadan yeni bir Suriye'nin inşası zor hatta mümkün olmadığını savunulmasıdır. Bu anlamda gelecek dönemde Suriye'nin yeniden inşası tartışılırken Rojava ve Demokratik Suriye Projesi’nin, Medya'da tartışılmasına daha fazla yer verileceğini tahmin etmek zor olmayacaktır. Zaten şimdide kısmen bu yapılmaktadır. ''Federal bir Suriye'' sözleri Medya'da da artık duyulmaktadır. Federal ya da Konfederal bir Suriye'nin gerekliliğini en çarpıcı olarak Irak'ta 2003 savaşından sonra inşa edilen ''Irak Federal Devleti'' bize göstermektedir.

Federal Bölgeler Yerine Kanton Modeli

Irak'ta yapılan hataların Suriye'de tekrarlanmaması gerekiyor. Irak, Şii Merkezi Yönetim ve Kürt Federe Bölgesi olarak bir federe yapıya götürülürken, halkın büyük bir Sünni kesimi devlette yer bulmaması toplumsal sorunlarının derinleşmesine ve DAİŞ gibi insanlık dışı çeteleri zemin sunup Irak'ın parçalanmasına doğru giden yolu derinleştirmektedir. Suriye'de bu hatanın tekrarlanmaması için İsviçre şekli kantonsal bir sistemi üç büyük Federasyondan oluşan Konfederal Suriye şarttır. Birinci bölge Şiilerin, ikincisi ise Sünnilerin ve üçüncüsü ise Kürtlerin olması gerekir. Bu üç Federasyon bir merkezi Suriye Meclisi ve yönetiminde birleşebilir.

Irak’ta Parçalı Duruşunu Güvenliğe Etkisi

Irak'ta yapılan hatalardan birisi Kürt Federe Bölgesi ile merkezi yönetim arasındaki uçurum ve kopukluktur. Bu durum en çarpıcı olarak kendisini Irak diplomasisi ve sınır güvenliğinde göstermektedir. Irak'ta ne ortak bir sınır güvenliği söz konusudur nede ortak bir diplomasi vardır. Bu durumun Suriye'de tekrarlanmaması için sınır güvenliği ve Suriye halkların çıkarları temelinde yürütülen bir Uluslararası diplomasi merkezi tarafından yürütülmesi gerekir. Suriye'nin parçalanmaması için en uygun proje budur.            

Fardin Hosseînî-New York/Queens

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info - www.navendalekolin.com

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): ATESKES  MI  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.