TOPLUMU ALDATANLAR ÖFKE SELİNİN ALTINA KALACAKTIR
Serbest Yazılar / 20 Ekim 2014 Pazartesi Saat 05:48
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto


Türk devleti, KCK’nin çözüm süreci denen bir sürecin var olmadığını, çatışmasızlığın sürmesini sağlatacak hiçbir gelişmenin bulunmadığı yönündeki açıklamasından sonra çözümsüzlük politikasını örtmek için propaganda kampanyası başlatmıştır. Özellikle Kobanê Direnişini destekleme eylemlerinden sonra daha fazla paniğe girmiş, halkın direnişinin önüne geçmek için her yol ve yöntemi denemiştir.

Son günlerde bir taraftan HDP’ye yönelik bir psikolojik harekat başlatılırken, diğer yandan ise “çözüm süreci iyi gidiyor, süreç devam edecek, örgütle de paylaşılıyor” biçiminde açıklamalarla yine toplumda beklenti yaratma çalışması içine girilmiştir. Yine basın üzerinden “Akil İnsanlarla Başbakan görüşecek, sonra da İmralı’ya gidilecek” haberleri yayınlandı. İzleme Kurulu kurulacak haberleri de yansıdı. Bu tür haberler yanında “süreci bozan altında kalır” gibi tehditler de yapıldı. Eğer hükümetin gerçek anlamda bir çözüm politikası olsaydı bu kadar panik yapmaz ve tehditler savurmazdı. Çözüm politikası olan bir hükümet rahat olurdu. Kürt Halk Önderiyle müzakere yapılır (diyalog değil, zaten Kürt Halk Önderi diyalog bitti demiştir) ve somut adımlar atarak toplumun desteğini alırdı. Çünkü çözüm politikası olan bir hükümet toplum desteğini aldığında hiçbir güç bu hükümete dokunamazdı. Kürt halkı da Kürt Özgürlük Hareketi de Kürt sorununu çözen bir hükümeti desteklerdi. Ama çözüm zihniyeti ve politikası olmadığından Kürt Özgürlük Hareketi'nin “Çözüm için adım atılmazsa mücadele gelişir ve Kürtler kendi yolunu çizer” değerlendirmesinden korkmuştur. Çözüm politikası olmayan AKP hükümetinin bu korkuyu yaşaması anlaşılırdır.

Kürt Özgürlük Hareketi “Çatışmasızlığı gerektirecek bir durum yoktur, Kürt sorununun çözümünde ciddi adımlar atılmazsa şu bu sözü ciddiye almayız, somut pratiğe bakarız” açıklaması yapmıştır. Gerçekten de iki yıllık süreci değerlendirmeyen, oyalama ve zaman kazanma biçiminde yaklaşan bir hükümete karşı tutum da bundan başka olamazdı, olmayacaktır. Kürt Özgürlük Hareketi söze ve açıklamalara değil, yapılanların Kürt sorununun çözümünde bir adım olup olmadığına bakmaktadır. Yoksa sadece birkaç Akil İnsan gidip görüşüyor diye süreç iyi gidiyor demeyecektir. Çünkü daha önce de Akil İnsanlar gidip önemli raporlar hazırlamışlar, ciddi öneriler yapmışlar, ama bunların hiçbirisi yerine getirilmemişti. Bu nedenle bu tür görüşmeler Kürt Özgürlük Hareketi'nin pozisyonunu değiştirmez; bu görüşmelerin ne sonuç vereceğine bakar. Zaten başka türlü olması iki yıldır süren oyunun devamı olur.

Başbakan her kes süreci desteklesin diyor. Gerçekten de bir çözüm süreci varsa desteklensin, yoksa toplum niye kendini kandırsın. Başbakan bilmeli ki, Kürt’ü, Türk’ü, Çerkez’i, Laz’ı ve her toplumsal kesim Kürt Halk Önderinin başlattığı süreci destekledi; hem de yüzde 80’den fazla bir oranla. Toplum beklenti içine girdi. Ama toplumu aldatan ve hayal kırıklığına uğratan hükümet oldu. Kürt Halk Önderi ve Özgürlük Hareketi sabırlı davrandı, ama buna bile bir değer verilmedi. Zaten tek ayağını kaldırarak konuştuğu anlaşılan Beşir Atalay “süreç iyi gidiyor, süreç en iyi durumda” diyerek toplumu aldatmayı bir tarz haline getirmiştir. Herhalde Beşir Atalay’ın daha iyi aldatacağını düşünüyor olacaklar ki son günlerde yine onu devreye sokmuşlardır. Beşir Atalay gerçekten de pişkince konuşmada ustalaşmıştır. Çünkü ne kadar yalan söylese de ne yüzü kızarıyor ne de burnu uzuyor.

Çözüm için adım atılırsa toplumsal destek sorunu yoktur; ancak oyalama ve zaman kazanmaya devam edilirse bu halkı aldatma ve kandırma olur ki, artık buna kimse destek veremez ve vermeyecektir. Ne kadar propaganda yapsalar da çözümsüzlük politikasının üstünü örtemezler. Çünkü son iki yılda hükümetin de Kürt Özgürlük Hareketi'nin de tutumu bellidir ve ne olduğunu herkes bilmektedir.

Yalçın Akdoğan yine tehditlerini sürdürmüş “Bu süreci bozan altında kalır” demiş. Katılıyoruz, toplumu bu kadar beklenti içine sokan hükümet Kürt sorununu çözmezse başta Kürtler olmak üzere Türkiye halklarının öfkesi altında kalır. Yalçın Akdoğan lafla gerçekleri çarpıtacağını sanmasın. Eğer Kürt sorununun çözümü için AKP hükümeti adım atmazsa yalan ve oyalama politikasının altında kalacaktır. Hiç kimse Kürt Özgürlük Hareketi'ni bir şeylerin altında bırakamaz. Yalçın Akdoğan’ın üç-dört yıl önce neler dediğini biliyoruz. Sonunda AKP bu zihniyetin altında kalacaktı. AKP'nin 2012 sonrasında nasıl bir panik ve telaş içine girdiğini biliyoruz. Yine Kürt Halk Önderinin ayağına giderek “Çatışmasızlık olursa bir şeyler yaparız” diyerek şiddetlenen savaşın altında kalmaktan kurtulmuştu.

AKP, ya Kürt sorununu kısa sürede çözecek, ya da şimdiye kadar izlediği politikanın altında kalacaktır. Şimdiye kadar elde ettiği siyasi, ekonomik ve sosyal rantı kaybedecektir. Çünkü Kürtlerin özgürlük bilinci ve örgütlülüğü karşısında çözümsüzlük politikası güden her hükümet kaybetmeye mahkumdur. AKP gelinen aşamada ya Kürt sorununu çözecek ya da hükümet çözülecektir. Çözüm politikası  olmadığından çözülmesi kaçınılmaz görünüyor.

Şimdi bu hükümetin bakanı “kim çözüm sürecini bozarsa altında kalır” diyor. Gerçekten de başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye halkları Kürt Halk Önderinin 2013 Newrozunda ilan ettiği Türkiye'nin demokratikleşmesi ve  Kürt sorununun çözümü projesinin oyalama ve zaman kazanma tutumuyla boşa çıkaran AKP hükümetinden mutlaka hesap soracaktır. Yalçın Akdoğan propaganda araçlarıyla bu yüzünü gizleyeceğini sanıyorsa kendini aldatıyordur. Kürt sorunu öyle bir gerçekliktir ki, bununla oynayan herkes kaybeder. Her şeyden önce de halkın mücadelesi her türlü yalan, propaganda ve psikolojik savaşı boşa çıkarır. Zor, oyun bozar derler; bu deyimi mücadele, oyunu bozar diye çevirebiliriz.

Kürt Halk Önderi ve Kürt Özgürlük Hareketi şimdiye kadar oyalama  ve zaman kazanma politikasına sabır gösterdi. Çünkü böyle bir zaman devleti ve toplumu bir demokratik çözüme hazırlamak için gerekliydi. Bu nedenle AKP'nin politikasına biline biline sabır gösterildi. Ancak bundan sonra sabır göstermek ise oluşan zemini çürütmek ve izlenen politikanın tersine sonuçların ortaya çıkmasına fırsat vermek olur. Bu nedenle Kürt Halk Önderi “Sabır taşı çatladı” demiştir.

Kürt Halk Önderinin bu sözü, 15 Ekim’de müzakere başlamazsa kimse yanıma gelmesin demesi ve KCK’nin çatışmasızlığı sonlandırması karşısında Yol Haritası hazırlanıyor; şu olacak, bu olacak haberleriyle yeni bir zaman kazanma ve seçime kadar oyalama taktiği yaptıkları anlaşılıyor. AKP'nin iki yıllık yaklaşımları ve politikaları düşünüldüğünde bundan başka bir şey beklenmesi de doğru değildir.

Bu nedenle hiç kimse sözlere inanmamalıdır. Çözüm adımını ifade etmeyen hiçbir girişimi ciddiye almamalıdır. Dolayısıyla çözüm için ciddi bir gelişme görülmeden Kürt Özgürlük Hareketi’nden de yeni bir çatışmasızlık süreci beklenmemelidir. Zaten Kürt Özgürlük Hareketi defalarca artık somut pratik adımlar bekliyoruz açıklaması yapmıştır.

AKP 12 yıllık hükümetinin en zorlu dönemine girmiştir. Ya demokratikleşmeye ya da savaşa karar verecektir. Demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü gerçekleşirse bundan tüm toplum, demokrasi ve özgürlük güçleri yararlanacaktır. AKP de demokratik Türkiye'de herhangi bir siyasi güç gibi varlığını demokrasi ve özgürlük ortamında sürdürecektir.

 

Mustafa Karasu

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info


Parveke

TAGS(ETIKETLER): TOPLUMU  ALDATANLAR  OFKE  SELININ  ALTINA  KALACAKTIR  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.