TARİHİN BU AŞAMASINDA KÜRDİSTANLILAR NE YAPMALI
Serbest Yazılar / 19 Ağustos 2015 Çarşamba Saat 10:45
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Gün kendimizi yasallık, yasa, kanun, seçim ve partilerin boş anlamsız hükümet - seçim tartışmaları ile beklentiye sokma, oyalama günü değildir. Gün Kobanê ruhuyla şehir ve kasabalarımızı, köylerimizi karış karış, ev ev savunma günüdür

Bir halkın en doğal hakkı kendi ana toprakları üzerinde özgür iradesiyle kendisini yönetmesidir. Kendisini yönetemeyen bir halka köle veya sömürge ülke, halk denir. Kürdistanlılar bu onursuz ve köle durumuna son vermek için birçok ilçede demokratik özerklik ilanları yapmıştır. Çünkü artık halkımız böyle bir yaşamı reddetmektedir. Halkımız hem bu bilince ulaşmış hem de bilinci hayata geçirecek bir iradeye kavuşmuştur.

Kürdistan Halkı yıllardır Türk sömürgeci devletinin anayasal ve yasal değişikler yaparak Demokratik Özerkliği tanımasını sabırla bekledi. Sayın Öcalan da bu konuda eşsiz bir çaba sergiledi fakat seçimlerden sonra Türk işgalci devleti bir kez daha çok açık bir biçimde müzakere ve diyalog yolunu kapatarak Sayın Öcalan üzerinde zalimane bir tecrit uygulayarak inkâr ve imha sistemindeki ısrarını bir kez daha güncellemiş bulunmaktadır. Böylesi bir durum karşısında Kürdistan Halkının yapacağı hiç kuşkusuz Demokratik özyönetimlerini inşa etmek ve ilan etmektir. Ahlaki insani ve ulusal olmanın gereği de buydu. Nasıl ki bir insan beyinsiz ve kafasız düşünülemezse bir halkta öz yönetimsiz düşünülemez.

Nitekim birçok ilçede Demokratik Öz yönetim ilanları yapılmıştır. Türk Sömürgecileri Kürdistan halkının özyönetim ilanlarına Silopi, Lice, Varto ve Farqin’de köyleri yakarak, katliam ve tutuklamalar gerçekleştirerek vahşice saldırmıştır diğer yerlere de saldırı yapma hazırlığı içerisinde bulunmaktadır. Kürdistan’daki özgürlük bilinci, soluğu, onuru ve iradesini kırıp ayaklar altına almak için var gücüyle saldırmış, saldırmaktadır. Bunda şaşılacak bir şey yoktur. Türk sömürgeci devlet karakteri ve oluşum zihniyetini bilenler, biraz olsun tarih bilinci olanlar Türk devletinin yapmış olduklarına şaşırmış olamazlar. Herhâlde Türk sömürgecilerinin yani başında DAİŞ emiri pozisyonunda bulunan Tayip Erdoğan devlet ve hükümetinin daha farklı davranmasını bekleyemezlerdi. Daha farklı bir beklenti içinde olmak tarihi bilmemek ve gafleti yaşamak anlamına gelir.

 Artık şu netleşmiştir ki ilan edilen Demokratik Özerklikler “YA DEMOKRATİK ÖZERKLİK YA ÖLÜM, YA ÖZGÜRLÜK YA ÖLÜM” denilerek her şehir ve kasaba cadde cadde, sokak sokak hatta ev ev savunulacak. Yoksa bir kez daha Türk sömürgecilerinin vahşi katliam ve esaret altına almaları ile işkencelerle, onur ve namusu ayaklar altına alınan bir gerçeklikle karşı karşıya geleceğiz. Verili koşullarda ara bir yol, formül mümkün mü? Eğer kendimizi boş şeylerle oyalamayacak, kandırmayacak isek hayır mümkün değildir. Dolayısıyla Kürdistan halkı başta Demokratik Özerklik ilan edilen ilçeler olmak üzere Tüm Kürdistan halkı her yerde tereddüt etmeksizin sömürgeci, işgalci Türk birliklerine karşı ayağa kalkmalıdır.

Kobanê’yi Kobanê yapan cadde cadde, sokak sokak, ev ev ve hatta oda oda bir direniş sergilemesidir. Tayip Erdoğan’ın talimatla yönlendirmesi altında bulunan Türk DAİŞ çetesi böyle bir iradi duruş ve ruhla Kobanê’de kırılmıştır ve Kobanê direnişçileri şunu diyorlardı: DAİŞ çetesini Kobanê’de bırakmayacağız, ne tozu ne de izi kalacak diyorlardı. Çünkü DAİŞ çetesi işgalci bir güçtü. Kobanê ve Rojava’da hiçbir hakları yoktu.

Peki Sömürgeci Türk Devletinin Kürdistan’da bir hakkı var mı? Açıktır ki hiçbir hakkı yok ve Kürdistan’da sadece işlediği suçlar ve katliamlar vardır. Bunu da devam ettirmek istemektedir. Birleşmiş Milletler işgali, sömürgeciliği ve soykırımı suç saymış ve hatta insanlığa karşı gerçekleştirilen büyük suç saymıştır. Buna karşı direnişi de bir halkın en doğal hakkı onuru ve şerefi saymıştır. Şimdi halk olarak Türk Sömürgeciliğine karşı sonuna kadar direnme ve kendi topraklarımızda Özgür Yaşama hakkını elde edinceye kadar direnme ve savunma savaşını yürütme hakkımız vardır. Bu hak kutsal bir haktır, tartışılamaz, muğlaklaştırılamaz. Artık Kürtlerin de kendi ana vatanlarında özgürce yaşama zamanları gelmiştir. Zamanın ruhu budur. Zamanın ruhunu doğru anlayanlar ve kişiliklerinde somutlaştıranlar onurlu bir yaşamı hak edebilir, bunu başaramayanlar ise acılar içerisinde onursuz bir yaşama sürüklenmekten kurtulamazlar.

Gün kendimizi yasallık, yasa, kanun, seçim ve partilerin boş anlamsız hükümet - seçim tartışmaları ile beklentiye sokma, oyalama günü değildir. Gün Kobanê ruhuyla şehir ve kasabalarımızı, köylerimizi karış karış, ev ev savunma günüdür. Kobanê tecrübesi, Kobanê ulusal onur direnişi bunu emretmektedir. Kobanê’den çıkarılacak en büyük derste budur. Margella şehirler için betondan orman tanımını yapıyordu. Bu ormanın derinlik ve kuytularında Türk Sömürgeciliğini pişman ettirmenin imkânları mevcuttur. PKK'li  Komutan Reşid Serdar  2012 hamlesinde Şemzinan’da bir röportajında Türk Devletini sadece Kürdistan’dan söküp atmayacağız, ne gölgesini ne tozunu, izini bırakacağız diyordu. Artık zamanın ruhu ve sorumluluğu Ölümsüz Büyük Komutan Reşid Serdar'ın  anısına ve sözüne bağlı kalarak mücadele etmeyi gerekli kılıyor. Artık her yerde her koldan ayağa kalkmanın, işgalcinin hainin üzerine üzerine yürümenin zamanıdır. Biz kazanacağız.

Herdem Serhildan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info - www.navendalekolin.com

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): TARIHIN  BU  ASAMASINDA  KURDISTANLILAR  NE  YAPMALI  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.