SULTANAHMET’E NEDEN SALDIRILDI
Haberler / 20 Ocak 2016 Çarşamba Saat 12:56
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Türkiye’nin DAIŞ bağlantısı ortaya çıktıkça Türkiye paniğe kapılmakta ve kendini temize çıkarma çabası içine girmeye çalışıyor. Türkiye’nin DAIŞ ile olan bağlantısı o kadar derin ki temize çıkarması imkansız hale gelmiştir. DAIŞ’ı bugüne getiren, oraya buraya saldırtan, rehinelerini burunları bile kanamadan DAIŞ’ın elinden alan, kendi medya ve kamuoyunda DAIŞ’a dair ılıman bir kamuoyu yaratan

Türkiye’nin DAIŞ bağlantısı ortaya çıktıkça Türkiye paniğe kapılmakta ve kendini temize çıkarma çabası içine girmeye çalışıyor. Türkiye’nin DAIŞ ile olan bağlantısı o kadar derin ki temize çıkarması imkansız hale gelmiştir. DAIŞ’ı bugüne getiren, oraya buraya saldırtan, rehinelerini burunları bile kanamadan DAIŞ’ın elinden alan, kendi medya ve kamuoyunda DAIŞ’a dair ılıman bir kamuoyu yaratan, çetelere bir grup radikal diyen, bu çete grupların ellerindeki bölgelere durmadan içi dolu mühimmat ve erzak gönderen ama diğer bölgelerle tüm ilişkisini kesen sadece ve sadece Türkiye’dir. Türkiye şimdi kendi kamuoyu ve TV ekranlarında uydurma ve asılsız tartışma programları düzenleyip kendilerini temize çıkarmaya çalışıyor. Bunun mümkün olmadığını bildiği halde diyor ki sadece bana şartsız koşulsuz itaat edip inanan kitlemi kaybetmeyeyim ve onları kendime bağlı tutayım. Türkiye ve AKP hükümetinin şuan geldiği durum budur; elindeki kitleyi kendine inandırmak ve bağlılıklarını sürdürmektir. Ama başta da söylediğimiz gibi Türkiye’nin DAIŞ’la olan ilişkisi çok derin etle tırnak gibi birbirine bağlıdır. Türkiye hem ideolojik hem de stratejik olarak DAIŞ’ı desteklemekte ve onun gibi düşünmektedir. Erdoğan’ın istediği ve DAIŞ’ın istediği aynı kapıya çıkmaktadır. Her ikisi kapalı ve itaatkar bir toplum istiyor ve bu isteklerini İslam maskesi altında yapıyorlar. Bu ikisinin ideolojik bakımından birbirilerine bağlılıklarını ifade etmektedir. Stratejik olarak da DAIŞ dostumun düşmanı düşmanımdır şiarıyla Kürtleri hedef almakta ve bunu bizzat Türklerin yönlendirmesiyle yapmaktadır.

Türkiye tüm bunları yaparken Türkiye’yi de DAIŞ’a açmaktadır. Yani DAIŞ için en önemli, güvenli, maddi ve eleman kazanmak için hayati bir alan olmaktadır. Türkiye genelinde DAIŞ bir çok hücre evi, eleman ve sempatizan kazanıyor ve Türkiye’nin bu derin bağlantıları yüzünden DAIŞ’ın ana karargahı Rakka ve Musul değil Adıyaman ve Konya oldu. Hatta bu hücre evleri, eleman, dernek-vakıf ve sempatizanlar bizzat devlet ve istihbarat tarafından biliniyordu ve yönlendiriliyordular. AKP ve Erdoğan’ın Türkiye’yi getirdiği durum kafa kesen, İslam adını kötüleyen barbarlar ordusuyla iç içe yaşamak ve onlarla birlikte anılmak oldu. Şuan bütün dünya Türkiye denilince DAIŞ; DAIŞ denilince de Türkiye’yi anlıyorlar. Kuşkusuz bu yerden göğe kadar haklı bir durumdan kaynaklanmaktaydı. AKP bu hücre evlerini ve çeteleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanıyor ve demokratik-sol özelliklede Kürtleri bastırmak için kullanıyordu. Şimdi DAIŞ’ın Türkiye’de yaptığı eylemlere bakarsak bu eylemler kime karşı ve kimin çıkarınadır, olaya bu şekilde bakarsak DAIŞ’ı da, DAIŞ’ı kullananları da öğrenebiliriz.

-              11 Mayıs 2011 Hatay-Reyhanlı’daki saldırıda Alevi Araplar hedef alındı

-              5 Haziran 2015 Amed HDP seçim mitinginde HDP’li Kürtler hedef alındı

-              20 Temmuz 2015 Suruç-Urfa Kobanê ile dayanışma ve inşa çalışmasına katılma amaçlı düzenlenen eylemde SGDF ve HDP’li gençler hedef alındı

-              10 Ekim 2015 Ankara HDP’nin düzenlediği barış mitingi, Kürtler ve sol demokratlar hedef alındı.

-              12 Ocak 2016 İstanbul-Sultanahmet Alman turist kafilesi hedef alındı

 

Her durumda kendine mağdur edebiyatı yapan Erdoğan ve tayfası DAIŞ karşısında da mağdur edebiyatı yapmaktan geri kalmıyor. Sanki DAIŞ’ın yegane hedefi halindeymiş gibi üstüne üstün kalkıp YPG’yi DAIŞ’la aynı kefeye katıp ikisinin işbirliği yaptığını Havuz Medyasıyla dillendiriyor. Kuşkusuz Erdoğan ve tayfası bunu söylerken kendisi de söylediklerine inanmıyor ve dünyayı da inandıramaz ama zaten onun isteği istediği kitlesini ve Türkiye’deki muhafazakar, milliyetçi, dindar, anti-Kürt kesimleri kendine bağlamaktır. Hem dünyada hem de Türkiye’de DAIŞ eylemlerini Erdoğan’ın yakını/MİT organize etmektedir. Sizce de tuhaf değil mi? DAIŞ Türkiye’de o kadar eylem yaptı. İlginçtir ki tüm eylemlerde karlı çıkan AKP ve Erdoğan oldu ve eylemlerde sosyal-demokrat, Kürt, Alevi, Arap ve turistlere karşı gerçekleştirildi. Tüm bu saldırıların bir amacı vardı. Örneğin, Suruç saldırısı Türk-Kürt kardeşlik köprüsünü yıkmak amaçlı yapılan bir terör saldırısıydı. Ve bizzat Türkiye halklarının Kobanê ile dayanışma girmelerini engellemeye dönük bir terör saldırısıydı.

Ama bu son Sultanahmet saldırısının amacı kendi içinde birçok soru işaretleri gizlendiriyor.

-              Bilindiği gibi Avrupa ülkeleri yoğun göç ve terör saldırıları nedeniyle Şengen yasasını askıya almış. Avrupa göçmenleri ve terör saldırılarını bertaraf etmek için Türkiye’yi büyük bir göçmen kampı haline getirmek istiyorlar. Avrupa bunun için kesenin ağzını açmak zorunda kalıyor. Avrupa Türkiye’nin göçmenleri Türkiye’de tutması için Türkiye’ye 3 Milyar Dolar verecek. Bunun karşılığında da Türkiye göçmenleri Türkiye’de tutacak ve yasak yollarla Avrupa’ya geçişlerini engellemeye çalışacak. Bu saldırının Sultanahmet’te olması’ da ve bizzat Alman turistleri hedef alması da tesadüf değildir. Bilindiği gibi Almanya Avrupa’nın en büyük nüfusuna sahip ve en çok mülteci barındıran ülkesidir. Alman turistlerin hedef alınmasıyla Türkiye Avrupa ve özelliklede Almanya’ya bana daha çok para verin mesajını vermek istiyor. Sizce de tuhaf değil mi son günlerde yine Ege’den Yunan Adalarını mülteci akını haberleri TV’lerdeki yerlerini almaya başlamış durumda. Türkiye açıkça diyor ki ya kesenin ağzını açarsınız yada bu DAIŞ herkesi hedef alır,  mülteci akınları da devam eder.

-              Bir başka noktada Kürtlere yöneliktir bu saldırı. Türkiye baştan beri Rojava Kürtlerine karşı olduğunu dillendirmişti. Ve Rojava kantonlarının birleşmemesi için her türlü kötülüğü yaptı. DAIŞ’a yaptığı tüm yardımlarına rağmen Kobanê ve Cizirê kantonlarının birleşmesini önleyemedi. Elde kalan tek yol Kobanê ve Efrîn kantonları arasında bulunan Azaz-Cerablus hattı kalmış durumda. Türkiye bu hattı elde tutmak ve Kürtlerin eline bırakmamak için bu saldırıyı düzenledi. Sizce de tuhaf değil mi Sultanahmet saldırısından birkaç saat sonra sözde muhalif grup olan Sultan Murat tugayı Azaz’da ilerlemeye başladı haberleri sosyal medyaya düştü. Türkiye bu saldırıyla kendine meşru bir durumda kazandırmaya çalışıyor ve bakın bende mağdurum DAIŞ gelip beni can yüreğimden vuruyor. Sultanahmet turizmin kalbi olan tarihi bir meydandan vuruyor. Bununla azda olsa AKP-DAIŞ işbirliğini saklamak istiyor.

-              DAIŞ terör örgütünü yöneten MİT’in kendisidir. Türkiye’de ne kadar DAIŞ teröristi var, ne kadar dernek, vakıf yardım dayanışma kurumları var hepsi biliniyordu. DAIŞ’ın nerde ne kadar eleman kazana bileceğini biliyor. Türkiye’den DAIŞ veya benzeri terörist-cihatçı örgütlere katılan bireylerin hepsinin emniyetlerde ‘makul şüphe’ gerekçesiyle arama ve takipleri var. Ama neden önlenmiyor? Bu teröristler Türkiye’ye girip çıkarken geldikleri ülke, kamera, parmak testi ve retina taramalarından geçerken hiç mi yakalanmıyorlar? Sultanahmet veya Taksim gibi yerlere bir Türkiyeli vatandaş rahatlıkla giremiyor ama bir Suudi Arabistanlı terörist Suriye’den kalkıp geliyor üzerine onlarca kiloluk patlayıcı yerleştirip Sultanahmet’te Alman kafilesi geçerken kendini patlatıyor. Bu bir tesadüf gibi gösterilmeye çalışılıyor. Ama tesadüf değil bir amaç doğrultusunda gerçekleştirmiş bir saldırıdır.

-              Emniyet-MİT bu tür eylemlerle DAIŞ’ı yönlendiriyor. Bu tür eylemlerle hem DAIŞ ses getiren saldırılar yapma fırsatı buluyor; hem de Türkiye bu tür eylemlerle DAIŞ üzerindeki kontrolünü sürdürüp ve bazı kesimlere mesaj veriyor. Ve de dünyaya mağdur edebiyatı yapmaya çalışıyor. Yani bu tür eylemlerden hem DAIŞ hem de Türkiye yararlanıyor. Zaten Türkiye’deki saldırı yapabilecek DAIŞ teröristlerinin listesi var. Ama her seferinde de saldırı olduktan sonra gündeme geliyor.


AKP-DAIŞ işbirliği o kadar derin ki birinin varlığı diğerine hayat veriyor, birinin bitişi diğerini de kendiyle birlikte götürür. Yani ikisi birbirine kalın zincirle bağlı iki mahkûm gibi ve birbirilerini sürüklüyorlar. Türkiye Azaz-Cerablus hattını kaybetse DAIŞ’la olan tek kara sınırını kaybedecek, onun içinde DAIŞ Suriye ve Irak iç kesimlerinde efendisinden yoksun bir şekilde kalacak ve Türkiye’de DAIŞ’a gerektiği gibi yardım edemeyecek. O yüzden Türkiye bu hattı kendince korumak için Amerika ve Rusya’yı hatta bütün dünyayı karşısına almaya razıdır. Türkiye hem dünyadaki tek müttefikini kaybetmek istemiyor hem de yasak ve ucuz petrol ticaretini kaybetmek istemiyor. Ama Amerika ve Rusya gibi süper güçlerin kabul etmediği bu Azaz-Cerablus hattının yapılması Türkiye’yi şaklaban ve dansöz yapmaktan başka bir şey yapmaz. Türkiye bu hat yapma hayaliyle Amerika-Rusya’ya karşı çıkıyor. Türkiye DAIŞ’ın çöküşünü görmek istemiyor, çünkü DAIŞ’ın çöküşü Türkiye’nin çöküşü demektir. Türkiye çökmemek için ideolojik ve stratejik müttefikine dört elle sarılmış durumda. Kaderleri birlikte olanın, çöküşü de birlikte olacaktır. DAIŞ’ın Suriye-Irak’ta çöküşü Türkiye’nin çöküşüdür. Türkiye’nin Cizre-Sur-Silopi’deki çöküşü DAIŞ’ın çöküşüdür. DAIŞ-Türkiye’nin Yükselme Devirleri geride kaldı şimdi Dağılma Devirleridir. İkisinin Yükselme devirleri Erdoğan’ın Antep’te “Kobanê de ha düştü ha düşecek” demesi Yükselme devrinin zirvesiydi. Girê Spî’nin düşüşü de Dağılma ve Çöküş devrinin başlangıcıydı şimdi gün geçtikçe dağılma ve çöküş daha da yaklaşıyor.

 

Gabar Roj

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info - www.navendalekolin.com

 

 

 

TAGS(ETIKETLER): SULTANAHMET  E  NEDEN  SALDIRILDI  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.