SEÇİMDEN BUGÜNE KATLİAMLAR-NEDENLERİ VE FAİLLERİ
Serbest Yazılar / 15 Ağustos 2015 Cumartesi Saat 11:41
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sandığa gömüldüğünü gören AKP, freni patlamış kamyon misali artık saldırılarının gün geçtikçe artacağını gösteren birçok açıklamada bulundu. Erdoğan, Burhan Kuzu, Şamil Tayyar, Arınç ve Akdoğan’ın ardı arkası kesilmeyen “Ülke huzur yerine kaosu seçti.”, “Türkiye 2000 öncesi kaos dönemini özledi.”, “HDP artık çözüm sürecinin filmini yapar.” Vb. mafyavari tehditlerinin akabinde, Jitem, hizbulkontra ve DAİŞ sahaya sürülerek Kobanê, Amed, İstanbul, Adana, Ceylanpınar saldırıları gerçekleştirildi

HDP’nin 2015 Genel Seçimlerinde elde ettiği büyük başarının ardından Sayın Öcalan üzerinde geliştirilen çok yoğunluklu tecridi ve AKP-KDP tarafından PKK üzerinde geliştirilen kirli politikaları iyi değerlendirmek gerekli. Yine yıllardır Kürdistan’da ardı arkası gelmeyen kirli politikaların seçim arifesi ve sonrasında Rojava, Başur ve Bakur’da köklü bir şekilde işletilmesinin nedenleri de derinlemesine analiz edilmelidir.

HDP’nin 2015 genel seçimlerine parti olarak girme kararının akabinde AKP Hükümeti/Devleti tarafından geliştirilen “barajı aşmaları demokrasiyi bitirir.”, “barajı aşarlarsa çözüm süreci biter.”, “barajın altında kalmaları daha fazla demokrasiyi getirecektir.” Gibi söylemler hiç şüphesiz geliştirilecek her türlü politikanın ilk sinyalini vermişti. Dolmabahçe mutabakatından 3-5 gün sonra Cumhurbaşbakanın sürecin yürütülmesinde tarafların (devlet heyeti ve İmralı heyeti) ortak kararıyla maddeleri tek tek kabul edilerek okunmuş metni, hiç haberi yokmuş gibi kabul edilemez olarak meydanlarda haykırması ikinci sinyali de vermişti.

Bu sinyalleri vererek geliştirilecek her türlü kirli politikayla, HDP’yi baraj altında bırakıp, süreci de tek taraflı bozarak, kendisinin başkanlık yaptığı ülke hayallerini gerçekleştirmek için karanlık odakları devreye sokmaya başlamıştır. Havuz medyası başta olmak üzere ülke içinde ve dışında yandaş-korkan bütün basın yayın kuruluşları AKP’nin hizmetinde HDP’yi boşa çıkartacak her türlü kara propaganda faaliyeti yürütmüştür. MİT eliyle başta Mersin ve Adana’da bombalı saldırılar olmak üzere HDP’nin birçok il ve ilçe binalarına saldırılar yapılmış, seçim araçları yakılmış, miting meydanlarına faşist-şovenist kişilerce saldırı gerçekleştirilmiş, seçim çalışması yürüten gönüllü çalışanlar katledilmiştir. Yine seçimlere günler kala KDP ile işbirliği içerisine girmiştir. KDP AKP’nin seçimleri kazanıp, HDP’nin barajın altında kalması için elinden gelen her şeyi yapmıştır. KDP Botan bölgesindeki aşiret liderlerini çağırıp oylarını AKP’ye vermelerini söylemesi, sınırın güney bölgelerinde yaşayıp seçimlerde gidip HDP’ye oy verecekleri tehdit etmesi gibi birçok kirli oyunu yapmıştır. AKP, bu kirli işleri sonucunda HDP’nin ilerleyişinin dur durak bilmeden devam etmesini hazmedemeyip, en son final mitingi olan Amed’de, Özgürlük Meydanı’nda(istasyon meydanı) AKP’nin eli kanlı tecavüzcü barbar ordusu DAİŞ üyesi olan kişi tarafından MİT ve Emniyet İstihbaratı’nın yardımıyla alana bırakılan 2 adet bomba patlatılmıştır. Bu son saldırıyla amaçlanan, ilerleyişin önünü kesip, halkı galeyana getirerek seçimlere 1 gün kala kaos ortamı yaratmak ve bu kaos ortamından baskıcı-darbeci yöntemle seçimlerde HDP’yi baraj altında bırakıp umduğunu bulmak olmuştur. Yine KDP eliyle de, HDP’ye oy vermek için Başur’dan Bakur’a gelecekler saatlerce Xabur’da tutulmuştur.

Lakin unutulan bir şey vardı. Halk her zamankinden daha fazla örgütlü, düşmanını iyi tanıyan, gardını almış, gafil avlanmayacak bir pozisyonda AKP’yi sandığa gömmek için bekliyordu. Öyle de oldu. Seçim günü başta Amed ve Botan’da beklenenin ötesinde gelişmelerle Kürdistan’da AKP sandığa gömülerek Türkiye metropollerinde de alınan oylarla HDP barajı aşıp, AKP’yi iktidardan düşürdü.

Sandığa gömüldüğünü gören AKP, freni patlamış kamyon misali artık saldırılarının gün geçtikçe artacağını gösteren birçok açıklamada bulundu. Erdoğan, Burhan Kuzu, Şamil Tayyar, Arınç ve Akdoğan’ın ardı arkası kesilmeyen “Ülke huzur yerine kaosu seçti.”, “Türkiye 2000 öncesi kaos dönemini özledi.”, “HDP artık çözüm sürecinin filmini yapar.” Vb.  mafyavari tehditlerinin akabinde, Jitem, hizbulkontra ve DAİŞ sahaya sürülerek Kobanê, Amed, İstanbul, Adana, Ceylanpınar saldırıları gerçekleştirildi. Yine bu saldırılara paralel olarak AKP Hükümeti/Devleti savaşın startını vererek Medya Savunma Alanlarına obüs, havan saldırıları yapıp, savaş uçaklarıyla bombardımanlar gerçekleştirip, siyasi soykırım operasyonlarına başladı. Uluslar arası kirli odaklardan icazet alıp savaş başlatan AKP Hükümeti/Devleti her türlü saldırıyı meşru göstererek MİT-DAİŞ ortaklığıyla Kilis’te kendi askerini öldürtüp Rojava’yı işgal etme girişiminde bulundu. KDP ile gerçekleştirdiği gizli görüşmelerle PKK’yi Başur’dan çıkarma girişimlerinde bulundu. Önder APO üzerindeki tecridi çok yoğunluklu derinleştirip, HDP projesinin önünü kapatmaya çalıştı. Süreci PKK’nin bitirdiğini söyleyerek operasyonlara hız verdi. 6-7-8 Ekim serhildanlarını bahane göstererek, kendi eksikliğini görmezden gelip olan bitenden Selahattin Demirtaş ve HDP’yi sorumlu tutarak, savcılara verdiği talimatla HDP’yi kapatma ve seçilmişleri de tutuklatmaya çalıştı. Hava operasyonlarında Kandil’in Zergelê köyünü bombalayarak 1’i hamile kadın 10 kişiyi öldürüp, en az 3’ü ağır 15 kişiyi yaraladı.

Peki bunların amacı neydi? Beklenilen sonuç nedir?

1.            Kara ve hava saldırılarıyla PKK’yi savaşın içine çekmek

2.            Siyasi soykırım operasyonlarıyla legal siyaseti zayıflatmak

3.            Sayın Öcalan’a tecridi sürdürerek HDP projesinin ilerleyişini engellemek

4.            Başur’da sivil katliamlar gerçekleştirip sorumluyu PKK göstererek, Başur halkını PKK’ye karşı kışkırtmak

5.            DAİŞ saldırılarını bahane göstererek Rojava’yı işgal etmek

Tüm bunlar AKP’nin 7 Haziran seçimlerinde karşılaştığı tabloyu yapılacak erken seçimlerde tersine çevirmek için kullanmaktır. HDP’yi yapılacak erken seçimlerde yaşanan ölümlerden sorumlu tutmak, PKK’yi terör örgütü göstermek, Sayın Öcalan'ı çok yoğunluklu tecrit altında tutup halkların kurtuluşunu gerçekleştirecek siyasi çıkışların önünü almaktır. Yine savaşı biraz daha derinleştirip milliyetçi-faşist-şovenist kesimin oylarını alarak hayalini kurduğu HDP’siz bir mecliste Başkanlık sistemini yasalaştırmaktır.

İyi bilinmelidir ki; Bugüne kadar yaşanan katliamların, saldırıların yegane sorumlusu karanlık odaklardan icazet almış, KDP ile işbirliği içinde olan, Jitem, Hizbulkontra ve DAİŞ’i katliamlarında maşa olarak kullanan, Kürt halkının kazanımlarını gasp etmekle uğraşan Erdoğan ve AKP’dir.

Ve yine iyi bilinmelidir ki; Nasıl ki AKP, Sayın Öcalan’ın halkların kurtuluşunu sağlayacak HDP projesiyle 7 Haziran 2015 seçimlerinde Kürdistan’da sandığa gömülüp iktidardan düşmüşse, bir sonraki seçimde de aynı sonucu görecektir. Demokrasiden, insan haklarından uzak, katliamcı, darbeci, soykırımcı tarzıyla hareket ettikçe AKP yol olmaya devam edecektir. Her geçen gün, AKP eriyen bal mumu gibi olacaktır.

Rençber Şirzat

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info - www.navendalekolin.com

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): SECIMDEN  BUGUNE  KATLIAMLAR-NEDENLERI  VE  FAILLERI  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.