2015’E BAKARAK 2016’DA ROJAVA’YI OKUMAK
Okuyucudan / 01 Şubat 2016 Pazartesi Saat 12:06
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Adını 19 Temmuz ile Rojava olarak tüm dünyaya kabul ettiren Kürdistan’ın Rojava’sında bilhassa 2014-2015’te yaşanan gelişmelerin ayak izlerini 2016’dan da takip etmek mümkün olacağa benziyor. Rojava ile başlayan bu süreç Kobanê ile tüm dünyaya mal olan günümüz yüzyılının Stalingrad’ı olarak mücadele eden halklar nezdinde isimlendirildi

Geride bıraktığımız 2015 yılı küresel çapta yaşanan ciddi bir mücadeleye tanıklık etmiştir. Belki üstünkörü yapılacak bir bakış ile analiz etmek başlı başına zor olabilir. Başlıkların dahi alt alta sıralanması durumunda küresel hegemon güçlere karşı halkların mücadele tarihinde uzunca soluklu izler bırakan bir zaman dilimini her ne kadar tarih:2015 takvimi adıyla geride bıraksak da yansımalarını 2016’da da görebileceğimiz ve hatta daha da ilerisinde yaşayacağımız bir zaman dilimine tekabül ediyor.

Adını 19 Temmuz ile Rojava olarak tüm dünyaya kabul ettiren Kürdistan’ın Rojava’sında bilhassa 2014-2015’te yaşanan gelişmelerin ayak izlerini 2016’dan da takip etmek mümkün olacağa benziyor. Rojava ile başlayan bu süreç Kobanê ile tüm dünyaya mal olan günümüz yüzyılının Stalingrad’ı olarak mücadele eden halklar nezdinde isimlendirildi.

Rojavalı güçlerin DAİŞ başta olmak üzere vb menşeili çetelerle mücadelesi sürerken, Türk Devletinin ‘kırmızı çizgimiz’ diye isimlendirdiği nokta yani aslında Rojava’nın parçasal bütünlüğe doğru gidişi yavaş yavaş tamamlanıyor. 2016’da Türkiye başta olmak üzere dünya gladiosunun başını çektiği güçler, Rojava’nın parçasal bütünlüğe siyasi statüsünü tanımamak ile yanıt verece benziyor.

Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz yıl ABD Başkanı Obama’nın ve diğer bazı ABD yetkililerin DAİŞ ile mücadelesine ilişkin birkaç yıl daha süreceği açıklaması, aslında emperyal güçlerin kendi ‘toprak bütünlüklerine’ mülteci kaçışını engellemek başta olmak üzere savaşın getirisinden nemalanıyor olmalarından kaynaklı Rojava’da devrimi boğmaya yeminli çetelerin üzerine koalisyon güçleri deyim yerindeyse ‘eş dost alış verişte görsün’ misali gitmiştir.

ABD aslında burada bir hedef süresi ortaya koymaktansa kendisinin dizayn etmek istediği yeni bir Ortadoğu için fırsat zaman yaratmak istemiştir de denilebilinir. Yani bu zaman diliminde YPJ-YPG-QSD güçleri DAİŞ ve benzeri çetelerle mücadele ededururken, uluslararası güçlerin Ortadoğu piyonu Türk devleti DAİŞ çetelerini beslemiş-boğulmalarını engellemeye çalışmıştır. Ki bir Ortadoğu ülkesi olduğunun farkına varmayan Türk devleti unuttuğu bu gerçek ile ancak çatışmaların zaman zaman kendi sınırlarına nüfuz etmesiyle farkına varmaya başlamıştır.

Küresel güçlerin Ortadoğu dizaynı için oluşturduğu iki bloğun ABD ve yandaşı kapitalist blok ve Rusya arasında yaşanan gerginlikler geçtiğimiz yıla damgasını vurdu. Rusya’nın Suriye rejimini ayakta tutma çabaları ve BAAS rejimini koruma güdüsü-statükocu yaklaşımları göze çarparken; ABD’nin ise Özgür Suriye Ordusu eliyle Suriye’nin yeniden dizayn çabaları boşa düşmüştür. Şimdi her iki güç birden Rojava kantonlarına bakışını daha farklı bir evrede tutuyor.

ABD resmi yetkililerinin ağzından geride bıraktığımız yılın son demlerine doğru Suriye rejimi ile de çözüm-dizayn tartışmaları yürütülebileceği tartışmalarının zeminini oluşturulmaya çalıştığına hep birlikte şahitlik yaptık.

Rusya’nın ise rejim karşıtı tüm güçleri neredeyse tepeden karşısına aldığını ve bunu resmi ağızlarla da ifadelendirdiği ortada. Neredeyse tüm ticari, askeri, sivil anlaşmalarını Türkiye ile askıya alan Rusya, rejimi korumak adına Suriye rejim karşıtı tüm dinamiklere karşı savaş kılıçları çekti. Türkiye-Rusya gerginliğin halen tazeliğini korurken, Rusya Türkiye dışında farklı dinamiklerle sıcak ilişkilerini de geliştirme çabasında.

Kürdistan’ın statüsüz bırakılma çabaları Rojava ve Rojava şahsında da Kobanê’ye yapılan saldırı karşısında kendisini hissettirirken milat niteliği taşıyan direnişle statüsüzlük fikri alt üst olmuştur. Bu nedenle KDP statüko ister bir pozisyonda durmayı tercih eder görünmüş, böylece oluşturulması tartışılan bir Kürdistan’a aday olduğuna işaret etmiş ve kendi tabanını da rahatlatmaya çalışmıştır. AKP-KDP ortaklığı DAİŞ gibi çetelere destek vererek oluşturdukları projenin tutmamasının verdiği hezeyanla saldırılarını attırmıştır. Bilhassa Kobanê zaferi ortakların fikirlerini tuzla buz etmiştir.

Kürdistan’da belki de yüz yılların birikimi üzerine halkların süren ortak mücadelesini boğmak için devreye yerel güçlerin de girmesi küresel güçler için elzemdir. Kürdistan’da bu güçlerin en başatı ise KDP’dir denilebilir. Kapitalizmin Ortadoğu’yu dizayn stratejisince inşa edilen DAİŞ gibi bir çete yapılanmasının da Kürdistan geneline ve özellikle de Rojava devriminin kazanımlarına yaklaşımının da bu çerçevede olduğu belirtilebilir.

DAİŞ çete örgütü, devletlerarası bir dinamikten oluşturulan tohumla dünyaya getirilmiş ve Ortadoğu’da derinleştirilmek istenilen mezhep savaşlarının biraz daha içinden çıkılamaz hale gelmesi için kullanıma hazırlanmıştır. Son demlerde kontrolden çıkan DAİŞ çeteleri kapitalist güçlerin tekrar kontrol altına almaya çalıştığı ve İslam’ın ılımlı yanına karşı alternatifleştirilme gayretine girişilse de bu çabaların beyhude olduğu ortada.

Rojavalı güçler, üçüncü çizgi olarak isimlendirilen ne kapitalist-modernist bloktan ne de gerici güçlerden yana olmayarak kendilerine has özgürlükçü çizgileri ile 2016’da da tarihe isimlerini altın harflerle yazdıracağa benziyor. Bunu Cenevre 3’e Dünya Gladyosu tarafından dahil edilmemelerine rağmen gösterdikleri tutumda göstermektedir.

Selma Uysal

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info - www.navendalekolin.com

 

 

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): 2015  E  BAKARAK  2016  DA  ROJAVA  YI  OKUMAK  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.