6 MAYIS ŞEHİTLERİNE VERİLEN SÖZ
Basından Seçmeler / 06 Mayıs 2015 Çarşamba Saat 11:36
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bugün 6 Mayıs; Deniz, Hüseyin ve Yusuf Aslan’ın idam edilişlerinin 43. Yılı. Ancak onlar hala Türkiye ve Kürdistan'da çok canlı bir biçimde demokrasi, özgürlük ve sosyalizm mücadelesinde yaşıyorlar.

 Kürdistan ve Türkiye'deki devrimci mücadeleyi ve siyasal yaşamı canlı ve dinamik biçimde etkiliyorlar. Onların şahadetleriyle bıraktıkları devrimci miras egemenlerin ve gerici güçlerin yakasını bırakmıyor. O günden bugüne halkların mücadelesi egemenlere rahat yüzü vermiyorsa, bu durum Denizlerin, Hüseyinlerin, Yusufların devrimci mücadele ruhunun Türkiye coğrafyasının derinliklerine işlemesinden dolayıdır.

Denizler idam edildiğinde Kürt Halk Önderi de Mamak Askeri Cezaevindedir. Denizleri aynı bloktan alıp idam sehpasına götürüyorlar. Kürt Halk Önderi o gün bir söz veriyor; öyle bir devrimci mücadele geliştirmeliyiz ki, bir daha ezilmesin, kaybetmesin; bir daha bu tür durumlarla karşılaşmasın; öyle bir devrimci mücadele yürütmeliyiz ki, egemenlerin ve düşmanların istediği zaman ve yerde değil, bizim istediğimiz zaman ve yerde olsun. Bu, 6 Mayıs şehitlerine verilmiş bir sözdür.

Kürt Halk Önderi o zaman 23 yaşında bir üniversite öğrencisidir. Herhangi bir örgütle organik ilişkisi olmayan bir devrimcidir. Mahir Çayan ve arkadaşlarının Kızıldere’de katledilmesini protesto için yapılan okul boykotunun örgütleyicilerindendir. 7 ay zindanda kalıp çıktıktan sonra 6 Mayıs şehitlerine verdiği sözün gereği bir gün bile ara vermeden öğrencisi olduğu Siyasal Bilgiler Fakültesinde devrimci gençliği örgütlemeye girişir. Belki birçok kimse bilmez, ama 12 Mart sonrası Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Ankara’da gençliği ilk örgütleyen devrimcidir. Devrimci önderliği böyle başlar. 

Kürt Halk Önderi, 6 Mayıs şehitlerine verdiği sözün gereği ve onların anısını yaşatmak için Türkiye'deki devrimci gençliği Türk’ü ve Kürt’üyle birlikte örgütler. İlk önceleri Denizlerin ve Mahirlerin anısının gereği Türkiye halkıyla Kürdistan halkının ortak devrimci mücadelesini örgütlemeyi esas alır. Ancak birlikte devrimci mücadeleyi örgütlemeye çalıştıkları Türkiyeli arkadaşlarının yaklaşımını yetersiz görünce ayrı örgütlenme ve mücadeleyi bu temelde geliştirmeye yönelir. Kürdistan Özgürlük Mücadelesini ayrı örgütlese de, hiçbir zaman Denizlerin, Mahirlerin ve İbrahimlerin halkların kardeşliğine dayalı ortak mücadele anlayışını bir tarafa itmez; her zaman Türkiye halkları ve devrimci demokrasi güçleriyle ortak mücadeleyi esas alır.

Kürt Halk Önderi, 12 Eylül darbesi olmadan önce,  Maraş katliamı sonrası devrimci örgütlerle ortak mücadele yürütme çabaları içine girmiştir, ama bir sonuç alamamıştır. 12 Eylül’den sonra da bu yönlü çabalarını sürdürmüş, 11 örgütün katıldığı Faşizme Karşı Birleşik Cephe örgütlenmesini yaratmıştır. Bu cephe istenilen düzeyde geliştirilemese de PKK ve Kürt Halk Önderi hiçbir zaman ortak mücadele perspektifinden uzaklaşmamıştır. Bunda Mahirlerin şahadeti sonrası okul boykotuna öncülük etmesi; Denizler idama götürülürken verdiği sözün belirleyici etkisi vardır.

PKK zaten kuruluşunda ilk Önder kadrolarının önemi bir bölümü Türk’tür. Kürdistan devriminde Türkiye devrimini gören Haki ve Kemal başta olmak üzere öncü çalışmalarda yer alan Türkiyeli devrimciler vardır. PKK'nin kimliğini ve çizgisini Mahir Çayan ve arkadaşlarının şahadeti, Denizlerin idamı önemli düzeyde belirlediği gibi, grup aşamasında önemli kadroların Türk olması da bu kimliğin oluşmasında önemli rol oynamıştır. Bu açıdan Kürt Halk Önderi her zaman “Biz Mahirlerin, Denizlerin ve İbrahimlerin mirasçısı bir hareketiz” demiştir. Gerçek de budur. Kuşkusuz o yıllarda radikal olmasa da ortaya çıkan Kürt sol gruplaşmaları etkilese de, esas etkileyenin Türkiyeli devrimcilerin militan duruşu olduğu açıktır. Zaten Kürdistan'da radikal devrimdi duruş dışında bir gelişme yaratılması mümkün olmadığından Kürt Halk Önderi ve Apocular Türkiyeli radikal devrimci önderlerden ve onların mücadelesinden fazlasıyla etkilenmiştir.

PKK, yürüttüğü mücadelede bu Türkiyeli devrimcilerden etkilendiğini her zaman ortaya koymuş, onların devrimci mirasını yaşatmak açısından da bu mücadeleyi geliştirmiştir. PKK tarihi derslerinde her zaman bu büyük devrimcilere önemli yer verilir. Bu açıdan PKK'nin mücadelesi aynı zamanda bu devrimcilerin mücadele mirasının Kürdistan'da somutlaştırılmasıdır.

Kürt Halk Önderi ve PKK bu büyük devrimcilerin mirası olarak da geliştirilen mücadeleyi şimdi tüm Türkiye halkıyla ortaklaştırma çabası içindedir. Bu konuda önemli adımlar atılmıştır. Şengal, Kobanê ve bir bütün olarak Rojava’da Türkiyeli devrimciler de savaşmaktadır. Birçok şehit de vermişlerdir. Denizlerin idam sehpasındaki son sözleri olan “Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği ve mücadelesi” sözü daha somut hale gelmektedir.

Bugün Türkiye'de önemli bir siyasal güce ulaşan HDK-HDP projesi de 6 Mayıs ruhunun pratikleşmesidir. HDK-HDP içinde ve 7 Haziran seçim listelerinde DHKP-C, THKO ve TKP-ML geleneğinden gelen birçok isim bulunmaktadır. HDP, Türkiye halklarının ortak demokratik hareketi haline gelmiştir. Böylece Denizlerin, Mahirlerin, İbrahimlerin, Hakilerin, Kemallerin, Orhan Yılmazkayaların ve Paramaz Kızılbaşların özlemleri HDP’de gerçekleşmektedir.

6 Mayıs’ta idamları gerçekleştiren devlet değil; idam edilen Deniz, Hüseyin ve Yusuf zafer kazanmıştır. Bugün bu zafer Türkiye halklarının ortak mücadelesinde somutlaşmıştır. 6 Mayıs ruhu zafer kazanacak, Türkiye ve Kürdistan halkı özgür ve demokratik bir yaşama kavuşacaktır.

 

Hüseyin ALİ

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.com - www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER):  6  MAYIS  SEHITLERINE  VERILEN  SOZ  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.