GAFLET, UTANMA VE SEFERBERLİK
Makaleler / 02 Temmuz 2015 Perşembe Saat 05:42
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Türkiye’nin bu katliamda parmağının olup olmadığı, bomba yüklü araç ve çetelerin Türkiye’den Kobanê’ye girip girmediği tartışmasını yürütenler, acaba neyi ispat etmeye çalışmaktadırlar? Türkiye’nin Kürt düşmanlığı bilinmemekte midir? DAİŞ çetelerinin arkasında bulunan güçler arasında Türkiye’nin ilk sırada geldiği halen görülmemekte midir?

DAİŞ çetelerinin Kobanê’ye yönelik gerçekleştirdikleri son saldırılarda 200’ün üzerinde sivil halkımız katledilmiş, bir o kadarı da yaralanmıştır. Soykırım amacını taşıyan bu katliamın Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerden kopuk olmadığı ortadadır. Girê Spi-Til Ebyad zaferi ve Türkiye’de HDP’nin elde ettiği tarihi başarı nedeniyle sıkışan Anti-Kürt şer ittifakının mevcut mevzilerini koruma ve Kürdü statüsüz bırakarak Lozan Antlaşması ile yürürlüğe konulan 100 yıllık inkar politikalarını sürdürme çabalarının sonucudur bu katliam. Bir çok açıdan incelenmeye ve değerlendirmeye tabi tutulması gereken bu katliamın bedeli çok ağırdır ve ortada büyük bir politik, askeri ve taktik zaafiyetler silsilesi bulunmaktadır. Bu zaafiyetlerin sonucunda yaşanan katliamda yaşamını yitiren çocuk, kadın, genç, yaşlı her yaştan insanımızın yüreğimizde yarattığı yara ve acıyı tarif etmek elbette zordur.  Ancak bu katliama karşı devrimci görev ve sorumluluklarımızı en üst düzeyde yüklenerek hesabını sormak, halklarımızın eşitlik, adalet ve özgürlük amaçlarını geliştirmek, bir daha böylesi katliamların yaşanmaması için gaflet anlamına gelen zaafiyetlere karşı mücadele ederek örgütselliği yükseltmek ve zaafiyetleri ortadan kaldırmak geliştirilmesi gereken öncelikli devrimci tutum ve görevdi

21. yüzyıl Kürdistan, bölge ve dünya gerçekliğinde Kobanê ve Rojava devrimi çok önemli bir yere sahiptir. Lozan’da çizilen sınırlarla Kürdistan parçalanmış, Kobanê de Suriye sınırları içerisinde kalmıştır. Suruç’un hemen karşısında yer alan bu küçük şehir, 19 Temmuz Rojava devriminin öncülüğünü yapmakla kalmamış, DAİŞ çeteciliği kılığında vücut bulmuş uluslararası emperyalist güçler ile bölge statükoculuğunun merkezleri olan işgalci-işbirlikçi devlet ve güçlerin saldırılarını tarihte eşine ender rastlanan bir direnişle püskürtmeyi, yenilgiye uğratmayı başarmıştır. Ve bu zaferle tarih yazmıştır. Kobanê’nin geldiği düzey, kazandığı anlam ve konum, Kobanê’yi küçük bir şehir olmaktan çıkarmıştır. Kobanê Kürdistan’ın kendisidir. Kobanê Ortadoğu’dur. Ve Kobanê aslında direnişin, umudun ve özgür yaşamın sembolü olarak tüm dünya ve insanlığı temsil etmektedir. Yapılan saldırılar da tüm bunlara yapılmıştır. Kobanê’ye yapılan saldırı ve ardından gelişenler bu tespiti doğrulamaktadır. Zira Kobanê’nin hemen ardından Kuveyt, Fransa ve Tunus’ta da benzer tarzdaki saldırılar gelişmiş, onlarca sivil insan katledilmiştir. 

Saldırıların hemen ardından yapılan tartışmalar gerçekten de insanı hayrete düşürmektedir. Saldırının neden yapıldığı, kim tarafından yapıldığı ve arkasında hangi güçlerin olduğu tartışması çok geri ve kafaları karıştırmaktan öteye gitmeyen bir tartışmadır. Zira DAİŞ faşizmi ve vahşeti yeni değildir ve yaşananlar gün gibi ortadadır. Kimin kiminle ittifak içinde olduğu, kimin başta Kürtler olmak üzere tüm Ortadoğu halklarına karşı düşmanlık geliştirdiği, hangi yöntemleri kullandığı ve neden yaptığı bilinen gerçeklerdir. Bu nedenle Türkiye’nin bu katliamda parmağının olup olmadığı, bomba yüklü araç ve çetelerin Türkiye’den Kobanê’ye girip girmediği tartışmasını yürütenler, acaba neyi ispat etmeye çalışmaktadırlar? Türkiye’nin Kürt düşmanlığı bilinmemekte midir? DAİŞ çetelerinin arkasında bulunan güçler arasında Türkiye’nin ilk sırada geldiği halen görülmemekte midir? Tayyip Erdoğan’ın DAİŞ’in Eşbaşkanı gibi hareket ederek, bu vahşet çetesini yönettiği, halklarımıza karşı saldırttığı anlaşılamayacak kadar zor mudur? Bu somut gerçekler defalarca kanıtlanmamış mıdır ki, halen bu yönlü geri tartışmalar yürütülmektedir. Bu tartışmaları yürütmek aslında gösterilmesi gereken tutum, tavır ve mücadeleden kaçışı, ertelemeyi ifade etmektedir. Türkiye devletine ve AKP’ye “Bu katliamda senin parmağın var mı yok mu, çık açıkla bakalım” diye sormak veya çağrı yapmak gaflettir, saflıktır, balık hafızasına sahip olmaktır. Kendini kandırmaktır ve toplumu kandırmaya çalışanlara zemin sunmaktır. AKP ve Türkiye devletinin yalanlarını bir kez daha dile getirmesi ve manipüle yapabilmesi için pas vermektir. Artık bu gafletten kurtulmak gerekir.

Bizler açısından böyle bir tartışma gereksiz ve geçersizdir. Saldırıyı kimin yaptığı, neden yaptığı ve arkasında kimlerin olduğuna ilişkin hiç bir şüphe ve muğlaklık içinde değiliz. Bizler beynimizi ve ruhumuzu kapitalist modernite sistemine ve onun liberal düşünce saldırılarına rehin vermedik ki böyle bir sorunumuz olsun. Ortada böyle bir sorun, açıklığa kavuşturulması ve cevaplandırılması gereken bir soru yoktur. Ortada gün gibi açık olan bu gerçekliğe karşı kimin nasıl bir tavır ve tutum alacağı sorunu ve sorusu vardır. Bunun hesabının nasıl sorulacağı sorusu vardır. Kobanê’de şehitler kervanına katılan 200’ün üzerindeki çocuk, kadın, genç-yaşlı insanımızın intikamını alma sorunu vardır. Sorulması gereken ve herkesin kendisini sorgulaması gereken hususlar bunlardır. Hz. Ali’nin çok değerli bir sözü vardır: Zulüm ve haksızlığa karşı çıkmayan, başkaldırmayanlar sadece haklarını değil, onunla birlikte onurlarını da kaybeder. Bu çerçevede yaşanan bu katliama karşı öfke duymayan, kin ve nefretle yüreği dolmayan, intikam duygularıyla sarsılmayan her kim olursa olsun imanından, inancından, namusundan, onurundan ve insanlığından şüphe duymalıdır. Bu duyguları örgütleyip harekete geçmeyen en azından kendinden utanmalıdır.

Sayın Abdullah Öcalan utanmanın devrimci bir duygu olduğunu söyler. Çünkü utanan insan mevcut pratik ve duruşunu sorgulamıştır ve bu durumun kabullenilememesinin bir sonucu olarak utanma duygusuna kapılmıştır. Utanma duygusu eğer güçlü gelişirse kişide radikal değişimler yaratabilir ve kişiyi utanılası durumdan çıkarmaya sevk eder. Ancak maalesef kapitalist modernite ve liberalizm, insanın bu sigorta sibopunu da gevşeterek, insanları utanma ve ar duygusundan muaf hale getirmeye çalışmaktadır. Ve ne yazık ki bunu büyük oranda da başarmaktadır. Ancak devrimin ve devrimcilerin tek sermayesi insan ve onun kolektif, bilinçli emeğidir. Bu nedenle insana olan güven ve beklenti büyüktür, asla tükenmeyecektir. İnsana güven duymayan hiç bir devrim ve devrimci yürüyemez, başarılı ve kalıcı olamaz. Onun için büyük insanlık ailesinin bu vahşet ve katliamlara karşı gerekli tutum ve duruşunu sergileyerek harekete geçeceğine inanıyoruz. 

Bu saldırıların sadece bir intikam saldırısı olmadığı, aslında büyük bir stratejik ve taktik sürecin bir parçası olduğu görülmelidir. DAİŞ ve arkasında olan şer ittifakının can havliyle geliştirdiği son bir hamle olarak görülmemelidir. Zira katliamın öncesi ve sonrasında basına yansıyanlar, daha büyük saldırıların bu şer ittifakı tarafından planlanıp uygulamaya konulacağını göstermektedir. Girê Spi-Til Ebyad zaferinin ardından ve Kobanê katliamı esnasında Ankara’daki toplantılarda yapılan değerlendirmeler, hazırlanan planlar ve alınan kararlar DAİŞ’in eşbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan tarafından ifşa edilmiştir. Erdoğan bedeli ne olursa olsun sözleriyle aslında bu bedeli halklarımıza ödetmeye çalışacaklarını itiraf etmiştir.  Bununla soykırım kararlarının alındığı ortaya çıkmaktadır. Nasıl ki 24 Nisan 1915, Ermenilere uygulanan soykırımın sembolü ve başlangıç tarihi ise, Kobanê’ye yapılan bu saldırı da başta Kürt halkı olmak üzere tüm halklarımızın soykırım fermanının ilanı ve başlangıcıdır. Buna karşı tedbir almak, insanlık dışı bu şer ittifakının soykırım planlarını boşa çıkarmak ve halklarımızın varlığını koruyup özgürlüğünü gerçekleştirmek için yürek ve beynimizi ayağa kaldırmalı, tüm gücümüzü seferber etmeliyiz. Çok disiplinli, bilinçli olarak savaş mevzilerindeki yerimizi almalı, özgürlük savaşının bir neferi olmalıyız. Bu bir seferberlik çağrısıdır ve çağrımız yüreğinde halen utanma duygusunu taşıyan tüm insanlaradır.

 

ALÎŞÊR PÎRAN

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info - www.navendalekolin.com

 

 

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): GAFLET  UTANMA  VE  SEFERBERLIK  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.