Cizre’de Yapmaya Utanmadığını Görmeye de Utanma
Basından Seçmeler / 08 Eylül 2015 Salı Saat 12:05
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Onlar kefenle poz verenlerdi, hepimiz Bilal’iz derken. Haklıydılar! Hepsi birer Bilal aday adayıydı…Nihayet yine ve yine seçim zamanıydı… Onlar keyifli yaşamak için kefenlemeleriyle pozlar verirken, hayattan bahseden bir çocuk 13’ündeki Cemile kefensiz bekliyordu evinde… Her gün altına serdiği nevresim bu sefer üstündeydi… O üstündeki nevresimiyle mezarını beklerken Başbakan Davutoğlu uluslararası şeysine; Bodrum sahillerine cansız bedeni

Onlar kefenle poz verenlerdi, hepimiz Bilal’iz derken. Haklıydılar! Hepsi birer Bilal aday adayıydı…Nihayet yine ve yine seçim zamanıydı…

Onlar keyifli yaşamak için kefenlemeleriyle pozlar verirken, hayattan bahseden bir çocuk 13’ündeki Cemile kefensiz bekliyordu evinde…

Her gün altına serdiği nevresim bu sefer üstündeydi…

O üstündeki nevresimiyle mezarını beklerken Başbakan Davutoğlu uluslararası şeysine; Bodrum sahillerine cansız bedeni vuran küçük Alan’ı anlatıyordu. Ne çok hisleniyordu ama…Öyle hisliydi ki unutuyordu Alan Kobane’den niye yollara düşmüştü…O ağır hislenmenin etkisini ancak Hollanda’ya atılan 3 golle unutuyordu ve yüzünden gülücükler saçılıveriyordu…

His, dediğin gol atılana kadardı!

Alan’a dertlenen Cemile’ye bunu yapar mıydı? Ki Cemilenin evinde ışık bile yoktu…

Başbakan Davutoğlu gülücüklenmezden az önce kadınların mutlu olmasından da bahsediyordu. Cemile’nin annesi mutlu muydu? Uğur’un, Medeni’nin, ya devletin ablukaya alıp ambulansın geçmesine izin vermediği için ölen 35 günlük Muhammed bebeğin annesi?

Ülkemde o kadar çok yağma ve katliam vardı ki biz hiç unutmuyorduk; AKP, Demokrat partinin devamıydı.

6-7 Eylül 1955 buluşuveriyordu Eylül 2015’te Cizre’yle…

Malları yağmalayanlar hayatlarımızı da yağmalıyordu…

Tam bu esnada insanlar bir bir düşerken o 400 vekil olsaydı adlı cümlelemesini yapıyordu tevelerde.

Haklıydılar bize gülmekte ve hayatlarımızı rakamlamakta!; biz birer bilançoyduk ülke tarihinde…Ve nihayet hayatlarımız onlar için bir oyundu…

Onlar oyunlarını oynarken eski oyuncu arkadaşları ve ”Türkiye Türklerindir” logolu , ”Ahmet Kaya Şerefsizdir” manşetlemesini yapan gazeteye ”vayyy” diye saldırıyorlardı gecenin derinliğinde. Ve o gazeteleme kendinden dahi haber vermiyordu.

Kapısının önünde olanı haberleştiremeyen Cizre’yi yapar mıydı, Taksim’i yapar mıydı?

Ne kolay zannediyordunuz değil mi; Picasso Faşist Subaya Guernica tablosunu gösterirken ”hayır bunu ben değil siz yaptınız” derken? Sanatçı olmak, yazar olmak sözünde  durmakmış aynı zamanda değil mi?

Onlar maçlarda golleri ve acaba vekillerimiz 400 oluyor mu diye sayarken, devlet sınır içine yine sınır çiziyordu ve bir halkı saymıyordu. Cizre günlerdir ablukadaydı ve HDP’li vekiller ilçe sınırına çekilen dikenli tellerden öteye geçemiyorlardı. Onurlu bir şekilde beraber yaşamak için özyönetim diyen halka, ”hayır” diyen devlet bölüyordu memleketi…

Aynı Kobanê gibi ablukada olduğunu hissettiğim Cizre için de ”düştü düşecek” derler miydi?

Onlar evlatlarını sahiplenen babaları karaktersiz ilan etse de tüm evlatları savunmak karakterimizdir bilinsin…

Ve ben bir kez daha anlıyordum ki 19’undaki Sait ile aynı teneşiri paylaşan Muhammed bebek bir Kürt çocuğuydu. Yoksa bu derin sessizliğin başka ne anlamı olabilirdi ki…

O gözleri açık giderken bir ülke gözlerini kapatıyordu zalimliğe…

Kemal Bozkurt / www.ozgurbloggundem.com


Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info - www.navendalekolin.com


Parveke

TAGS(ETIKETLER): Cizre  de  Yapmaya  Utanmadigini  Gormeye  de  Utanma  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.