Yeni taktiklerle Amaç Kürtler ve Kanton Sistemi
Makaleler / 28 Ekim 2014 Salı Saat 11:46
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto


Kobani bulunduğu stratejik konum ve sergilediği direnişten dolayı dünya gündemine uzun bir süredir oturmuş durumdadır. Kürtler ise imkânsızlıklara rağmen kimsenin başa çıkamadığı DAİŞ çetelerine karşı sergilediği mücadeleden dolayı hemen herkesin onunla ittifak kurmaya çalıştığı bir halka dönüştü. Bunun için, tüm devletler birbirlerine karşı yeni taktikler uygulamaktadır. Aynı zamanda birbirlerine karşı oluşturdukları taktikleri boşa çıkarma peşine düşmüşlerdir. Herkes Kobani üzerinden Rojava’ya yerleşmeye çalışmaktadır. Tüm bunlar için her türlü kirli oyunlara başvurmaktadırlar. Peki, Kobani üzerinde kimler hangi hamleyi yapmaya çalışmaktadır. Kim tehlikeli oynamakta? Kim Kaybetmekte?

Ortadoğu’da yeni taktiklerin ve irade savaşının en yoğun şekillenme sürecini yaşıyoruz. Bu tamamen Kobani’nin ‘’Yeni Ortadoğu’’ inşası noktasında stratejik bir konuma dönüşmesinden kaynaklanmaktadır. Büyük Ortadoğu projesine karşın altanatif olan ‘’Demokratik konfaderalizm’in’’ ilk olarak Kobani’de pratikleşmesi ise bu süreci hızlandırmıştır. Kürtler bu sistemin hem yaratıcısı hem de pratikleştirenidir. Bunu da Ortadoğu’da bir güç oldukları gerçeğini herkese Rojava’da girdiği pratik içerisinde göstermektedir. Girilen bu pratik özelikle Türkiye İran ve ABD‘nin taktiklerini deşifre etmekte, KDP ve Suriye’ye verilen rolleri ise açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Kürtler Demokratik Konfedaralizm sistemiyle Ortadoğu’da yaşanan sorunlara çözüm bulmaya çalışmakta ve bunu başarma yolunda epeyce yol kat etmiş bulunmaktadır. Ortadoğu’da birbirlerine karşın Allah û Ekber diyerek savaşan Sünni, Şii, Alevi, Müslümanlar aralarında Kürtlerin öncülüğünde Arap, Türkmen, Süryani nüfusunun da bulunduğu Rojava Kantonlarında aynı yönetim içerisinde bulunmakta ve birlikte kararlar almaktadırlar. Tüm bunlar Demokratik konfedaralizm sisteminin toplumsallaşma gücünden kaynaklanmaktadır. İşte bu sistem içerinde bunu toplumsallık gücüyle pratikleştiren Kürtlerdir.

Yukarıda belirttiğimiz nedenler Türkiye’nin Kürtlere karşı olan fobisinden dolayı kontra faaliyetlere, ABD’yi Kürtlerin toplumsallık gücünü alıkoymaya, İran’ı ise ABD‘nin alacağı güce karşın yeni hamleler yapmaya sürüklemektedir. Böyle bir süreç ise AKP, KDP ve Suriye rejimini tam bir koz, alan ve maşa haline getirmiş haldedir.

ABD’nin YPG ’ye kargo uçakları ile havadan silah yardımında bulunması Türkiye’yi telaşa sürüklediği artık tartışılmaz bir noktadır. Ancak bunu sadece bir silah yardımı olmadığı bilmemiz gerektiği gibi ABD’nin başta Türkiye ve İran’a yönelik bir hamle olduğu gerçeği de bulunmaktadır. ABD bununla Kobani üzerinden Kürtleri kazanmak istemiştir. Yani ittifak bulma girişimi olarak yorumlanabilir. Ancak ABD bununla Koalisyon’a giren ancak pasif kalıp engeller çıkartan Türkiye’yi hizaya getirmek istemiş, İran ile Kürt Özgürlük Hareketi PKK'yi karşı getirmeyi planlamıştır. Ayrıca ABD bu yardım ile İran ve PKK savaşını başlatıp, PKK’yi zayıflatarak Kürtleri kendisine muhtaç kılmayı da amaçlamaktadır. Bunun yanı sıra ABD, Maxmur ve Şengal ile karizması yerle bir olan Peşmerge’yi Kobani’ye göndererek tekrardan itibar kazandırmak istemekte, Kürtlerin kurtarıcısı olarak kendi kontrolü altında bulunan Peşmerge’yi lanse etmektir, bununla ilgili bakıldığında Kobani’ye havadan bıraktığı silahları KDP’nin silahları diye basına demeçler vermiştir. Bununla KDP’nin, özgür Kürtleri kazanmak için ABD’nin bir aracı haline geldiği gerçeği ortaya çıkmaktadır.

Türkiye ise, ABD‘nin Kobani’ye silah yardımında bulunmasına asla izin vermeyeceklerini,  İncirlik hava sahasının açılmasının söz konusu olmayacağını dile getirmişlerdi. Recep Tayyip Erdoğan ise Kobani düştü düşecek beklentisi içerisinde iken, ABD’nin isteğiyle Güney Kürdistan’da savaşamayan Peşmerge’yi Kobani’de savaştırmak için Türkiye topraklarını kullanmak istemesi ise AKP devletinde bir tedirginlik yaratmıştır. Recep Tayyip Erdoğan ise bunun mümkün olamayacağı yönünde açıklamalarda bulundu. Ancak ABD başkanı Obama elinde beyzbol sopası ile Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak ‘ikna’ etti. Peşmerge’ye izin çıkması ardından Türk cumhur-başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Peşmerge’nin Kobani’ye geçmesinin kendi önerisi olduğunu öne sürmesi ise kendini avutma taktiğinde ne kadar uzmanlaştığını bir kez daha kanıtlamıştır. Yine cumhur-başbakanı Erdoğan’ın “Kobani düşmedi” söylemi adeta kendi kalesine gol attığının kabulü sayılır. Bu son gelişmeler Türkiye’nin Ortadoğu da yaşanan süreçte politikasında iflas ettiğinin kanıtı halindedir. Bunlar Davutoğlu’nun stratejilerinin ne denli derin olduğunu göstermektedir!

Gerek ABD’nin gerek Türkiye’nin yaşadığı bu sürecin yanında en önemlisi İran’ın izlediği politikalardır. Belki de Ortadoğu’da yaşanan hem savaş hem barış çabalarının asıl belirleyicisi İran olacaktır. İran ABD ‘ye karşı savaşını kendi toprakların da yürütmediği için atacağı her adımı uygulayacağı her taktiği girdiği her ittifakı iyi okumak zorundayız. Özelikle Suriye İran için açık bir saha ve son bir kale haline gelmiş olduğundan dolayı İran’ın izlediği yol Suriye politikasında görülebilir. Nitekim İran Suriye’yi kırmızıçizgi olarak lense etmişti.

İran, ABD’nin Kürtleri kazanma politikasına yönelmesi ardından ciddi hazırlıklar içerisine girdiği bilinmektedir. Zira kısa bir sure önce Suriye Enformasyon Bakanının “Kobani’ye silah yardımında bulunduk” söylemi İran’ın çizdiği yol haritasını ortaya koymaktadır. Ayrıca, ‘’Kobani Suriye’nin bir parçasıdır.’’ diye bir söylemde bulunması ise Rejimin kirli oyunlar içerisine girdiğinin açık bir habercisidir. Ancak İran her ne kadar Kobani’nin İŞİD işgaline ve ABD yardımlarına yönelik şuana kadar açık ve ciddi bir politikayı kendi ağzıyla dinlendirmemiş ise de Suriye yönetimi içerisinde İran’a yakın olan özellikle Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın danışmanı ve Suriye Ulusal Güvenlik Bürosu Başkanı olduğu bilinen Ali Memlük Rojava’da bulunan bazı Arap aşiretleri silahlandırdığı belirtilmektedir. Ali Memluk’un bu aşiretleri Rojava’da ordulaşma noktasında ikna eğittiği, yani Rojava’da YPG’ ye alternatif ikinci bir askeri güç kurma amacının olduğu bilinmektedir. Ali memluk ikinci ordulaşma noktasında daha önce on bin Peşmerge’nin Rojava’ya geçmesi noktasında mayıs ayında Şam-Hawlêr arasında toplantılar yaptığı da basına yansımıştı. Bu toplantıya Ali memluk ve Azad Berwari katılım sağlamışlardı.

Ortadoğu yeni bir yapılanma sürecine girdiği açıktır. Lozan antlaşmasının bitime doğru gitmesi ise bu süreci hızlandırmıştır.   Yüzyıllardır savaş içerisinde olan halklar ortak yaşam noktasında yeni bir umut yaratacak bir sistem arayışı içerisinde oldukları da aşikârdır. Rojava’da ilk olarak uygulanan Kürt halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kuramcısı olduğu Demokratik Konfedaralizm sisteminin bunu başardığı Rojava Kantonları bize kanıtlamıştır.  Kobani üzerinden Rojava’ya yönelik saldırıların bu kantonlara yönelik olduğu da artık girilen pratikler göstermektedir. Bu nedenle hegemonik devletler (Türkiye İran ABD İngiltere) şuana kadar bu sistemi yok etmeye yönelikti. Ancak Kobani’nin onların beklediği sure içerisinde düşmediğinden dolayı bu sistemi kendi lehine döndürmeye yönelik çalışmaları artık kaçınılmazdır. Ki bu yüzdendir ABD Ypg yerine Peşmerge’yi istemekte Türkiye ise Pyd’nin fesh edilmesini istemektir. Diğerleri ise Kantonların kendilerine bağlanması ya da fesh edilmesi noktasında İşid’i desteklemektedir. Bu nedenle yapılan girişimler verilen çabalar Kürtleri kendi denetimine alarak Ortadoğu’yu 1923 Lozan antlaşmasının bitim sonrasına hazırlamaktır. Araçlar hedefi Kürtler olarak göstermektedir. Abd Türkiye ve İran’ın birlerine karşı verdikleri mücadelenin amacı Kürtleri kazanıp kendine bağlayarak tasfiye etmektir. Bu nedenle herkes Kürtler üzerinde planlar yapmaya çalışmaktadır. Kobani direnişi göstermektedir ki Kürtler ikinci Lozan için üzerinde plan yapılabilen bir halk değildir!   

Munzur Botan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): Yeni  taktiklerle  Amac  Kurtler  ve  Kanton  Sistemi  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.