30 MART VE İSYANCI KÜRDİSTAN!..
Makaleler / 01 Nisan 2014 Salı Saat 08:36
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bizim, bir zamanlar "halkın tefferuatı" dediğimiz Komünist etiketli Kemalistler de, soğuk savaş yıllarından kalma sloganla, İstanbul, Ankara yerine Dersim’de oy yağmasına çıkmışlardı.

30 Mart akşamı yerel seçimlere ilişkin ilk sonuçlar uç vermeye başladığında, Kürdistan’ın zaferi, Türk medyasında ortak paydaydı. Bu zafer, sabah çıkan gazetelerin de başlıkları, kalemlerin sütunlarındaydı.

Cengiz Çandar, yazısında Bitlis’in AKP altından çekilip alınması ve Dersim’in CHP tasalludundan kurtarılmasını örnek göstererek, Kürdistan siyasi hareketi "BDP’nin tartışmasız bir zafer kazandığını" yazıyor, "bu manzaranın özerklik projesine zemin hazırladığını" yazıyordu.

Benzer görüşler, öteki gazetelere de serpiliydi. Bütün bunlar, gerçeğin ifadesiydi.

Ancak Kürtler, önü, arkası gelmeyen polis saldırılarını, ötede ışıldayan namluların gölgelerini, etrikalarla sarmal geçen zor bir seçim yürüyüşünü geride bırakarak geliyorlardı. Kürtlerin, kendi yurdunda kaybetmesi için, devlet destekli her türlü alış-verişin yapıldığı ayıplar, suçlar ve yalanlarla dolu bir kampanyadan…

İçeriden salınan kiralık katil Hizbullah teşkilatı, dinden haberliymiş gibi seçim alanlarında dindar rolünde ve dahası Kürtlerin kapısında, oy dilenciliğinde Kürttü. Rojava’da Kürt kesen El Kaide’ye personel, silah tedarik eden Hizbullah, AKP’nin zorlandığı yerlerde (Bingöl'de yaptığı gibi) ona oy devşiren, AKP şansının olmadığı sahalarda da (Batman, Diyarbakır) kendi nam ve hesabına, Kürtlerden oy hırsızlığına çıkandı.

Elinden, hala 1937-1938 katliamının kanı damlayan CHP, Dersimlileri "katiline aşık" avanak yerine koyup, dede ve ninelerinin çiğnenen onurlarını bir kere daha kirli ayakla eziyor, oylarını istiyordu.

Devşirilmiş Tunceliler, Dersim’in direnen ruhunu temsil eden Seid Rıza’nın anısına söverek, kimliklerini inkar yollarında dolaşarak oy toplayacaklarını sanıyorlardı.

Bizim, bir zamanlar "halkın tefferuatı" dediğimiz Komünist etiketli Kemalistler de, soğuk savaş yıllarından kalma sloganla, İstanbul, Ankara yerine Dersim’de oy yağmasına çıkmışlardı.

Oysa, bunlar da Hizbullah gibi Kürt karşıtlığında sabıkalıydı. Dersim halkı, 1937-1938’de doğmamış bebeğinden, seksenlik ihtiyarına kadar ayırımsız kırılırken, ataları, ağa babaları Komünist Enternasyonele, "ilerici Atatürk, gerici feodalite ile mücadele ediyor" bildirileri sunuyordu.

Ama Dersim halkı, akbabaların hücumuna rağmen direnmeyi temsil eden Seid Rıza’nın ruhuna sadık kaldı. CHP’nin yenilgisi, onurlu Dersimlilerin, 1938’in yeni rövanşıdır.

Bingöl’e gelince: O şaşırtmadı. Direnen onurluların yanında ve onlara inatçasına Türk ırkçılığı 1970’lerde Bingöl'de Belediyede iktidar oldu. 1990’larda Türkeş’i parlamentoya taşıyandı. Sonra Hizbullah'ın üssü oldu. O nedenle Bingöl kayıp diyar değildir. Çarşaflı Hizbullah'ın oyu, besleyen devlete gitti. Hepsi o kadar…

Kürdistan onurlu Dersim'le güç kazandı.

Ağrı, Mardin ve Bitlis’in de katılmıyla Kürdistan baştan başa, güneşin yedi renginden üçüne boyandı. Zafer’in adı bu olmalı.

Seçim pampanyası sürecinde, rejim muhafızı partiler, Kürtleri kalkındırmak için yatırım masalıyla kandırmaya, onları bu masalın sularında boğmaya çalıştılar.

Ama hakkını teslim etmek gerekiyor, Selahattin Demirtaş liderliğindeki genç kadrolar, "inanmayın" diyerek, yalan çemberini yardılar.

Nitekim, seçime bir gün kala İMC televizyonunda bir programda konuşan Doğu ve Güneydoğu Anadolu İş Adamları Derneği (GÜNİSAD) Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu Kürdistan’ın plan dahilinde geri bırakılarak cezalandırıldığını anlatıyordu. Erdoğan'ın yatırım yaptık, yapıyoruz masalına karşılık, Bedirhanoğlu şöyle diyordu:

"Kürtler banka kredilerinden bile yararlanamıyorlar. Çünkü, ipotekleri geçerli değildir. Batıdan ipotek gösterenler kredi alabiliyorlar. Araçların sigorta ücretleri de batıda farklı, bizde farklıdır."

Aynı programda konuşan İhratçılar Birliği'nin temsilcisi ise Kürtlere sınır ticaretinin yasak, ihracatın aşılmaz engellerle sarılı olduğunu anlatıyordu.

Kürtler, bu kalkınma masalına arkalarını dönüp, içinden geldikleri yangınların bilinciyle sandığa gittiler. İsyancı Kürdistan, kalkınmanın da kendi güçlerinden geçtiğini bilerek oy kullanıp, zaferle çıktılar. Onların eli şimdi daha güçlü…

TC geneline gelince; AKP’ye akan Türk halkı, "bana da düşer" mi dedi, bilinmez. Ama hırıslık, yolsuzluk, talan ve rüşvet belgeleri, AKP’nin başarısı tacı olarak sandıklardan fırladı.

CHP ise biraz AKP, biraz kurt başlı MHP olayım derken sandıkta boğuldu. Türk halkı aslı dururken, sahteye oy vermedi. AKP’nin alternatifi, ikizi MHP filizlendi.

Kaybeden ise Fethullah Gülen örgütü oldu. Meğer gücü sadece ticaretin kazanç yollarına gömülüymüş, taraftar olarak ölü…

O şimdi, ortalıktaki personelini bankası ve ticarethanelerini kurtarma derdinde.

Recep Tayyip ise maaile balkon gösterisinde, yeni hedefi olarak Cumhurbaşkanlığını gösteriyordu. Milyon dolarları sıfırlayıp, polisten yakayı kurtaran Bilal yanı başında, sırasını bekleyen Osmanlı Şehzadesi misali, kendisi için açılan Başbakanlık yoluna bakarcasına, peşin zafer gülümsemeliydi.

AKP kadroları, arkada Padişaha elpençe gibi duruyor, "Tayyip gidiyor, yaşasın Bilal" dercesine bakıyorlardı.

Balkon manzarası "kimse heveslenmesin Tayyip baş, Bilal alt efendi" diyordu. Görüntülü mesaj buydu.


Yeni Özgür Politika- Ahmet Kahraman


Kürdistan Stratejik Araştırmalar Merkezi

www.lekolin.org - www.navendalekolin.com - www.lekolin.net – www.lekolin.info

Parveke

TAGS(ETIKETLER): 30  MART  VE  ISYANCI  KURDISTAN    

Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.