ROJAVA KİM İÇİN NEYİ İFADE EDİYOR? -1-
Makaleler / 05 Haziran 2014 Perşembe Saat 06:03
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Suriye iç savaşının başlamasıyla birlikte, sıkça kullanılan deyimle "taşlar yerinden oynadı". Savaşın başlamasıyla gerek bölgesel gerekse de uluslararası güçler konumlarını tekrar ele almak zorunda kaldı. Mevcut durumda Suriye 4'e bölünmüş durumdadır.

Suriye iç savaşının başlamasıyla birlikte, sıkça kullanılan deyimle "taşlar yerinden oynadı". Savaşın başlamasıyla gerek bölgesel gerekse de uluslararası güçler konumlarını tekrar ele almak zorunda kaldı. Mevcut durumda Suriye 4'e bölünmüş durumdadır. Ülkenin bir tarafı Nusra'nın da içinde yer aldığı Batı destekli İslami Cephe'nin elindeyken bir tarafı El Qaide'den ayrılan ve Rejim ajanlarından tutalım bölgesel ve uluslararası güçlerin de etkin olduğu IŞİD(Irak ve Şam İslam Devleti) bir kısmı Rejimin elindeyken aralarında kopukluk olsa da Rojava dediğimiz bölgede ise Kürtler yönetimi ele geçirmiş durumda. Bu saydığımız bölgelerde etkin olan güçler değişik tarihlerde birbirlerine karşı savaşıp yeri geldiğinde başkalarına karşı geçici ittifaklar da kurmaktalar.

Gelinen aşama itibariyle bu savaşın daha uzun yıllar süreceği öngörülüyor. Ancak BAAS Rejimi tarafından kendilerine vatandaşlık bile verilmeyen Kürtlerin denetimindeki Rojava hem  petrol alanlarının büyük bölümünü ihtiva etmesi hem de tarımın büyük bölümünün Rojava'da yapılıyor olması nedeniyle Rojava'yı ayrı bir noktaya taşıyor. Tüm güçlerin Rojava'ya dair siyasi ve askeri hedefleri bazı noktalarda birbirine karşıt olan bu gurupları yeri geldiğinde müttefik haline bile getirebiliyor.

ABD ve Rusya için Rojava

Hegomanyal çatışma-çekişme yaşayan ABD ve Rusya şüphe yok ki Suriye'nin geleceğine karar veren en önemli iki aktör konumundalar. ABD için de Rusya için de Suriye iç savaşının sonucu Ortadoğu'nun geleceğinin şekillenmesinde belirleyicidir. ABD ve Rusya'nın Suriye üzerindeki amaçları üzerinde durmak yazımızın sınırlarını aşacaktır. Ancak sonuçlarının büyüklüğü Suriye iç savaşını bu iki güç için her türlü siyasi-askeri müdahaleyi yapmaları için zorunlu kılıyor.

Rusya'nın çıkarları Esad rejiminin ayakta kalmasını zorunlu kılarken ABD için de bunun tam tersini zorunlu kılıyor. Her iki taraf da kendileri adına vekaleten savaşı yürüten Rejim ve Muhaliflerin savaş esnasındaki askeri ve siyasi konumlarını, kararlarını almalarında kendilerini belirleyici hale getiriyor. Ukrayna kriziyle aralarındaki anlaşmazlığın daha da derinleşmesiyle Suriye'de daha uzun süre çatışma-çekişme halinde kalacakları muhakkaktır.

Rojava konusunda ise Rusya Esad'a yeni bir cephe açmamak adına daha ihtiyatlıyken ABD Rojava'daki idareye açık bir cephe almış durumdadır. Hatta Salih Müslim'in bir konferans için ABD'ye girişini engelleme yoluna bile gittiler. Cenevre görüşmelerinde Rusya'nın tüm ısrarlarına rağmen ABD yönetimi Rojava Kürtlerinin bağımsız bir heyet olarak Cenevre'ye gelmesine şiddetle karşı çıktı.  Tabi şimdilik gerek ABD gerekse de T.C Rojava'ya yönelik politikalarını KDP üzerinden dayatmaya çalışmaktadırlar. Ancak bu konuda pek de başarılı oldukları söylenemez.

ABD'nin de ortak düşmanı olan El Kaide ile en ciddi ve en etkili savaşı veren ve Suriye'de El Kaide'nin ilerleme sağlayamadığı tek bölge olan Rojava'ya karşı bu tutum ABD'nin "Terörle mücadele" ikiyüzlülüğünü göstermesi açısından da önemlidir. Ancak tüm engelleyici tutumuna rağmen Rojava'daki özerk idare ABD ile her zaman görüşmeye açık olduğunu beyan etmektedir.

IŞİD için Rojava

Mevcut El Kaide yönetimini "yeterince mücahid" olarak görmeyen IŞİD'in savaşçıları dünyanın dört bir tarafından gelen "muhacir" yani yabancı savaşçılardan oluşuyor. Rojava IŞİD için biat altına alınması gereken, eğer biat etmezlerse de her türlü katliama müstehak bir bölge olarak görülüyor. IŞİD hem Cizir hem de Kobani kantonlarına birçok saldırı düzenledi. Bu saldırılarla IŞİD hem Irak sınırında yer alan bölgeleri alarak "Irak İslam Devleti" ile "Şam İslam Devletini" birleştirmeyi hem de Türkiye sınırındaki kapıları kontrol etmeyi amaçlıyordu. Akçakale'nin karşısındaki Tel Ebyad'ı ve Karkamış'ın karşısında yer alan Cerablus'u ÖSO ve Ahraru Şam'dan alarak bu amacına bir parça da olsa ulaşmış oldu. Ancak Hem Serekaniye hem de Kobani tarafından sıkıştırılan IŞİD özellikle de Tel Ebyad'ta (Grêspî) kendisini güvende hissetmiyor. Bu sıkışmışlığın ifadesi de geçen hafta Serekaniye'nin Tileliye köyünde yaptığı sivil katliamı oldu. Din referanslı hareket eden IŞİD'in Haseke ve Tel Ebyad gibi yerlerde "Araplığı" öne çıkarması ise IŞİD'in Rojava için her türlü yolu denediğini gösteriyor

ÖSO-İslami Cephe için Rojava

Ağırlıklı olarak BAAS Rejiminin baskıcı yönetiminden bıkmış Sünni Arapların katıldığı ancak zamanla hatırı sayılır miktarda da yabancı savaşçı barındıran Batı destekli bu grubun Rojava'ya yaklaşımı İran, Irak, Suriye ve Türkiye'nin kendi Kürtlerine yaklaşımından farklı değildir. En radikal olan parçalarından en "ılımlı" parçasına kadar tüm bileşenleri için Rojava "Esad'ın kafir Kürtlere teslim ettiği ve bunun için de işgalden kurtarılması gereken Suriye Arap Cumhuriyeti" toprağıdır. Türkiye'nin her türlü siyasi, askeri, lojistik ve diplomatik desteğini sunduğu bu grubun farklı bir yaklaşımda bulunması da zaten beklenemezdi. Kendilerine bu yaklaşımları hatırlatıldığında ise T.C'nin yüz yıldır tekrarladığı şeyi tekrarlamaktadırlar: "Arap-Kürt Müslüman kardeştir, PKK kalleştir!" KDP'nin Suriye'deki kollarının da siyasi kanadında yer aldığı ve hatta Cenevre 2 görüşmelerine KDP'nin partilerinin üyesi olarak katıldığı bu gurup Kürtlerin halk olmaktan kaynaklı tüm taleplerini reddetmektedirler. T.C'nin "kurtuluş savaşı" sırasında Kuzey Kürdistan Kürtlerine söylediği şeyi söylemektedirler: Hele bir düşmanı kovalım, sonrasına bakarız.

 Şu an hafifletilmiş olsa da uzun süre Afrin'i kuşatan ve şiddetli bir ambargo uygulayan bu grubun Afrin'i ele geçermek için yaptığı tüm saldırılar YPG'nin şiddetli direnişiyle karşılaştı. Daha sonrasında YPG ile ateşkes sağlayan bu gurup daha çok IŞİD'e yöneldi. ancak bölgede IŞİD'le girdikleri çatışmalarda da fazla bir varlık gösteremediler. Hata IŞİD'le girdikleri çatışmalardan  kaçan birçok ÖSO-İslami Cephe mensubu Afrin ve Kobani'ye sığındı. Gelinen aşamada bu gurup da Kürtlerin kendi yurtlarındaki hakimiyetlerini kabullenmiş durumdadırlar. Ancak gerek Türkiye gerekse de Batı'nın ilerleyen zamanlarda duruma göre bu gurubu Kürtlerin üzerine sürmesi şaşırtıcı olmayacaktır.

Önümüzdeki yazıda Esad Rejimi, T.C, İran ve KDP'nin Rojava politikalarına değinmek üzere şimdilik yazımıza son veriyoruz

 

Mele Ehmed

 

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

 

 

www.lekolin.org - www.navendalekolin.com - www.lekolin.netwww.lekolin.info

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): ROJAVA    

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.