AKP-KDP-DAİŞ EKSENLİ GELİŞMELER
Politik Analiz / 05 Temmuz 2015 Pazar Saat 13:39
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
HDP’nin seçim zaferi ve Girê Spî’nin özgürleştirilmesinin AKP’yi olduğu gibi kendisiyle uzun vadeli stratejik ittifaklar içerisinde olan KDP ve Başur Kürdistan’daki siyasal dengeleri de doğrudan etkilemiştir. Türkiye’deki AKP modelini kendisi için esas KDP, Bakur Kürdistan’ındaki seçim öncesi AKP’nin Başur’daki seçim bürosu gibi çalışmış ve HDP’nin barajın altında kalması için her türlü maddi ve siyasi desteğini AKP’den esirgememiştir

Kapitalist Modernist zihniyetin Ortadoğu’yu yeniden dizayn projesinin üretimi olan DAİŞ eksenli geliştirilen kaosun yayılarak derinleştirilmesine devam ediliyor. Her gün üst stratejik bir akıl çerçevesinde kapsamı ve niteliği daha da geliştirilen kaosun Ortadoğu’daki farklı halk, inanç ve mezheplere yönelik faturası daha da ağırlaştırılıyor. DAİŞ eliyle Ortadoğu’da kendi öz gücüne dayalı gelişme potansiyeli barındıran özgürlükçü-demokratik dinamiklerin tümü tüketilmeye çalışılırken tüm Ortadoğu yeniden sömürü ve talan düzenine daha açık hale getiriliyor. Böylece başta Kürdistan halkı olmak üzere Ortadoğu’daki diğer tüm farklılıkların öz güç ve iradeden yoksun Kapitalist moderniteye de bağımlılığının sağlanması hedefleniyor. DAİŞ eliyle üretilen bu kaosun merkezinde yaşanan gelişmelerden en çok etkilenen de Kürdistan ve onun özgürlük mücadelesi olmaktadır. Kapitalist modernist güçler demoklesin kılıcı misali DAİŞ’in katliam tehdidiyle Kürt halkını kendilerine mahkûm etmek, çizgilerine çekerek yedeklemek isterken diğer halkların terbiye edileceği bir sopa olarak da Kürtleri kullanmak istemektedirler.

TÜRKİYE’DEKİ SİYASAL DENGLERİN ALT ÜST OLUŞU

Kürt halkı yoğun bir askeri, siyasi ve toplumsal bir mücadeleyi daha da büyütme ve geliştirmenin yanı sıra her gün kapsam ve niteliği daha da büyüyen düzeyde kapitalist zihniyet ve onun tüm türevleriyle güçlü bir ideolojik mücadeleyi de yükseltmektedir. Bugüne kadar da askeri ve siyasi mücadelede elde edilen başta Rojava Kürdistan’ı olmak üzere tüm alanlardaki kazanımlarımızın altında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ideolojik çizgisi ile onun paradigmasal ifadesinin başarısı yatmaktadır. Son süreçteki başta Bakur Kürdistan’ındaki HDP’nin seçim zaferi olmak üzere Kobani ve Cizre kantonlarının birleşmesini sağlayan Girê Spî zaferi de bu gerçeklikle doğrudan bağlantılıdır. Bakur’daki seçim zaferi ile tüm hegomonik hesaplarını gerçekleştirmek isteyen ve başkanlık hesabı yapan Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan için tarihsel bir yenilgi ve kırılma noktası olmuştur. Türkiye’deki tüm siyasal dengelerin bir alt-üst oluş sürecine girdiği de belirtilebilir.

KOBANİ KATLİAMI AKP-DAİŞ İTTİFAKININ ÜRÜNÜ

Aslında Türkiye siyasetinde bir dönemin sona erişi ve yeni bir dönemin başlangıcını ifade etmektedir. Seçim zaferiyle kendisine büyük bir ders verilen Erdoğan’ın Kürt Halk Önderi Öcalan’ın projesi olan HDP karşısında aldığı ağır yenilgiyi hazmetmeyeceği de görülmektedir. Seçimlerdeki ağır yenilgiyi ve yaşadığı hezimeti büyük bir kin ve intikam hırsına dönüştüren Erdoğan’ın her türlü çılgınca plan, katliam ve saldırıya yönelme ihtimali de yüksek olmaktadır. Kısa bir süre önce özellikle Girê Sipî’de kazanılan tarihsel zaferin hemen ardından AKP-DAİŞ ittifakının ortak planıyla Kobani’de çocuk kadın demeden gerçekleştirilen katliamın Bakur’daki seçim zaferiyle Girê Spî’nin özgürleştirilmesinin bu anlamda doğrudan intikamı alınarak Kobani’nin yeniden işgali gerçekleştirmek istenmiştir. DAİŞ’in AKP desteğiyle ve farklı bir taktikle planladığı ikinci Kobani işgal girişimi büyük oranda boşa çıkarılmıştır. Öte yandan Kobanî katliamı daha şimdiden AKP ve Erdoğan’ın altında kalacağı bir gerçeği de ifade etmektedir.

TÜRK DEVLETİNİN ROJAVAYI İŞGAL PLANI

Sonrasında AKP hükümeti ve Erdoğan’ın Kobani ve Efrîn kantonları arasında yer alan ve DAİŞ’in elinde bulunan Cerablus’ta tampon bölge oluşturma amacıyla kamuoyunu hazırlamaya çalışmıştır. Aslında AKP ve Erdoğan böylesi bir işgal saldırısıyla Kobani-Efrîn kantonlarının birleşmesini engelleyerek Efrîn kantonunu her türlü saldırı ve işgal planına açık bir halde tutmak istemektedir. Küresel ve bölgesel dengelerin Türk devletinin böylesi bir işgal saldırısına gerekli imkânı çok fazla sağlamazken Türk devletinin bu imkânları oluşturma konusunda ciddi bir ittifak arayışında da olduğu belirtilebilir. Türk devleti Rojava sınırına yaptığı askeri sevkiyat ve yığınakla mevcut küresel ve bölgesel dengeler nedeniyle işgal edemezse dahi Kürt özgürlük hareketinin kantonları birleştirmesini engellemeye çalışmaktadır. Mevcut haliyle böylesi bir dengeyi oluşturmaya çalıştığı söylenebilir.

AKP’NİN SEÇİM VE GİRÊ SİPÎ (TİL EBYAD) HEZİMETİNİN İNTİKAMI

Yani AKP ve Erdoğan Rojava’yı işgal şantajıyla Kobanî-Efrîn arasındaki alanın özgürleştirilmesini ve kantonların birleşmesinin engellenmesi üzerinden bölgesel ve küresel güçleri ikna ederek onlara kendi siyasetini kabul ettirmeye çalışıyor. AKP’nin bunda başarılı olamayacağı şimdiden belirtilebilir. Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim ve Girê Spî’nin intikamını seçimler sonrasındaki kurulacak koalisyon hükümeti sürecine doğrudan yansıtmaktadır. AKP hükümetinin özellikle MHP ile yapacağı koalisyon ve oluşturacağı bir savaş hükümetini sürekli öne çıkarmasının nedeni Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 2013 Newroz’un da geliştirdiği sürecin bitirilmesi üzerinden de intikam almak istemektedir. Kürt Halk Önderi Öcalan ile yapılan heyet görüşmelerinin engellenmesi ve uygulanan tecridin de bu planın bir parçası ve bir konsept dâhilinde olduğu ifade edilebilir. 

AKP’NİN SAVAŞ HÜKÜMETİYLE YAŞANACAK PARÇALANMA

AKP ile MHP’nin oluşturacağı savaş hükümetinin uzun ömürlü olamayacağı AKP’yi daha da zayıflatacağı ve hatta bitirebileceği görülmektedir. Çünkü seçim sonrası her ne kadar gizlenmeye çalışılsa da AKP içerisinde yavaş yavaş bir çatlamanın geliştiği ve Erdoğan’ın seçimin kaybedilmesi konusunda sorumlu gören AKP’nin kurucu kurmaylarının da sesi ve etkisi gittikçe artmaktadır. HDP’nin barajı aşarak AKP’yi ve mevcut devlet düzenini yenilgiye uğratması AKP’yi Refah-Fazilet partileri sürecinde olduğu gibi bir bölünme sürecine götürme ihtimalini de oldukça yükseltmektedir.

AKP-KDP-DAİŞ’İN SEÇİM İTTİFAKINA RAĞMEN AŞILAN BARAJ

HDP’nin seçim zaferi ve Girê Spî’nin özgürleştirilmesinin AKP’yi olduğu gibi kendisiyle uzun vadeli stratejik ittifaklar içerisinde olan KDP ve Başur Kürdistan’daki siyasal dengeleri de doğrudan etkilemiştir. Türkiye’deki AKP modelini kendisi için esas KDP, Bakur Kürdistan’ındaki seçim öncesi AKP’nin Başur’daki seçim bürosu gibi çalışmış ve HDP’nin barajın altında kalması için her türlü maddi ve siyasi desteğini AKP’den esirgememiştir. Bu faaliyetlerini gizli yürüten KDP, seçim öncesi kendisine yakın eski Başur sınır hattındaki Bakur’lu aşiret reislerini çağırarak seçimlerde AKP’ye çalışmalarını isteyerek AKP’nin Bakur’daki seçim başarısı için stratejik müttefikine çok yüklü para dahi göndermiştir. DAİŞ’in Şengal ve Maxmur işgaliyle PKK çizgisi karşısında kırılma ve önemli bir gerilemeyi yaşayan işbirlikçi KDP çizgisi kendini toparlamak ve Kürdistan yükselen PKK çizgisinin etkisini kırmak için HDP’nin baraj altında kalmasını kendisi için bir fırsat olarak görmüştür. AKP-KDP-DAİŞ ittifakına tüm saldırı ve katliamlara rağmen HDP’nin farkla barajı aşması AKP’yle paralel, Kürdistan’da KDP çizgisinde Şengal ile başlayan kırılmayı daha da derinleştirmiştir.

 

AKP-KDP DİKTATÖRLÜĞÜ PARALEL GERİLEMESİ

Bakur’daki seçimler sonrasında AKP endeksli KDP çizgisinin gerilemesi KDP dışında bulunan Başur’daki tüm muhalif güçleri(YNK, Goran, Yekgirtû, Komala İslam) harekete geçirmiştir. Tüm KDP’nin tüm tehdit ve şantajlarına rağmen parlamentoda başkanlık sistemini aşmayı öngören parlamenter sistem yasasının görüşülmesi Başur Kürdistan’ın demokratikleşmesi açısından önemli bir aşama olmaktadır. Hewler gibi KDP denetimindeki bir kente böylesi bir gelişmenin olması kuşkusuz sıradan bir durum olmamaktadır. Çünkü bu yasanın tartışılmasıyla Başur bölge başkanı Mesut Barzani’nin başkanlığı ve yetkilerinin sınırlandırılması tartışma konusu olmuş KDP’ye rağmen bir şeyler gelişebileceğinin umudu gelişmiştir. Yani özcesi Bakur Kürdistan’ı ile Türkiye’de AKP diktatörüğünün darbelenip zayıflamasıyla Başur Kürdistan’ındaki KDP diktatörlüğü darbe alarak gerilemiştir.

KDP’NİN KOBANİ KATLİAMINDAN FIRSAT DEVŞİRMESİ

Buna karşı KDP’ye bağlı medya organları PKK’ye karşı psikolojik ve özel savaş yöntemlerinde pervasızca bir karalama kampanyasını başlatmıştır. Diğer yandan AKP-KDP ittifakı ile Kobani’de yaşanan son katliam sonrasında KDP medyasının tutumu da düşündürücüdür. Özellikle DAİŞ’in eliyle gelişen bu katliamın hemen sonrasında KDP medyasının fırsatçı yaklaşımı ile Kobani ve diğer Rojava kentlerine KDP ve Türk devleti tarafından eğitilen Rojava peşmergelerinin gönderilmesini gündemleştirmeleri böyle bir fırsatın dört gözle beklendiği yargısını oluşturmaktadır. Kobani katliamı sonrasında YPG’nin Kobani’yi ve Rojava’yı savunamadığı yalanı KDP medyasında işlenmiş, YPG itibarsızlaştırılmak istenmiş ve bunun üzerinden Rojava devrimini parçalamaya, darbelemeye dönük yersiz bir gündem oluşturulmuştur. Ama AKP’nin gerilemesiyle nasıl ki Bakur ve Türkiye’de geri dönüşü olmayan ve yeni bir dönemin başlangıcı olmuşsa Başur’da da artık geri dönüşü olmayan bir sürece girilmiş ve hiçbir şeyin AKP ve KDP’ye rağmen eskisi gibi olmayacağı şimdiden görülmektedir. 

Rijwan AMED

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info - www.navendalekolin.com

 

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): AKP-KDP-DAIS  EKSENLI  GELISMELER  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.