DEVLET İŞLEDİĞİ SUÇUN ÜSTÜNÜ ÖRTMEK İSTİYOR
Haberler / 19 Nisan 2014 Cumartesi Saat 09:23
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kuşkonar ve Koçağıllı köylerinin savaş uçakları tarafından bombalanarak 41 yurttaşın katledildiği davaya, Askeri Savcılığın "takipsizlik" kararı vermesine katliamın mağdurları ve tanıkları tepki gösterdi.

Kuşkonar ve Koçağıllı köylerinin savaş uçakları tarafından bombalanarak 41 yurttaşın katledildiği davaya, Askeri Savcılığın "takipsizlik" kararı vermesine katliamın mağdurları ve tanıkları tepki gösterdi. Mağdurlar, "Devlet, işlediği suçun üstünü örtmek için takipsizlik kararı verdi. Tabii ki, devletin bu katliamı kabul edecek yüzü yok ve etmez. O dönemin bütün generalleri bu katliamdan sorumludur" dedi.

Şırnak'a bağlı Kuşkonar (Giver) ve Koçağıllı (Bêsuke) köylerine TSK'ye ait uçakların 1994 yılında hava bombardımanında aralarında çocuklarında bulunduğu 41 yurttaşın yaşamını yitirmesinin üzerinden 21 yıl geçti. Savaş uçakları tarafından bombalandıktan sonra uçaksavar ve havan toplarıyla bombalanan Kuşkonar köyünde aralarında hamile kadın ve ismi konulmamış bebeklerin de olduğu 27 kişi, Koçağıllı köyünde ise yaşlı ve çocukların da aralarında olduğu 14 kişi yaşamını yitirmiş ve çok sayıda yurttaş da yaralanmıştı. Katliamın ardından köylerini terk etmek zorunda kalan katliamın mağdurları, Şırnak, Siirt ve Türkiye metropollerine göç ettikten sonra, katliamın faillerinin yargılanması için hukuk mücadelesi başlattı.

Yıllardır sürdürdükleri hukuk mücadeleleri sonuçsuz kalan mağdurların tüm çabalarına karşın Türkiye'deki mahkemeler tarafından olumlu bir tek adım atılmazken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), ailelerin ve müşteki avukatların yaptığı başvuruyu geçtiğimiz Aralık ayında değerlendirdi. AİHM, katliama ilişkin dosyayı inceledikten sonra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 2. maddesini oluşturan "Yaşam hakkını ihlali" kapsamında Türkiye'yi, 2 milyon 305 bin Euro maddi ve manevi tazminata mahkum etti.

Türkiye'de yürütülen soruşturmada ise katliam ile ilgili soruşturmayı yürüten TMK 10. Madde ile görevli Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı, zaman aşımına 1 ay kala dosyaya, "görevsizlik" kararı vererek, Diyarbakır 2. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı'na gönderdi. Diyarbakır 2. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı da, dosyaya davanın zaman aşımına uğrayacağı gün "yetkisizlik" kararı vererek, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı'na gönderdi. Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı ise, "Zaman aşımını" gerekçe göstererek dosyaya "takipsizlik" kararı verirken dosyayı kapatarak, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesi'ne itiraz yolunu açık tuttu.

'Failler yargılanana kadar davanın peşini bırakmayacağız'

Kuşkonar katliamında babası Ömer Kalkan'ı kaybeden ve aynı zamanda kendisi de yaralı olarak kurtulan Basri Kalkan, 1994 yılının dördüncü ayında katliamın gerçekleştiğini hatırlatarak, gündüz saat 11.00 sıralarında TSK'ye ait helikopter ve uçakların, köylerini bombaladığını ve bombalama sonucu babası dahil 27 kişinin katledildiğini söyledi.

Bombardıman sonucu kendisinin de bu olaydan yaralı olarak kurtulduğunu dile getiren Kalkan, "Hiçbir suçumuz olmadığı halde devlet; kadın, yaşlı, çoluk çocuk demeden Kuşkonar ve Koçağılı'da 41 yurttaşımızı katletti. TC devleti bizden ne istedi?" diye sordu.

Kalkan, katliamın failleri ortaya çıkarılıp cezalandırılana kadar bu davanın takipçisi olacaklarını da belirtti.

'Roboski ile Kuşkonar katliamları aynı mantığını ürünü'

"Takipsizlik" kararı ile dosyanın üzerinin örtülmeye çalışıldığını dile getiren Kalkan, "Tabii ki, devletin bu katliamı kabul edecek yüzü yok ve etmez. O dönemin bütün generalleri bu katliamdan sorumludur" dedi. Roboski katliamı ile Kuşkonar katliamının aynı olduğunu ifade eden Kalkan, "Devlet 'ne kadar Kürt öldürebilirsem benim için o kadar kârdır' mantığı ile Kürt halkına yaklaşıyor" diyerek, Roboski katliamının da devletin inkar ve imha politikalarının devamı olduğunu ifade ederek, ticaret yapmaya giden insanların hiçbir suçu olmadığı halde yine devlet tarafından katledildiğini söyledi.

'Cenazeleri yan yana gömdük'

Kuşkonar katliamında annesi Fecriye Altan, kardeşleri Hacı ve Kerem Altan'ı kaybeden Mehmet Zeki Altan, savaş uçaklarının bombardımanı sırasında bulundukları evin bir tarafının yıkıldığını belirterek, yıkıntılar arasında kalan Basri Kalkan'ı güçlükle kurtarabildiğini söyledi. Yıkıntıların arasından çıktıklarında ise korkunç bir manzara ile karşılaştıklarını belirten Altan, her yerden toz ve dumanların yükseldiğini belirterek, bombardıman sonucu yıkılan bazı evlerin altından cenazeleri 3 gün sonra çıkarabildiklerini ifade ederek, aralarında çocuk, kadın ve yaşlı insanların da olduğu cenazelerin hepsinin yan yana zor şartlar altında defnettiklerini söyledi. Katliam sırasında 27 yurttaşın yanı sıra yüzlerce hayvanın da telef olduğunu hatırlatan Altan, herkesin can havliyle kendilerini dışarı atmak zorunda kaldığını ve daha sonra devletin baskısı sonucu da köylerini tamamen terk etmek zorunda kaldıklarını ifade etti.

Geldikleri metropollerde ise zor şartlar altında yaşadıklarını dile getiren Altan, "Hepimiz geldiğimiz kentlerde perişan olduk, işsiz kaldık ve yoksullukla karşı karşıya kaldık" diyerek, Türkiye metropollerinde yaşadıkları sıkıntıları anlattı.

'Köye girdiğimizde etrafa insan cesetleri saçılmıştı'

Kuşkonar katliamının tanığı olan Kumru Yıldırım ise, 1994 yılında gerçekleştirilen katliamın korkusunu halen üzerlerinden atamadıklarını ifade ederek, katliamdan önce birkaç helikopterin köy üzerinde alçak uçuş yaptığını ardından ise savaş uçaklarının köyü bombaladığını söyledi. Yıldırım, kendi evlerinin biraz köy dışında olmasından kaynaklı kendilerinin kurtulduğunu ancak bombardımanın ardından köy içine girdiklerinde ise etrafa saçılmış insan cesetleriyle karşılaştıklarını söyledi.

Bombardımanın ardından helikopterlerin köy üzerinde uçuş yaparak köyü taramasından dolayı ilk başta korkudan yanaşamadıklarını, daha sonra ise devletin izin vermediği için cenazelerinin üç gün boyunca yerde kaldığını ve korkudan yanaşamadıklarını ifade ederek, üçüncü günden sonra cenazeleri alabildiklerini söyledi. Devletin çevre köylerden gelen yardımlara izin vermediğini belirten Yıldırım, devletin baskısı sonucu korkudan uzun süre şikayetçi olamadıklarını sözlerine ekledi.

FERZEN ÇATAK-DIHA

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org - www.navendalekolin.com - www.lekolin.netwww.lekolin.info

TAGS(ETIKETLER): DEVLET  ISLEDIGI  SUCUN  USTUNU  ORTMEK  ISTIYOR  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.