TASFİYECİ PARTİ: KeDePe
Serbest Yazılar / 23 Mayıs 2014 Cuma Saat 07:46
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bir süre önce Barzani askerleri Hewlêr merkezli Zaxo ve Dohuk’ta Kürt kurumlarına eş zamanlı yaptığı işgal girişimiyle yirmiye yakın kişiyi gözaltına aldı. İşgal girişiminde çok sayıda Barzani askerleri katılırken aralarında Zaxo’da bulunan Türk MİT’çileri de katıldı. Bilindiği gibi 19 Mayıs 1997 yılında Hawler’de KDP-MİT ortak girişimiyle Hawler’de bir hastahanede elli yedi Kürt Özgürlük savaşçısı katledilmişti. KDP’nin böyle bir günde siyasal cinayete el atması tesadüf değildir.

Bir süre önce Barzani askerleri Hewlêr merkezli Zaxo ve Dohuk’ta Kürt kurumlarına eş zamanlı yaptığı işgal girişimiyle yirmiye yakın kişiyi gözaltına aldı. İşgal girişiminde çok sayıda Barzani askerleri katılırken aralarında Zaxo’da bulunan Türk MİT’çileri de katıldı. Bilindiği gibi 19 Mayıs 1997 yılında Hawler’de KDP-MİT ortak girişimiyle Hawler’de bir hastahanede elli yedi Kürt Özgürlük savaşçısı katledilmişti. KDP’nin böyle bir günde siyasal cinayete el atması tesadüf değildir. Bu nedenle KDP,  yaptığı bu siyasal cinayetle, Kürt tarihinde Kürdistan’da Kürdistan halkına karşı en büyük ihaneti gerçekleştirmektedir. KDP’yi buna teşvik eden Türk MİT’i ile olan bir anne ve çocuğu arasındaki ilişkiye benzer derin kaynaşmalarıdır. KDP’nin bu son büyük ihanetini anlamak açısından; Türk MİT’i ile olan ilişkilerinin kısa bir geçmişine bakmak gerekir.

1965 tarihine gelindiğinde Kürt aydınlarından bir grup Kürt halkının kurtuluşunu legal sol partiler içerisinde ararken, halktan bir takım insanlarda Kürt kimlikli bir örgütün kuruluş çalışmasına girerler. Bu temelde Türkiye KDP ’sinin kuruluş fikrini ilk ortaya atan Liceli Fehmi Bilal olur. Kendisi daha önce Şeyh Said isyanında da yer almıştır. Bu yıllarda Irak’ta Faysal rejimi devrilip Barzani hareketinin güç kazandığı, Türkiye’de ise 27 Mayıs sonrası TİP’in gelişme sağladığı yıllardır. Bu siyasal atmosfer içerisinde özellikle Güney Kürdistan’da ABD ve Türkiye desteğiyle yükselen KDP etkinliğinden ilham alan Fehmi Bilal Kuzey Kürdistan’da Kürtler için bir örgütlülüğe ihtiyaç duyar. Bu fikrini de ilkin Sait Elçi’ye açar. Daha sonrada Faik Bucak da bu düşünceyi benimseyince ilk grup oluşumuna gidilir. Daha sonra Hikmet Buluttekin, Hasan Yıkmış, Muhterem Biçimli, Necmettin Büyükkaya da gruba katılır. Program ve tüzük de oluşturularak 1965'te T-KDP resmen kurulur.

Daha sonra gerek TİP ile olan ilişkilerde gerekse de I-KDP’ye gönderilen mektuplarda T-KDP partinin amacını kısaca şu şekilde izah ederler; Kürt Ulusal Mücadelesinin ancak silahlı savaşımla gelişeceği, Kürdistan’ın dört parçasındaki Kürtleri kapsayan bir örgütlülüğe ihtiyaç duyulduğu ve tüm bunların ancak M-L (Marksist-Leninist)bir çizgiyle mümkün olduğu açıkça savunulur.

Tüm bu gelişmelerden sonra Türk MİT’i, partinin kurucularından Faik Bucak’ı 1966’da bir komployla ortadan kaldırır. I-KDP, T-KDP’sinin ulusal düşüncelerle ortaya çıkıp aktifleşeceğini görünce bu durumu kendisi için bir tehlike olarak sezinleyip, hareketin sosyalist bir yöne kaymaması için tasfiye amaçlı MİT ile sıkı ilişki içerisine girilir. T-KDP’nin Güney’e gelip Zaxo’da örgütlemesine müsaade ederek tamamen denetime alınmak istenir. İlk hedef olarak partinin önde gelen iki kurucu üyesi Sait Elçi ve Sait Kırmızıtoprak (Dr, Şıvan) tasfiyesi planlanır. Zaxo’da bulunduğu süreçte Dr. Şıvan’ın radikal fikirleri ve Marksist düşünceleri I-KDP’yi iyice ürkütür ve derhal MİT ile ortak çalışma içine girilir. 1972’ye gelindiğinde T-KDP büyük oranda MİT’in denetimine girer.

Zaxo da bulunan Dr. Şıvan burada karargah kurarak kimi militanlarını eğitmeye başlar. Zaxo’da peşmergelerin sorumlusu ve İdris Barzani’nin önde gelen adamı olan İsa Süvari, Sait Elçi’nin de Güney Kürdistan’a  gelmesini sağlayarak tasfiye planlarını hızlandırır. Daha önce var olan kimi çelişkileri de kullanarak, İsa Süvari Sait Elçi’yi öldürür ve bu olayı Dr. Şıvan’ın üzerine yığar. İkinci aşama olarak da İdris Barzani’nin Dr. Şıvan’ın Sait Elçiyi öldürdüğü iddiasıyla Dr. Şıvan’ı da ortadan kaldırılır. Dr. Şıvan'ın ortadan kaldırılmasıyla Kuzeyde kendilerinin önüne geçecek, devrimci bir partinin önü alınmış olur. Bu komplo olayı egemen güçlerin Kürtlere karşı uyguladığı temel politika olan “iti ite kırdırtma” planıydı.

I-KDP’nin tarihsel misyonu bir daha açığa çıkar ki, amacının esasta Kürdistan’da gelişecek Ulusal bir hareketi boğmak olduğudur. Tasfiye edilen her birey veya örgüt ise reformize edilip işbirlikçi konumda tutuluyordu. Direnen kimi militanlar olsa da bunlardan çeşitli komplolarla ortadan kaldırılır.

Her iki Sait’in de tasfiyesinden sonra T-KDP tamamen MİT’in kontrolüne girer. Partinin başına MİT ile Barzaniler arasında bağlantı sağlayan Dervişe Sado getirilir. Yine bu süreçte örgütün önde gelenlerinden bir diğer isim Ömer Çetin, Diyarbakır zindanında düşmana teslim olur ve ihaneti tercih eder. A. Zeki Okçuoğlu, tasfiyeciliğin en ağır durumunu yaşayarak, ABD propagandasına yönelir. Bunların uzantıları olan KUK, KAWA vb. örgütler daha fazla Ulusal demokratik mücadelenin önüne geçmek için PKK militanlarına yönelir. Sait elçi, Sait Kırmızıtoprak, Muhterem Biçimli ve Faik Bucak’tan sonra PKK’nin öncü kadrolarından Haki Karer’i  Antep’te şehit düşürürler.
Benzer bir tasfiyeyi PKK’ye de dayatmak için 1980’in başında PKK gerillalarının (Lolan) güney Kürdistan’da üstlenmesi I-KDP tarafından kabul edilir. Kürt özgürlük hareketi  PKK’nin amaçları, ideolojik yapılanması ve Ulusal gücü anlaşıldıktan sonra kontrole alınamayacağı anlaşılır. Hêzil Çayında Şahin Kılavuz ve arkadaşları daha sonra Kürt Özgürlük Hareketi PKK’nin diğer bir öncü kadrosu Mehmet Karasungur komplo ile şehit düşürülür. Tüm bu saldırılara rağmen,  Kürt özgürlük hareketi PKK’nin daha da güçlenip Kürdistan’ın dört parçasında örgütlülüğünü sağlamasıyla bu durumda korkan KDP, 1992’den itibaren emperyalizmi de arkasına alarak büyük bir askeri operasyonda Kürt Özgürlük Hareketini ezmeye çalışır ve halen de Rojava sınırında kazdığı hendekler ve suikast-sabotaj eylemlerini  sürdürmeye çalışmaktadır.

Son olarakta Hawler katliamının yıl dönümünde; Türk askerlerinin Rojava sınırında bir Kürt kadınını katlettiği sırada Barzani askerlerinin Güney Kürdistan’da KCK operasyonlarına girişmesi de ortak yanlarını da bir kez daha ortaya koymaktadır. Yine böyle bir operasyon Güney Kürdistan’da KDP’nin tek rakibi haline gelen ve gittikçe de büyüyen PÇDK’yi diğerleri gibi durdurma niyetini içermektedir. Öyle görünmektedir ki KDP çöktükçe saldırganlaşmaktadır. Bunun en güzel kanıtı da KDP’nin ihanet tarihidir.


Helgurt Tolhildan

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org - www.navendalekolin.com - www.lekolin.net – www.lekolin.info


Parveke

TAGS(ETIKETLER): TASFIYECI  PARTI  KeDePe  

İbrahim İskender
SATILIK iHANETİN MÜŞTERISI BOL OLUR
KDP NİN İHANETLERİ DAİMA YANINA KAR KALMIŞTIR.BUGUNE KADAR KIMSE BUNUN NE CEZASINI VERMİŞ,NEDE SORUŞTURMASINI YAPMIŞTIR.ŞİMDİDE KÜRTLERIN GÖZÜNÜN İÇİNE BAKA BAKA IHANETINE DEVAM EDIYOR.İKİNCİ BIR HEWLER IHANET VAKASINI ROJAVADA YAPMAK İÇİN HAREKETE GEÇMIŞTIR.BÜTÜN KÜRTLER SEYIRCI.....GÜNEY BAŞTA OLMAK ÜZERE DİĞER KÜRDISTAN PARÇALARI AYAĞA KALKMALI IHANETE DUR DEMELİ.BU AĞAÇ KURDU TEMİZLENMEDEN KÜRTLER İLERİYE GİDEMEZ.HERKES BUNU BÖYLE BİLSİN...
24 Mayıs 2014 Cumartesi Saat 07:12