ASLINI İNKAR!
Serbest Yazılar / 08 Ekim 2015 Perşembe Saat 17:51
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Evet, asimile edilmiş sömürülmüş genetiği değiştirilmiş bir toplumdan çok mu şey bekliyoruz. Kapitalizmin tuzağına düşmüş, anne karnında ki bir bebeğin göbek bağı ile bağlanması gibi kopulmaz bağ oluşturulmuş bir toplumdan çok mu şey bekliyoruz. Arabadan, evden, yemek ve içmekten bu denli vazgeçemiyor muyuz? Bize dokunmayan yılan bin mi yaşasın, sahi o yılan bize dokunmuyor mu?

Yaşamın içinde kendini var etmeye çalışmak aslını inkâr etmekten geçmekte şimdilerde.

Şimdilerde ucuz bir romanın basit bir filme çevrilmesi gibi izleniyor hayat, gerginlik huzursuzluk, ölümler hep bir seyir halinde. Yaşam da kendimizi var etmeye çalışırken bütün bunlara gözümüzü kapatıp kapitalist modernitenin bize sunduğu bütün imkânlar ki aslında imkânsızlıklardan faydalanmaya çalışıyoruz. Evler arabalar en ucuz krediler en iyi markalar vs vs vs. şezlonglarımızda uzanıp güneşin altında esmerleşmeye çalışıyoruz, tenimizden daha çok kararan yüreğimize inat. Ve ölümler kapımızda komşumuzda karanlığın yüzsüz perdesini yırtar gibi bir feryada dönüşüyor… Her gün yeni bir haber ve katliam haberi ile uyanıyoruz. Askere giden gençlerin ölüm haberleri, Gerilla canların ölüm haberleri, evinin balkonunda basit bir oyunun parçası olmaya çalışan çocukların ölüm haberleri. Velhasıl kelam ölüyoruz. Hep beraber, çoğunlukla yoksul kesim. Bir kuru ekmek peşinde koşanlar. Halkının uğradığı zulmü görmezden gelemeyenler, cezaevlerinde söz de ıslah adı altın da tecavüze uğrayanlar. İşkence seanslarında müthiş bir direniş gösterenler. Duyarsız kalamayanlar yani biraz onurlu olan her kes ölüyor. Ölümün resmi gözbebeklerimizde çiziliyor adeta. Annelerin ağıtları yankılanıyor gökyüzünde.  Gözyaşları sel oluyor.  Ancak hiçbir sel söndüremiyor cayır, cayır yanan ormanlık alanları, hiçbir sel kurtaramıyor zalimin zulmünden insanı doğayı, hayvanı, kadını çoluğu çocuğu. Kör gözler, sağır kulaklar, ölü bütün duygular. Artık değil aslını insanlığını inkar eder durum da iki ayaklı sözde düşünebilen canlılar. Ağaların, paşaların yatağın da rahat uyuyanların! cepleri dolu, sırtları pek, keyifleri yerinde …

Peki, ne oluyor da bu kadar kör olabiliyoruz, neden bu denli duyarsız ve kendinden geçmiş halde özden uzaklaşıyoruz. Evet, asimile edilmiş sömürülmüş genetiği değiştirilmiş bir toplumdan çok mu şey bekliyoruz. Kapitalizmin tuzağına düşmüş, anne karnında ki bir bebeğin göbek bağı ile bağlanması gibi kopulmaz bağ oluşturulmuş bir toplumdan çok mu şey bekliyoruz. Arabadan, evden, yemek ve içmekten bu denli vazgeçemiyor muyuz? Bize dokunmayan yılan bin mi yaşasın, sahi o yılan bize dokunmuyor mu?

Zalimler daha çok zalimleşecekler. Köklerinden kopan toplumlar olduğu, farklı çoklukların bir arada örgütlenmesi olmadığı sürece daha çok zalimleşecekler. Saltanatlar sürsün iktidarlar korunsun diye gün geçtikçe daha çok kan dökecekler. Mücadele kararlılığını büyütmek, yapabileceklerimizin daha fazlasını yapmak lazım.

Bunun için Örgütlenme alanlarını daha çok genişletmek, Bu zulmü neden yaşadığımızın bilincine varmamız ve vardırmamız gerekmiyor mu? Bütün yozlaşmalardan uzaklaşıp doğru yaşam temelin de kendimizi var etmemiz hayati önemde değil mi ?Halkların bütünleşip kapitalist modernite mi ?, demokratik modernitenin inşası mı ? diye sorarak örgütlenme ve varlık savaşını yürütme zorunluluğu  elzem bir görev olarak önümüzde durmuyor mu?

HER BİREY ,TOPLUMUN YENİ BİR ZİHNİYETLE YENİDEN  İNŞASINI GERÇEKLEŞTİRMEYİ, KENDİ VAR OLUŞ KÖKLERİYLE  YENİDEN  BULUŞMASINI KAÇINILMAZ VE ZORUNLU BİR GÖREV OLARAK ,ROLÜNÜN VE MİSYONUNUN YÜKLEDİĞİ SORUMLULUK BİLİNCİYLE  BU SÜRECE KATILIMI GERÇEKLEŞTİRMELİDİR.                                                                                                               

Dicle Roj

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info - www.navendalekolin.com        

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): ASLINI  INKAR    

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.