SOMA GÖRÜNTÜLERİ VE AKP’NİN BİTİŞİ
Basından Seçmeler / 19 Mayıs 2014 Pazartesi Saat 08:03
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Soma’da 13 Mayıs’ta yaşanan iş katliamı ülke ve rejim gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi. Üç yüzden fazla maden işçisinin göz göre göre ölümü tüm toplumu yasa boğduğu gibi, adeta yaşadığı gaflet uykusundan uyandırarak ayağa kaldırdı. Peki ülke gerçeklerini görmek için böyle bir katliam yaşamak zorunlu muydu? Kuşkusuz değil. Fakat biz öyle bir toplum haline gelmişiz ki, ancak böylesi felaketler bizi kendimize getiriyor...

Soma’da 13 Mayıs’ta yaşanan iş katliamı ülke ve rejim gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi. Üç yüzden fazla maden işçisinin göz göre göre ölümü tüm toplumu yasa boğduğu gibi, adeta yaşadığı gaflet uykusundan uyandırarak ayağa kaldırdı. Peki ülke gerçeklerini görmek için böyle bir katliam yaşamak zorunlu muydu? Kuşkusuz değil. Fakat biz öyle bir toplum haline gelmişiz ki, ancak böylesi felaketler bizi kendimize getiriyor. Hatta getirip getirmediği de henüz belli değil. Belki de acı ve öfke diner, toplum tekrar eski haline gelir!

Halbuki yaşanan katliam hiç de tesadüf değil. Neredeyse bağıra bağıra gelen bir facia. Böyle facialara açık ne kadar çok yaşamımız var! Sadece gerçekleşmeden önce göremiyoruz. Çünkü adeta bize kanıksatılmış. Dahası yaşadıktan sonra da ne kadar gördüğümüz ve anladığımız pek belli değil. Çünkü günlük olarak yaşadığımız birçok felaketin adeta farkında bile olmuyoruz. Acaba Soma faciası toplum olarak bizi kendimize getirdi mi? Bunu süreç gösterecek. Soma katliamının hesabını sorma düzeyimiz bu gerçeği ortaya koyacak. Ne diyelim, inşallah Soma faciası bu toplum kırım düzenini anlamamıza ve hesap sormamıza yol açar!

13 Mayıs’tan beri Soma’dan ekranlara yansıyan görüntüler gerçekten korkunç! Bir yanda ocaktan çıkartılan her tarafı simsiyah olmuş işçilerin etrafa korku içinde bakışı. Diğer yanda sıra sıra dizilmiş tabutlar ve mezarlar! Bir de bunların başında feryat eden kadınlar! Buna toplum yüreği dayanır mı?

Fakat böyle yaşamaya alıştırıldığımız için başlangıçta fazla tepki çıkmadı. Belki de olayın büyüklüğü nedeniyle toplumsal bir şok yaşadık. Ardından toplumu aydınlatıcı açıklamalar geldi. Herhalde bu tür katliamları yaşamaya alışık oldukları için ilk ciddi tepkiyi Kürtler gösterdi. Kürt kurumları olayı kınayıcı ve tanımlayıcı açıklamalar yaptılar. Kürt illeri katliamı kınayan ve Soma halkıyla dayanışma içine giren protesto eylemleri yaptılar. Kürt-Türk dayanışmasının ve kardeşliğinin en güzel görüntülerini yaşadık. Giderek açıklama ve protestolar ülkemizin her yanına yayıldı. Şoku atlatan toplum katliamı anlayarak tepki gösterdi. Toplumun vicdanı olan dinamik güçler bir bir Soma’ya akın etti. Böylece katliamın yaratıcısı olan güçlere karşı Soma sokakları direniş alanı haline gelmeye başladı.

Soma’dan görüntüler bundan sonra çok daha ilginç ve nefret yaratıcı hale geldi. Olayın büyüklüğü anlaşıldıkça tepkiler arttı ve doğrudan hükümete yöneldi. Soma sokakları bir anda “Hükümet istifa” sloganlarıyla çınlamaya başladı. İşte böyle bir anda AKP’nin ve özellikle de Başbakan Erdoğan’ın yeni marifetleri görünür hale geldi.

Soma sokaklarında Erdoğan’ın davranışlarını görenler adeta şaşırdılar. Dünyanın hiçbir yerinde yaşanmayan görüntüleri toplumumuz izledi. Başbakan Erdoğan’ın Soma sokaklarında ekranlara yansıyan yüzü korkunçtu. Halka karşı düşmanlığı adeta her yerine yansıyordu. Erdoğan gerçek kimliğini Soma sokaklarında ele verdi. Bir başbakan “Hükümet istifa” diyorlar diye halka küfreder mi? Hem de üç yüz ölü veren bir katliamın ardından! Erdoğan Soma’da bunu yaptı. Bir başbakan yumruğunu sıkarak halktan insanların üzerine yürür mü? Bir başbakan sokak ortasında insanların boynunu sıkarak yüzünü yumruklar mı? Tayyip Erdoğan Soma’da bunların hepsini yaptı. Tüm toplum da TV ekranlarından bu olayları izledi!

Bu anlamda Soma görüntüleri sadece ocaktan çıkartılan çaresiz işçi görüntüleri, sıra sıra dizilen tabutlar ve mezarlar, kadınların yürek parçalayan feryatları ve halkın sokağa taşan öfke ve tepki görüntüleri ile sınırlı kalmadı. Başta Başbakan Erdoğan olmak üzere danışmanının, polisinin ve askerinin halka saldıran ve tekme tokat döven görüntülerine de tanık oldu. Baştan itibaren AKP hükümeti Soma olayına son derece ürkek yaklaştı. Her ne kadar “Doğal kaza” dese de, sonuçlarından korkuyordu. Söylediğine kendisinin de inanmadığı davranışlarından anlaşılıyordu. AKP tam bir suçlu psikolojisi ile hareket ediyordu. Halk da bunu gördü ve suçludan hesap sormaya yöneldi. Başka ne yapacaktı?

Soma iş katliamı toplumu kendine getirirken, Soma sokaklarından yansıyan görüntüler de AKP’nin bitişini ilan etti. Erdoğan ve emrindekilerin bu kadar açık ve gözle görünen halk düşmanlığı karşısında toplum artık bu iktidarı daha fazla kabul eder mi? Bizce etmemesi gerekiyor. Soma’dan yansıyan görüntüler AKP iktidarının ömrünü tamamladığını gösteriyor ve toplumun da bu iktidarı artık tarihin çöp sepetine atması gerekiyor.

Soma olaylarını AKP’nin hiçbir biçimde izah etmesi mümkün değil. Ülke tarihinin en büyük iş katliamı yaşanmış ve toplum da bundan iktidarı sorumlu tutuyor. Hükümeti protesto ediyor ve istifasını istiyor. Bütün bunlardan doğal daha ne olabilir?

Toplum böyle yapıyor diye Erdoğan’ın küfredip insanları sokak ortasında tokatlaması mı gerekir? Danışmanlarının tekme tokat insanlara saldırması mı gerekir? Acılı insanların protesto eylemlerine yönelik polisin terör estirmesi mi gerekir? Askeri seferber ederek Soma’da fiili bir olağanüstü hal ilan etmek mi gerekir?

Kuşkusuz hayır. Bütün bunların hiç biri mazur gösterilemez. AKP’nin ileri sürdüğü gerekçeler inandırıcı olamaz. AKP’nin yaptıklarının tek bir izahı var: Halk düşmanlığı ve bitmişliği. Her yönüyle halk düşmanı olmasa Erdoğan ve emrindekiler böyle halka saldırır mı? AKP bitiş noktasında olmasa böyle halk düşmanlığı yapar mı?

Elbette ki yapmaz. Erdoğan ve AKP iktidarının Soma’daki durumu tam da sıfırı tüketen diktatörlerin durumunu andırmaktadır. “Kahrolsun halk” diyerek toplumun üzerine yürüyen Somoza’nın haline benzemektedir. Ancak bu tür yaklaşım ve tutumların diktatörleri kurtarmaya yetmediği bilinmektedir. Erdoğan ve AKP’yi kurtarmaya da yetmeyecektir. Soma’da üç yüzden fazla işçinin ölümüne yol açan olay tam bir katliamdır, cinayettir. Bu durumu “İş kazası” diyerek ifade etmek ve geçiştirmek mümkün değildir. Yüzde yüz önlenebilecekken, adeta isteyerek önlenmemiştir. Daha fazla sömürü için engellenmemiştir. Kuşkusuz bundan da AKP hükümeti ve bizzat Başbakan Erdoğan sorumludur.

Dolayısıyla halk, AKP hükümetini ve Erdoğan’ı protesto ederken aslında doğru adresi bulmuştur. Asıl suçluyu suçüstü yakalamıştır. Hiçbir tereddüt göstermeden ve geri adım atmadan AKP’den ve Erdoğan’dan mutlaka hesap sormalıdır. Hele hele Erdoğan’ın ve gestepolarının bu yaptıklarından sonra, onlardan hesap sormak mutlak boyun borcu olmuştur.

Başta Soma halkı olmak üzere tüm Türkiye halklarının bu olayın peşini bırakmayacağına ve bu katliamın hesabını AKP’den mutlaka soracağına inanıyoruz. Bu inançla da Soma’nın emek şehitlerini saygıyla anıyor, yakınlarının ve halkımızın acılarını paylaşıyoruz!

Adil Bayram / Özgür Gündem

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org - www.navendalekolin.com - www.lekolin.net – www.lekolin.info


Parveke

TAGS(ETIKETLER):  SOMA  GORUNTULERI  VE  AKP  NIN  BITISI  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.