İllegal Barzani ve Kürdistan'ın parçalanması
Okuyucudan / 27 Aralık 2015 Pazar Saat 10:17
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Başurê Kurdistan'da Başkanlık ve ekonomik kriz gün geçtikçe derinleşirken Mesut Barzani yasadışı sürdürdüğü Bölge Başkanlığı “Bağımsız Kürt Devleti ilan edeceğiz” söylemleriyle yeni bir boyut kazandı

Başurê Kurdistan'da Başkanlık ve ekonomik kriz gün geçtikçe derinleşirken Mesut Barzani yasadışı sürdürdüğü Bölge Başkanlığı “Bağımsız Kürt Devleti ilan edeceğiz” söylemleriyle yeni bir boyut kazandı.

Bağımlı Kürdistan Projesi

Başurê Kurdistan' da Mesut Barzani'nin Başkanlığı iki dönem sonra resmi olarak sona ermesi ile başlayan 'Başkanlık Krizi' devam ediyor. KDP YNK ve Goran hareketi arası çelişkiler sürürken Goran hareketi de kendi askeri gücünü kuracaklarına dair açıklamalarda bulundu. Başurê Kurdistan’da parçalanmışlık derinleşirken ortaya çıkan kaos ve çıkmaz da Mesut Barzani ise Federe Kurdistan Bölgesi Başkanlığını yasası dışı sürdürmektedir. Çelişkileri çözmek, ayrışmaları gidermek yerine daha fazla derinleştirdiği görülmektedir. Yasa dışı Barzani, Türk devleti ve hükümetiyle yasa dışı ticari anlaşmalar imzalarken, PKK’ye karşı ortak mücadele kararı aldılar.

 

Türk devletinin Başurê Kürdistan’ı da içine alan Misak-ı Milli sınırlar olarak kabul ettiği Musul’u ele geçirme planlarının gündeme getirildiği, Irak’ın üç parçaya ayrılması tartışmaların yürütüldüğü bir dönemde Mesut Barzani ve KDP Parti sözcülüğünün 20 Aralık da yapmış olduğu toplantıda ''Bağımsız Kürt Devleti'' için referandum hazırlıklarının yapılması gerektiğine ilişkin talimatı verildi. Türk devletinin Hewler Başkonsolosluğu bu konu hakkında, “Irak Kürtlerinin bağımsızlık kararı vermesi halinde Türk devletinin çıkarları gereği bunu destekleyeceklerini” belirtti.

Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Nuri El’Maliki'nin belirtiklerine göre  ''terör örgütü IŞİD’e destek veren, Irak ve Suriye’de halkın öldürülmesinde rolü olan Recep Tayyip Erdoğan” ve MİT ile 9 Aralık'ta görüşen Mesut Barzani, Türk devletinden aldığı destek ile bağımsızlık tartışması başlattı. Bu temelde başta Amerika Almanya ve Kanada olmak üzere birçok Uluslararası güçler ile görüşmelerini sürdürmektedir.  Görüşmelerde Barzani tarafından, DAİŞ'e karşı mücadelede Peşmergelerinin tek başına savaşamadıklarını ve Uluslararası yardımlara ihtiyaçları olduğunu belirterek hem silah yardımı hem de bağımsızlık için destek istedi.

KDP Peşmerge Birim Komutanı A.M.'nin vermiş olduğu bilgilere göre ise, KDP, Türkiye ve ABD ile ortak bir Musul operasyon planladığını aktardı. Yakın tarihte KDP, Türkiye ve ABD arası üçlü bir zirve gerçekleşecek ve bu zirve de Musul operasyonunun detayları da kararlaştırılacağı, ayrıca Türk devleti ile KDP’nin PKK’ye karşı ortak bir askeri operasyon yapmak için hazırlandıkları bilgileri A.M. tarafından öne sürüldü. Aynı kaynak, Mesut Barzani'nin kuracağı Kürdistan’ın ancak Amerika ve Türkiye'ye bağımlı bir Kürdistan olacağı, böyle bir Kürdistan’ın sadece Barzani ailesinin çıkarlarına hizmet edeceğini belirtti.

Irak Hükümeti ile petrol sorunu

KDP, Irak Hükümeti ile çelişkilerde çözüm yerine çözümsüzlük üretmektedir. Irak merkezi hükümeti ile başta petrol meselesi olmak üzere Türk askerlerinin KDP öncülüğünde Beşika’ya getirilmesi gibi olaylar nedeniyle ilişkiler gün geçtikçe çatışmalı bir hale dönmüştür. KDP, Türk devleti ile örgütlü bir şekilde Irak Hükümetine karşı yolsuzluklar yapmaktadır. Petrol payındaki gelirini artırmak için birçok yönteme başvuruyor.  Peşmergelerin maaşları Irak Hükumeti tarafından ödenirken Barzani birçok bölgede Peşmerge sayılarını yüksek gösterip kendisine Petrol parasından kendisine daha yüksek bir pay koparmaya çabalamaktadır. Birçok Peşmerge kamplarında Peşmerge sayısının 100 iken 400 göstermektedir. Bu bilgiler Peşmerge Komutanı A.M. tarafından da doğrulandı. A.M. ''komutamdaki peşmerge sayısını KDP'li yetkililere bildirirken 14 olduğunu söylemiştim. Bana verilen belge de sayımızı 37 olarak kayıtlara geçmiş. Bir şeylerin tuhaf olduğunun farkına varmama rağmen KDP yetkililerinin bunu neden yaptıklarını sorma cesareti bende yoktu'' dedi. Kendilerine verilen peşmerge sayısı ve kamu yatırımlarına ilişkin bilgileri gerçek dışı olarak değerlendiren Irak Hükumeti de Barzani'nin beklentisinden çok daha düşük bir oranda peşmerge maaşlarını ödemeye başladı. Kamu ödemelerini durdurdu. Barzani ailesinin peşmerge ve kamu yatırımlarına ait paraları ‘cebe’ indirmesi, Irak hükümetiyle çıkartılan sunni gündemlerle karartılmaya çalışılıyor. Yasadışı bölge başkanı yasadışı yollarla Türk devleti ve hükümetine petrol satmaktadır. Petrol satışlarının Başur tarafında Mesut Barzani’nin oğlu Mesrur Barzani, diğer tarafında ise Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan. Her iki petrol ortağı aynı zamanda DAİŞ’in Musul’dan getirdiği petrolün de ortaklığını yapmaktadırlar. Başurê Kurdistan’da “bağımsızlık” tartışmaları içinde “at izi ile it izi” birbirine karışmış durumda. Petrol gelirlerinden elde edilen yasadışı para, Barzani’nin tekrar başkan olarak kalması için yasa dışı işler için kullanılıyor.

Rojava'yı tanımama politikası

Mesut Barzani'nin çözümsüz siyaseti sadece Irak sınırları ile sınırlı kalmamaktadır. Rojava'ya yönelik Türk devletiyle işbirlikçiliğe endeksli “inkar” politikaları da devam etmektedir. En son, yasadışı Mesut Barzani ve DAİŞ ortağı oğlunun ilan ettikleri ve kimsenin haberi olmadığı ‘17 Aralık Kürdistan Bayrağı Günü' nü gerekçe gösteren kimi/ne için desteklediğini bilmeyen Barzani yandaşı ENKS taraftarlarının Rojava’nın Gırke Lege şehrinde, Rojava’daki kanton sistemini tanımadıklarını beyan ederek “bayrak yürüyüşü” adı altında gerçekleştirdikleri izinsiz yürüyüşe Asayiş tarafından müdahale edilmesine  işbirlikçilikte sınır tanımayan Barzani nefret kustu. PYD düşmanlığında sınır tanımayan ENKS’ye teşekkür etti. En son kantonlarda PYD’nin başlatmış olduğu ''Ana Dil de Eğitim'' okullarının açılmasına ENKS karşı çıkmış, eğitimlerin Arapça dilinde yapılmasını istemişlerdi. İlginç olan bir şey var ki, bayrak yürüyüşleri AKP’nin Kürtleri linç etmek için kullandığı bayrak yürüyüşlerinin adeta bir kopyası; yine Kürtçe Ana dilde eğitim kampanyasına Suriye rejimi karşı çıkmış, eğitimlerin Arapça yapılmasını söylemişlerdi. Artık kimin kimden yana olduğu, kimin kimlerin işbirlikçisi olduğu daha iyi anlaşılmıyor mu?

KDP ve Barzani'nin politikalarını PKK-YPG bozuyor

Manchester Üniverstesi Uluslararası Güvenlik ve Dengeler Araştırma Merkezi Orta Doğu Uzmanı Emekli Doçman Professor Dr. M. Williams bir röportaj da, KDP'nin son politikalarını değerlendirdi. Prof. Dr. Williams’ın röportajından: ''İslam Devleti adında terör örgütünün 2012’den bu yana başta Irak ve Suriye' deki savaş da sürekli ilerlemesi ile tüm Bölgesel ve Uluslararası Devletlerin dengesini bozdu. PKK ve YPG’nin İslam Devletine karşı direnişi de Türk devleti ve KDP’nin planlarını bozdu. Gelişen savaşta Batılı Devletler yanı sıra İslam Devletine karşı en iyi savaşan güç Suriye Kürdistan’ında YPG, Irak Kürdistan’ın da ise PKK’dir. Bölge de ve uluslararası alanda PKK ve YPG dengeleri etkileyecek ve değiştirecek bir güç haline geldi. Kobani ve Şengal’in kurtarılmasında YPG ve PKK’nin rolünü kimse inkar edemiyor artık.

Proto-Türk/Kurdistan devleti mi kurulacak?

Bölgedeki diğer bir gelişme de ABD ve AB’nin Irak'ın artık hem Sünni-Şii olarak mezhepsel hem de etnik olarak Kürtler ile bölünmesini kabul etmeye hazırlanıyor. ABD bu anlamda KDP ve Barzani'ye devlet kurma misyonunu vermek istiyor. Ancak kurulacak bu Kürt devletinin Mesut Barzani öncülüğünde gelişmesi halinde Türk devletinin Misak-ı sınırlarına örtülü bir şekilde dahil olacağı ve Türk devletinin himayesi altındaki bir Kürt devletinin ABD’nin çıkarlarına ‘hizmet’ etmeyeceği açıktır. KDP'nin halen Avrupa Demokrasi değerlerinden uzak olan aşiret tarzı yapılanmasına sahip olmasından dolayı Kürt devletini kuramaz. Kursa da işbirlikçi proto-Türk/Kurdistan devleti olur. Kurdistan Bölgesinde KPD, birleştirici ve kapsayıcı özelliklerden yoksundur. Erbil merkezli KDP ile Süleymaniye merkezli YNK arasında kültürel, ekonomik, siyasi, askeri ve istihbarat noktalarında ciddi ayrılıklar var. Partiler her şeyin üstündedir. Kurulan hükümet formaliteden başka bir şey değildir.

Sunni ortaklar: Türk devleti, İslam devleti, KDP

Neçirvan Barzani’nin etkisizleştirilerek, etkisiz-yetkisiz bir hükümetin başbakanı yapılarak gözden çıkartılması Neçirvan Barzani ile Mesut’un oğlu Mesrur Barzani arasında ciddi iktidar kavgalarına neden olmuştur. Mesrur Barzani’nin adamları Neçirvan Barzani’nin evini ve arabasını kurşunlamışlardı. Bütün bu karmaşık duruma bir de Goran eklenince işler bir bütün karıştı. Goran hareketinin de kendi silahlı güçlerini kurma çabası içerisine girmesi Barzani’nin bağımsız Kürdistan hayallerinin gerçekleşmemesinin tuzu biberi oldu. Anlaşılıyor ki, KDP Kürt bölgesini birleştirmeyecek, tam tersine parçalanmanın zeminini oluşturacak. Aynı siyaseti Şii ağırlıklı Irak Hükümeti'ne karşı da sürdürmektedir. Tek olumlu ilişkisi mezhepsel olarak Sünni olan Türkiye ile geliştirmektedir. Türkiye Ortadoğu stratejisi temelinde İslam Devletini desteklediği tüm dünya kamuoyu tarafından açıkça bilinmektedir KDP'de kendisini mezhepsel olarak Irak Hükümetinden ziyade Sünnni İslam Devletine yakın görmektedir. Bunlara ilişkin net bir bilgi elimde yok ama İslam Devleti ile yaptığı petrol ticaretine göre KDP'de İslam Devletine Türkiye ile beraber destek vermektedir. Kendi ekonomik çıkarları için kendi halkına karşı katliamlar uygulayan Türk devleti ile ortak anlaşmalar imzalayan Barzani, nasıl olur da kendi halkı için bir devlet kursun. Şengal'deki Ezidi YBŞ ve YPG güçleri olmasaydı Şengal'de daha büyük katliamlar olacaktı. Şengal meselesinde KDP, kendi halkının güvenliğini sağlayamamıştı. Kendi halkını bile koruyamayan bir parti nasıl devlet kurar ki. Güvenlik bir devlet için temel unsur olması gerekmiyor mu? PKK yetişmeseydi İslam Devleti Erbil’e girecekti. İslam Devletinin askerleri Erbil’e yaklaşırken Barzani ailesi Erbil havaalanın yolunu tutmuştu. İslam Devleti geldiğinde arabaların arkasına doluşan Barzani peşmergelerinin Uluslararası güçler dışında bağımsız hareket etme yetkisi yoktur. Bu anlamda 'Bağımsızlık Referandumunu' bu sorunları örtme manevrası olarak değerlendiriyorum. Şöyle bir şeyi de düşünmek mümkün; Barzani’nin “bağımsızlık referandumu” nun zamanlaması ABD tarafından gittikçe İran’a yaklaşan Irak Hükümetine baskı uygulamak için uygulanmış bir planın parçası olması da kuvvetle muhtemeldir. Aynı şekilde Türk askerlerinin Başika’ya girmesi de aynı planın başka bir parçası olabilir. Nede olsa burası Ortadoğu. Kimin ne yaptığını bilebilmek için satranç tahtasında oynanan oyunları iyi bilmek gerekir. ABD’nin bu planlarına ilişkin elimde henüz teyit edilmiş bilgiler yok ama ABD'nin genel stratejiler temelinde böylesi yöntemleri de olduğu bilinmektedir. Barzani'nin bağımsızlık referandum hazırlıklarının yapılması hakkında bilgilerin medyaya yayılmasını bu temelde değerlendiriyorum''

Türk devletinin Misak-ı Milli Kürdistan’ı!

Prof. Dr. Williams, röportajının devamında, KDP'nin Rojava'yı tanımama politikaları hakkında da değerlendirmelerde bulundu. ''Rojava ve Suriye de İslam Devletine karşı baş aktör olarak başta PYD ve onun silahlı gücü YPG'yi kabul etmek zorundayız. PYD ve YPG artık sadece Kürtler arası sınırlı kalmadan Suriye'deki birçok kesimden özgürleştirici güç olarak kabul görmektedir. KDP ise Irak Kürdistan Bölgesinde hakimiyet gösterirken rakibi olan PYD'ye karşı Rojava'da böylesi bir belirleyici rol oynamamaktadır. PYD’ye karşı Türk devleti ile işbirliğinden kaçınmamaktadır. Bunun dışında PKK ile derin bir çelişkisi var. Ben karşılaştırmalardan çok hoşlanmam ama şunu söylemekten kaçınamıyorum. Her ne kadar PYD, PKK'ye yakın ya da uzantısı da olsa da örgütlülük anlamda, Kürtleri ve Ortadoğu halklarını birleştirme gücüne sahiptir. PYD'nin hem mezhepçiliğe hem milliyetçiliğe karşı olması da olumlu yönlerinden birisidir. Bunlar evrensel batılı değerlerin temel unsurlarıdır. Son olarak da şunu belirtmek istiyorum. KDP Irak'ta yasal çerçevede Uluslararası alanda statü elde etmiş olmasına rağmen İslam Devleti ile yaptığı petrol anlaşmaları, Türk askerlerinin Musul'a konumlandırılması ve Türk devletinin Cumhurbaşkanı ve ailesiyle yaptığı petrol kaçakçılığı gibi birçok konuda yasadışı hareket etmesi,  kimsenin yandaşı olmayan Kürtleri gerçekten bağımsızlaştıracak mı?  Kürtler, gerçekten bağımsız bir Kurdistan mı istiyor yoksa Kürtleri katleden Türk devletine bağımlı bir Kürdistan’ı mı istiyor?

Soruyu yine başka bir şekilde sorarak bitirelim; PYD’nin kantonları mı Kürtleri daha çok özgürleştirir yoksa Türk devletinin destek verdiği Misak-ı Milli sınırları içinde ki “Bağımsız Kürdistan” mı Kürtleri özgürleştirir?''

Fardin Hosseînî-New York/Queens

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info - www.navendalekolin.com

Parveke

TAGS(ETIKETLER): Illegal  Barzani  ve  Kurdistanin  parcalanmasi  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.