AKP KÜRT HALKINA KARŞI KİRLİ BİR KOMPLO İÇİNDEDİR
Makaleler / 04 Nisan 2014 Cuma Saat 04:33
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
BDP tüm zorluklara ve engellemelere rağmen seçimde başarılı çıkmıştır. 76 belediyeyle seçime girmiş, 103 belediye başkanlığı kazanmıştır. Oran olarak en fazla belediye başkanlığını BDP kazanmıştır. Ancak bir devlet planlaması olarak BDP'nin kazandığı belediye başkanlıkları AKP başta olmak üzere başka partilere verilmek istenmektedir. Böylece Kürt halkının kendi kendini yönetme iradesini ve demokratik özerklik talebini zayıflatmak istiyorlar.

BDP tüm zorluklara ve engellemelere rağmen seçimde başarılı çıkmıştır. 76 belediyeyle seçime girmiş, 103 belediye başkanlığı kazanmıştır. Oran olarak en fazla belediye başkanlığını BDP kazanmıştır. Ancak bir devlet planlaması olarak BDP'nin kazandığı belediye başkanlıkları AKP başta olmak üzere başka partilere verilmek istenmektedir. Böylece Kürt halkının kendi kendini yönetme iradesini ve demokratik özerklik talebini zayıflatmak istiyorlar.

AKP tüm devlet kurumlarıyla birlikte yerel seçimlerde BDP'nin Kürdistan'da etkili sonuç almasını engellemek için özel bir planlama yapmıştır. Seçim öncesi tüm devlet olanakları kullanılmıştır. Kürdistan'daki özel savaşın psikolojik harekat merkezleri toplumun kafasını karıştırmak, BDP adaylarına güvensizlik yaratmak için her yolu denemişlerdir. Halk tüm bu kirli yol ve yöntemlere rağmen sandığa gidip BDP adaylarına oy verince açık hile ve oyunlara başvurmuşlardır. BDP'nin kazanacağı birçok yerde oyları ya iptal etmişler ya da çalmışlardır. BDP'nin kazandığı yerlerde ise yeniden sayım adı altında oylarla oynanarak belediyeler başka partilere verilmiştir. Bunlar AKP'nin tüm devlet kurumlarıyla birlikte seçimden önce planladıkları halkın siyasi iradesini tanımama kararının uygulanmasıdır.

AKP bu tutumlarıyla Kürt sorununda bir çözüm politikası olmadığını açıkça ortaya koymuştur. Kürt Halk Önderi 2013 Newroz’unda demokratik siyasetin devreye girmesini istemiştir. AKP 1990’lı yıllarda Kürdistan'da kirli savaş yürüten, köyleri yakıp yıkan, binlerce yurtseverin katledilmesinden sorumlu olanları bırakırken demokratik siyasetçileri zindanlarda tutmaya devam etmiştir. 30 Mart seçiminde ortaya çıkan halkın siyasi iradesi de hiçe sayılmaktadır. Halkın demokratik siyasi iradesini tanımamak, demokratik siyaset üzerindeki baskıyı sürdürmek, Kürt halkının Özgürlük Mücadelesini şiddetle bastırmak anlamına gelmektedir.

Türk devleti Rojava’da şimdiye kadar çetelere açık destek vermiştir. Ceylanpınar ve Birecik’te belediye başkanlıklarının açıkça AKP'ye verilmesi, Viranşehir’in bile alınmak istenmesi Rojava’ya yönelik bir işgal hazırlığı yaptıklarını göstermektedir. AKP'nin Urfa’da bir Vali’yi aday göstermesi de bu planın parçası olarak  görülmelidir. Anlaşılıyor ki AKP hem Rojava Devrimini bastırmak, hem de siyasetteki sıkışıklığını gidermek için Rojava’ya savaş açmak istemektedir. Urfa da bu savaşın karargahı olarak düşünülmektedir. Ceylanpınar, Birecik ve Viranşehir’in AKP'ye verilmek istenmesinin başka bir anlamı yoktur.

Sadece Urfa’da değil, birçok yerde benzer oyun ve hilelere başvurulmaktadır. Kozluk’ta yakılmış oyların bulunması, Ahlat’ta BDP'nin kazandığı belediye başkanlığının AKP'ye, Kağızman’da MHP’ye verilmesi, Ağrı ve Mersin Akdeniz’de oynanan oyunlar bunun en somut ifadesidir. Tatvan’da da çok açık biçimde BDP'nin belediye başkanlığı AKP'ye verilmiştir. Bunlar açıkça BDP'nin başarısını hedefleyen bir devlet kararının sonucudur.

Halkımız demokratik iradesine sahiplenerek direnişe geçmiştir. Halkın demokratik iradesini sahiplenmesine de polis ve asker saldırmaktadır. Bu saldırılar bile Kürt halkının demokratik iradesinin tanınmadığını göstermektedir. Kürt halkına “Sizin siyasi iradenizi ve kendi kendinizi yönetmenizi kabul etmeyiz” demektedirler. Devlet Bakanı Beşir Atalay’ın demokratik özerklikle ilgili değerlendirmesi BDP'nin kazandığı belediye başkanlıklarının neden AKP'ye verildiğini de açıklamaktadır.

Halkımızın direnişi meşrudur. Bundan daha demokratik ve meşru direniş olamaz. Tüm Kürt halkı da bu direnişi aktif olarak desteklemelidir. BDP'nin kazandığı yerlerin AKP'ye verilmesi meşru değildir. Halkımız bu belediye başkanlarını meşru görmemelidir, görmeyecektir. Halkın siyasi iradesi tanına kadar protestolarını sürdürmelidir. Halk demokratik siyasi iradesine sahip çıkmadan ne Türkiye demokratikleşir ne de Kürt sorunu çözülebilir. AKP'nin devletin tüm güçleriyle aldıkları bir karar sonucu Kürt halkının demokratik iradesine saldırmaları Kürt sorununa yaklaşımının ne olduğunu açığa vurmuştur. Tüm bu gerçekler Kürt halkının  Türkiye'nin demokrasi güçleriyle birlikte demokrasi mücadelesi vermesinin ne kadar gerekli olduğunu ortaya koymaktadır. Demokrasi güçleri bir araya gelmeden ve demokrasi mücadelesini yükseltmeden Türkiye'deki otoriter hegemonyacı zihniyeti aşmak mümkün değildir. Demokratik siyasete ve bu seçimde ortaya çıkan siyasi iradeye tahammül edemeyenlerden demokratik adımlar beklenmeyeceği açıktır.

AKP hükümetinin Kürt Halk Önderinin demokratik siyasal çözüm iradesini ve tanıdığı fırsatları doğru değerlendirme yerine halkımızın demokratikleşme ve siyasal iradesine saldırması, Kürt Halk Önderinin başlattığı demokratik siyasal çözüm hamlesinin muhatabı olmayacağını bir daha gözler önüne sermiştir.

Cemil Bayık

Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org - www.navendalekolin.com - www.lekolin.net – www.lekolin.info


Parveke

TAGS(ETIKETLER):  AKP  KURT  HALKINA  KARSI  KIRLI  BIR  KOMPLO  ICINDEDIR  

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.