TÜRKİYENİN ROJAVA ÇIKMAZI VE ÇÖZÜM
Makaleler / 02 Temmuz 2015 Perşembe Saat 16:50
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Çözüm sürecinin başladığı ilk dönemlerde Kürtler ülkeyi bölmeyecek, aksine Türkiye Kürtlerle büyüyecek perspektifi nerede kaldı! AKP Hükümeti Rojava Kürtlerine ve tüm Kürtlere dönük savaş politikalarına yönelmek yerine Kürtlerle büyümeyi esas alan bir politikaya yönelmek durumundadır

AKP Hükümetinin 13 yıllık Suriye politikası iflas etmiştir. Baas Rejimi ve Esad tan devraldığı Arap kemeri politikasını sürdürmekte ısrarlı olan ve bunun için Rojava Kürdistan’ının birbirinden kopuk 3 kanton biçiminde kalması uğruna DAİŞ ile birlikte dünya arenasında görünmekten çekinmeyen AKP Hükümeti büyük bir çıkmazla karşı karşıyadır.

1970’lerde Baba Esad tarafından uygulanan Arap kemeri “Xızama Erebî” politikasının amacı Kürtlerin yekpare bir coğrafyada yaşamalarını engellemek, Rojava Kürdistan’ını 3’e bölmek ve bölünen alanlara çeşitli Arap aşiretlerinin yerleştirilmesi suretiyle bu sistemi sürdürülebilir kılmaktır. Artık parçalanmış bir Rojava ve birbirinden uzaklaştırılmış Kürt Halkı devlet için engel olmaktan çıkarılmış oluyordu. Arap aşiretlerinin yerleştirildiği bölgelere de yoğun devlet yatırımları yapılarak kalkındırılmış, buna karşın Kürt bölgeleri de yoksullaştırılarak ekonomik olarak Suriye’nin diğer bölgelerine bağımlı kılınmıştır. Bununla birlikte yüzbinlerce kürdün kimlikleri bile verilmeyerek vatandaş sayılmamış ve mülteci durumunda on yıllarca yaşamaya terkedilmiştir. Rojava Kürdistanı bu yollarla coğrafik olarak parçalanmış, ekonomik olarak sömürgeleştirilmiş, siyasi olarak da tüm insani, kültürel ve ulusal haklarından mahrum bırakılarak bir inkar ve imha sistemine tabi kılınmıştır. Bir zulüm ve soykırım cenderesinde tüketilmek istenen bir halkın kaderi ilk defa ters yüz edilebilir koşullara kavuşmuştur.

Ortadoğu’da başlayıp yaygınlaşan Arap baharı artık Kürt baharına dönüşmüştür. Kürtler bölgede gelişen siyasal ve toplumsal değişim sürecini en erkenden fark eden ve bunun içinde gerekli mücadele azim ve kararlılığını sergileyerek bu değişim sürecinde örgütlülüğü ve direnişçiliğiyle öncülük eder duruma gelmiştir.

Önder APO tarafından yapılan tanımlamayla Ortadoğu’nun Jitemi olarak tanımlanan IŞİD bölgede gelişen Arap baharını adeta Ortadoğu kışına çevirme operasyonu olarak açığa çıkmıştır. Kapitalist emperyalist güçlerin Ortadoğu’da halkların baharını kışa çevirmek için ileri sürülen bir piyondur DAİŞ. Bir taraftan tüm kirli emellerini böylesine insanlık dışı bir çete güruhuyla Ortadoğu toplumlarına dayatanlar diğer taraftan oluşturdukları uluslararası koalisyonla bu çete güruhuna karşı savaştığını göstererek tüm dünyayı kandırmak ve 20. Yy.’ın başında olduğu gibi  Ortadoğu’yu yeniden kendi çıkarları doğrultusunda dizayn etmek istemektedirler. Dizayn edilmek istenen Ortadoğu tüm bölgesel gerici güçlerin de batağı haline gelmektedir.

Kürtler Rojava’da bölgesel gericilik ve DAİŞ’e karşı büyük bir direniş sergileyerek önemli askeri zaferlere imza atmaktadır. Başta Til Hemis ve Til Berak operasyonları olmak üzere ardında Kızwan dağının özgürleştirilmesi ve peşi sıra Girê Spi’nin (Til Abyad) çetelerden temizlenmesi bölge gericiliği ve AKP tarafından beslenen DAİŞ çetelerinin son dönemlerde yaşadığı en büyük hezimet olmuştur. Askeri olarak DAİŞ’in yaşadığı bu hezimet siyasi olarak da en büyük darbeyi Türkiye’nin Rojava politikasına vurmuştur. AKP Hükümeti Arap kemeri politikası çerçevesinde Kürtsüzleştirilmek üzere boşaltılan alanlara DAİŞ çetelerini yerleştirerek bu politikayı sürdürmek istemiştir. Ama Kürtlerin Gırê Spi’yi DAİŞ çetelerinden özgürleştirmesi bu politikaya en büyük darbeyi vurmuştur. AKP Hükümetinin DAİŞ eksenli Rojava politikası bu açıdan artık sürdürülemez bir noktadadır.

Çıkmazda ısrar ve askeri tedbirler Türkiye’ye daha fazla kaybettirecektir. Daha fazla Kürt düşmanlığı ve daha fazla Daişçilik AKP Hükümetini ve sözde Türk Milliyetçilerini iflah etmeyecektir. İflah olmaz bir politikada ısrar herkese kaybettirmeye mahkumdur. Kin, Öfke ve duygusalllıkla hareket herkese kaybettirirken aklın yolunu bulmak tüm halklara ve Ortadoğu’ya kazandıracak yegane yoldur. Özellikle Rojava Kürtleri ve tüm Kürdistanlılar Türkiye’ye dostluk elini uzatırken hükümet ve yandaşı havuz medyasının savaş çığırtkanlığı ibretle izlenmektedir.

Çözüm sürecinin başladığı ilk dönemlerde Kürtler ülkeyi bölmeyecek, aksine Türkiye Kürtlerle büyüyecek perspektifi nerede kaldı! AKP Hükümeti Rojava Kürtlerine ve tüm Kürtlere dönük savaş politikalarına yönelmek yerine Kürtlerle büyümeyi esas alan bir politikaya yönelmek durumundadır. AKP’nin dar ve bencilce çıkarları uğruna bir ülkenin geleceği harap edilemez. Çözüm, sınırların ve DAİŞ çetelerinin tahkim edilmesi suretiyle askeri tedbirlere ağırlık vermek değil, yüzyıllardır var olan kardeşliği yeniden ve adil olarak tesis etmekten geçer.

Nihat KAZANHAN

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info - www.navendalekolin.com

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): TURKIYENIN  ROJAVA  CIKMAZI  VE  COZUM  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.