ŞENGAL DİRENİŞ BİRLİKLERİ 73.FERMANA İZİN VERMEYECEKTİR!
Serbest Yazılar / 20 Ağustos 2014 Çarşamba Saat 07:18
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Şengal’de yaşayan Yezidi Kürt halkı yeni bir katliamla karşı karşıya getirildi. Ezidi tarihine 73. Ferman olarak geçen bu katliam girişimi ,YPG-YPJ ve HPG- YJA STAR güçleri tarafından engellenerek güçlü bir direniş savaşıyla karşılandı. Şimdi Şengal ‘deki Ezidi Kürt halkı tarihinde gerçekleşmeyeni başardı. Bu da kendini Şengal’de, Şengal Direniş Birlikleri’nin ilanı olarak somutlaştırdı.

Şengal’de yaşayan Yezidi Kürt halkı yeni bir katliamla karşı karşıya getirildi. Ezidi tarihine 73. Ferman olarak geçen bu katliam girişimi YPG-YPJ ve HPG- YJA STAR güçleri tarafından engellenerek güçlü bir direniş savaşıyla karşılandı. Şimdi Şengal ‘deki Ezidi Kürt halkı tarihinde gerçekleşmeyeni başardı. Bu da kendini Şengal’de, Şengal Direniş Birlikleri’nin ilanı olarak  somutlaştırdı.

Artık bu ilan ile birlikte , Şengal  Ezidi Kürt halkı kendi meşru savunma güçlerine kavuşmuş oldu. Bu aynı zamanda bugüne kadar var olan bir arayışa verilen karşılık anlamına geldi. Binlerce Ezidi Kürt genci bu Direniş Birlikleri içerisinde saf tutmaya ve halkını koruma mücadelesine başladı.

Musul gibi Şengal’li de kontrolleri altına alarak , bir katliam gerçekleştirmeyi ve oradan da Rojava Devrimi’ni kuşatma altına alarak boğmayı hedefleyen IŞİD çetelerinin bu şekilde amacına ulaşmasının da önüne geçilmiş oldu. Fakat bununla birlikte Şengal’ de yaşayan  Ezidi Kürt halkının yüz yüze getirildiği tehlike ortadan kalkmadı. Evlerini, yaşam alanlarını terk eden yüz binlerce insan kendi Direniş Birliklerini oluşturarak, kendi savunmasını gerçekleştirirken son derece zor koşullarla da  , açlık, susuzlukla da karşı karşıya kaldı. Bunun sonucu olarak içlerin de çocuk, yaşlı ve kadınlarında olduğu onlarca insan yaşamını kaybetti.

Ezidi Kürtlerin Yaşadığı İlk Katliam Değil

Elbette Ezidi halkı ilk defa böyle bir katliamla karşı karşıya gelmedi. Daha öncede katliamlar yaşadı, Ezidi Kürt halkının tarihi yaşanmış olan katliamlarla dolu. Hep işgalciler tarafından, sürekli bir şekilde periyodik katliamlara tabi tutuldu. Adeta soyları tüketilmek istendi. Bu çerçevede Kürt gençleri katledilirken, Kürt kadınları bir ganimet olarak pazarlarda satıldı ve peşkeş çekildi.

Tüm bunlara karşın Ezidi Kürt halkı en zor koşullarda yaşamı pahasına direndi ve varlığını korudu. Şimdi de IŞİD çetelerine karşı  bir direniş başlattı.

73.Ferman Önceden Geliyorum Dedi

Ezidi Kürt halkının başlattığı bu direniş, önceden geliyorum diyen saldırılar karşısında başladı.

IŞİD çetelerinin Musul’a saldırısının ve çatışmasız ele geçirmesinin ardından başta PKK olmak üzeri Kürt Özgürlük Güçleri, Şengal’e böyle bir saldırının gerçekleşebileceğine dikkat çekmişti. Merkezi Irak Devleti’nin askeri güçlerinin bölgeden çekilmesiyle  birlikte doğan boşluğun IŞİD çeteleri tarafından doldurulma olasılığı bunu gündeme getirmişti. O nedenledir ki kendi iç hazırlıkları ile birlikte Bölgesel Kürt Yönetimine‘ de birlikte hareket etme çağrısında bulunmuştu.

Ancak bölgesel yönetim – KDP  bu çağrıya olumlu yanıt vermediği gibi bölgeye alt yapı çalışması yapmak üzeri giden Kürtleri tutuklamış ve engelleyici bir rol oynamıştı. Sadece bununla kalmamış, halkın silahlanmasının da önüne geçmişti.

IŞİD’de KDP‘nin bu tutumunu kendisi için bir fırsat olarak gördü. Telefer ‘den Türkmenlerin çıkarılmasının ardından da Şengal’ e yöneldi. Rabia’da olduğu gibi Şengal’de de KDP, güçlerini çatışmadan geri çekti. Rabia’da YPG-YPJ  birliklerinin direnişi karşısında amacına ulaşamayan IŞİD, KDP Peşmergeleri’ nin çekilmesinin ardından Şengal’e girdi. KDP  daha önce Şengal’de halkın silahlanmasını diğer yanda da YPG-HPG birliklerinin alana girmesini engellediği için Rabia’da olduğu gibi Şengal’de de ilk aşamada IŞİD çetelerine karşı bir direnişin gerçekleşmesinin önünü aldı. Bunun bir sonucu olarak da KDP’nin kendi askeri güçlerini geri çekmesinin ardından, halk Şengal’i terk etmeye ve dağlara çekilmeye başladı.

Bu şekilde IŞİD, Şengal’de Ezidi Kürt halkına karşı 73. Fermanı  hayata geçirmek için harekete geçmiş oldu. Fakat bu amacına ulaşmasını engelleyecek olan güçlü bir direnişin gerçekleşmesinin de önünü alamadı. Bu yönüyle de Şengal’de başlayan direniş Rojava –Kobani’de olduğu gibi IŞİD zulmüne, işbirlikçiliğe karşı, Ortadoğu halkları için bir esin kaynağı haline geldi ve direnişe katılmalarına katkı sundu. Asuri, Suryani, Türkmen, Arap ve benzeri toplumlarda harekete geçti.

Bunun sonucunda da IŞİD faşizmine karşı direnen halklar, inanç ve kültür toplumları , kimlikler arasında bir mücadele ve direniş hattı oluşmuş oldu. Bu da Ortadoğu halkları açısından yeni bir dönemin başlangıcı anlamına geldi.

IŞİD  Faşizmine Karşı Direniş Birliği

Ortadoğu’nun, son iki yüz yılı , özellikle de bunun içerisinde son yüz yılı büyük çalkantı ve sorunlarla dolu olarak yaşadı. Tabi bu sorunların yaşanmasında belirleyici bir rol oynayan ise bölge güçlerinden – dinamiklerinden daha çok kapitalist modernite  güçleri oldu. Daha öncede Ortadoğu’da yaşanan sorunlar vardı. Hegemonya mücadelesi  içersinde olan güçler, devletler, merkezi hegemon güç haline gelmek için  Ortadoğu’da egemen güç haline gelmek istemişler, bu da büyük savaşlara, yıkımlara neden olmuştu.

Milattan önceki yıllarda olduğu gibi , milattan sonra ki yıllarda da bu yaşanmıştı. Daha yakın olması açısından M.S  7-8. Yüzyıllardan sonra yaşananlar, bu konuda somut örnekler olarak tarihte yerlerini almışlardı. İslam içinde hegemon hale gelmek isteyen Emeviler ve Abbasiler arasında yaşanan savaşlar, Moğol saldırıları ve Haçlı Seferleri, Safevi – Memluk ve Osmanlılar arasında yaşanan savaşlar, 19 yüzyılla birlikte batıda sanayi tekel kapitalizminin yaşanmaya başlamasıyla birlikte gerçekleşen müdahaleler ve 20. Yüzyılda Ortadoğu’nun yirmi iki devlete parçalanması bu konuda yaşanan somut örneklerdir.

Fakat 19.yüzyıl ve 20.yüzyıl da Ortadoğu’da gerçekleşen dış müdahaleler, özelliklede bunlar içerisinde gerçekleşmiş olanları, Ortadoğu’da daha çok iç parçalanmaya yönelik, burada yaşayan halkları karşı karşıya getirerek  çatıştırmayı ve buna dayalı olarak da hegemonya kurmayı hedeflemekteydiler. Tarihe böl-parçala, yönet  ve çatıştır olarak geçen bu politika , o zamana dek Ortadoğu’da fazla sık görülmeyen sorunların yaşanmasının da önünü açtı. Öyle ki bu sorunlar, neredeyse günlük üretilen politikalar haline getirildiler. Bunlar arasında da milliyetçilik, ırkçılık, mezhepçilik ve benzeri şeyler öne çıkarıldılar.

Sanayi tekel kapitalizminin bununla da asıl olarak yapmaya çalıştığı, Ortadoğu toplumlarının kendi aralarında çatışarak, bir araya gelmelerinin engellenmesiydi. Son iki yüzyılda da bunu başardılar. Ortadoğu toplumları sürekli, bir savaş içerisine çekildiler ve birbirlerini boğazlamaya başladılar. Yaşanan Ermeni, Asuri , Süryani, Kürt (Ezidi katliamları da bunların içerisinde) , İslam-Alevi ve benzeri katliamlar yaşanmaya ve buna dayalı olarak da halkalar birbirine düşman haline getirilmeye başlandı.

Tüm bu yaşananlar Ortadoğu’nun  o zamana kadar ki görünümünü değiştirmeye başladı. Bu şekilde Ortadoğu’nun yeraltı  ve yerüstü zenginlikleri, kaynakları sanayi tekel kapitalizminin hizmetine sunulurken, tüm bu zenginliklerin sahibi olan Ortadoğu toplumları birbirlerine düşman hale getirilmiş oldular.

Son Süreçte Ortaya çıkan ve gündem olan IŞİD unsurları da bu gerçeklik içerisinde yerini aldı. Milliyetçi- Mezhepçi  kışkırtıcılıkta kullanılarak , Ortadoğu toplumlarının başına tam bir provokasyon örgütü olarak bela haline getirildi. Önce İslam-Alevi, hemen ardından Müslüman ama kendi yanında olmayan tüm toplumlara, Hıristiyanlara, Ezidilere karşı saldırıya geçirildi. Bunların eliyle büyük katliamlar gerçekleştirildi ve bunlar hala da yaşanmaya devam etmektedir.

Önce Rojava’da  sonra da Şengal’de IŞİD  çetelerine karşı , Müslüman, Hıristiyan, Ezidi, Kürt, Arap, Türkmen, Ermeni, Asuri, Süryani  ve benzeri toplumlar farklara bakmaksızın , birlikte geliştirdikleri direnişte , asıl olarak bu gerçeklik içerisinde yerlerini buldular.

Bölge halkları gerçekleştirmekte oldukları  bu direnişte yeniden tarihsel kökleri ile  buluşarak birlikte  ortak yaşam imkanlarını da yaratmaya başladılar. Böylece son iki yüzyılda, sanayi kapitalizminin, Ortadoğu halkları karşısında böl-parçala-yönet  ve çatıştır politikasının karşısında kendi alternatiflerini çıkarma gücünü  ortaya çıkararak geleceklerini belirlemede önemli bir adımın sahibi haline geldiler.

IŞİD’ in Zirveye Çıkışı Onun Tepe Taklak Gidişinin de Göstergesi Oldu

Kürt Özgürlük ve demokrasi güçlerinin önemli bir role sahip olduğu ortaya çıktı. Atılan bu adımlar bir gerçekliği de ortaya çıkarmış oldu. O da bölge toplumlarının kendi aralarında sağlayacağı birlikle her türlü saldırıya karşı güç getirecekleri  ve bunun sonucunda da zaferin kaçınılmaz bir hale geleceği gerçekliğiydi. Sadece bu da değildi. Kendisini güçlü göstererek, tüm teknik savaş aletlerine sahip olanların, toplumun iradesi ve gücü karşısında başarısızlığa mahkum oldukları gerçekliliğiydi. Mevcut durumda arkasında  uluslar arası petrol tekellerinin olduğu Türkiye, İsrail, Katar, Suudi Arabistan, ve benzeri devletlerin koruması altında bulunan bazı işbirlikçi güçleri de yanına alan IŞİD’ in içerisine düşmüş olduğu pozisyonda bunu doğrulamaktadır.

IŞİD, Musul’ un kendisine teslim edilmesinden sonra büyük bir güç haline getirilmek istenmişti. Özellikle Rojava’da yediği darbeler sonrasında böyle bir imaj yaratılmasına ihtiyaç duyulmuştu. IŞİD’e teslim edilen bölgeler  ve bölgelerin içersinde tank, top, füze ve benzeri ağır silahlar vardı, milyonlarca dolar da bunların yanında tamamlayıcı bir öğe olarak yer aldı. Aslında IŞİD’ in en güçsüz olduğu dönemde ilanı gerçekleşmişti. Böylece zirveye giderken, alaşağı doğru bir gidişi yaşamaya başlamıştı. Şimdi bir bir eline geçirdiği bölgeleri kaybetmeye ve kaybederken geniş cephelerde savaşmaya mecbur kaldı. IŞİD’ in Şengal’de gerçekleştirmeye çalıştığı katliam karşısında yaşanan direnişte bunun göstergeleri arasında yerini aldı. Kendisini İslam Devleti başında bulunan Ebubekir  Bağdadi’ yi Halife olarak ilan etmesi de bu gerçekliği değiştiremedi.

YPG-YPJ, HPG-YJA STAR  Direnişi

 Şengal’ de Ezidi Kürt halkının direnişe geçmesi ve direniş içerisinde kendi Direniş Birlikleri’ni oluşturmuş olması bu anlamda tarihsel bir anlamı ifade etti. YPG-YPJ ve HPG-YJA  Star güçlerinin böyle bir direnişin başlamasında tarihsel bir rol oynamaları da başta Kürtler olmak üzere tüm Ortadoğu toplumlarının birliği ve ortak mücadelesinin ne kadar büyük bir öneme sahip olduğunu gösterdi.

Böylece bir kez daha ezilen, sömürülen, baskıya uğrayan, ötekileştirilen, tüm kimlik, kültür ve inanç gruplarının ,her türlü sömürü ve zulme karşı birlikte ortak bir mücadele/direniş halinde olmalarının gereği çok somut bir gerçeklik olarak kendini gösterdi. Şengal’de IŞİD çeteleri eliyle gerçekleştirilmeye çalışılan 73. Ferman karşısında yapılması gerekenler buna göre belirlenmiş oldu.  

Cemal Şerik 

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi
www.lekolin.org - www.navendalekolin.com - www.lekolin.net – www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER): SENGAL  DIRENIS  BIRLIKLERI  73  FERMANA  IZIN  VERMEYECEKTIR    

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.