KOBANİ, KÜRT SORUNUNUN KENDİSİDİR - Bese Hozat Yazdı
Makaleler / 16 Ekim 2014 Perşembe Saat 04:58
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto


Türkiye’nin başında iki başbakan var. Erdoğan ve  Davutoğlu. Türkiye’nin ciddi bir cumhurbaşkana ihtiyacı var. Sorumluluk bilinci yüksek, ölçülü, yapıcı,  çözümleyici, çoğulculuğu ve demokratik kriterleri esas alan, tarafsız bir cumhurbaşkanına!. Erdoğan gibi sorumsuz, gayri ciddi, son derece milliyetçi, ırkçı ve mezhepçi bir kişi cumhurbaşkanlığı yapamaz. Kaldı ki zaten yapamıyor, bir türlü başbakanlığı bırakamıyor.

Erdoğan çok sorumsuzca hareket ediyor ve her konuşması ve sözüyle kutuplaşmayı derinleştiriyor, şiddeti tırmandırıyor. Söylemek istemezdim ama son günlerde Devlet Bahçeli’den daha fazla  milliyetçi ve faşizan bir üslup kullanıyor. Öyle ki bu üslubu Devlet Bahçeli’yi dahi rahatsız ediyor, kaygılandırıyor.

Türkiye’nin içinde bulunduğu bu şiddet ortamını Erdoğan ve AKP’nin politikalarından ve üslubundan bağımsız ele alamayız. Direkt AKP’nin politikalarıyla bağlantılı gelişmelerdir. Erdoğan ve partisi AKP’nin soykırım ve tasfiye siyasetinde ısrar etmesi, Türkiye’yi büyük bir kargaşanın ve kaosun içerisine soktu. Bu siyasetin sonucu olarak bugün Bakure Kürdistan ve Türkiye’de milyonlarca insan ayakta. Bu isyan dalgası sadece Türkiye ile de sınırlı değil. Bölgede ve Dünya’da tüm Kürtler ve demokratik kamuoyu Türkiye’ye ve AKP’ye büyük bir öfke kusuyor. Yer yerinden oynuyor. Erdoğan ve AKP yetkilileri her konuştuğunda bu isyan dalgası daha bir büyüyor ve çoğalarak yayılıyor.

Sorumlu yaklaşan devlet adamları, bu büyük isyan hareketi karşısında hemen başını iki elinin arasına alıp önce derinliğine bir düşünür. Nerede, nasıl yanlış yaptığını anlamaya çalışır, politikasını gözden geçirir. Bir ülkenin yöneticileri birikmiş ve kangrenleşmiş yüzyıllık tarihsel sorunlara bu kadar sorumsuzca  ve laubali yaklaşamaz. Fakat maalesef Erdoğan ve AKP böyle yaklaşıyor. Milyonlar ayağa kalkmış, Erdoğan ayağa kalkan milyonlara ‘‘bir avuç sokak çetesi’’ diyor. Evde insan kalmamış, milyonlarca insan sokaklara dökülmüş, sokaklara dökülen bu insanlar Erdoğan’ın nezdinde ‘bir avuç sokak çetesi’ oluyor. Milyonların iradesine bu kadar saygısızca yaklaşan, toplumu aşağılayan ve gerçeklere gözünü kapatan  bir cumhurbaşkanı düşünülebilir mi? Vandalizmin kendisi bu değil midir? Erdoğan ve AKP yetkilileri her konuştuğunda sokağa dökülen insanların sayısı artıyor,  sokağın sesi daha fazla yükseliyor ve şiddet tırmanıyor. Çünkü Erdoğan ve AKP yetkilileri, Kürtlere, Türkiye toplumuna hakaretler yağdırıyor, isyanı ve şiddeti teşvik ediyorlar. 

Erdoğan ‘‘İŞİD ile PKK arasında fark yok… Kobani düştü, düşecek’’ diyor. İŞİD ile olan  ortaklığını ilan ediyor ve  savaş kararını açıklıyor. Ardından AKP’ye hizmette kusur etmeyen algı yaratıcıları Kandil’in savaş baronluğu yaptığını ve Kobani’yi bahane ederek savaşı geliştirmek istediğini söylüyor. Kandil’i savaşı geliştiren taraf olarak göstermek kadar akıl yoksunluğu olamaz. Ve Kobani kadar büyük bir olayı ‘savaş bahanesi’ türü ifadelerle ele almak kadar cahilce bir yaklaşım da olamaz.  Böyle düşünüp ve böyle yazanlar için tek bir cümle ile şunu söylemek istiyorum. Ey fikir insanı geçinen sayın aydınlar; Kürt sorunu ile alakasız düşündüğünüz Kobani, yüzde yüz Kürt sorununun kendisidir. AKP bir taraftan Kobani’ye ve Rojava’ya karşı soykırım ve tasfiye siyasetini yürütecek, diğer taraftan Türkiye’de Kürt sorununu mu çözecek? Gerçekten siz buna inanıyor musunuz? Peki kimi buna inandıracaksınız? Hangi Kürdü bu siyasetle ikna edeceksiniz? Sayın aydınlar, Kobani dediğiniz yer  Kürdistan toprağıdır. Bakure Kürdistan’ın bir parçasıdır. Kobani, Suruç’tur, Pirsuz’dur. Kobani Dünya’nın bir ucu değil, Kobani senin yaşadığın mahallenin karşısıdır, kapı komşundur.  Kobanili her sabah sana günaydın diyen komşundur, kabul edersen arkadaşındır, dostundur, dertdaşındır, sırdaşındır!…

AKP’nin Kobani’ye bakışı Kürt sorununa, Kürtlere  bakışıdır. Ayağa kalkan milyonlar Kobani’ye böyle bakıyor. AKP bu bakışı dikkate alacak mı, almayacak mı? Sorun burada düğümleniyor. Maalesef mevcut  gidişat AKP’nin ezberini bozmadığını gösteriyor.

Kürtler Kobani’ye yapılan saldırıları  9 Ekim uluslararası komplosunun bir devamı olarak görüyor. Roboski ve Paris katliamının daha stratejik ve derinlikli bir biçimi olarak ele alıyor. Daha gerilere gidersek Zilan ve  Dersim soykrımının güncellenmesi olarak bakıyor. Ve bu bakış çok doğru bir bakıştır. İşte Kürtler için Kobani’nin böyle bir anlamı vardır.

Fakat AKP ve çevresi sorunu ısrarla tersinden ele alarak farklı bir algı oluşturmaya çalışıyor. Erdoğan ve AKP Kobani’nin düşmesi için elinden geleni yaparken, utanmadan bir de çözüm sürecinden bahsediyorlar. Eğer bir savaş baronluğundan bahsedilecekse bu baronluk işini Erdoğan ve AKP’nin kendisi yapıyor.

 Bugün Bakur sınır hattının önemli bir kısmı İŞİD’in denetimi altındadır. İŞİD, Türkiye’nin ve dünyanın gözü önünde bu hattı denetime aldı. Şimdi bu hattan sürekli olarak Kobani’ye ve Mürşitpınar sınır kapısına saldırıyor.

Angajman kuralları her gün onlarca top ve füze ile ihlal ediliyor. AKP ise top atışlarını gerekçe göstererek köyleri boşaltıyor. Angajman kurallarını ihlal eden İŞİD çetelerine karşılık vereceğine halka yöneliyor, Pirsus’u boşaltmaya çalışıyor. Nedeni açıktır.  AKP  tampon bölgenin Bakur ayağını hazırlıyor. Ve bu kirli planın bir parçası olarak top atışlarının danışıklı olduğu görüşü kuvvet kazanıyor.

Öte yandan AKP kendisinin neden olduğu halkın ve toplumun en meşru hakkı olan protestoları ve ardı sıra gelişen sokak çatışmalarını, PKK-Hizbullah çatışması gibi yansıtıyor. Bu çok iyi planlanmış bir algı operasyonudur. AKP bu operasyonla bir;  Kürtleri birbiriyle çatıştırmak istiyor. İki;  tekrardan bir PKK ve Hizbullah çatışması yaratmayı hedefliyor. Böylece faşist İŞİD çeteleri ile olan ortaklığını gizleyerek dikkatleri kendi üzerinden farklı bir yöne kaydırmak istiyor. Kürtler bu kirli ve tehlikeli oyuna gelmemelidir. Bu devlet yüzyıldır aynı şeyi yapıyor, Kürtleri birbirine kırdırtıyor. Artık Kürtler Türk devletinin bu iğrenç siyasetine dur demelidir. Kendisini kullandırtmamalıdır.

Dün olduğu gibi bugün de  Kürt halkı büyük katliamlarla karşı karşıyadır. Bu halk artık bu katliamcı siyasete YETER demekte ve kendi kaderini kendisi tayin etmektedir. Demokratik çözüme gelmeyen, müzakereyi reddeden devlete karşı Kürt halkı da kendi çözümünü ortaya koyacaktır. Gelinen aşamada bu kaçınılmaz bir sonuçtur. Direniş bu sürecin can damarıdır. Hiç kimse de Halkımızın ve demokratik güçlerin bu büyük direniş ve özgürlük kalkışını kıracak ve pasifleştirecek tutumlara girmemelidir.

Besê Hozat

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER): KOBANI  KURT  SORUNUNUN  KENDISIDIR  -  Bese  Hozat  Yazdi  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.