PETROL LOBİLERİ KÜRDİSTANI KİME VE NASIL PAZARLAYACAK!
Araştırmalar / 21 Temmuz 2014 Pazartesi Saat 14:36
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Petrol özgürleştirir mi? Yada bağımsızlaştırır mı? Zengin petrol ve enerji yataklarına sahip Kürt coğrafyası, 21.yy’da de-facto Kürt yönetim sistemlerine sahip oldukları halde neden yer altı zenginlik kaynakları olan petrol sayesinde devletleşemiyorlar, özgürleşemiyorlar ve bağımsız ulusal birlik kuramıyorlar?

Petrol İhaneti Temizler Mi?

Gibi sorular kapalı kapılar arkasında yapılan gizli gündemlerle, alım ve satım projelerine kurban edilmeden, Kürt kamuPetrol özgürleştirir mi? Yada bağımsızlaştırır mı? Zengin petrol ve enerji yataklarına sahip Kürt coğrafyası, 21.yy’da de-facto Kürt yönetim sistemlerine sahip oldukları halde neden yer altı zenginlik kaynakları olan petrol sayesinde devletleşemiyorlar, özgürleşemiyorlar ve bağımsız ulusal birlik kuramıyorlar? oyu önünde tartışılması ve gerçekliğinin açığa çıkartılması elzemdir. Yıllardır biz petrol satarak Kürdistanı özgürleştireceğiz, bağımsız devlet kuracağız diyenlerin gerçek niyet ve stratejilerini açığa çıkartmak önem arz etmektedir. Türkiye ve Güney Kürdistan yönetiminin bu yönlü çalışmalarının sonucunda neyin doğduğunu söylemek gerek. 19 ve 20.yy’lın petrol ruhu ile devlet  olanlar, anlaşma yapanlar, 21.yy’lın petrol ruhuyla aynı şeyleri yapabilirler mi? Dünyanın 20.yy’daki ruhsal psikolojisi ve fiziki biçimleri ne yazık ki 21.yy da şekil değiştirmiş, olgunlaşmış kriz yönetim sistemleri ile daha karmaşık bir hal almış bulunmaktadır.

O zaman sorarak sorgulayarak Kürtlerin neden yer altı zenginliklerini ulusal özgürlükleri için kullanmadıklarını ve büyük bir koz olarak sağlama almadıklarını düşünmek gerek. Her ne kadar dış destekli müdahaleler bahane olarak öne sürülse de işin özüne inmekte yarar var. Koşulların esiri olmak yerine koşulları Kürdistan’ın ulusal demokratik kurtuluşu için evirmek-çevirmek, “Ben Kürdistan’ı kuracağım, özgürleştireceğim yada demokratikleştireceğim” diyen liderler, örgüt ve partiler üzerinde düşünerek ortak ve açık stratejiler geliştirerek dış kamuoyuna değil Kürt kamuoyuna inandırıcı ve ikna edici bir proje sunmaları yada neden kimlerin engel teşkil ettiğini, sabotatör rol oynadıklarını ve ulusal rant sağladıklarını açık açık söylemeleri gerekmektedir. Petrol lobilerinin danışmanlık görevi verdiği kişilerin dışa bağımlı ve Kürt halkının özgürleşmesi önünde en büyük engel teşkil eden devletlerin, sübjektif diplomatik ajanları gibi söylem ve teori üretenlerin aklıyla hareket ederek basına demeçler vermek yada her Newroz öncesi Kürt halkına ha yakında, ha bu sene diye diye bağımsız devlet sözü verenler bir kez daha çevrelerine bakmaları danışmanlık görevlerinde bulunanları sorgulamalı yada neyse gerçek politikaları gizli perdeler içine örtünmeden en azından Kürt halkının temsilcilerine resmi bir şekilde açıklamaları ve Kürt halkında oluşan petrol satım ihalelerindeki kuşkuları gidermelidir. Yoksa yıllardır halkın sessizce onayladığı nasıl olsa bu petrolü satarak devlet kuracaklar, Kürdistanı özgürleştirecekler yaklaşımı bir bumerang silahı gibi kendilerini vuracaktır. Güney Kürdistan üzeri daha çok yapılan petrol anlaşmaları ve enerji boru hatlarının geleceğinin de bu tartışmalarda gizli olduğunu belirtmek gerekiyor. ‘Her şeyin özü ekonomidir’, belirlemesinden yola çıkarak politikanın bu ekonominin yoğunlaşmasından doğduğu bilinir. Kürdistan coğrafyasının yer altı ve yer üstü zenginlik kaynaklarının oluşturmuş olduğu Kürdistan ulusal ekonomisi ne yazık ki asırlar boyu Kürdistanı işgal eden güçler ve devletler tarafından sömürülmüş ırkçı-tekçi devletler temelini bununla oluşturmuşlardır. Sadaka verir gibi Kürdistan’a yapılan en ufak devlet yatırımını da şişirerek kamuoyuna açıklayan bu devletlerin sömürgeci liderlerine ne yazık ki somut verilerle bir Kürt politikacısı gereken cevabı verememektedir. Aksine Kürdistan’ın sömürülmesine destek olmak için yeni yol ve yöntemlerle ortak olmanın-paravan olmanın güzergâhında yürümektedirler. Yeter ki kendileri övülsün, babalarına büyük insan denilsin diye. Kürt halkının düşmanları olan devletlerin gözünde ve dilinde büyüyen, övülen Kürt lider ve partilerin pratiği daima kuşkuyla karşılanmıştır. Irak’ın eki olmayız diyenler, Türkiye’nin eki olmaya adaylarsa Türk devletinin yetkili birimlerince daima övüleceklerini bilmelidirler. Çünkü ırmak ırmak, nehir nehir,    karwan karwan akan Kürt petrol deryasında tekrar Türkiye, tekçi Türk devlet mekanizmalarını çalıştırabilmekte dünya devletlerinin girmiş olduğu ekonomik dar boğazından bu siyaset sayesinde devletinin geleceğini kurtarmaktadır. Türk ekonomisinin % 85’i dışa bağımlı enerjidir. Bu nefes tutuldu mu Türk devletinin nerede duracağını kimse tahmin bile edemez. Türkiye sürekli bu zayıflığını güçlü göstererek,  Jeo-politik ve coğrafik konumunu pazarlayarak ekonomik haritası üzerinde Kürdistan halkının özgürlük taleplerine karşı çıkan ve kabul etmeyen siyasi yönetim politikasını şekillendirerek, yeni dönem Atatürk Türkçesi yerine Osmanlı Türkçesi ile konuşarak sanki yeni argümanlarmış gibi halka karşı seslendirme dublajını bildi. Kuzeyde arayıp ta bulamadığı, piyasaya koyup ta satamadığı,  yeni İdris-i Bitlis-i’leri, Êzdîn Şêrleri ve Rêberleri güneyde bulmanın arayışlarına girmiş ve zayıflıklarından yararlanarak federe devletin en üst kademesine ulaşarak danışmanlık görevlerinde bulunmalarını sağlamıştır. Türk MİT’inin yakın dönemde akademik Kürtçenin Sorani lehçesi dâhil Kürtçe bilen eleman arayışlarını ilanla vermesinin sonucunda eğitmiş olduğu birçok kişinin KDP eliyle Kürt yönetim sistemi içerisinde üst düzeylere taşıdığı artık sır değildir. Daha çok basın-yayın ve enformasyon alanında boy gösteren bu kişilerin âdeta danışmanlık görevi üstelenir gibi Kürt özgürlük hareketi ve iradesi karşıtı söylemleri yerelden üste doğru şekillenmesi birçok doğruyu ispatlar niteliktedir. Güney Kürdistan petrol lobisinin bu yönlü Kürt özgürlük devrimi karşıtı oluşumlarda yer alması ve ekonomik olarak desteklemesi demokratik komünal ekonomi sisteminin Güney Kürdistan’da oluşumunu engellemek ve buna yönelik gerek Rojava’da gerekse de Kürdistan’ın diğer parçalarında ön yargılar oluşturma amacındadır. Bu lobiler Kürdistan’da devrim istememektedirler. Kürdistan devletinin Orta doğu da olmaması için var güçleri ile çalışmaktadırlar. Kürdistan’ı sadece bir koz gibi Orta doğu da bir tehdit aracı olarak kullanmak istemektedirler. Özelikle ara sıra hizadan çıkan Türkiye ve İran’ı yola getirmek için dış basında birkaç büyük Kürdistan haritasını yayınlanması için talimatlar verir. Türk, Arap ve fars halklarını ise Kürtlere karşı ön yargılı hale getirerek en ufak bir özgürlük adımının hükümetleri tarafından atılmasını engellerler. Bazı Kürtlerin duygusal olarak hoşuna giden bu durum aslında bir karşı devrim stratejisidir. Aslına bir gün dönmesini umutla bekleyenler içinse işin özünü kavramaktan başka bir şey değildir. Üstüne üstlük pratik olarak herhangi bir hazırlığı ve somut olarak herhangi bir örgütlülüğü-birliği olmadığı halde güney Kürdistan hükümet yetkililerince dile getirilen bağımsız Kürdistan’ı kuracağız, yakında ilan edeceğiz gibi halkta yaratılan boş umutlar kısa vadeli günü birlik politikaları ancak kurtarabilir. Kürt ulusal ruhunun okşanması gibi bir durumu yaratan bu siyaset aslında sömürge statüsü içinde yaşayan diğer Kürdistan parçalarına yarar yerine zarar verdiği zamanla anlaşılmıştır. Kürtler işte bölmek istiyor, Barzani kendi ağzıyla söylüyor, biz verirsek adım atarsak bölünürüz gibi bahanelerle tekrar daha kanlı süreçler içerisine girmektedirler. Petrol lobisinin uluslar arası sahada gelecekte suya hakim olmak ve Ortadoğu da su lobisi oluşturmak programındaki ilke ve amaçlar çerçevesinde güney Kürdistan’da KDP gibi bir Kürt örgütü bulamayacağını hesapladığından mı olsa gerek bilinmez. Ama çatışmalı kriz yönetim sistemleri ile her yere müdahale etmenin zihinsel alt yapısını da oluşturmaktadır.

Barzani: ‘’Musul Kürt toprağı değildir! ’’

O zaman sorulması gereken özgür, demokratik ve bağımsız Kürdistan karşıtı olan bu güçlerle geliştirilen bunca ekonomik ilişkiler ve sunulan olanakların sebebi nedir? Türk devleti defalarca Orta doğu da bir Kürdistan devletine hatta oluşumuna fırsat tanınmayacağını, “tek millet, tek devlet, tek bayrak” argümanlarıyla sürekli dillendirmekte, Irak, İran ve Suriye’ye bu yönlü sürekli mesajlar vermektedir. Aslında bu mesaj sadece Türk iç kamuoyuna dönük değildir. İran’a, Suriye’ye ve Irak’a verilen açık talimatlardır. Türkiye sadece mezhepten dolayı Irak ve Maliki ile çelişkiler içerisine girmemektedir. Irak’ın toprak bütünlüğünden sürekli dem vurarak Maliki’nin Kürtlere verilen federasyon hakkını yeterince kontrol edemediğinden ve bunu kısıtlayamadığından dolayı kızmakta.  Bunun için Irakta Sünni bir yönetim olsaydı Haşim-i Nuceyfi gibiler bu federasyonu kısar Kerkük’te yaptıkları gibi sürekli kontrol altında tutarak güdükleştirirdi diye düşünmektedir. Çünkü biliniyor Irak anayasasını oluşturma sürecinde Kürtlerin ulusal hakları ve Kerkük sorunun çözümünde en radikal tavrı alarak engellemeye çalışan Haşim-i’nin başını çektiği Sünnilerdir. Daha sonra Güney Kürdistan’a sığınan Haşim-i’nin, Türk-KDP iş birliği sonucunda Türkiye’ye gitmesi planlandı. Kürtler şunu bir türlü soramadı? Irak anayasasında Kürtlerin varlığının teyit edilmemesi için sürekli çalışan, Bu yönlü Irak’ta kamuoyu çalışması yapan ve en önemlisi Kerkük’ün Kürdistan bölgesine bağlanmaması için yapılacak olan Kerkük’te referanduma karşı çıkan Haşim-i gibisine KDP neden yardım etti? KDP ve Haşim-i arasındaki gizli ilişkiler ve pazarlıklar nelerdi? KDP neden Kerkük’ün Kürdistan bölgesine bağlanmasının en büyük muhalifi olan Haşim-i’ye arka çıktı? Ardında Musul’da Kürtleri göçerten, Kürtleri katliama uğratarak faili meçhul cinayetler yapmak için özel birlikler kuran Nuceyfi ile ortak paydalarda nasıl buluştular? ‘’Musul Kürt toprağı değildir! ’’ diyen Barzani’ye en büyük desteği Osama Nuceyfi Musul’da Kürtleri zorunlu göçe zorlatarak ve katlederek destek veriyordu. Güney Kürdistan hükümeti Musul’u IŞİD’e anlaşmalı olarak peşkeş çekti. Kürtler Musul’dan yerlerinden yurtlarından sürgün edilirken, katledilirken herhangi bir tepki göstermedi. Kimin ve neyin hatırına?

“Bir Damla Petrol, Bin Damla Kürt Kanından Daha Değerlidir”

Irak hükümetinin Basra körfezi ve diğer kanallardan uluslararası piyasalara SOMO denetiminde OPEC’in onayı ile pazarladığı petrolü Irak’ın bütün kesimleri için ortak bir maliyede toplanmaktadır. Bazı Şiilerin Basra vs. yerlerde kaçak yollardan Kürtler kadar olmasa da yaptığı petrol kaçakçılığı en sert şekilde cezalandırılmaktadır. Unutmamak gerekir Kürt yönetimi Irak merkezi hükümetinin ortağı ve üyeleri en etkili biçimde en olmadık makamlarında ihale çıkartmakta ve vermektedirler. Bu yönlü KDP’ye yakın bazı Irak hükümet bakanlıklarında yolsuzluk soruşturmalarının sürdüğünü hatırlatmakta yarar var. Türkiye’nin ipiyle kuyuya inen KDP’nin, Irak’ta sonuç olarak yaşadığı buhranın bir benzeri Türkiye ile birlikte hareket ederek Rojava’da yaşadığı durumdur. KDP petrol uğruna Kürtlerin kanını dökmekte, dökülmesine seyirci kalmaktadır.

Dünyada bir devletten daha fazla güce sahip olan büyük petrol şirketlerinin çoğu Güney Kürdistan’da faaliyet yürütmektedir. Dünyayı dizayn etmek için yoğun lobi faaliyetlerinin baş müzakerecileri sayılan bu kuvvetler silah firmalarıyla birlikte hareket ederek planladıkları yerlerde bağımsız devletler kurabilmekte, karışıklık çıkartabilmekte, katliamlar yaptırmakta ve modern kapitalist sistemin kriz yöntemini her türlü borsa ve finans oyunlarıyla sürdürmektedirler. O zaman bu petrol lobileri neden Güney Kürdistan’da bağımsız bir devletin kurulması için gereken lobi faaliyetlerini BM güvenlik konseyi üyeleri içinde yapmamaktadırlar. KDP’nin halkın gizli niyetine saklayarak varlığını sürdürdüğü hayaller arasında bulunan bu amacın ne zaman gerçekleşeceği ise belirsizliğini her geçen gün daha da artarak göstermektedir. Dolayısıyla petrolle özgürleşmenin başka bahara kaldığı, aksine Kürdistan’ı her tür karganın özgürce leşlere dalaşan vaziyete getirildiği görülmektedir. Güney Kürdistan’da faaliyette bulunan petrol devlerinin Güney Kürdistan ekonomisine olan katkı payları ne kadardır? Kimler yararlanıyor? Kimlerle gizli anlaşmalar ve ortaklıklar kuruluyor? Bu anlaşmalar neden açıklanmıyor? Güney Kürdistan’da bulunan KDP’nin üst elit yönetimi dışında bilen var mı? Diğer Kürt partilerinin bu konuda ki sessizliği nasıl açıklanabilir? Güney Kürdistan’da yediden yetmişe herkes yolsuzluk, hırsızlık yapıldığını biliyor. Bu yolsuzluklar halk arasında öylesine olağanlaşmış ki fıkraların konusu haline bile gelmiştir. Fakat yine de halkın tepkisizliği özelikle KDP denetiminde bulunan Behdinan bölgesinde irdelemeye değerdir. Petrol yolsuzluğu ve hırsızlığının Barzaniler tarafından yapıldığını, elde edilen paraların İsviçre bankalarına yatırıldığını, İngiltere gibi yerlerde adalar satın alındığını vs. gibi konularda halk sohbet konusu yapmış bulunmaktadır. Fakat buna rağmen gereken demokratik ve ulusal tepkiler örgütlenemediğinden, halkta oluşturulan korku duvarı aşılmadığından, Barzanilerin hükümlerinin ilelebet süreceğini, sürmediği halde şu anda var olan güvenlik içindeki yaşamlarının zora ve tehlikeye gireceği endişesi ile kendilerini KDP’ye mecbur halde hissettikleri görülüyor. Öte yandan Türkiye ile geliştirilen ekonomik ve askeri anlaşmalar neticesinde orta sınıf ve aristokrat üst sınıf Türkiye ile ilişkilerin bozulmasını istemeyerek teslim bayrağını şimdiden çekerek her türlü ekonomik ajanlığı Türkiye’ye, İran’a hatta Irak’a yapmaktadırlar. KDP ise kendi denetimi altında geliştirilen her türlü iç ve dış ajanlığa karşı çıkmamakta, bilgisi dâhilinde ise desteklemektedir. Bu bilgiler ışığında kendisine hakaret edilmesine bile göz yummaktadır. İlginç bir ikilem gibi görünse de toplumu kendisinde merkezîleştirmenin bir aracı olarak kullanmaktadır. Ama sorulmasında yarar olduğu düşünülen diğer bir soruda birçok güçlü devletin ekonomik gücüne güvenerek var olan dünya sistemi içerisinde politika yaptığı petrol devlerinin, Güney Kürdistan’da bulunan Exbon, mobil, BP, dns, tapeo, gazprom vs. gibi şirketlerin Ortadoğu da Kürdistan’ın özgürleşmesi için yada bağımsızlaşması için ne tür diplomatik, politik ve enformasyon faaliyeti yürüttükleridir. Bunun için bir şey yapmadıkları kendi devlet ekonomileri için Kürdistan’ı nasıl daha iyi paylaşırız, sömürürüz diye politika ve lobi yaptıkları açığa çıkmış bulunmaktadır. Gerektiğinde Güney Kürdistan’ı diktatoryal amaçları için kabadayılık sahnesi haline getirmek isteyen Irak hükümeti ve başbakanı Maliki’ye karşı üç maymunu oynamakta, Kürtlerden yeni tavizler kopartmanın peşine düşerek yoksa yaptığınız anlaşmaları kamuoyuna açıklar sonra rezili-rüsva olursunuz diye de gizliden gizliye tehdit bile yapmaktadırlar. Bu petrol sahalarında Kürdistan hükümeti ve KDP adına danışmanlık görevi üstlenenler ayda 300 bin dolar maaş alarak dönen iç ve dış oyunların ve kirli hesapların birer teorisyeni, hesap tutucusu  gizli bir el gibi her yerde bit gibi çıkmaktadırlar. Dıştan ortak olan büyük devlet diplomatlarının kâr payı ise bunun dışında tutuyoruz. Örnek mahiyetinde bazı isim ve olguları verecek olursak, Cenevre 2 toplantısında ENKS’nin fikir babaları sayılan ve lobi faaliyeti yaparak tek kelimelik Kürdistan ifadesinin zabıtlara geçmediği toplantılarda rol oynayan eski ABD büyükelçisi Zalmay Hailzad ve Fransa eski bakanlarından olan Güney Kürdistan’ı ziyaretlerde bulunan Jerusalem post gazetesine göre dünyadaki en etkili 15 Yahudi’den biri olan Fransa eski bakanı Bernard Koucher’in katılımıyla aralık ayında Fransa senatosunda düzenlenen Suriye’de sivil savaş, bölgesel çarpışmalar ve perspektifler adlı sempozyumda Cenevre 2 ve Irak’ın geleceğinde Güney Kürdistan’ın konumunu konfederasyon olabilir diyerek bunu ABD’li Peter Gabraith ile KDP bölge sözcülerinden Fuad Hüseyin ile tartıştıklarını söyleyerek Rojava direnişinin Güney Kürdistan’a olası olumlu etkilerini zimmi olarak kabul edildiğini açıklamış oldular. Buna rağmen Cenevre 2 toplantısına PYD ’nin çağrılmamasının nedenleri üzerinde ne Fuad Hüseyin, ne Bernard Koucher nede Peter Gabraith açıklama yapmadılar. Aynı toplantıda söz alan KDP cephesinde yer alan ama ara sıra vicdanının sesini dinleyen İsmail Beşikçi ise konuşmasında PYD ’ye gereğinden fazla önem verdiğini düşündüklerinden dolayı bir anlamıyla protesto edildi. Kendisine karşı saygısızlık bile yapıldı. Emekli olduktan sonra Kürdistan yönetiminden ne kadar ödeme aldığı belli olmayan ve Hewlêr ’e sık sık gelerek âdeta yerleşen Zalmay Halilzad ’ın petrol lobisi ile ilişkileri nelerdir? Kürdistan yönetimi danışmanlık adı altında petrol şirketleri aracılığı ile ne kadar ödeme yapmıştır? ABD’de, Avrupa’da, Kürdistan için değil KDP için  lobi yapan bu ve benzer  yabancı danışmanlara ödenen ekonomik  çıkarın bedeli nasıl karşılanıyor? Zalmay  Halilzad, ABD’nin BM elçiliğinden emekli olduktan sonra Güney Kürdistan’a geldi. Burada 7 ay Kürdistan yönetiminde KDP’yi yakın plana alarak 7 ay danışmanlık görevinde bulundu. Çok geçmeden Zalmay Halilzad Rak Petroleum adında Basra körfezi emirliği Ras el Khaimah merkezli petrol şirketinin yönetim kurulu üyesi oldu. Bu şirket Zaxo Tawke’de petrol çıkartan ve pazarlayan Norveç merkezli DNO petrol şirketinin en önemli hissedarlarındandır. DNO ise Peter W. Galbraith ismiyle sürekli anılmıştır. Ortağı bile yapılmıştır. Barzani’nin önemli danışmanlarından olan Peter W. Galbraith ’tır. Irak anayasasının yazım aşamasında bile rol aldığı belirtilmektedir. DNO’nun CEO’su Helge Eide, Peter W. Galbraith ’in Tawke sözleşmesinin müzakeresinde yardımcı olduğunu ve şirkete danışmanlık yaptığını doğrulamıştır. Peter W. Galbraith’in iş ortağı Norveçli Endre Rosjo danışmanlık ücretine ek olarak büyük Tawke sahası ve diğer bölgelerden % 10 pay verildiğini açıkladı. Bu hisseden 230 milyon dolar kazandıklarını ekonomistler açıklamaktadır. Yemenli law.com adlı hukuk sitesi ise bunların Zaxo Tawke’den, DNO ’dan 525 milyon dolar kazanmanın yollarını aradıklarını belirtiyor. Foreign Lobbyist Influence Tracker kuruluşuna göre Barzani ve Kürt yönetimi ABD’de lobi faaliyetleri yürütmek için en fazla para harcayan 10 odaktan biri olarak tespit ettiklerini duyurdu. Fakat burada lobi faaliyetlerinin âdeta iki Kürt aşiret reisi tarzında ayrı ayrı yürütüldüğünü vurguladı. Bu danışmanlardan ve Güney Kürdistan’daki petrol şirketlerine ortak olanlardan diğer bazıları; Hunt Oil, Den Dennise Natali, Vast Exploration petrol şirketinin danışma kurulu üyesi emekli korgeneral Jay Garner, John Agresto gibi yüzlerce kişi Kürt yönetiminin yüklüce ödemeleri karşılığında danışmanlık ve lobi faaliyetlerini Kürt halkının ulusal ekonomisi üzerinde sağlamaktadırlar. Hailzad, Koucher, Ford, Galbrihth gibiler ve daha onlarcası Türk danışmanlarıyla Ortadoğu da yeni konseptler geliştirmektedirler. Dünün düşmanı dost, dünün dostu düşman pozisyonlarını özerk ve ayrı bir şekilde uygulayarak dünya ve Ortadoğu coğrafyasına bukalemun gibi karışık ama uyumlu renklerle dizaynını büyük devlet çıkarları için hiç acımadan uygulamaktadırlar.

İsrail, KDP Denetiminde Rojava- Güney Kürdistanı Birleştirmek İstiyor!

Güney Kürdistan üzeri, İsrail’i Arap kuşatmasından kurtaracak stratejik enerji ve su sisteminin temel rolünü oynayan Rojava petrol lobileri için çok daha önemli bir pozisyona girmiş bulunmaktadır. Sınırları Kerkük’ten Hayfa ‘ya doğru uzanacak bir petrol boru hattı yoluyla İsrail’in Rusya vb. ülkelere olan enerji bağımlılığının sona erdirilmesi planlanırken, bu olmasa tak tak, berdereş, büyük tawke petrol istasyonlarından Güney Kürdistan, Rojava, Hayfa ’ya uzanan iki ayrı boru hattıyla petrol ve tatlı suyun İsrail’e kadar döşenmesi tartışılmaya başlanmıştır. Avrupa’nın Rusya ya olan enerji bağımlılığını sona erdirmek içinde Güney Kürdistan, Rojava ve Kuzey Kürdistan üzeri yeni planlamalar üzerinde farklı farklı hatlarla durmaktadırlar. Irak ise Türkiye limanları yerine Petrolü Suriye’nin ak denizdeki tripoli ve banyas limanı üzeri uluslar arası  piyasaya sürmek istemektedir. Irak son olarak Texas’ta yaptığı toplantıda Türkiye üzeri geçirmeyi planladığı 4 boru hattını askıya aldı. Bunun yerine Irak (SOMO) yeni fizibilite raporları hazırlayarak üçü Suriye’den, ikisi İsrail’den olmak üzere toplam 5 boru hattı için projelerini hazırlamıştır. Bu hatların kullanıma takiben 2019 yıllı itibari ile İsrail’in hayfa hattının kullanıma açılacağı birçok uzman tarafından dile getirilmektedir. bu durum hem Barzani hem de Erdoğan hükümetini başka yollar aramaya itmiştir. İran’ı da rahatsız eden bu durum Sistani’nin müdahalesi ile İran’ın da  Sadr kozunu kendisinde saklamasıyla başka bir boyut kazanarak geleceğe havale edilmiştir. Burada kilit rol oynayan Rojava konumunun önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Buna rağmen bu güçler ve danışmanlar sürekli çıkarlarını Kürt halkının çıkarları üzerinde tutarak Kürtleri adeta bir piyon, hizmetçi, mecbur hale getirerek yeni yeni oyunlarının taşlarını örmektedirler. Aşiret ve parti çıkarları için buna aracı olan Kürtler bir kez daha şapkalarını önlerine koyup Kürdistan’ın geleceğini bir bütün olarak düşünmeleri elzemdir. Petrol lobilerinin gözü ile Kürdistan’ı değerlendirmeye kalkmak sudan türü El-Beşirleri hem içte hem de dışta palazlandırabilir.

Unutmamak gerekir ki geçen yıl Maliki gidicidir diyen de onlardı. Fakat aksine Maliki hükümeti seçimlerden güçlenerek çıkmıştı!  Uluslararası güçler ve bölgedeki işbirlikçi KDP ve AKP Irak başbakanı Maliki’yi devirmek için IŞİD düğmesine bastılar. Sonuç ne olursa olsun kumar oynayanların her zaman kaybettikleri bilinen bir gerçektir. KDP petrol parası ile Kürt birliğini sağlamaya ve bağımsızlık ilan etmeye çalışıyor. Kürt halkı iradesi olmadan petrol parası Kürtlerin birliğini sağlayamaz. Kurulacak devlet bile sağlam ve resmi ayaklar üzerinde oturamaz. Paraya dayalı kurulan iktidarlar yine para ile yıkılabilir. Tek partili bağımsızlık Güney Kürdistan da neye gebe olur bilinmez. Onun için Kürt ulusal birliğinin sağlanmasını beceremeyen partilerin bu söylemleri de havada sadece umut  yağmurları yağdırır. Belki de bir süre KDP’nin  ve yabancı lobilerin ömrünü uzatır. Onun için Kürt hayalleriyle oynama yerine Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın, ‘’Bu hayalleri ve ütopyaları en uygulanabilir noktaya getirdik’’ sözü ile halk buna hazır edildikten sonra, halkın demokratik örgütlü birliğini bunu artık doğal olarak talep edeceğini ve şartların olgunlaşmasıyla kimseye muhtaç olmadan zaten bunu demokratik iradeleşmesiyle göstereceğini açıklamıştır. Bunun için Kürt partilerinin görevi sadece demokratik ulusal yol temizliği yapmaktır. Diken olan, şarampole kayan, yola çukurlar açarak ilk önce ben varacağım yerimi sağlama alacağım, almasam hendekleri daha da derine ve genişliğine kazacağım diyenleri terbiye etmektir. Hakikatleri halka açıklamaktır.

Ver Parayı Çık Terör Listesinden!

ABD’de yayın yapan  ve lobi faaliyetleri hakkında veriler sunan Foreign Lobbying adlı site, Kürdistan bölge yönetiminin bu çerçevede 2008 - 2010 yılları arasında 8 milyon 400 bin dolar harcadığını belirtti. Ayrıca KDP’nin 2005 ile 2007 yılları arasında 1 milyon 240 bin dolar  daha para vererek ABD’nin yayınlanan kara listesinden çıkmak için ödeme yaptığını Güney Kürdistan basını bile defalarca dile getirmiştir.

 O zaman KDP Kürtlerin Ortadoğu da bağımsız bir Kürt devletinin doğmaması için çalışan, özgürleşmesi ve birleşmemesi için var gücüyle komplolar, provokasyonlar, sabotatör ve utopik propagandalar yapan bu güçlerle ve de devletlerle neden her türlü ilişkiyi geliştiriyor? Ulusal Kürdistan ekonomisini bunlara peşkeş çekiyor? Kürt halkı buna daha ne kadar seyirci kalacak? Petrol ekonomisine dayanarak Kürt düşmanlarıyla geliştirilen kirli ilişkilere daha ne kadar tahammül edilecek? Bu ekonomi üzerinde şekil alan KDP’nin her türlü ulusal dayanışmadan uzak ticari ve insani ilişkileri  daha ne kadar sürecek? Kulağa hoş gelen konfederalizm ve bağımsızlık söylemleri ne kadar dillendirilse dillendirsin inandırıcı olabilir mi? Kürdistan’ın kuzeyine, doğusuna ve güneyine düşmanlık yapılarak mı Kürdistan özgür ve bağımsız olacak? Güneyin içinde bile daha doğru dürüst bir ulusal birlik sağlanmamışken nasıl ve neden bu çağrılar her seçim, Newroz yada başka bir parçada atılması düşünülen yeni bir demokratik-özgür hamlenin gününe denk getirilmektedir?. Kürt ulusal ekonomisi üzerinde parti ve ailesel çıkarları çerçevesinde bazı Kürt aydın ve sanatçılara vakıf adı altında yapılan bağışlar neyi örtmek ve kapatmak için yapılıyor? Bu bağışlar ve destekler sonucu Güney Kürdistan yönetiminin her türlü ulusal ve demokratik hata, eksik ve kirli ilişkilerine göz yuman akademisyen, aydın ve sanatçılar diğer Kürdistan parçalarının özgürleşmesini bir parçaya kurban vermek niyetinde oldukları için mi sığ ve dar bir çerçeve içerisinde kalarak Kürt demokratik hareketine karşı durmaktadırlar? PKK eleştirildiği kadar KDP’nin elindeki ekonomik imkanlarının nereye ve nasıl aktarıldığı üzerinde ince ince durulması gerekmez mi? Yılda 30 milyar dolar ekonomiye sahip olan Barzani ve KDP geleneği bu parayla ne tür ilişkiler çevirmektedir? Hangi parçaya politik dayanışma sayılan ekonomik yardım ve destekler sunmuştur? Sunmuşsa kimlere bu parayı vermiştir? Bu gün diğer bütün Kürt örgüt ve partileri arasında en çok ekonomik alana sahip olan tek parti KDP’dir. Bunun için ekonomik bazı eleştirilerileri yapmak bu gün Güney Kürdistan’da sokaklarda sandıklar açarak Rojava’daki çocuklara ilaç ve sağlık malzemesi almak isteyen gençler ve yaşlı kadınların beklentisindeki umuduna sadece bir aşı olur. Bir Türk yada Arap sanatçısına bir şarkı için herhangi bir mitinginde yüzbinlerce dolar veren KDP neden diğer parçalarda özgürlükleri için savaşan halka en ufak bir katkıyı vermemektedir. Ayda-yılda gönderilen bir iki araba erzak yada un ise günlerce kendilerine yakın medya organlarında utanmadan defalarca yayınlayabilmektedirler. Neyin telaşıdır bu! Diğer parçalardaki özgürlük fedailerinin aslında yardım etmesinler bari köstek olmasınlar deyişlerini hatırlayarak dipnot düşmek gerek.

‘Kral Çıplak’

Güney Kürdistan yönetimi ve KDP yetkilileri ise, kendi eksiklikleri, kirli ticari ve siyasi ilişkilerini saklamak için bin dereden su getirerek üzerini örtmenin amacındadırlar. Bunun için görevlendirilen ve geçmişleri karanlık olan bazı KDP’li yetkilileri Tv. Tv. gezerek özelikle dezenformasyonda ileri tekniğe sahip kendi yan basın yayın kuruluşlarında yalanın politik edebiyatını yaparak KDP’yi ve Barzani ailesini temize çıkartmaya çalışmaktadırlar. Fakat ne yapsalar da artık KRAL ÇIPLAK. Herkes yolsuzluklarınızı görüyor. Sadece kendileri görmüyorlar; neden Rojava’ya yardım etmediklerini, Türk devletiyle neden ilişki geliştirdiklerini, IŞİD’e neden yardım ettiklerini vs. vs. konularda saldırıya geçerek gerçek politikalarını gizlemektedirler. Sanki devlet olmalarını engelleyen PKK’dir. Kerkük’ün, Şengal ’in, Maxmur ’un, Xanekin, Mendeli, Tılkefin ve Şêxan ’nın Kürdistan bölgesine bağlanmasını  istemeyen  PKK mi? Musul’u Baasçı IŞİD çetelerine Kürtlerin gözünün içine bakarak siz satmadınız mı? Mesut Barzani’nin  ‘’Musul Kürt toprağı değildir! ’’ sözlerini hala unutmadık. Kürt topraklarına petrol için peşkeş çekerken “bağımsızlıktan” bahsetmek ahlaksızlıkta zirve değil midir?  Sanki Güney Kürdistan’da bağımsız Kürdistan’ın ilan edilmesine karşı çıkan ve uluslar arası alanda lobi faaliyeti yapan PKK’ dir. Kendi siyasi beceriksizliğini başkasının üstüne atarak, hedeflerini teoride büyüterek pratikte küçülterek Kürt halkının ulusal duyguları üzerinde demagoji yaparak ellerinde var olan büyük ve geniş ekonomik ve diplomatik imkanları neden Kürdistan’ın özgürleşmesi için kullanmadıklarını ve kullanamayacaklarını aksine özgür ve demokratik Kürdistan’ın önünde engel teşkil ettiklerini ve buna bile izin vermeyeceklerini pratik arenada göstermektedirler. Yoksa neden KDP elindeki siyasi ve ekonomik ilişkileri Kürdistan’ın özgürleşmesi ve ulusal demokratik birliği için sağlamasın!  Bir tarih boyunca süregelen Barzani ve KDP geleneği Kürdün ulusal aklıyla daha ne kadar oynayacak buna daha ne kadar fırsat verilecek. Bütün Kürt parti, örgüt, kurum ve aydınların bunun üzerinde net, açık ve somut projelerini ortaya koymanın zamanı gelmedi mi? KDP’yi demokratik ulusal çizgiye nasıl çekebiliriz diye, Kürdistan-i bütün parti, örgüt, kurum ve aydınlar ulusal bir platformda toplanarak en azından bunu tartışmaları ve bir sonuca bağlanmaları gerekmez mi? Çünkü gelecek Kürtlerin önüne iki yol koyuyor. Direniş-zafer ya da ihanet ve teslimiyet. Bu iki cephe bütün Kürdistan parçalarında netleşerek açığa çıkacaktır. Bu tercihleri eskiden Kürt bireyleri yapardı. Şimdi ise Kürt örgütleri, partileri ve kurumları yapmakla mükelleftir. Şimdiden ipuçları çıkan bu siyasi durum karşısında KCK cephesi direnişi, KDP cephesi ise teslimiyet ve ihanet cephesini mi seçecek? Yoksa Kürdistan tarihinin tekerrürünü yaşamamak için başka çare kalmamış mıdır? NATO destekli KDP’nin Ukrayna’da yaşanan değiş-tokuş macerasına düşmemesi için koyun postu giymiş kurt danışmanlarının analizleriyle güne bakmamaları gerekir. Petrol borularındaki herhangi bir aksaklık liderlik misyonunun da sonunu getirebilir. Onun için ulusal demokratik bir çizgide politik dayanışma sayılan diğer Kürdistan parçalarına yapılan destekler yüceltir, Kalıcı olur. Açığa çıkmış karanlık tarihlerini bir nebzede olsa hafifletir. Rojava’ya utanç hendekleri açarak bunlar sağlanmaz. Ulusal ekonomiyi Kürt inkârcı devletlerin kontrolü altında döner sermayeye yatırmak Mersin limanı ve halk bankasının kasaları kurtarmaz. Aksine bir vuruşta mahkemelik yapılarak ellerinizden alınır. Onun için Kürt demokratik özgürlük hareketine saldırmak, ulusal dezenformasyon yapmak gerçekleri değiştirmez. Bunun başka anlamı olur.

Küçüğüne ‘Hırsızlık’ Büyüğüne ‘Ticaret’ Deniyor!

KDP yeni sınır kapıları, rafinerileri ve petrol rezerv depoları yaparak Türkiye ile yasadışı petrol kaçakçılığı yapmak petrol lobilerinin kazancını katlayarak sürdürmenin yeni yollarını açıyor. Katır sırtında İran ve Türkiye’ye petrol geçiren yoksul Kürt köylüleri KDP Peşmergeleri ve Türk askerleri tarafından tutuklanıp katledilirken KDP ve Türkiye ticaret adıyla milyarlarla dolarlık petrol çalışıyorlar. Köylünün yaptığı hırsızlık oluyor, KDP ve Türkiye’nin ki ticaret. Hırsızlığı büyük yapanlar bu hırsızlık için Güney Kürdistan’da kurduğu ve desteklediği bazı petrol şirketleri ile İran, Afganistan, Asya pazarı ve Türkiye üzeri yeni güzergâhlar belirlemiştir. Bunun için KDP Türkiye’de Rusya’da, Avrupa Davos’ta bazı önemli görüşmeler gerçekleştirmiştir. En yakın müttefik olarak gördüğü ise Türkiye’dir. Petrol boru hatları ve tankerlerle sürdürülen petrol kaçakçılığının boyutunu zenginleştirerek şirketlerin manifesto belgeleri ile günün birinde suçu bu şirketlerin üzerine atmak için şimdiden yoğun çalışmalar içerisinde olduğu belirtiliyor. Irak’ta SOMO benzeri gibi Güney Kürdistan’da Asia oil’i kurup aktifleştirerek milyarlarca doları bulan petrol kaçakçılığını Türkiye ile birlikte yürütmenin gizli planlamalarını yapmaktadır. Herhangi bir hesap ve kitaba tabi olmayan bu yolsuzluktan her iki tarafın gizli kasalarını iyice dolduracakları hesaplanmaktadır. Irak hükümeti ve maliki ise buna karşı çıkmaktadır. Hesap ve litreler açık ve net olsun, denilmektedir. Tarihi boyunca açık politika yürütmekten nefret eden Barzani ve KDP beyinden fişek yemiş gibi tehditler savurmakta, kriz ve kaos yaratarak bu durumu uzun vadeye sürmek istemektedirler. Böylece gereken petrol yolsuzluğunun alt yapısı hazırlanarak siyasi varlıklarını bir ömür boyu ulusal ve uluslararası mercilere farz kılar hale getirmenin peşindedirler. Bununla birlikte tarihinin 1975’ni yaşamamak için var gücüyle çalışarak zayıflamış durumdan kurtulmak istemektedirler. Bu petrol yolculuğunu her ne kadar ABD karşı çıksa da İsrail, Mersin ve İskenderun limanı üzeri tanker gemilerle transfer ederek dış piyasaya sürmektedir. Özelikle Hewlêr ve Süleymaniye arasındaki tak tak bölgesinde çıkan ve dünyanın en iyi Brent Petrolü sayılan petrol maddesi olduğu için de ayrıca bir değer sayılmaktadır. KDP, AKP ve İsrail ortaklığında süren bu durum Zaxo Tawke de değişmekte burada çıkan petrol de ise pazarlama işinde İngiltere ortaklığından bahsedilebilir. Dünya petrol fiyatlarını elinde bulunduran ABD ise piyasaya kötü yansıması doğmadığı sürece neyin karşılığında göz yumduğu ise merak konusudur. Erdoğan, Gül ve Barzanilerin ortak olduğu ve hisselerinin olduğu bu kaçakçılık işleminde Türkiye (AKP) farklı şirket isimleriyle, Güney Kürdistan’da (KDP)  farklı şirket isimleriyle sürdürmektedirler. Tankerlerle ayda 2000 tır Zaxo da UB holdingin tesislerinde Türkiye’ye gönderilmektedir. Borulardan günde 400 bin varil Petrolün gitmesi için çalışmalar son hızıyla bitiş noktasına gelmiştir. Barzanilerin onayı ile Asia oil’i alan UB holding Silopi karşısında sınırın sıfır noktasında inşa ettiği büyük petrol hazne depoları ile her türlü ticarete acık olduğunu belirtmektedir. Hemen karşısında bulunan Silopi’de ise hacılar tesislerine yakın olan bölgede TRANSPOWER ŞTİ ’de büyük petrol depoları ve haznelerini yapmaktadır. TRANSPOWER ŞTİ İçel de Güney Kürdistan’da giden Petrolün depolandığı ve satıldığı AKP’nin ve Erdoğan’ın gizli ortakları olduğu en büyük şirketlerindendir. Bu şirket Soyol, Muşluoğlu, Ersan, Eyüpoğlu gibi transit nakliye firmaları aracılığı ile sürekli petrol taşımaktadırlar. Gümrük giriş ve çıkışları en sağlam alınan ve gümrük işlemlerine tabi olmayan bu petrol sevkiyatındaki elde edilen paranın nereye gittiği ise Güney Kürdistan’daki hiçbir parti bile bilmemekte ve sormamaktadır. Uzaydan TÜRKSAT uydu sistemleri ile tır araçlarına yerleştirilen özel çiplerle yerleri tespit edilen bu tankerler güvenli bir biçimde verilen süre içinde yerlerine ulaşmaları sağlanmaktadır. Güney Kürdistan yönetimi ise bu Petrolü başta Asya, UB holding Qaiwan, millet, herir ve ıraq oil gibi şirketler aracılığı ile yapmaktadır. Bu şirketlerden bazıları İran Afganistan üzeri çalışırken bazıları da Türkiye’ye giden petrol üzerine yoğunluk vermektedir. UB holding daha çok Türkiye’ye giden petrolden sorumludur. Sahipleri ise Türkiye ve İngiltere’de önemli yatırımlar yapmaktadır. KDP’nin birçok yayın organının ve kurumunun temel finansörlerindendir. Bu şirketler KDP adına birçok işe ve pazara girerek sermayelerine sermaye katmaktadırlar. Ama ne yazık ki birer Türkiye kopyası bağımlı ekonomik güç olmaktan öteye gitmemektedirler.

Güney Kürdistan’da faaliyette bulunan petrol şirketlerinin listesini vererek bu parantezi kapatalım.

Ø    GÜNEY KÜRDİSTAN

•    Abu Dhabi National Energy Company (TAQA)
•    Addax
•    Afren
•    Aspect Energy
•    Chevron
•    Dana Energy
•    DNO
•    Dogan
•    Exxon
•    ExxonMobil
•    Forbes & Manhattan
•    Gazprom
•    Genel Energy
•    Groundstar Resources
•    Gulf Keystone
•    Heritage Oil
•    Hess
•    Hillwood
•    HKN
•    HKN Energy
•    Hunt Oil
•    Kar Group
•    KNOC
•    Korea National Oil Company
•    Murphy Oil
•    Niko
•    Norbest
•    Oil Search
•    OMV
•    Oryx Petroleum
•    Perenco
•    Petoil
•    Prime Oil
•    Qaiwan
•    Reliance Industries
•    Repsol
•    ShaMaran Petroleum
•    SINOPEC
•    Sterling Energy
•    Talisman
•    Total
•    Viking

•    WesternZagros

Ülkelere göre ise liste şöyle şekilleniyor;

Ø    ABD

•    Exxon Mobil
•    Çavuş nişanı
•    Aspect Enerji
•    Marathon Oil Corporation
•    Hillwood Uluslararası Enerji
•    Hunt Oil
•    Başbakan Yağı
•    Murphy Oil
•    Hess Corporation
•    HKN Enerji
•    Viking Uluslararası

Ø    KANADA

•    Forbes ve Manhattan
•    Western Zagros Kaynakları
•    Talisman Energy Inc
•    NIKO Kaynakları
•    Zemin Yıldız
•    Şahmaran

Ø    GÜNEY KORE

•    Kore Ulusal Petrol Şirketi (KNOC)

Ø    TÜRKİYE

•    Genel Energy
•    Petoil
•    Dogan

Ø    BRİTANYA

•    Gulf Keystone Petroleum
•    Sterling Energy
•    Heritage Oil

Ø    ANGOLA (Fransız)

•    Perenco

Ø    BAE

•    TAQA
•    Dana Petroleum

Ø    FRANSA

•    Total

Ø    AVUSTURYA

•    OMV

Ø    ÇİN

•    Sinopec Grubu
•    Addax Petroleum

Ø    MACARİSTAN

•    MOL

Ø    HİNDİSTAN

•    Reliance Industries

Ø    PAPUA YENİ GİNE

•    Petrol Arama

Ø    RUSYA

•    Norbest
•    Gazprom Neft
•    Norveç
•    DNO
•    Irak
•    Petrol Arama (Irak) Limited
•    Kar Grubu
•    Qaiwan Grubu

Ø    İSPANYA

•    Repsol
•    Bağımsız
•    AFREN
•    Çavuş nişanı
•    Total
•    Genel Energy
•    DNO
•    Gulf Keystone Petroleum LTD.
•    OMV
•    HESS
•    Oryx Petrol
•    Repsol
•    Dana Gas
•    Marathon Oil Corporation
•    Gazprom Neft
•    MOL Grup
•    Hunt Oil Ortadoğu Limited
•    Petrol Arama (Irak) Limited
•    Talisman Energy
•    Viking Uluslararası
•    HKN Enerji
•    Western Zagros

 Hiç Bir şey Eskisi Gibi Değil!

Gün itibariyle petrol ekonomisi üzerinde şekil alan Güney Kürdistan yönetimi ve KDP’nin politikası geleceğinin garantisini petrole yatırmış bulunmaktadır. Elde edeceği kâr, komisyon ve hisse bedelleriyle halkın sırtında bir minnet borcu yaratmış gibi iktidarını süreklileştirmenin ekonomik saç ayaklarını ulusal ve uluslararası alanda lobiler ve pahalı danışmanlar aracılığı ile yapmaktadır. Böylece kapitalist modernite güçlerine Kürdistan’da en uygun aday olduğunu göstermeğe çalışırken petrol lobilerine engel olabilecek Kürt direniş ve komünal özgürlük taleplerini en iyi şekilde kendisinin bastıracağını bir ömür boyu petrol ve silah lobilerine bekçilik yapabileceğini göstermeye çalışmaktadır. Zaten ister istemez artık Ortadoğu da inkâr edilmeyecek olan Kürt gerçekliğinin ilerde bir statüye kavuşacağını bildiğinden dolayı tek başına buna hâkim ve lider olmak için doğumdan önce sistemin cinsiyetini dile getirerek halkın umutlarına sahiplenmek istemektedir. Böylece Kürdistan da iktidarını ve ekonomik çıkarlarını tamamıyla koruyabileceğini hesaplamaktadır. Halkın özgür ve demokratik örgütleme, zihinsel ve ruhsal Kürdistan-i bir çizgide öz güce ve yeteneğe sahip ulusal bir eğitimle bilinçlendirme yerine, halkın öz gücünden ziyade petrolün ekonomik ve gümrük gücüne güvenerek politik olarak varlığını sürdürmenin peşindedir. Artık ne Irak’ta nede Güney Kürdistan’da hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Dengeler ve Olasılıklar

Güney Kürdistan’da hükümet kuruldu ama KDP’ye teslimiyet bayrağı çekmeyen partilerin hükümette fazla kalmaları mümkün görünmemektedir. En fazla 6 yada 2 yıl içerisinde bu çelişkiler derinleşerek başka biçim ve boyutlarda varlığını gösterecektir. KDP önemli yerleri-bakanlıkları paylaştığı koalisyon ortaklarıyla herhangi önemli olan temel değişikleri kabul etmeyecektir. İster Goran ister YNK isterse diğer partiler olsun KDP ile koalisyonun karşılığında halkın temel talepleri olan değişimi gerçekleştirmedikleri takdirde halkın isyan tepkisi daha farklı biçimde kendilerine bir bumerang silahı gibi geri dönecektir. Dolayısıyla her parti KDP gibi düşünmemektedir. Her parti artık kendi amaçlarını hedef ve programlarını uygulamak istemektedir. Hatta ne olduğu hala açıklanmayan stratejik ittifak programı yaptığı YNK bile varlığını göstermek ve KDP’nin kuyrukçusu olmadığını halka göstermenin peşine düşmüştür. KDP ise bütün bu durumlardan rahatsız ve adeta bir kriz ve kaos durumuyla karşı karşıya bulunmaktadır. Eskisi gibi savaşarak, silahla çatışarak dize getirdiği bu partileri artık aynı yöntemlerle esir hale getirmeyeceğini ve kendisine mecbur etmeyeceğini bilmektedir. Son olarak 2013’te Behdinan’da KDP yetkililerinden olan Ali Awni yönetiminde komplo senaryolarını pratikte düzenleyerek artık ne Goran, ne Yekgırti İslami partisini, nede Hristiyanların içki dükkânlarını yakarak süreci kurtarmayacağını bilmektedir. Aslında KDP bir yerde bir savaş, kriz istemektedir. Eskiden olsaydı bunun yolları kolaydı, şimdi ise bir yol bulmakta zorlanıyor. Güney Kürdistan partilerini ve halkını ikna etmek her gecen gün daha da zorlaşıyor. Özelikle soran bölgesinin duyarlılığı pişmiş kelle yaş oluyor. Güney Kürdistan partileri eskisi gibi sahipsiz değildir. Bütün Güney Kürdistan parti ve örgütleri KDP’ye karşı sırtını KCK’ye vererek KDP’nin karşısına çıkmakta ve taleplerini özgürce söylemektedirler. Sık sık Kandile yapılan YNK, Goran ve diğer Güneyli kurumların ziyaretlerini KDP çok iyi anlamaktadır. KDP’de Güney Kürdistan’ın Bamerni,  Kanimasi ve Amediye de üs kurmuş Türk askerlerinin yanı sıra Hewlêr, Duhok ve Zaxo da bulunan  özel Türk MİT servislerine sırtını vermiştir. Adeta siz yoksanız Türk devleti var gerekirse AKP ile Güney Kürdistan’da hükümet kurarız misalinde davranmaktadır! Goran’ın son KDP ilişkileri gelmiş bulunmaktadır de incelemeye değerdir. Goran hareketi Güney Kürdistan’da son raunda doğrudur. Yolsuzluk hırsızlık üzeri politika ve seçim propagandası yapmak halkta özelikle KDP’nin hâkim olduğu Behdinan sahasında karşılığını bulmamaktadır. Yeni bir projede ortaya atmadığından dolayı iktidar olma ve hükümete bulunma yoluyla bakanlıkları içten değiştirme ve dönüştürme hedeflerini uygulamak istiyor. Zoraki de olsa KDP bazı noktalarda evet demek zorunda kalıyor. Nereye kadar ve nasıl olacağı ise dengelere göre biçim ve öz kazanacaktır. Bugüne kadar KDP’ye yama olanlar ve KDP’nin yanına giden örgüt ve partileri KDP bitirmiş özünden boşaltmıştır. En yakın örneği ise YNK’dir. Ama buna rağmen YNK’de bir uyanma kısmı olarak söz konusu olmuştur. KDP Rojava politikasından dolayı YNK ile derin anlaşmazlıklar yaşamaktadır. Goran’ı bunun için kullanmak isteyen KDP ise Goran’a karşı şüpheleri azalmamıştır, taktiksel yaklaşmaktadır. Goran şu konuda kendisini netleştirmelidir, YNK’ye intikamcı bir siyasi duruş gözüyle bakma yerine daha politik davranarak gerçekten varsa KDP’nin yolsuzluk iktidarına karşı daha aktif ve dur demesi gerekiyor. YNK de bir koltuk ve ekonomik çıkar adına KDP’nin jandarması olmaktan vazgeçmelidir. Vazgeçmediği oranda KDP’nin kucağına düşerek İran ve Türkiye dengesinde yolunu şaşırmış tavuk gibi bir buraya bir oraya giderek Güneyin ancak CHP’si olabilir. PÇDK gibi yurtsever demokratik ideasında bulunan örgütler ise bağımlı-güdümlü ve siyasi beceriden uzak kadro sistemi ile armut piş ağzıma düş misali Güney Kürdistan’ın siyasi sahnesinde ancak oyunu yuhalayarak ve alkışlayarak bitirmeye çalışır. KCK’nin dengeleyici politik tavrı, demokratik ulusal özeliklere sahip nasihatleri Güney Kürdistan halkını Gerilla etrafında ruhi bir biçimde çemberleyerek âdeta Kürdistan’ın garanti sigortası haline getirmiş bulunmaktadır. Adeta KCK bir bütün Kürdistan ulusal demokratik-özgür yaşam değerler toplamındaki üst mahkemenin tek ve vazgeçilmez hâkimi yapmıştır. KCK’nin söylem ve değerlendirmelerini sadece Güney Kürdistan partileri değil Güney Kürdistan haklıda dört gözle beklemekte ve takip etmektedir. Kerkük sorunu gibi can alıcı konularda halkın yardım talep ettiği tek merci olmuştur. Acaba KCK Güney Kürdistan halkının bu taleplerine gereken tarz ve koşullara uygun yeni politik pozisyonlar çerçevesinde ne kadar sahiplenerek bu duyguların heba olmaması için çalışacak?
Yekgırti islami partisi ve çevresi ise Güney Kürdistan’da gün geçtikçe daha ulusalcı bir dil kullanmaya ve seçim beyannamelerinde konfederal Irak’tan bahsettikten sonra KDP’den Barzani bu sözü dillendirmeye başlamıştır.

 “İktidarda Olmadığım Yer Kürdistan Değildir”

KDP’nin neden Kerkük’ten vazgeçtiği ise incelemeye değerdir. Kerkük’te Kürt ulusal birliğini istemeyen bir parti ve liderinin bütün Kürdistan’da ulusal birliği sağlaması zaten düşünülemez. Türkiye’nin bu yönlü KDP’ye dayatması nedir. Hangi taleplerde bulunmuştur KDP bu taleplerin ne kadarını kabul etmiştir? KDP Kerkük’te Irak Türkmen cephesi ile ne Tür gizli görüşmeler yapmıştır. Davutoğlu’nun Kerkük ziyaretinde Türkmenlere ne istiyorsanız beyaz kâğıda yazın altına imzamı atarım biz Kerkük’ü bırakmayız Kerkük Türkmen toprağıdır sözünü KDP kabul etmiş midir? Irak Türkmen cephesi Davutoğlu aracılığı ile KDP ile zimmi bir ittifaka girmiş midir? Kesin ve net olarak şu soruyu yanıtlamak zorundadır. Çünkü bu yönlü çok ciddi ortak politikalar aynı merkezden yürütülmektedir. Kerkük’te Kürt Halk Önderi Öcalan’ın fotoğraflarına ve kutlamalarına tahammül etmeyen Irak Türkmen cephesini takiben Duhok, Zaxo ve Behdinan’da da KDP, Öcalan’ın fotoğraf ve kutlamalarına izin vermemektedir. Yoksa kozmik merkezleri aynımı?

Kürdistan’ın kalbi sayılan Kerkük’te “iktidarda olmadığım yer Kürdistan değildir” diyerek kendisini saltanat hastalığına kaptırmış KDP, Kerkük’te IŞİD desteğine rağmen kaybetmiştir. Çünkü dış destekli petrol, gümrük ve maddi araçlarla iktidarını ancak sürdürebilen bir gücün halkın öz gücüne karşı olan inançsızlığı yüzünden muhalefet ederek demokratik örgütlemeler yaparak günümüzde varlığını göstermesi imkânsızdır. KDP bu özeliği ile sürekli iktidar olmanın yeni yeni oyun, komplo ve provokasyonları geliştirerek siyasi yaşamını idame etmek gayretindedir.

Bana Arkadaşını Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim’

Rojava’da iflas eden KDP, doğal olarak Güney Kürdistan’da da bunun politik sonuçlarını yaşıyor. Rojava karşıtlığının öyle kolay kolay hal olmayacağı da biliniyor. Çünkü Rojava konusunda Güney Kürdistan’da IŞİD dışında tek başına kalmıştır. IŞİD dışında hiçbir ittifakı kalmamıştır. PKK konusunda yıllardır ittifakta bulunduğu YNK’de bu konuda artık destek vermemektedir. Bu durumu KDP bütün iç toplantılarının temel gündem maddesi yapmaktadır. KDP, IŞİD ile ittifak dışında kendisinin “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.”

Bütün bu gelişmeleri matematiksel bir hesapla ifade edersek: KDP+IŞİD+AKP=İHANET-KAOS sonucuna ulaşırız.

Sonuç;

Yukarıda dile getirilen gerçekler ışığında politikanın gelecekte Güney Kürdistan’da nasıl şekil alabileceği görülebilir. Petrol lobilerinin maddi gücüyle seçimler iktidar olmak ve temize çıkmak isteyen Barzani ve iktidar güçleri ise yeni bir havanın ve fırtınanın içerisine girmiş bulunmaktadır. Girilen yeni dönemin sonucunu Kürdistan halkının demokratik özgürlüğüne çevirmek hakikatleri çözerek gerçekleri halka anlatmaktan başka bir anlam kalmayıp bunun içinse hiçbir bahanenin artık değer bulmayacağını belirtmek önem kazanmaktadır.

Güney Kürdistan’da Petrol ve enerji lobilerinin Kürdistan’ı kendi devlet ve organizasyonları aracılığı ile yönetmeye yön vermeğe kalkışmasının derin izlerini görerek Kürdistan halkının ulusal ve demokratik birliği tarzında ulusal demokratik Kürdistan ekonomisi Kürt halkının özgürleşmesi ve ulusal dayanışma politikası ile geleceğe taşırmak ancak başarı sağlayabilir. Tarihte aynı tekerrüre düşememek için hafızamızı yineleme açısından son dipnotu da düşmek gerek.

1979 başından Mart ayına kadar, yani ölene dek, Mele Mustafa Barzani, devamlı ezici bir başarısızlık hissiyle yanıyordu. Başkalarını suçlasa da kendi sorumluluğunu da üstleniyordu. 1977 yazında Barzani, Washington’da Qazzaz, Dosky, Dr. Karim ve Cemal Alamdar'la birlikte Washington’da, DC bölgesinde bir Ortadoğu restoranında öğle yemeği yerken masalarına bir adam yaklaşır ve onlara Arapça, “Siz Kürt’sünüz değil mi? Kürtçe konuşmalarınızı duydum” dedi. Adam Keldani idi. Barzani’yi tanımıyordu. Konuşmasını söyle sürdürmüştü: “ Barzani'nin akıllı adam olduğuna nasıl da inandık! Aptal bir insan İran Şahı’na güvendiğinde zeki olabilir mi sizce? ’’

 Barzani, bu sözler karşısında sessizce oturdu, diğerleri de adamı başlarından savdı. Barzani sesini çıkarmadı, sessizce oturdu. Restorandan çıktıklarında Cemal Alemdar ona yavaş bir sesle ‘’ Umarım o adam sizi rahatsız etmemiştir. ”  Barzani, “ Hayır Adamın söyledikleri doğrudur, benim başarısızlığım, aptallığımdandır” diyerek Cemal Alemdara cevap verir.

 Amerikalı dostları onun tarihte büyük bir adam olarak hatırlanacağını ve hayatı boyunca büyük işler başardığını söyleyip teskin ediyorlardı. Sürekli anılarını dikte etmek için teklifte bulunduklarında Barzani bu teklifleri reddediyordu. Bazılarına ''Benim hayatım başarısızlıklarla dolu. Anlatmaya değer bir şey yok'' diyordu.( david a.kron. Mustafa Barzani’nin son yılları)

Umarız Barzaniler ve KDP, Türkiye ile geliştirdikleri ilişkilerinde aynı akıbete uğramakla yüz yüze kaldıklarını hesaplayarak son pişmanlık gözyaşlarını silmek için Kürdistan halkının vicdanına ve umutlarına seslenmezler. Çünkü aynı çağ ve ruhta olunmadığı unutulmamalı.

Serkef Azadi

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org - www.navendalekolin.com - www.lekolin.net – www.lekolin.info


Parveke

TAGS(ETIKETLER):  PETROL  LOBILERI  KURDISTANI  KIME  VE  NASIL  PAZARLAYACAK    

Mustafa mesdu
Gercekler Budur
lutfen bu yazinin tv belgesesini yapin. Tarihi lie birlikte kaybolmamasi gereken son yillarin en onemli arastirmasidir.
30 Eylül 2015 Çarşamba Saat 10:03