Türkiye Suriye'de Demokrasinin Kazanmasını İstememiştir
Serbest Yazılar / 02 Ekim 2014 Perşembe Saat 06:39
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto


Türkiye Kürt sorununu çözmediği müddetçe hep gerçekleri saptıracaktır. Kürt düşmanlığı çerçevesinde yürüttüğü özel ve psikolojik savaşla çırpındıkça daha da batacak. Çünkü Kürt karşıtlığı yapayım diye yürüttüğü politika ve ilişkiler Türkiye'yi sürekli yeni sıkıntılar ve çıkmazlar içine sokuyor. Nitekim Suriye politikası Türkiye'yi bugün daha büyük çıkmazla karşı karşıya getirmiş bulunuyor. Türkiye, Suriye’deki çıkmazını şimdi IŞİD’i saldırtarak yarattığı ortamda tampon bölge adıyla Rojava Devrimine saldırarak sürdürmek istiyor

Türkiye bu saldırıyı yürütürken Rojava Devrimini karalama kampanyası yürütüyor. Rojava Devriminin Esad’a dayandığı gibi yalanlarla psikolojik savaş yürütüyor. Halbuki Rojava Devrimi, demokratik devrim karakteriyle demokratik Suriye’nin en temel gücü olurken, Türkiye politikaları Suriye rejimini ayakta tutan temel eylem olmuştur.

Suriye rejimi şimdiye kadar ayakta kaldıysa bunun nedeni, Türkiye’nin politikalarıdır. Türkiye şimdiye kadar Suriye’deki demokrasi güçlerini değil, Esad rejimi yerine başka bir otoriter rejim hedefleyen güçleri desteklemiştir. Desteklediği güçlerin özellikleri de Kürtlerin haklarını kabul etmemeleridir. Kürtlerin haklarını kabul etmeyen siyasi güçlerin de demokratik olmadığı açıktır. Türk devleti, Esad rejimi hemen yıkılsın, yerine başka bir otoriter güç hakim olsun ki Kürtler yararlanmasın politikası izledi.  Ancak ne Esad erken yıkıldı ne de TC’nin desteklediği güçler başarılı oldu. Bu ortamda Rojava Devrimi gerçekleşti ve Kürtler demokratik özerkliğini ilan etti.

Baas rejimini çözecek ve Suriye’yi demokratikleştirecek tek yol, demokrasi güçlerinin etkin olması ve güçlenmesiydi. Aslında ilk önce toplum demokratik tepkisini koydu ve Suriye’nin demokratikleşmesini istedi. Ancak Türkiye Suriye’nin demokratikleşmesini istemedi. Bu nedenle demokratik olmayan çeteleri destekledi. Çünkü demokratik Suriye’de Kürtler yerini alırdı. Bu nedenle demokrasiden, demokratik güçlerden yana değil, yeni baskıcı rejim kuracak kesimleri destekledi. Bu nedenle Rojava Devrimine düşmanlık besledi.

Kürt Özgürlük Hareketi olarak defalarca çağrı yaptık. Türk devletinin politikalarını eleştirdik. Çeteleri ve otoriter kesimleri değil, Rojava Devrimini desteklemesi ve demokrasi güçlerinden yana tavır almasını istedik. Ama Türk devleti El Nusra, Ahrar El Şam ve IŞİD gibi çeteleri desteklemeyi tercih etti. Böylece demokratik olmayan faşist karakterdeki örgütler Türkiye'nin desteğiyle güçlendirildi. Bu da Esad rejiminin ayakta kalmasını sağladı. Esad rejimi terörizme karşı mücadele veriyorum dedi. İnsan kesen, insanların ciğerlerini, kalbini çıkarıp yiyen güçlere karşı savaşıyoruz diyerek her tarafı yaktı, yıktı, bombaladı, kimse ses çıkarmadı. Çünkü savaştığı güçler dünyanın gözünde Esad’tan daha tehlikeli görüldü. Özellikle farklı inançlara yönelik vahşi tutumları, Lübnan’daki, Suriye’deki Hıristiyanları ve farklı inançtaki insanları fazlasıyla ürküttü. Türk devleti mezhepçi bir anlayışla El Nusra ve IŞİD gibi faşist güçleri destekleyip güçlendirerek Esad rejiminin ayakta kalmasını sağlamıştır. Ancak hem suçlu hem güçlü deyiminde olduğu gibi şimdi bu çirkin yüzünü gizlemek için Rojava Devrimini suçluyor.

Baas rejimini sadece demokratik karakterde olan güçler çözerdi. Bu açıdan Rojava Devrimi çok önemli bir örnekti. Bu örnek öne çıksaydı Baas rejimi şimdiye kadar çözülürdü. Bu durumda ya rejim yıkılır ya da hegemonik zihniyetinden vazgeçip demokratik bir Suriye üzerinde uzlaşabilirdi. Ancak faşist çeteler öne çıkınca Baas rejimi buna dayanarak kendini ayakta tuttu. Türkiye şimdi bu gerçeği tersyüz ederek Rojava Devrimini suçlamaya çalışıyor. Ama Rojava Devriminin karakterini ve Türkiye'nin kimleri desteklediğini tüm dünya biliyor.

Türkiye'nin politikaları ve neyi amaçladığı şimdi daha fazla açığa çıkmıştır. Faşist çeteleri destekleyerek Rojava Devrimini boğmak istediği gibi, PKK'yi de bu tür güçlerle oyalamayı amaçlamıştır. Yalçın Akdoığan’ın YPG ve HPG IŞİD’le iki yıldır savaşmasına rağmen “Türkiye ile uğraşacaklarına gidip IŞİD’le savaşsınlar” demesi, politikalarının ve amaçlarının ne olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Suriye’de El Nusra ve IŞİD gibi çeteleri besleyip büyütmesi tamamen Rojava Devrimi ve Kürt düşmanlığının sonucudur. Şu andaki tampon bölge politikası ise bu düşmanlığın farklı biçimde pratikleşmesi olmaktadır.

Ancak Türkiye yanılgı yaşıyor. Kürt Özgürlük Hareketi IŞİD’e de, Türkiye'ye de, başka güçlere karşı da direnecek, kazanan Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesi olacaktır.

Cemil Bayık

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.navendalekolin.com - www.lekolin.org - www.lekolin.net – www.lekolin.info

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): Turkiye  Suriyede  Demokrasinin  Kazanmasini  Istememistir  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.