İMRALI ÖRSÜ VE KANDİL ÇEKİCİ ALTINDA KALMAK
Makaleler / 13 Kasım 2014 Perşembe Saat 13:28
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto


AKP'nin Kürt sorununun çözümünde bir zihniyeti, politikası, iradesi, kararı ve projesi yoktur. Kürt sorununda temel muhatap olan Kürdistan Özgürlük Hareketi ve demokrasi güçlerine yaklaşımı bu gerçekliği ortaya koyuyor. HDP'ye ve Kürt demokrasi güçlerine İmralı örsü ve  Kandil Çekici altında kalmayın, deniyor. Bu, açıkça Önder Apo'ya ve Kürdistan Özgürlük Hareketi'ne karşı bir karşıtlık ve düşmanlıktır. Bu yaklaşımda olanın Kürt sorununu çözmesi mümkün değildir. çünkü Kürt sorununu çözerek değil de ezerek ortadan kaldırmak isteyenler böyle bir tutum içinde olur. Bu tutum 1990’lı yılların ve öncesinin politikalarının ifadesidir.

AKP hükümetinin Kürt Halk Önderi ve Özgürlük Hareketi'ne bu düşmanlığı yapmasının nedeni var. Kürt Halk Önderi ve Özgürlük Hareketi oyalama ve zaman kazanma politikasını terk et ve çözüm için adım at deyince bu tutum içine girmiştir. Adım atma zamanı gelince bu saldırganlığa yönelmiştir. Çözüm politikası olmadığının açığa çıkmaması için bu kadar bağırıp çağırıyorlar. Ancak bu bağırıp çağırmayla, tehdit ve şantaj gerçek yüzlerini örtemezler. Takke düşmüş, kel görünmüştür.

Bülent Arınç, bir taraftan İmralı örsüyle Kandil Çekici arasında kalmayın, diyor, diğer taraftan masa ortadan kalkmamış, çözüm sürecinden vazgeçmemişiz, diyor. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu! Gerçekten bir masa varsa bir ucunda devlet, diğer ucunda Kürt Halk Önderi ve Özgürlük Hareketi olur. Yoksa ortada bir müzakere masası değil, çay içme masası olur. Herkes de bilir ki bir sorun varsa o halkın temsilcileriyle çözülür. Kürdistan halkının temsilcilerinin kim olduğuna dair bir kuşku yoktur. Bunlar da Özgürlük Hareketi ve baş müzakereci olarak Kürt Halk Önderidir. Bunlar değildir diyenler Kürt halkını ve Özgürlük Hareketi'ni tanımayanlardır.

Ancak ortada hala bir masa yoktur. Masadan ancak müzakere başladığında söz edilebilir. Bu nedenle “masa duruyor” demek de gerçekliği ifade etmeyen ve toplumu aldatmaya yönelik bir demagojidir.

Kürt demokratik hareketi ile Kürt Halk Önderi ve Özgürlük Hareketi’ni karşı karşıya getirme politikası ve söylemi ise bayatlamış bir numaradır. En başta  da HDP ve Kürt demokratik güçleriyle alay etmek ve basit yaklaşmaktır. HDP ve Kürt demokratik güçlerine böyle yaklaşanlar ciddiyetten yoksun olanlardır; Kürt demokratik hareketi geleneği ve tarihini bilmeyenlerdir. Kürt demokratik hareketi, Kürt halkının çok boyutlu Özgürlük Mücadelesi'nin sonucudur. En somut olarak da 1990’lı yılların serhıldanlarının ortaya çıkardığı ve güçlendirdiği bir harekettir. Bunu anlamadan demokratik siyasete şöyle böyle çağrılar yapmak sadece bu tür çağrılar yapanı gülünç duruma düşürür. Hiçbir birey ve kurum kendi varlık nedenine ters davranamaz. Davrandığında kendisi olmaktan çıkar.

Herkes de biliyor ki, Kürt demokratik hareketine karşı örse ve çekiç politikası izleyen bizzat Türk devletinin kendisidir. Kırk satır mı, kırk katır mı politikası izleyen kendisidir. Bir zamanlar Mehdi Eker “Biz 1990’lı yıllardaki gibi öldürmüyoruz, tutukluyoruz” diyerek siyasi soykırım operasyonlarını meşrulaştırmıştı. Şimdi de demokratik siyasetçiler öldürme örsüyle yargı, siyasi linç ve siyasi soykırım tutuklamaları çekici altında ezilmek istenmektedir. Kürt demokratik hareketine karşı on yıllardır her türlü zulüm ve baskıyı yapanların şimdi kalkıp İmralı örsüyle Kandil çekici arasında kalmayın demesi tam bir ikiyüzlülük örneğidir. Kaldı ki, Kürt demokratik hareketi ile İmralı ve Kandil’in nasıl birbirinden koparılmaz bir toplumsal bütünlük içinde olduğunu herkes bilmektedir.

AKP ciddi olmalıdır. Kırk yıllık bir mücadele var; yüz yıllık özgürlük ve demokrasi özlemi var. Kendi kimliği ve kültürüyle özgür ve demokratik ortamda kendi kendini yönetme amacı var. Bu gerçekliği görmeden kendi kendine Kürtlere bir elbise giydirmeye çalışmak Kürt sorununu anlamamaktır. Kürt sorununu anlamayanlar da sorunun çözemezler. Bu bağlantı gayet nettir.

Şu açıktır, bu mücadele uzadığı kadar uzamıştır. Türk devletine ve AKP hükümetine fazlasıyla fırsat ve şans tanınmıştır. Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözülmesi ertelenemez, acil bir görev haline gelmiştir. Ya demokratik siyasal yoldan çözülecektir ya da amiyane deyimle Kürt halkı kendi göbeğini kendisi kesecektir. Tabii ki tüm demokrasi güçleriyle birlikte! Çünkü Türkiye'nin demokratikleşmesiyle Kürt sorunu iç içe geçmiştir. Her ikisini birbirinden ayırmak mümkün değildir. Ne Kürt sorunu çözülmeden demokratikleşme olur ne de demokratikleşme olmadan Kürt sorunu çözülür. Ya Türkiye demokratikleşip Kürt sorunu çözülecek ya da AKP hükümeti Türkiye halklarının örsüyle Kürdistan halkının Çekici altında kalacaktır!

Cemil Bayık

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): IMRALI  ORSU  VE  KANDIL  CEKICI  ALTINDA  KALMAK  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.