KOBANÊ'DE İDEOLOJİ SAVAŞI
Okuyucudan / 02 Aralık 2014 Salı Saat 14:05
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İnsanlık tarihinin başlangıcından bu güne kadar varlık-yokluk aralığını sosyal ve siyasal yaşamda belirleyen tek şey hiç kuşkusuz ideolojidir. İdeoloji, toplumların kendi yaşamını tayin etme hakkını, dilini, kültürünü, inancını, açıkçası yer kürede kimliğini belirleyen ve buna karşı gelişebilecek her türlü saldırıya karşı savunma mekanizmasını çalıştırabilecek, reddetme ve kabul etme yetisini geliştirebilecek tek gerçektir.

I. Dünya Savaşından bu yana emperyalist güçlerin ve onların küçük yardımcılıklarını üstlenen devletlerin, insanlığın ve medeniyetin doğduğu topraklara yani Ortadoğu'ya seferler düzenlemeleri, işgal altına almaları, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini gasp etmeleri elle tutulur bir tepkiyle karşı karşıya kalmamıştır. Sürekli gasp ve talan mantalitesiyle hareket eden işgalci güçlerin, bu topraklarda yaşayan halkları yok saymaları, isteklerine itaat eden birer kukla haline getirmeleri bunların karşısında duracak bir ideolojinin doğuşunu mecbur kılmıştır.

1978'in sonbaharında iki elin parmak sayısını geçmeyen devrimci arkadaşlarıyla birlikte, direnişin kalesi haline gelmiş başkentin kalbi Licê'de partileşen anlayış, artık talan, gasp ve sömürüye karşı dur diyecek ideolojinin tohumunu atmıştır. PKK'nin çıkışı her ne kadar da Kürt halkının gasp edilen haklarını geri almak ve Özgür Kurdistan'ı inşa etmek olsa da, 90'ların başında reel sosyalizmin çöküşünü derin bir biçimde ele alıp, demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü toplum paradigmasının ön hazırlığını yapan Kürt Halk Önderi Öcalan devletçi-köleci anlayıştan uzak, başta Kurdistan olmak üzere Ortadoğu halklarının kurtuluş çizgisini belirlemiştir. Yakın geçmişe kadar işgalci güçlere karşı hayır diyemeyen, isteklerini reddedemeyen halklara umut olmuş, kendi yaşam hakkını tayin edebilme gücünü veren ideolojinin temelleri PKK ile atılmıştır.

Dünya siyaseti üzerine sürekli gel-gitler yaşayan, gündemi belirleyen iki güce (ABD-Rusya) karşı yeni bir duruş yeşermiş ve köklerini ufaktan salmaya başlamıştır.

Bu gelişmeyi tehlike olarak gören karanlık kimlikleriyle nam salmış işgalci-talancı güçler 98'de Kürt Halk Önderi'ni büyük bir komployla Suriye'den çıkartıp diyar diyar gezdirerek, 99'da kader arkadaşı Mandela'ya doğru giderken Kenya'da esir alıp T.C devletine teslim etmişlerdir. Bu sürecin şaşkınlığını ve şokunu üzerinden atamadan kameralar karşısına geçen dönemin Başbakanı Ecevit'in konuşmalarından bile sürecin nasil kirli geliştiği açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Kürt Halk Önderi'ni esir aldıktan sonra sistemlerini alt-üst edecek ideolojinin pratik duruşu PKK'yi bitireceklerini düşünen karanlık güçler, Prometheus'un direnişine gölge düşüren destansı bir direnişle karşı karşıya kalmıştır. O dönem büyük sancılar yaşayan, içte ve dışta her türlü kirli oyunlarla karşı karşıya kalan PKK, Önderliğinin tarihe damgasını vuran duruşuyla yeniden yapılanmaya gitmiş, içte ve dışta var olan bütün kirli oyunlara ve tehditlere karşı 1 Haziran Hamlesi ile net duruşunu sergilemiştir. İşgalci T.C devleti ve onun şahsında bütün emperyalist güçlere ve kirli odaklara devrimci hamle ile karşılık veren PKK, anka kuşu gibi küllerinden kendini yeniden var etmiştir.

Sürekli geliştirdikleri politikalar ile PKK ve ideolojisini ortadan kaldırmak, yok etmek için çaba sergileyen güçler Halk ve Önderlik gerçekliğini karşılarında bulmuşlardır.

Kurdistan'da bunlar yaşanırken Ortadoğu'da da Arap Baharı adı verilen, halkların kendi yaşam haklarını tayin etmek için alanlara çıkıp, demokratik serhıldanlar geliştirip, kendi öz güçlerine dayanan ve kendi yarattıkları sistemleri inşaa sürecine girmişlerdir. Halklar bunu yaparken, günümüzün en büyük sömürgeci gücü ABD Ortadoğu'yu kendi istediği biçimde dizayn etmeye çalışmıştır. Halkların demokratik isteklerine ve kendi öz yönetimlerini yaratma girişimlerine karşı sürekli içten engel çıkaran, darbeci ve katliamcı çete ve örgütleri türeten bir tarz ile rolünü oynamıştır. Tunus, Libya, Lübnan ve Mısır'da amacına ulaşamayan, elini attığı her yeri harabeye çeviren ABD son şansını Suriye'de denemek istemiştir.

Suriye'yi işgal planları yapan ABD, alttan Suriye halkını Esad Rejimi'ne karşı silahlandırarak ayaklandırmış, kendi yarattığı silahlı gruplar-örgütlerle işgal siyasetini uygulamıştır. Tüm bunlar olurken Suriye'nin kuzeyinde, Rojava Kurdistan'ında da Kürtler savaşın bi parçası olmamak için kendi savunma güçlerini oluşturmuş, topraklarını meşru bir şekilde savunmaya geçerek öz yönetimlerini-sistemlerini inşa etmeye başlamışlardır. Kısa süre içerisinde can bulan Demokratik Özerk Sistem, Ortadoğu üzerinde geliştirilen siyaseti alt-üst etmiştir. Neye uğradıklarını şaşıran emperyalist güçler ve küçük yardımcıları, yürüttükleri bütün savaşı bırakarak yönlerini Rojava'ya çevirmişlerdir. İnşa edilen sistemi yakından takip eden halklar, Rojava'da öz savunma gücü olarak başlayıp ordulaşan, yaşamsallaşan güç içerisinde, yani YPG/YPJ'de yer alıp demokratik özgür yarınları için yaşam mücadelesine katılmışlardır. Planlarının bozulmasını hazmedemeyen karanlık güçler yarattıkları çete örgütler eliyle katliamlar başlatmıştır. Her alanda yürüttükleri savaşı bırakıp, bütün güçleriyle Rojava'ya, Kürt Halk Önderinin ideolojisine yönelmişlerdir. Akıl almaz bir biçimde her türlü saldırıya karşı koyan, fedai duruşla direnen Rojava halkının kazanımlarını ortadan kaldırmak için karanlık güçler bölgede fahişeliklerini üstlenen T.C devleti eliyle desteklenerek büyütülen El-Nusra ve DAİŞ gibi çete örgütlerle saldırılarına hız vermiştir. Sistemleşen ve Ortadoğu'ya model olan Rojava'da, dünya savaşlarında eşi benzerine rastlanmayan saldırılarla savaş yürütülmüştür. Nereden gelirse gelsin, geliştirilen her türlü saldırıya karşılık veren YPG/YPJ'yi bitirerek, Rojava'yı işgal planları en son Kobanê'de 77 gün önce başlayan ve şiddetini her geçen gün arttıran bir tempoyla devam etmiştir. Dünya tarihine damgasını vuran, Stalingrad direnişini geride bırakan, ideolojik ve fedai duruşla sembolleşen bir direniş destanı yazılmaya başlanmıştır. Direniş Rojava ile sınırlı kalmayıp Bakur ve Rojhılat'ta da gelişen serhıldanlarla yükseltilmiştir. Yazılan bu direnişe karşı duramayan karanlık güçlerin oluşturduğu formalite koalisyon güçleri Kobanê'ye saldıran çete örgütlerini 'vurmaya' başlamıştır. Sağ gösterip, sol vuran karanlık güçler T.C eliyle çetelere desteğini de ihmal etmemiştir. En son dün gelişen saldırılarda, T.C ve arkasındaki karanlık güçler açık bir şekilde çeteleri beslediğini ve desteklediğini göstermiştir.

Kobanê'de savaşın ilerleyişi hiç şüphesiz daha da kötüye gidebilir. Belki Kobanê düşebilir. Fakat bu savaşta kazanan halkların kurtuluş ideolojisi olacaktır. Dünya Kobanê'de yaşanan İdeoloji Savaşı'nın, zafere ulaşan tarafının İdeolojik Ortadoğu halkları olduğunu görecektir.

Rüstem Amed

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): KOBANEDE  IDEOLOJI  SAVASI  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.