KOBANİ DİRENİŞİ BÖLGE DENGELERİNİ DEĞİŞTİRDİ
Politik Analiz / 17 Mart 2015 Salı Saat 11:57
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Her ne kadar klasik sömürge dönemi sona ermiş olsa da Küresel hegomonik hesaplar çerçevesinde eski sömürgeci güçlerin geçmişteki sömürgeleri üzerindeki hesapları ve hami olma durumu sona ermemiştir. Küresel güçlerden Suriye üzerinde hegomonik hesapları olan Fransa Kobani’de DAİŞ’in kırılması ardından Rojava’daki iradeyi tanıma ve kabul etme konusunda en etkili ve stratejik hamleyi yapan küresel güç oldu.

Fransa cumhurbaşkanı Hollande’ın PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah ile YPJ komutanını davet ederek en üst düzeyde Elize sarayında resmi protokolle karşılaması Kapitalist Modernite’nin Suriye’deki temsili olan Fransa’nın genelde Suriye ve Rojava Kürdistan’ına verdiği önemi ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım Fransa’nın Suriye merkezli şekillenecek yeni Ortadoğu’da oynamak istediği rolü ortaya koyması açısından da önemli olmaktadır. Tabi Fransa’nın bu yaklaşımı tarihi ve stratejik bir hamle niteliğini taşımaktadır. Bu adım Fransa ve Türkiye’nin Suriye üzerindeki tarihsel hegomonik çelişki ve hesapları çerçevesinde de ele alındığında Fransa’nın Suriye üzerindeki tüm plan ve hesaplarına karşıt bir hamlesi olarak da değelerlendirilebilir. Fransa’nın bu hamlesi Türk devleti ve işbirlikçi Kürt çizgisini temsil eden KDP’yi oldukça zorlamış ve hatta paniğe düşürmüştür. KDP ilk etapta böyle bir görüşmenin aslında olmadığını varsa neden görüntülerinin yayınlanmadığını yansıtan karşıt bir propagandaya girerken Türk devleti de Fransa’nın bu karşıt hamlesine cevaben bir karşıt hamle arayışına girmiştir. KDP’nin karşıt propaganda hamlesi görüşme görüntülerinin yayınlamasıyla boşa çıkarılırken Türk devletinin de Fransa’ya Süleyman Şah türbesi üzerinden karşıt bir hamlesi gelişmiştir. Kobani’ye karşı DAİŞ eliyle yürütülen işgal savaşının ortak koordinasyon merkezi olan Süleyman Şah türbesinin gündemleştirilerek taşınmasının bu anlamda tesadüf olmayabileceği söylenebilir. Çünkü buradaki esas mesele sadece bir türbe ya da bir bölük askerin tahliye edilmesi olayı değildir. Bu türbe ve buradaki Türk ordusuna bağlı bir bölük askerin taşınmasının siyasi, askeri, diplomatik anlamdaki Rojava’ya yaklaşımda mecburi bir stratejik tutum değişikliği olduğu belirtilebilir. AKP iktidarı DAİŞ’in Kobani’de kırılması ve temizlenmesi ardından savaşı kaybeden taraf olarak kaybedilen savaş karargahının ayakta tutulmasının da çok fazla bir anlamı olmamaktadır. Eğer DAİŞ Kobani’de kırılmayıp işgal hedefini gerçekleştirebilseydi o zaman ne Süleyman Şah türbesinin ne de buradaki Türk askerinin taşınması gündeme gelecekti. AKP iktidarının Rojava’daki tüm stratejik hesapları DAİŞ’in Kobani’de kırılmasıyla ciddi bir kırılmayı yaşamış ve bu durumunu yeniden gözden geçirmek zorunda kalmıştır. Uluslararası güçlerin baskısıyla da Kobani’ye yönelik yaklaşımında bir değişiklik olduğu algısını yansıtmaya çalışarak kendisini şirin gösterme çabasına girmiştir. Önderliğin uzunca bir süredir ısrarlı bir şekilde şart olarak ortaya koyduğu HDP heyetiyle Devlet heyetiyle basına yapılacak ortak açıklamanın gerçekleşmiş olması önemli olmaktadır. AKP iktidarının böyle bir noktaya gelmek zorunda kalması da AKP devletinin Kobani üzerinde geliştirdiği plan ve stratejisinin iflas etmesiyle bağlantılıdır. Kobani’de AKP’nin stratejisinin iflas etmesinin bir sonucu olarak ortak açıklama gelişmiştir.

Irak işgali sonrasında bölgedeki varlığı tartışma konusu olan ve çıkmak zorunda kalan ABD’nin DAİŞ ile beraber tekrar Irak’a girmesinin güçlü bir zemini oluşmuş durumdadır. Son süreçte ABD yetkililerinin Musul’a yönelik geliştirilecek bir kara operasyonu ile ilgili yaptıkları açıklamalar ve olası kapsamlı bir Musul operasyonu ABD’nin yeniden süresi belli olmayan bir Irak’a yerleşme sürecini başlatacaktır. Tabi bu operasyon her ne kadar DAİŞ’in Musul’daki varlığının hedeflenmesi olarak yansıtılsa da sadece hedefin DAİŞ olmadığı özellikle Irak’ta gelişen İran egemenliğini de hedefleyeceği belirtilebilir. Belki de ABD’nin Irak’a tekrardan yerleşme planının altında yatanda bu olmaktadır. Çünkü İran Irak hükümetini ve bölgedeki Şiilerin güvenliği gerekçesiyle Irak’a hatta Başur Kürdistan’ının YNK mıntıkasında egemenliğini gün geçtikçe daha da pekiştirmektedir. Yapılacak Musul operasyonun zamanlaması diğer detaylarıyla ilgili çok farklı spekülasyonlar ortaya atılmaktadır. Yaygın ve özellikle bilinçli olarak yansıtılan operasyon tarihi Nisan’ın sonu olarak gösterilmektedir. Bu yönlü bilinçli bir yansıtmanın bir manipülasyon ve savaş hilesi olma durumu da söz konusudur. Yani her ne kadar böyle bir yaygın yansıtma faaliyeti ortaya konsada bu operasyonun daha erken olabilme ihtimalide yüksek olmaktadır. Hewler konsolosluğunun Ziraat bankası müdürüne biz piyasadaki paramızı topluyoruz ve Hewler’deki Türk konsolosluğunun bir hafta gibi bir zamanda kapatılacağına dair bilgilerde her ne kadar teyit edilmemişse de düşündürücü, araştırmaya değer göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Özellikle KDP-DAİŞ arasındaki görüşmeler sürerken görüşmelerin ana konularından birini de DAİŞ’in elinde olan esir peşmergelerin teslim edilmesi olmaktadır. Bu görüşmelerde KDP yüklü bir para teklif etmesine, elindeki 400 esir, ölü ve yaralı DAİŞ’liyi teklif etmesine rağmen kabul görmemiştir.  En son olarak da DAİŞ’in Musul’un elektriği karşısında esirleri bırakacağı şartını ortaya koymuş ve KDP’nin bu şartı kabul etmesine rağmen DAİŞ bundan da caymış ve Newroz’u Kürtlere kutlatmayacağını söyleyerek 21 Mart günü 21 peşmergeyi kafeslerde Ürdünlü pilot Kesabi gibi yakacağını ortaya koymuştur. Bu durum KDP’yi ciddi anlamda kaygılandırmaktadır. Böylesi peşmergeyi yakma fiilinin zaten ciddi bir moralsizlik ve kırılmayı yaşayan peşmergede yaşanan moralsizlik ve kırılmayı daha da derinleştireceği belirtiliebilir. Hatta böylesi bir durumun yaşanmasıyla artık DAİŞ’e karşı savaşacak peşemergenin bulunamayacağı kaygısı yaşanmaktadır. Bu mevcut durumda KDP’nin yapılacak Musul operasyonun erkene alınmasını isteyeceği de öngörülebilir. ABD’nin Musul operasyonu ile ilgili hazırlıkları önemli bir aşamaya gelirken peşmergeyi eğitmek bahanesiyle Hewler’e gelen ABD ve koalisyon gücü askerinin Musul operasyonu için getirildiği ifade ediliyor. Musul operasyonuna KDP’nin aktif katılımının gerçekleşeceği belirtilebilir. KDP’nin bu amaçla Şengal’deki gücünü çekerek Musul operasyonuna katılımı için hazırlamaktadır. KDP’nin Musul’da etkili olmak ve Şegal’in kendisine teslim edilmesi şartlarını dayatma ve pazarlık konusu yapma ihtimali de bulunmaktadır. KDP’nin Musul operasyonuna katılımını bizim Şengal’deki ve Başur’daki gücümüz oluşan etki aleyhine kullanılacağı belirtilebilir.

Türk devletinin Hewler’deki konsolosluk üzerinden istihbarat ve ajanlaştırma faaliyetlerini geliştirme çabasında olduğu belirtilebilir. Özellikle Hewler’deki Türk konsolosluğuna pasaport başvurusu ve vekalet amaçlı giden ve ağırlığını KCK davaları nedeniyle gelenlerin bir bölümü hakkında kırmızı bülten işleminin başlatılması ve sonrasından konsolosluğun bunların içinden bazılarını konsolosluğa çağırarak yaptıkları ajanlık teklifi ve yürüttüğü düşürme faaliyetleri bundan sonrada bu yönlü düşman faaliyetlerinin gelişeceğini ortaya koymaktadır. Bu yönlü faaliyetlerin daha ciddi deşifrasyonu ve teşhirinin yapılarak bilinçlendirme çalışmasının yürütülmesi önemli olmaktadır.

Mazlum Yılmaz                       

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

                                                                      

Parveke

TAGS(ETIKETLER): KOBANI  DIRENISI  BOLGE  DENGELERINI  DEGISTIRDI  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.