KARAKOL YAPIMINA KARŞI ÇIKMAK DEMOKRATİKLEŞME MÜCADELESİDİR
Makaleler / 03 Haziran 2014 Salı Saat 06:16
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yeni karakolların tahkim edilmesi, askeri işgalin pekiştirilmesi ve kültürel soykırımcı sömürgecilikte ısrardır.

Kürt halkının karakollara, askeri amaçlı yol ve baraj yapımına karşı eylemleri gelişmektedir. Bu eylemler Kürt halkının özgür ve demokratik yaşamdaki ısrarını göstermektedir. Yeni karakolların tahkim edilmesi, askeri işgalin pekiştirilmesi ve kültürel soykırımcı sömürgecilikte ısrardır. Çatışmasızlık ortamında karakol ve askeri amaçlı yol ve baraj yapımına hız verilmesi başka anlama gelmemektedir.

Türk devleti çatışmasızlık ortamını askeri, siyasi, sosyal ve kültürel mevzilenmelerini pekiştirmek için kullanmıştır. Halkın tepkisine rağmen bu uygulamalarda ısrar etmektedir. Halbuki dünyanın her yerinde kuraldır; çatışmasızlık ve mütareke koşullarında her güç bulunduğu pozisyonda kalır, kendisine avantaj elde etmek için adımlar atmaz. Türk devleti ise bu çatışmasızlığı kendisine askeri ve siyasi mevzi kazanmak için kullanmıştır. AKP ise tam bir çakal politikası izleyerek en ufacık bir boşluğu bile Kürt Özgürlük Hareketi’ni etkisizleştirme ve tasfiye etmek için kullanmaktadır. Bu yaklaşım bile AKP’nin Kürt sorununda bir çözüm politikası olmadığını ortaya koymaktadır.

AKP’nin bu politikaları çok tehlikelidir. Demokrasi güçleri ve halkımız duyarlı olmalıdır. Savaşa hazırlık olan bu tür girişimlere fırsat vermemelidir. Safça ve alık biçimde AKP’nin politikalarını izlemek kadar Kürt halkının Özgürlük Mücadelesi’ne zarar verici bir şey olamaz. Halbuki bu tür karakol yapımlarına baştan beri müsaade edilmemeli ve sert karşılık verilmeliydi. Kürt Özgürlük Hareketi ve gerillanın geçen dönem bu tür girişimleri izleyen yaklaşımları yanlış olmuştur. Bu nedenle AKP hükümeti bu pasif tutumdan cesaret alarak karakol yapımına, kültürel soykırım amaçlı yol ve baraj yapımına hız vermiştir.

Bu savaş ve kültürel soykırım amaçlı çalışmalara halkın tepkisi haklı ve meşrudur. Gerillanın da bu tür karakol, yol ve baraj yapımlarına müdahalesi haklı ve meşrudur. Eğer bir çatışmasızlık ve mütareke varsa hiç kimse halka ve gerillaya neden karakol ve askeri amaçlı yol ve barajların yapımını engellemek için direniyorsunuz diyemez. Kim bunları söylüyorsa AKP hükümetinin savaş ve tasfiye amaçlı politikalarına hizmet ediyordur. AKP’yi bu tür politikalardan vazgeçirmek ancak direnişle olur. Herkesin bu konuda söyleyeceği bir şey varsa, AKP’ye bu çatışmasızlık ortamında bunları niye yapıyorsun demek olmalıdır. Sadece demekle de kalınmamalı, halkın bu yönlü mücadelesine destek verilmelidir.

Biz Kürt halkının karakol yapımına karşı direnişlerini çok anlamlı buluyoruz. Bundan daha anlamlı demokratik tutum olamaz. Zaten bu tutumlar gelişmeden ne demokrasi ne de özgürlük kazanılabilir. Devlettir; karakol da yapar, yol da yapar, baraj da yapar denilemez. Devletin böyle bir hakkını kabul etmek, kültürel soykırımcı sömürgeci politikalarını meşrulaştırmaktır. Kürdistan gibi kültürel soykırımcı sömürgecilik altında tutulan ülkelerde ve toplumlarda mücadele dışında özgür ve demokratik yaşamı kazanmak mümkün değildir. Bu açıdan çok meşru olan başta Lice, Meskan, Varto, Silvan olmak üzere daha başka yerlerde bu yönlü yapılan eylemler çok anlamlıdır. Eğer Kürt sorunu çözülecek ve Türkiye demokratikleşecekse bu, bu tür eylemlerin yaygınlaşmasıyla olur. Böyle bir direniş hattı tutulmadan ve süreklileşmeden Kürt sorununun çözüleceğini düşünmek ham hayaldir. Ötesi, daha şiddetli bir savaşa davetiye çıkarmaktır. Çünkü AKP’nin bir buçuk yıllık oyalama ve zaman kazanma politikasının önüne geçilmezse, hem de acil olarak geçilmezse bu sözde ëaçık gözlülük’ Türkiye ve Kürdistan’da daha şiddetli çatışmalara zemin hazırlamaktan başka anlama gelmez. Bunu anlamamak, anlayıp da gereklerini yapmamak AKP açısından şiddetli bir savaşa hazırlanmak olduğu gibi, böyle bir politikaya karşı tutum takınmamak da devekuşu gibi kafayı kuma gömmektir.

Bu açıdan halkın tutumu bir duyarlılığı ve sorumluluğu ifade ediyor. Bu nedenle herkese düşen görev, halkın bu duyarlılığını geliştirmek ve daha örgütlü kılmaktır; halkın eylemlerinin haklılığını ve gerekliliğini ortaya koyarak Türk devletini ve AKP hükümetini bu politikalardan vazgeçirmektir. Yoksa AKP hükümeti Beşir Atalay’ın da söylediğinden anlaşıldığı gibi halkın demokratik, haklı ve meşru direnişlerine de saldırılacaktır. Anlaşılıyor ki AKP hükümeti karakol yapımına karşı yapılan eylemleri gayri meşru ve haksız gösterme gibi bir çaba içine girmiştir. Bu durum karşısında tüm demokrasi güçleri halkın karakol eylemlerinin yanında yer almalıdır.

AKP hükümetinin tüm çabası, bir buçuk yıllık oyalama ve Kürt sorununda hiçbir adım atmama, aksine savaşa hazırlanma politikalarının üstünü örtmek için sahte gündemler yaratma ve bu eylemleri etkisiz kılma yönlüdür. Gerillaya yeni katılan gençlerin bazılarının ailelerinin harekete geçirilmesi de AKP hükümetinin yüzünü gizleme ve dikkatleri başka yönlere yöneltme politikasıyla ilgilidir. Amiyane deyimle hem suçlu hem güçlü olmaya çalışmaktadır.

Aslında karakol, yol ve baraj yapımına yönelik eylemler geç kalmıştır ve hala da yetersizdir. Halbuki Lice ve Meskan eylemlerinin her yerde desteklenmesi gerekirdi. Demokratik meşru eylemlilikler tekil kaldıklarında çok etkili olmazlar; ancak yaygın ve etkin olurlarsa demokrasi karşıtı güçlere geri adım attırabilirler. AKP gibi demokratik eylemler karşısında talepleri karşılamayı geri adım atma gören ve bu nedenle gerici inat ve direnç içine giren hükümetlere karşı direniş ancak etkili ve sürekli olursa sonuç alır. Çünkü karşımızda demokratik olmayan, hegemonya peşinde koşan despotik bir zihniyet ve hükümet söz konusudur...

Hüseyin ALİ

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org - www.navendalekolin.com - www.lekolin.netwww.lekolin.info

 

Parveke

TAGS(ETIKETLER): KARAKOL  YAPIMINA    

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.