ROJAVALI GENÇ: HEWLER TAM BİR HAYAL KIRIKLIĞI
Gençlik / 23 Mayıs 2014 Cuma Saat 08:15
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yedi ay önce Batı Kürdistan’dan Güney Kürdistan’a çalışmak için giden Rojavalı bir genç, Batı Kürdistanlılara yönelik Hewler’deki yaklaşımlara isyan etti. Ötekileştirildiklerinden yakınan H.A. Domiz kampındaki kötü muameleleri de anlatırken, “Keşke o hayal içimizde kalsaydı da Güney Kürdistan’ın bu halini görmeseydik” diyor.

Yedi ay önce Batı Kürdistan’dan Güney Kürdistan’a çalışmak için giden Rojavalı bir genç, Batı Kürdistanlılara yönelik Hewler’deki yaklaşımlara isyan etti.  Ötekileştirildiklerinden yakınan H.A. Domiz kampındaki kötü muameleleri de anlatırken, “Keşke o hayal içimizde kalsaydı da Güney Kürdistan’ın bu halini görmeseydik” diyor.

Suriye’deki şiddetli çatışmalar ve Batı Kürdistan’a yönelik çete saldırılarından dolayı Güney Kürdistan’a göç eden Rojavalıların, toplandıkları kamplar ve çalışmak için gittikleri şehirlerde açık bir ayrımcılığa ve kötü muameleye maruz kaldıkları belirtiliyor. Kamplardaki kötü koşullar daha önce defalarca tepki konusu oldu.

Güney Kürdistan’da giden H.A isimli 27 yaşındaki bir Kürt genci, maruz kaldığı uygulamalara ve ayrımcılığa dayanamayıp, kaçak yollarla topraklarına geri dönmüş. H.A, yedi ay önce Hewler’de çalışmaya başladığını söylerken, Domiz kampında da 3-4 gün kaldığını belirtti.  H.A., “Daha sonra çalışmak için  Hewler’e gittim.  Hewler’de genel itibariyle Rojava’dan giden Kürtlerin durumu çok kötü. Çalışma koşulları, yaşam koşulları itibariyle hep 3. dınıf muamelesi görüyorlar.  Birçok sorun, hastalık ile karşı karşıyalar” dedi.

Güneye gittiğine pişman olduğunu belirten H.A.  “Güney’de insan olduğumuzu bile unuttuk” tepkisinde bulunuyor.  “Orada insanlar açlık, sefalet, hastalık ile boğuşuyor… Orada kadınlarımıza  sözlü taciz ediliyor. Biz de Kürt değil miyiz?  Neden bize böyle uygulamalarda bulunuyorlar?  Her bir peşmerge eline bir sopa almış başımızda gidip geliyordu.  Biz düşman değiliz ki, biz sözde Kürdistan’a geldiğimizi sanıyorduk.  Rojava’dan giden Kürtler ile Güneyli Kürtler arasına büyük fark koyuyorlar.  Yani ‘sen Suriye Kürdüsün’ şeklinde her zaman araya bir mesafe koyuyorlar.  Özellikle de bu durum Hewler’de daha fazla yaşanıyor.  Yani kendileri dışında kimseyi Kürt olarak görmüyorlar.”

ÜZERLERİNE ÇÖKEN KÜRDİSTAN HAYALİ…


H. A. Kürdistan’ın güney parçasına bir  “Kürdistan hayali” ile gittiğini ancak büyük hayal kırıklığına uğradığını belirerek, şunları ekliyor: “Oraya gittiğimde Kürdistan’a gittiğimi sandım.   Karanlık bir bulutun üzerimizde olduğunu hep hissediyorduk.  Bu sadece benim düşüncem değil bugün orada olan binlerce Kürt genci böyle düşünüyor.  ‘Keşke o hayal içimizde kalsaydı da Güney  Kürdistan’ın bu halini görmeseydik’ diyorlar. Biz ilk giderken ‘Biz Kürdüz dersek yeterdir’ diye düşünüyorduk.  Bilmiyorduk ki Kürt olduğumuz için bu kadar kötü muameleye maruz kalacağız.  Oraya gittiğimizde bambaşka bir gerçeklik ile karşılaştık.  Yani bir adım atsak, bir konuşma yapsak hemen ‘Siz Suriye Kürdüsünüz’ deyip bizi hep ötekileştiriyorlardı.”

“Bize diyorlardı, ‘siz burada bize iş bırakmamışsınız, sizin yüzünüzden bizim yaşam koşullarımız bozulmuş, bize para bırakmamışsınız, siz Kürdistan’ı bozmaya gelmişsiniz’ gibi sözler kullanıyorlardı” şeklinde yaşadıklarını anlatmayı sürdüren H.A.,  şöyle konuşuyor: “Bu sözler bize çok ağır geliyordu.  Oysa biz şerefimiz ile orada çalışmak istiyorduk. Kimsenin de yaşamını bozma niyetimiz yoktu.  Kimsenin evine girip rahatını bozmadık.   Aksine Güney Kürdistan Rojava halkı tarafından kuruldu. Eğer Rojava Kürtlerinin  desteği olmasaydı Güney Kürdistan bugün olmayacaktı.  Tarihlerini bilmiyorlar. Bu yüzden çok ucuz konuşabiliyorlar.”

ROJAVALILARIN NEWROZ’U GÜNEYLİLER İLE KUTLAMASINA İZİN VERİLMEDİ


H. A. 7 ay boyunca Güney Kürdistan’da yaşadıklarını anlatırken gözleri doluyor.  “Örneğin sırf Suriye Kürdü olduğumuz için hem iş alanında hem yaşam alanında birçok farklı uygulama ile karşılaşıyorduk. Mesela taksi şoförlüğü gibi işlerde çalışmamız imkansız idi.  Bir taksiye bindiğimizde ‘bu Suriye Kürdüdür diyorlardı.’ Bir gün yine böyle söylendi ben kendimi tutamayıp onlara dedim ‘neden aramıza bu farkı koyuyorsunuz. Ben Kürd’üm bunun Suriyesi, Türkiyesi mi olur.’ Bunun üzerine bana hakaret edip beni taksiden indirdi.  Bana dedi ‘sen bizim himayemizdesin biz ne desek de bize karşı çıkmayacaksın.’ Yine işçi olarak çalıştırılan birçok Rojavalı gencin aldıkları yevmiye ile diğer işçilerin aldıkları arasında oldukça fark vardı.  Rojavalılara daha az para veriliyordu. Aynı işte çalışıyorlardı ama Rojavalıların çalışma saatleri daha fazla idi. Ve aldıkları maaş daha az idi.  Bazen de paraları verilmiyordu.  Paralarını istediklerinde de hakaret ediliyordu, şiddet uygulanıyordu. Bu konuda çok keyfi davranılıyordu.  KDP asayişinin bizim başımıza getirdiklerini bugün en büyük düşmanlarımız bile başımıza getirmiyorlar.  Peşmergeler bize ahlak dışı muameleler ve hakaretlerde bulunuyordu.  Yani Rojavalı olup da doğru dürüst bir işte çalışan kimseyi bulamazsınız.  Yine Rojavalıların Newrozu  Güney Kürdistanlılar ile kutlamalarına izin verilmedi.  Biz Rojavalılar olarak ayrı bir yerde kutladık. Yine orada gün yokki Rojavalı bir genç farklı sebeplerle ölmesin.  Kimisi trafik kazasından gidiyor, kimisi kötü yaşam koşullarından, kimisi çalışma zorluklarından ölüyor. Ancak bunların hiçbiri basına yansımıyor.”

KAMPLAR HAPİSHANELERE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ

Kampların bir hapishaneden farksız hale getirildiğini belirten H. A., ayrıca orada insanların açlık, yoksulluk, sefalet ile karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Rojava’ya geri dönmeden iki gün önce (20 Mayıs) yeniden Domiz kampında olduğunu söyleyen H.A.,  gördüklerini şöyle anlatıyor: “Kampta bulunan ve iki çocuğu olan kalp hastası bir kadın vardı.  Kadın hastalandı ama kimsesi olmadığı için ortalıklarda kaldı.   Ayrıca kamptaki çocukların hepsi çok kötü hastalıklarla yüz yüze. Çünkü çok kirli bir yaşam var.  Yemekler temiz yapılmıyor.  Hastalara bakmak için doktorlar fazla ilgilenmiyor.  İnsanlar o güneşin altında saatlerce kuyrukta bekliyor.  Sırf biraz peynir, reçel, helva almak için. Halbuki biz bu tür şeylere muhtaç olacak olan kişiler değildik (…) Keşke Rojava’da aç, susuz, kalsaydık da Güney’de onurumuz, gururumuz, Kürtlüğümüz ayaklar altına alınmasaydı.”

Kamptaki insanların bıkmış durumda olduğunu söyleyen H.A.,  “Bir ara bu durumdan oldukça bunalan gençler peşmergelerin hamile bir kadını dövmek istemesi karşısında  bu durumuna tahammül edemeyip  peşmergelere saldırmıştı.  Kamplarda birebir uygulanan şiddet dışında günlük yaşam koşulları da çok ağır. Örneğin sabah 6’dan 9’a kadar erzak için kağıt almak için kuyruğa giriliyor” diyor.

KAMPLARIN ETRAFINI SURLARLA ÇEVİRMİŞLER


Yeni yapılan kampların etrafının surlarla çevrildiğini belirten H.A. bu şekilde insanların dışarıya çıkmalarının engellenmek istendiğini savunan H.A.,  “Adeta hapishaneye çevrilmişler.  Yani onlar kamptakilere yemek, su, mazot gibi ihtiyaçlar getiriyor. Kamptakiler ihtiyaçlarını almak için bile dışarı

Sêmêl’de de yeni bir kamp yapıldığını dile getiren H.A., “Yine Hewler’de bulunan  iki kamp bu şekildedir.  Buralarda da surlar yapılıyor.  Sadece Domiz kampında bunu yapamadılar. Bir süre yapmaya çalıştılar ama halk isyana kalkınca bunu durdurdular” ifadelerini kullanıyor.

H.A. Rojava’ya dönmek isteyen birçok kişinin geri dönmelerinin de engellendiğini belirtiyor.  “Belki binlerce insan Rojavaya tekrar geri dönmek istiyor. Çünkü herkes işin gerçeğini gördü.  Ama buna izin verilmiyor.   İnsanlara ‘YPG sınırdan geçmenize izin vermiyor’ diyorlar. Ama işin gerçeğinde onlar izin vermiyor. Örneğin ben YPG’liler tarafından çok rahat geçirildim. Ama onlar benim geçmeme izin vermiyorlardı.   Gelmek isteyenler farklı yollara başvuruyor fakat bu yollar da oldukça tehlikeli.  Bu insanların başına çok kötü şeyler de gelebilir.  Kamplardaki birçok kişi de kaçak yollarla tekrar Rojava’ya döndü.”

Sınırdan geçmek isterken peşmergeler kendisini durdurduğunu sözlerine ekleyen Rojavalı genç,  şöyle noktalıyor: “Onlara elimi uzatıp merhaba demek istedim. Ancak  bana bağırıp; ‘bizden uzak dur’ dediler. Sanki onlara zarar verecekmişim gibi davrandılar. Ben onlara dedim; ‘neden bana böyle davranıyorsunuz, ben de Kürd’üm ve Rojava’ya gitmek istiyorum. Ayrıca yanımda size zarar verecek hiçbir şey yok. Böyle bir şey de yapmam.’ Bunun üzerine bir peşmerge sorumlusu bana; ‘seni şimdi ayaklarım altına alacağım’ dedi. Yani bu tür insanlık dışı uygulamalarına bizzat şahit oldum.   Güney’de bulunan bütün Rojava halkına ülkelerine geri dönmelerini istiyorum.”

Nergiz Botan / ANF

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org - www.navendalekolin.com - www.lekolin.net – www.lekolin.info
   

Parveke

TAGS(ETIKETLER): ROJAVALI  GENC  HEWLER  TAM  BIR  HAYAL  KIRIKLIGI  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.